https://yetkinreport.com/2025/08/17/...-yer-var-mi-2/
Alıntı:
Bugün tartışılan temel soru şu: Rusya gerçekten Balkanlar’da bir güç boşluğu mu bırakıyor, yoksa bu sadece Batı’nın görmek istediği bir “stratejik yanılsama” mı? Eğer gerçekten bir boşluk oluşuyorsa, bunu doldurmaya en hazır aktörler kimler? Tam da bu noktada İngiltere ile Türkiye’nin yolları kesişiyor.
Alıntı:
Ekonomide ise Türk altyapı yatırımlarıyla İngiliz sermayesinin birleşmesi, Balkanlar’ı Avrupa merkezine bağlayan yeni bir jeoekonomik damar oluşturuyor.
Alıntı:
Sırbistan, Bosna-Hersek ve Kuzey Makedonya’da bulunan nadir toprak elementleri, Avrupa’nın enerji dönüşümü ve yüksek teknoloji üretimi açısından kritik önemde. Batarya teknolojileri, rüzgâr türbinleri ve mikroçip üretimi için bu kaynakların önemi, bölgeyi jeopolitik anlamda enerji koridorları kadar stratejik hale getiriyor. İngiltere ise finansal kapasitesi, ileri teknoloji yatırımları ve kurumsal sermaye araçlarıyla sürece katkı sunabilir.
Alıntı:
Üç Büyük Soru İşareti
Bu tablo cazip görünse de, en az üç kritik soru işareti ortaya çıkıyor:
1. Rusya gerçekten geri mi çekiliyor? Ukrayna savaşıyla askeri olarak zayıflamış olsa da Moskova, Balkanlar’daki nüfuzunu tamamen kaybetmiş değil. Özellikle Sırbistan üzerinden kurulan enerji bağımlılığı, Slav-Ortodoks dayanışması ve tarihsel bağlar, Rusya’ya hâlâ önemli bir alan bırakıyor. Dolayısıyla “boşluk” iddiası abartılı olabilir.
2. Balkan halklarının tepkisi ne olacak? Sırbistan başta olmak üzere birçok ülkede Batı merkezli girişimlere karşı kuşkucu, hatta zaman zaman tepkisel bir siyasi kültür mevcut. Türkiye’nin tarihsel bağları avantaj sağlasa da İngiltere ile ortaklık yerel milliyetçi reflekslerle karşı karşıya kalabilir. Bu, projelerin toplumsal kabulünü zayıflatabilir.
3. ABD sahneye dönerse dengeler nasıl değişir? Washington bugün ağırlığını Asya-Pasifik ve Ukrayna’ya vermiş durumda. Ancak Balkanlar’da istikrar bozulursa ABD’nin yeniden devreye girmesi kaçınılmaz olur. Böyle bir durumda İngiltere’nin oyun kuruculuğu sınırlandırılabilir; Türkiye ise Londra ile Washington arasında denge politikası yürütmek zorunda kalabilir.
Alıntı:
Ama asıl kritik soru şudur: Balkanlar’da gerçekten bir güç boşluğu mu oluşuyor, yoksa Batı’nın görmek istediği bir “stratejik yanılsama” mı söz konusu? Eğer Rusya sahadan tamamen çekilmiyorsa, Balkanlar hâlâ yoğun bir rekabet alanı olarak kalacaktır. Eğer Balkan halkları bu ortaklığa sıcak bakmazsa, Londra ve Ankara’nın planları kâğıt üzerinde kalabilir. Eğer Washington ağırlığını yeniden koyarsa, İngiltere’nin bölgedeki oyun kuruculuğu sınırlanabilir.
Bu konu çok önemlidir. Analez çok eksik. İngiltere, Abd, Türkiye, Rusya ve Balkan ülkeleri geçiyor ama Avrupa denildiğinde, bunun motoru yani Almanya hiç geçmiyor. Kaldı ki, Hırvatlar, Boşnaklar ve Slovenler Alman menşeli milletlerdir. Aynı zamanda Arnavutluk ve Makedonya, hatta Yunanistan'da Germen menşeli topluluklar vardır.
İngiltere nasıl ittifak kuruyorsa, Ruslar da Slav ekseninde ittifaklar oluşturabilirler. İngiltere'nin Balkanlardaki çabaları, Almanya'yı da Rusların yanına iter. Bu durumda Abd de İngiltere'nin yanında olmayacaktır.
Ruslar bir adım bile geri çekilmezler. Türkiye'nin, Rusya karşısında olacağı bütün pozisyonlar yanlıştır.
Zengezur'da Rusya ve İran karşısında pozisyon alındı, Abd'nin s2yle gerdeğe girildi. Abd'nin dış politikada en önemli icraatı satmaktır. Derhal satarlar. Şimdi İngiliz'in s2yle, Balkanlar'da icraat yapacaklar. İngiliz ötöröftür, onlarda s2 yok.
İngiltere'de ileri teknoloji de yoktur. Çok daha ileri teknoloji Almanya'da var. Sadece finansal güçleri var.
AB ve Nato üyesi olunması ve finansal sıkıntılar sebebiyle direk Ruslardan yana olunamaz ama Almanya'dan yana olunabilir.
Yukarıdaki analezde Almanya hiç yok.