Sayfa 324/774 İlkİlk ... 224274314322323324325326334374424 ... SonSon
Arama sonucu : 6189 madde; 2,585 - 2,592 arası.

Konu: Referandumda Neden EVET

  1. Foruma bakınca Referandum da neden Evet topiğine 2583 mesaj atılırken
    Hayır da hayır vardır topiğinde sadece 246 mesaj görüyoruz. Demekki Evet çok daha popüler.

  2. #2586
    Duhul
    Feb 2017
    İkamet
    Gurbet
    Yaş
    60
    Gönderi
    9,075
    Blog Entries
    3
     Alıntı Originally Posted by Omaha Yazıyı Oku
    Foruma bakınca Referandum da neden Evet topiğine 2583 mesaj atılırken
    Hayır da hayır vardır topiğinde sadece 246 mesaj görüyoruz. Demekki Evet çok daha popüler.
    Bakış açınıza göre değişir..

    O topikte gönderi başına izlenme sayısı 17 iken bu topikte 15.

    Bakış açınızı Görüş açısına değiştiriniz..

  3. almanya camilere el koyuyor.
    ben istanbuldayken alman ajanlari sehirde fink atardi.


    http://www.hurriyet.com.tr/almanyani...m_action=click

  4.  Alıntı Originally Posted by Omaha Yazıyı Oku
    Foruma bakınca Referandum da neden Evet topiğine 2583 mesaj atılırken
    Hayır da hayır vardır topiğinde sadece 246 mesaj görüyoruz. Demekki Evet çok daha popüler.
    Hayır cılar evet çileri ikna etmek için daha çok çalışıyor da denebilir...😂
    Yada hayır cılar yatıyor evet çiler çalışıyor da olabilir...
    Kısaca "istatistik sayılarla yalan söyleme sanatıdır"
    😅😃

    SM-A710F cihazımdan hisse.net mobile app kullanarak gönderildi.

  5. yakın zamandan yaşı yetmeyenler ve okumayanlar bilemezler..?
    iran cumhuriyet olmasına ragmen şah rıza pehlevi tarafından yönetilen ve diktatör biri idi...kıssa kıssa geçiyorum..
    sonra devrildi ve dinci hümeyni geldi onunda yaptıkları ortada..sonra
    abd destekli ırak ve başka bir diktatör saddam iranla 10 yıl savaş yaptılar neden kıssaca birilerinin hacivat karagöz oynatıyor gibi oynattılar..iranda tarihinde bir pers imparatorlugu vardı ve bir gelenegi vardı,,ırak ise osmanlının parçalanmasından sonra oluşan bir devletti,,peki bu bu şavaş neden 10 yıl sürdü çünki hümeyni geldiginde iran ordusundaki komutanların hepsini astırdı orduyu yönetecek albay konumundaki adamlar kaldı,,burayıda es geçelim...? peki bu şavaşın kaz***** kimdi malesef ne iran nede ırak kazandı bu ülkelere silah satanlar kazandı ,,, olan bu ülkenin vatandaşına oldu..
    sonra ABD saddama kuveyt,e girmesini söyledi ve arkasında oldugun ve saddam kuveyte girdi ,,arkasından kuveytteki ve urdan nemelanan ülkeler ayaga kalktı bunun böyle oldu bittiye gelmeyecegini göremeyen saddam,a en büyük darbeyi destekçisi abd ve ingiltere vurdu ,, ve saddam linç edilerek ve asıldı ve çocuklarıda vuruldu.
    peki ırak ne oldu parçalandı burda pkk denen bir terör örgütü çıktı 1983 yılında ilk silahlı eylemini yaptı o zamanki başbakan özal ne demişti üçbeş çapulcu eşkiya o zamandan önlem almayan özal hükümeti 34 yıldır bu terörle ugraşmasına ve şehitler vermesine ve ayrıca silah tüccarlarıda burdan para kazanıyordu,,peki destekçileri kim abd ,ingiltere ve diger ab üyelerinden bazıları,,,aslında bu örnekleri çogaltabiliriz dünya ülkelerinde ,,,şimdi bir anayasa degişikligi ile partili cumhurbaşkanı refarandumu yapılacak 16 nisanda..düşününki millet iradesi dedigimiz milletvekilleri baş sayfaya ne yazılacagı dahi belli olmayan bir a4 kagıdına imza veriyor,,,aslında başkanlık yönetimine ben hiçbir zaman karşı olmadım partili bir başkanında hiçbirzaman benimsemedim..peki ırak saddamın partisi baas vardı türkçe anlamı ne efendi demek ,,,bizde parti devleti yolundayız yani..tek adamı kandırmak veya eylem yapmak veya bir açıgını bulmak çok kolay nede olsa insanoglu beşer şaşar,,
    güçler ayrılıgı olsa ben başkanlıga evet derim veya abd deki gibi veya bizim ülkemize daha anlam yükleyecek bir başkanlıga..
    peki yakın zaman gelince acaba ergenekon balyoz gibi kumpaslar kurulup degerli komutanlar içeri atılırken kozmik odaya girilip ordaki sırlar yabancı ajanların eline geçirilirken bizim bu aziz milletimiz nerdeydi bunların suçsuzlugunu savunan bir avuç insan başka kimseler yoktu..acaba bizde idam olmadıgı için bu komutanlar hayatta olsaydı hepsi asılmıştı,,geriye dönüp baktıgımızda acaba iranın düştügü duruma düşürülerek vatanı parçalamak isyetenlerin ekmegine yag sürmedikmi..
    onların yerine atananlar fetöcü çıkmadımı peki bunları atayanlar bakanlar fettullah hoca beyefendi diye yere göge sıgdıramıyorlardı gidip eletek öpüyorlardı,,belki başarılı olsaydı hümeyni gibi gelip devletin başına konmayacakmıydı devletimizi ve vatanımızı bu duruma düşürenlerin allahım ve milletim beni afetsin demedilermi ,,,allah bilmem belki afeder ,,,
    acaba abd den hükümete şöyle bir öneri gelse deseki ...gel anlaşalım fetöyümü istersin zarrabımı dese ne cevap verir ....?
    allah ülkemize hangisi faydalı olacaksa hayır,lısını versin ..
    okuyun okuyun okuyun ....cahillikle hiçbiryere ulaşılmaz ,,degilki yüce kitabımız kuranıkerim...oku diye başlar..
    sorun sorgulayın şayet sorgulamaz iseniz köle olursunuz daha ötesi yok..?
    ZIR-DELİ Y.T.D

