Sayfa 1/2 12 SonSon
Arama sonucu : 12 madde; 1 - 8 arası.

Konu: Gaziler Günü

  1. #1
    Duhul
    Feb 2017
    İkamet
    İZMİR_İZMİR
    Yaş
    52
    Gönderi
    2,926

    Gaziler Günü

    Gaziler Günü
    13 Eylül 1921′ de kazanılan Sakarya Zaferi’nin hemen ardından, 14/15 Eylül gecesi, Batı Cephesi Kumandanı İsmet Paşa ile Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa, Edirne ve Kozan Milletvekilleri sıfatıyla Büyük Millet Meclisi Reisliği’ne cepheden telgrafla şu önergeyi gönderdi:

    “Bizzat muharebe meydanındaki tedbiriyle muzafferiyetin amil ve müessiri olmuş Başkumandan Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine müşirlik rütbesi ile gazilik ünvanı tevcihini teklif ve istirham ederiz. Büyük Millet Meclisi’nin bu teveccühünün milletimiz tarafından doğrudan doğruya bütün orduya müteveccih bir eser-i takdir ve taltif olacağı kanaaatinde bulunduğumuzu arz eyleriz.”
    Sakarya Meydan Muhaberesi’nin kazanılmasından sonra, 19 Eylül 1921 tarihinde, TBMM’since Başkomutan Mustafa Kemal ATATÜRK’e, “MAREŞAL” rütbesi ile “GAZİ” ünvanı verilmiştir.
    19 Eylül, “GAZİLER GÜNܔ olarak kutlanmaktadır.

  2. Kurtuluş Savaşı gazilerinin hepsi terk-i diyar eyledi..
    "Kore dağlarında tabakasını unutanları" galiba çoktan unuttuk..
    Kıbrıs'tan geriye kalanlar, Beşparmak dağı misal bir elin parmakları kadar..
    ama bu topraklarda, bu vatan için kimi şehit kimi gazi yazılmaya devam ediyor..
    hakları ödenmez elbette..

    şehitlerimize rahmet dilerken..
    gazilerimiz için.. yaşarken, hala aramızdayken bir parça olsun hak bilir olabilsek keşke..

    sevgi, saygı, minnet ve rahmetle..


  3. #3
    evet biz gazilerimize minnettarız
    ama devlet bile gaziden gaziye ayırım yapıyor bu ülkede
    NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
    69.069

  4. #4
    Duhul
    Feb 2017
    İkamet
    İstanbul
    Yaş
    61
    Gönderi
    6,797
    Atatürk’e Mareşal Rütbesi ile Gazi Unvanı Verilmesi Hakkında Yazı

    Mustafa Kemal Paşa, Amasya Genelgesi’nin ilgililere duyurulmasının ardından, yapılacak olan kongreye katılmak üzere Erzurum’a geldi. Bu durumdan büyük rahatsızlık duyan İstanbul Hükümeti 8-9 Temmuz 1919 gecesi Mustafa Kemal’e telgrafla resmi memuriyetine son verildiğini bildirdi. Mustafa Kemal Paşa’da Harbiye Nezareti`ne ve Padişah`a, resmi vazifesiyle beraber askerlik mesleğinden istifa ettiğini bildiren bir telgraf gönderdi.

    Erzurum ve Sivas Kongreleri ile birlikte Milli Mücadele büyük bir hız kazandı. 23 Nisan 1920’de ilk Büyük Millet Meclisi açıldı.

    İzmir’i işgal eden Yunan kuvvetlerinin ilerlemesi 1921’de yapılan I. ve II. İnönü Muharebeleriyle durduruldu. Ancak Yunan kuvvetleri tekrar hazırlıklarını tamamlayıp 10 Temmuz 1921’de iki ayrı cepheden taarruza geçerek Türk ordusunu yok etmek istediler. Mustafa Kemal Paşa, 18 Temmuz 1921’de Batı Cephesi karargâhına gelerek durumu yakından inceledi. Taktik savunma yapmak amacıyla ordunun Sakarya’nın doğusuna çekilmesini uygun gördü. Böylece Türk ordusu, Yunan taarruzundan etkilenmeyecek ve savunma gücünü artırabilecek bir fırsat elde etmiş olacaktı. Son çare ve son tedbir olarak Mustafa Kemal Paşa’nın ordunun başına geçmesi gerektiği fikri ağırlık kazandı. Bunun üzerine Meclis, 5 Ağustos 1921’de Mustafa Kemal Paşa’ya, “Başkomutanlık” verdi.

    Mustafa Kemal Paşa, 12 Ağustos 1921’de Polatlı’daki Cephe Karargâhına giderek ordunun başına geçti. 14 Ağustos sabahı ilerlemeye başlayan Yunanlılar 23 Ağustos’ta Sakarya ırmağının kıyısında Türk ordusu ile karşı karşıya geldiler. Yirmi iki gün, yirmi iki gece süren şiddetli çatışmaların ardından Yunan ordusu mağlup olarak geri çekilmeye başladı (13 Eylül 1921).

    Savaşın kazanılmasının ardından, “Garp Cephesi Komutanı” İsmet (İnönü) Paşa ile Genelkurmay Başkanı Fevzi (Çakmak) Paşa, cepheden, “Edirne Mebusu İsmet ve Kozan Mebusu Fevzi” imzalarıyla Meclis`e 15 - 16 Eylül 1921’de gönderdikleri tarihi önergeyle, Mustafa Kemal’e “Mareşal” rütbesi ile “Gazi” unvanı tevcihini önerdiler.

