https://img.godmode-trader.de/charti...57/5647887.png
Kendime masallar.!!
Masallar dünyası.!!!
https://img.godmode-trader.de/charti...57/5647887.png
Kendime masallar.!!
Masallar dünyası.!!!
Bu hükümet başa geldiğinden beri faizcilere düşman olduğunu açık dille ifade etmişti zaten ama piyasayı bu kadar abluka altına alacaklarını kimse tahmin etmiyordu yada inanmak istemiyordu :) Geç de olsa bazı mevduatçılar iyice uyanmışa benziyor farklı kanallara yönelim arttı. DTH ivmesi giderek dikleşen bir açıyla nebatiye nanik yapıyor. Restine rest diyor adeta vatandaş !
FED'in Mart'ta faiz artırma olasılığı giderek güçlenmeye başladı, heleki bizdekiler hala indirim diye atıp tutarken, sanırım kusursuz fırtınaya çok daha yakınız bu gidişle! :evil:
Bahricigim haklisin valka. Ven paralari hatunlarla yiyorum daha cok geliyor. Yemesem bir kurus gelmez...SM-J730F cihazımdan hisse.net mobile app kullanarak gönderildi.
Bosch "ben güven kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim" demiş.
Özellikle finansal konularda birbiri ile zıt iki kavram yaşamsal önemlidir. Ben buna tutarlılığı da ekliyorum.
1- GÜVEN
2-BELİRSİZLİK
3-TUTARLILIK
İçinde devlet yönetiminin ve bankaların olduğu bu kurumlar inanılmaz büyüklükte kaldıraçlı işlem yaparlar.
Bankalar, vatandaştan topladıkları TL-Döviz mevduatını diğerlerine belli bir vade ile satarlar.
Herhangi bir dönemde güvensizlik oluşursa vatandaşlar vadesinden önce toplu halde paralarını çekmek istese banka veremez ve yükümlülüklerini yerine getiremez hale gelir.
Ticarette de öyledir.
Her şey gelir ve giderin zamansal anlamda uyumlu yürümesine dayanır.
Şirket maddi varlığı olsa bile zamansal uyumu sağlayamazsa rahatlıkla batabilir.
O nedenle ülkelerin ekonomik krizde olmalarının temel nedeni ihtiyaç duydukları miktar değil, güvensizlik nedeniyle kaynağın aniden tamamıyla kesilmesidir.
Yoksa iç ve dış borçluluğu çok fazla olan onlarca ülke yüzde 1-2 faizle borçlarını çevirebiliyor.
O nedenle güvenin sıfırlandığı ancak belirsizliğin tavan yaptığı bir ülkeye gelişmiş ülkeler borç vermek istemezler. Bunu dış güçler şeklinde açıklamak acizlikten, içine düşülen durumun vahametini göstermekten başka bir şey değildir.
Bu durumda evine icra gelmiş sabit maaşlı ancak lüx içinde yaşama özenip batan kişi gibi ülkede satılacak ne kaldıysa haraç mezat diğer ülkelere pazarlanmaya çalışılır.
Kendi halkını köle fiyatları ile çalıştırıp yapılan ihracatla dış borçunu ödemek için para bulmaya çalışılır.
Ümmet artırmak hedefi ile her geçen yıl artan nüfusu ile kölelik düzeninin devamı sağlanır. Kapitalist ülkelerin pazarı haline gelir.
Bir ülke bugün olduğu durumdan hiçbir şey yapmayıp sadece 30 yıl öncesinin nüfusu ile kalsa şu anki milli geliri 2 ye katlanır.
Yaparlar mı?
Yapmazlar...
Zira kapitalist ülkeler Hindistan gibi baştaki bir avuç zümreyi yünlerce kat refah içinde saraylarda yaşatırlar ki, o azınlık milliyetçiliği, dini kullanıp ahiret vaadi ile düzenin devamını sağlarlar....