Alıntı:
Aksakallı Savcılık ifadesinde Semih Terzi'yle ilgili olarak kelimesi kelimesine şunları söyledi:
"2008 yılında ben Kara Kuvvetleri İç Güvenlik Şube Müdürü iken Semih Terzi'yi Kara Kuvvetleri Komutanının Özel Kalem Müdürü olarak tanıyordum. Daha sonra Özel Kuvvetlerde birlikte çalıştım. Ben 2015 Ağustos öncesinde Özel Kuvvetlerde görevli Tuğg. Semih Terzi, Tuğg. Mehmet Nuri Başol ve Tuğg. Mehmet Cengiz Doğan'ın görevden alınması için teklifte bulundum. Semih Terzi dışındakiler görevden alındı. Ancak Semih'i görevden almadılar. 2015-2016 yıllarında Semih Terzi'nin buradaki görevinden alınması için 2 defa teklifte bulundum, ancak görevden alınmadı. Semih Terzi'ye olumsuz sicil ve olumsuz kanaat yazdım. 2016 sicil belgesi Genelkurmay'dan istenebilir. Hatta 5-6 ay önce kendisine Silopi'de, 'dilekçeni yaz bu birlikten defol git' dedim. Ben Semih Terzi'nin FETÖ'cü olduğunu tahmin ediyordum. Buna yönelik şüphelerim vardı. Aynı zamanda görevinde çok yetersizdi."
Alıntı:
Aksakallı, Terzi'nin "babasının rahatsızlığı" gerekçesiyle o gün Ankara'ya geleceğini sabah saatlerinden itibaren biliyor. Çünkü izni veren ve Ankara'dan gidecek nakliye uçağı ile gelmesini söyleyen bizzat kendisi.
Alıntı:
Semih Terzi'yi defalarca ÖKK'dan aldırmaya çalışmış, hatta, "Dilekçeni yaz, bu birlikten defol git" demişsiniz... Üstüne üstlük "FETÖ"cü olduğunu tahmin etmiş, şüphelenmişsiniz... Ancak en önce Terzi'nin darbe teşebbüsünde yer alabileceğini tahmin etmemiş, saat 21.30'dan 24.00'e kadar onu Silopi veya Diyarbakır'da durdurmak için hiçbir şey yapmamış, kimseyi arayıp, talimat vermemişsiniz!..
Acaba neden?