    Türkiye Büyük Millet Meclisi de 19 Eylül 1921 tarihinde yaptığı toplantıda Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’yı, Sakarya Savaşı’nda elde ettiği büyük başarıdan dolayı askeri rütbelerin en büyüğü olan “Mareşal” rütbesi ve “Gazi” unvanı ile onurlandırdı.

    “Mareşal” rütbesi ve “Gazi” unvanı verilen Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Meclis’e şöyle teşekkür etti:

    “... Kazanılan bu başarı, Yüksek Heyetinizin iradesiyle kuvvet bulan ordumuzun iradesi sayesinde, düşman ordusunun iradesinin kırılması suretiyle belirmiştir. Bu sebeple ödüllendirişinizin gerçek muhatabı yine ordumuzdur.”

    Mustafa Kemal, 20 Eylül 1921’de orduya yayımladığı bildiride ise şunları kaydetti:

    “...Zaferden dolayı sizin kahramanlıklarınızla, sizin gösterdiğiniz nihayetsiz fedakârlıklar pahasına kazanılan bu büyük muzafferiyetlerin millet tarafından takdirini gösteren bu rütbe ve unvanı, ancak size mal ederek bütün askerlik hayatımın en büyük iftihar sermayesi olarak taşıyacağım.”

    Türk ordusu, yurdu tamamıyla düşman işgalinden kurtarmak için 26 Ağustos 1922’de taarruza başladı. Mustafa Kemal Paşa’nın yönettiği “Başkomutan Meydan Muharebesi”nde (30 Ağustos 1922) Yunan ordusunun büyük kısmı yok edildi. Türk ordusu 9 Eylül 1922’de İzmir’e girdi. 11 Ekim 1922’de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı ve İtilaf Devletleri işgal ettikleri Türk topraklarından çıktılar.

  5. Selim Acar: “Bir anda kolumu kaldıramadım, vurulduğumu anladım, kurşunlardan biri göğüs kafesimin altına girmişti, zor nefes alıyordum, ölümü beklemem gerekiyor galiba diye düşündüm, birinin ‘selim öldü' dediğini duydum, ‘ben ölmedim' diyemedim, sesim çıkmıyordu, vücuduma üç kurşun girmiş, uzuv kaybım var, iç organlarım parçalanmış, askerden sonra dört yıl serseri mayın gibi kendimi aradım, neredeyim, neler oluyor diye günlerimi geçirdim, tek tek şehit arkadaşlarımın mezarlarına gittim, oraya mı aitim, buraya mı, algılayamıyorum, bazen kendimi tuvalet kağıdı gibi hissediyorum, kendi vatanımızı savunduk ama, sanki paçavrayız.”
    *
    Erhan Atik: “insanların duyarsız olması beni çok üzüyor. kimi insanlar ‘benim için mi vuruldun?” diyor. bu cümle beni bitiriyor.”
    *
    Erol Aydın: “Davul zurnayla gittim, koltuk değneğiyle döndüm, bazı insanlar ‘devletten maaş alıyorsun, daha ne istiyorsun?' diyorlar.”
    *
    Erol Ayhan: “karaciğer, bağırsak, böbrek, kalp, ortopedi, beyin, sinir cerrahisi, üç ay içinde 41 ameliyat oldum, bacağımı diz üstünden kestiler, yıllar geçti, hâlâ vücudumdan şarapnel parçaları çıkıyor, biz gazileri biz gazilerden başka kimsenin anlamadığını gördüm.”
    *
    Reşat Bakır: “sinir uçlarım çok hassastı, protez taktığım zaman çok canım yanıyordu, sürekli evdeydim, dışarı çıkamıyordum, ama çocuklar anlamıyor ki. oğlum yanıma geldi, ısrar etti, birlikte parka gittik, bir banka oturdum, salıncağa binmek istiyor, kaydıraktan kaymak istiyor, onunla oynamamı istiyor, bakıyor etrafındaki babalar çocuklarını kucaklarına alıyor, oğlum da aynısını istiyor, hadi gayret edeyim dedim, kaldırmak istedim, ikimiz birlikte düştük.”
    *
    ...
    http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarla...andum-2015887/

  6. #6



    Protokole garson, gazilere self servis.

    http://www.hurriyet.com.tr/buyuk-ayi...ervis-40583758

    “Sen bilmezsin. O bilmez. Hiç kimse bilmez, bilemez. Hatta ben bile. Bir tek paşa gönlüm bilir.”
    Aşık Veysel Şatıroğlu

  7. #7
    Gazilerimizi minnet, sevgi ve saygıyla selamlıyoruz.

    Terk-i diyar edenleri rahmetle anıyoruz.

    Başlık için teşekkür ederim.

  8. CÜNEYT hocam;
    ince düşünceniz için saygılarımı sunuyorum.

    Gazilerimize şükranlarımı sunarım.

    Son bir şey daha arz edeceğim;



    O'nun için ise hayatımı sunardım.
    Her şey sudan meydana gelmiştir.
    Thales

Sayfa 1/2 12 SonSon

Yer İmleri

Yer İmleri

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •