Paramedya’da uzun süredir yazıyorum: SASA vergi teşvik gelirleriyle fiktif kâr açıklıyor. Bağımsız denetçiler geçmiş her dönem sorgulamadan bu gelirleri finansallara yazdılar; bunun sorumluluğuna vakıf olmalılar.
Peki bu “vergi teşvik gelirleri” neye dayanıyor?
UFRS (Uluslararası Finansal Raporlama Standartları) çerçevesinde ertelenmiş vergi geliri, gelecekte elde edileceği varsayılan kârdan, teşvik kapsamında ödenmeyecek vergi kısmını içeriyor.
Yani gerçekte olan şu: Vergi teşvik gelirini yazmaya dayanak olan tek şey, bizzat şirket yönetiminin hazırladığı projeksiyon,
Devasa yatırımlar tek başına bir işletmenin geleceğini değerlendirmek için yeterli değildir.
SASA ise bu yatırımlardan sonra kapasitenin tam olarak kullanılacağını ve devasa hasılat üreteceğini varsayarak, ağır finansal yüke karşılık vergi teşvik geliri destekli açıkladığı fiktif kârlarla özkaynak erimesini frenledi. Üstüne üstlük otorite, bu “sözde kârlı” tabloları esas alarak SASA’nın bedelsiz sermaye artırımını onayladı.
Ama 2025’in ilk 6 aylık finansalları, bu varsayımların pamuk ipliğine bağlı olduğunu gösterdi: Hasılat geçen yılın aynı dönemine göre %26 düşerek 22,4 milyar TL’ye geriledi. Brüt karlılık %20’lerden %10’lara gerilemiş. Esas faaliyet kârı neredeyse yok oldu. Enflasyon muhasebesinden gelen 19,9 milyar TL parasal kazanç, 32,3 milyar TL’ye ulaşan finansman giderini absorbe etmeye yetmedi. Sonuçta sürdürülen faaliyetlerden vergi öncesi zarar 11,6 milyar TL oldu.
Ve en vurucu nokta şu: 2,75 milyar TL teşvik belgesi kapsamında ertelenmiş vergi gideri yani negatif teşvik gelir tablosuna yansıdı.
Negatif Teşvik Ne Demek?
Şirket kâr edemediği için, teşvik kaynaklı indirimlerden fiilen yararlanamadı.
Dolayısıyla bilançoda taşınan ertelenmiş vergi varlığına karşılık, gelir tablosuna bu dönemde 2,75 milyar TL gider yazıldı.
Yani, geçmişte bilançoyu parlatan o vergi teşvik gelirleri, bu kez şirketin zararını artırdı.
Vergi öncesi zarar yüksek olduğu için, vergi teşvikine dayalı indirim “gelir yaratma” yerine “geliri azaltma” yönünde ortaya çıktı.
Unutulmamalı: Bu negatif kayıt, teşvik hakkının ortadan kalktığı anlamına gelmez. Sadece cari dönemde kullanılamadığı için gelir tablosunda eksi etki yaptı. İleride kâr oluşursa, yeniden pozitif etkiye dönebilir.
Ama asıl mesele şu: Kâr yaratamayan şirket, devasa teşvik varlığını nakde çeviremez.
Denetçiler ve Otoritenin Sorumluluğu
Sormamız gerekiyor!
Geçmiş dönemlerde yazılan milyarlarca liralık vergi teşvik geliri hangi temellere dayanıyordu?
Cevap basit: Yönetimin hazırladığı iyimser fizibilitelere.Maalesef denetçiler bu fizibiliteleri sorgulamak yerine, otomatik olarak finansallara yazdı. Otorite ise bu tablolar üzerinden SASA’ya bedelsiz sermaye artırımı onayı verdi. Sonuçta yatırımcıya, “sanal kâr” üzerinden sahte bir özkaynak gücü gösterildi.
Bugün gelinen noktada ise 2,75 milyar TL’lik negatif teşvik kaydı, bu oyunun dönüm noktasıdır.
Gelecek İçin Ne Anlama
Geliyor?
Bundan sonra şirketin gerçek gücünü
gösterecek olan şey, hasılat ve operasyonel kâr olacak.
Eğer yatırımlar devreye girer, kapasite kullanımı yükselirse bugün negatif yazılan bu kalemler tekrar pozitife dönebilir. Ama aksi halde, bilanço makyajlama döneminin sonuna gelinmiş olabilir.
Devletin Şapkadan Çıkardığı Tavşan…
SASA, yeni kurduğu rafineri şirketi için Özel Endüstri Bölgesi hakkı aldı. Bildiğim kadarıyla bu hakkı taşıyan Türkiye’deki 8. Bölge oldu. İnanılmaz vergi avantajları var.Hissenin son dönemde yükselmesinin en büyük nedeni de bu beklenti. Yani SASA ne zaman sıkışsa, devlet bir şekilde şapkadan tavşan çıkarıyor.
Kısaca, SASA’nın güncel bilançosu bize şunu söylüyor: Geçmişte yazılan teşvik gelirleri fazlasıyla iyimserdi. Denetçiler ve otorite, bu fiktif gelirlerin bilanço makyajına dönüşmesine göz yumdu. 2025 finansalları, artık bu illüzyonun sorgulanması gerektiğini gösteriyor. En azından şimdilik.
Yatırımcı için kritik soru ise, bugüne kadar “teşvikle yaratılan kârlar” gerçek mi, yoksa sadece fizibilite kâğıtlarının üzerinde kalan bir hayal mi? olmalıdır! Takip etmeleri gereken esas nokta budur.
Sevgi ve vicdanla kalın…
Prof. Dr. Soner GÖKTEN