-
Amerikali roman, oyku ve deneme yazari Don DeLillo’nun dogum gunu (20 Kasim 1936)
"Dunya ustundeki en ustun yasam formu oldugumuza ama yine de sozcuklere sigmayacak kadar mutsuz oldugumuza, cunku baska hicbir hayvanin bilmedigi seyi, olmek zorunda oldugumuzu bildigimize dair bir ironi."
https://images.penguinrandomhouse.co.../9780143105985
“No sense of the irony of human experience, that we are the highest form of life on earth, and yet ineffably sad because we know what no other animal knows, that we must die.”
"Sanki bir miktar engellenmis gibi duruyorlar, sabit ve iyi ayarlanmis tebessumler takinmislar, fotograf makinesinin dogasinda var olan bir seyden suphe eder gibi."
https://upload.wikimedia.org/wikiped...hite_Noise.jpg
“Stand at an angle to the future, somewhat averted it seemed, wearing fixed and fine-drawn smiles, skeptical of something in the nature of the box camera.”
-
1984 yilinda En Iyi Film Akademi Odulu alacak olan, Larry McMurtry’nin romanindan uyarlanan, James L. Brooks’un yonettigi, Shirley MacLaine, Debra Winger ve Jack Nicholson’in oynadigi komedi-drama Sevgi Sozcuklari (Terms of Endearment), 20 Kasim 1983 tarihinde New York’ta gosterime girdi.
https://images-na.ssl-images-amazon....xMDE@._V1_.jpg
http://38.media.tumblr.com/adc172f56...r4j8j1_540.gif
https://www.out.com/sites/out.com/fi...f5no10_250.gif
-
-
https://pbs.twimg.com/media/DPAa9tnXUAAUYC7.jpg
"Goruslerini ya da dusuncelerini aciklamak icin herkesin kendini paraladigi bir cagda ve bir ulkede, Bay Palomar, herhangi bir sey one surmeden once, dilini uc kez isirmak aliskanligini edindi. Dilini ucuncu kez isirdiktan sonra da, soylemek istedigi seye hala inaniyorsa, soyluyor: Inanmiyorsa susuyor. Bu nedenle haftalar ve aylar boyunca suskun kaldigi oluyor." Italo Calvino, Palomar
-
"Insanlarin yurekleri arasindaki bag yalnizca uyum uzerinden olusmuyordu. Aksine, bir yaradan digerine daha derin baglar olusuyordu. Aci aciyla, kirilganlik kirilganlikla yurekleri birbirine bagliyordu. / A unire il cuore delle persone non è soltanto la sintonia dei sentimenti. I cuori delle persone vengono uniti ancora più intimamente dalle ferite. Sofferenza con sofferenza. Fragilità con fragilità." Haruki Murakami
https://pbs.twimg.com/media/DPEizaDWsAAm6A_.jpg
-
“Insan dili, yildizlari eritecek bir muzik yapma hayali kurarken, ayilarin dans etmesi icin parmaklarimizla ritim tuttugumuz kirik bir davul gibidir. / E il linguaggio umano è simile ad un tamburo rotto su cui battiamo melodie per farci ballare gli orsi, mentre ciò che desideriamo è fare musica che commuova le stelle.” Gustave Flaubert
https://pbs.twimg.com/media/DPEmZoAXkAEZGJz.jpg
-
Fransiz yazar ve filozof Voltaire'in (Francois Marie Arouet) dogum yil donumu (21 Kasim 1694)
"Belki yuz kez kendimi oldurmek istedim. Ama yasami hala seviyordum. Bu gulunc zayifligimiz belki en vazgecilmez duskunluklerimizden biridir. Cunku her zaman yere calmak istedigimiz bir yuku, surekli tasimaya calismaktan, varligimýzdan dehsete dustugumuz halde, ona baglanmaktan, kisacasi bizi kemiren yilani kalbimizi yiyinceye kadar oksamaktan daha budalaca bir sey olur mu?" Candide Ya Da Iyimserlik
https://images-na.ssl-images-amazon....4,203,200_.jpg
"I have wanted to kill myself a hundred times, but somehow I am still in love with life. This ridiculous weakness is perhaps one of our more stupid melancholy propensities, for is there anything more stupid than to be eager to go on carrying a burden which one would gladly throw away, to loathe one’s very being and yet to hold it fast, to fondle the snake that devours us until it has eaten our hearts away?"
Candide: "Bay Martin, hic Fransa'da bulundunuz mu?" diye sordu. Martin: "Evet," dedi; "bircok eyaletini dolastim. Nufusunun yarisi deli olan eyaletler var; bazilarinin halki cok kurnaz, bazilarininki ise oldukça saf, oldukca aptal; bazilarinda zarafet sergileniyor; ama hepsinde birinci is ask,ikincisi dedikodu, ucuncusu de gevezelik."
https://images-na.ssl-images-amazon....4,203,200_.jpg
Candide said to Martin, “Pray, Mr. Martin, were you ever in France?” “Yes, sir,” said Martin, “I have been in several provinces of that kingdom. In some one-half of the people are fools and madmen; in some they are too artful; in others, again, they are in general either very good-natured or very brutal; while in others they affect to be witty; and in all, their ruling passion is love, the next is slander, and the last is to talk nonsense.”
-
Alman sair,roman ve oyku yazari Heinrich von Kleist’in olum yil donumu (21 Kasim 1811)
"Topluma actigim savas sizin de belirttiginiz gibi toplumdan dislanmasaydim suc sayilabilirdi." "Dislanmak mi?" diye bagirdý Luther gozlerini dikerek, "Yasadigin bu ulkenin toplumundan seni dislayan kim? Devletler var oldugundan beri, kim olursa olsun toplumdan dislanan oldu mu?" "Yasalarin korumadigi bir insana ben dislanmis derim!" diye yanit verdi Kohlhaas, yumruklarini sikarak, "Cunku isimi huzurla yapabilmem icin korunmaya ihtiyacim var. Ve bu nedenle kendi emegimle kazandigim tum mallarimla birlikte bu topluluga siginiyorum. Bunlari benden kim esirgerse beni vahsilerin ortasina, yalnizliga atmis olur. Kendimi savunabilmem icin kullandigim sopayi elime veren kisinin o kisi oldugunu nasýl yadsirsiniz?"
http://m.faz.net/media0/ppmedia/vide...von-kleist.jpg
The war I wage against the community is a crime, if, as you have pledged your word, I was never cast out from its midst.” “Cast out!” Luther exclaimed: “what mad idea hath seized thee? Who could have cast thee out from the community in which thou wast bred? Nay, canst quote me one—be he who he might—as long as nations have been on earth, who has thus been cast out?”Kohlhaas answered, clenching his fist, “I call him an outcast to whom the protection of the law is denied. I need that protection in the peaceful exercise of my calling; for that, and that alone, I and mine seek security in the bosom of a community, and whoso denies it to me casts me out to the savages of the wilderness, and—who will dispute it?—himself places in my hands the club that serves for my own defense.”