  6.  Alıntı Originally Posted by Omaha Yazıyı Oku
    Foruma bakınca Referandum da neden Evet topiğine 2583 mesaj atılırken
    Hayır da hayır vardır topiğinde sadece 246 mesaj görüyoruz. Demekki Evet çok daha popüler.
    herhalde bu analiz sn.rumanigge bana sordugu cevabı niteliginde olmuş .. ne kadar az olsada dogruları savunmak..
    %10 luk bir kesim tıpkı kurtuluş savaşında oldugu gibi ,,,mustafa kemal atatürk önderliginde çıg gibi büyümüştü..
    bu defada kılıçtaroglu , perinçek , meral ahnım,sinan ogan ümit özdag toplasan 40 kişi yapmaz fakat önderlik hayır cepesini güçlendirecek ve %50 üzerine atacaktır..dogru herzaman dogrudur..
    ZIR-DELİ Y.T.D

  7.  Alıntı Originally Posted by sulzer Yazıyı Oku
    ....(1)saddam iranla 10 yıl savaş yaptılar neden...
    (2)...düşününki millet iradesi dedigimiz milletvekilleri baş sayfaya ne yazılacagı dahi belli olmayan bir a4 kagıdına imza veriyor...
    (3)...güçler ayrılıgı olsa ben başkanlıga evet derim veya abd deki gibi veya bizim ülkemize daha anlam yükleyecek bir başkanlıga...
    1) Saddam'ın İran ile 8 yıl savaşmasının sebebi ABD'nin gir İran'ı al. Tüm Müslümanların halifesi olursun gazı idi. Çok tanıdık geliyor değil mi?

    2) TR'nin demokrasi ile ilgili en büyük sorunu anayasadan değil siyasi partiler yasasından ve seçim yasasından kaynaklanıyor. Bunu bütün partiler için söylüyorum.
    İstanbulda bir bölgeden 16 mv çıkıyor. 5 parti aday gösterse 80 kişi yapar. Her seçmenden bu 80 kişiyi bilip tanıyıp en başarılı bulduğunun partisine oy vermesini istiyor sistem. Seçmen de haklı olarak kişiye bakmıyor şu parti iyidir deyip oy veriyor. Belki oy verdiği adam kendi düşünceleri ile taban tabana zıt.
    En güzel anayasayı da getirseniz parti içi demokrasi olmadan adam gibi seçim sistemi gelmeden demokrasi gelmez.

    3) Şahsen Akp gündeme getirmeden önce de başkanlık sisteminin iyi bişey olduğunu düşünüyordum. Hala da öyle düşünüyorum. Ancak başkanlık sisteminde sert kuvvetler ayrılığı olur. Kontrol ve denge mekanizması gelişmiştir. Ancak tasarı tam tersi işler getiriyor. En basitinden Cumhurbaşkanını kim yargılama hakkına sahip? AYM. Onun üyelerinin çoğunluğunu kim seçiyor? Cumhurbaşkanı.
    Dediğiniz gibi ABD sistemini uyarlasalar bize (eyalet vs. Kısımlarıni) gözüm kapalı evet verirdim.



    SM-A710F cihazımdan hisse.net mobile app kullanarak gönderildi.

  8. #2592
    Duhul
    Feb 2017
    İkamet
    camekanın dışında
    Yaş
    50
    Gönderi
    1,797
    alıntıdır..

    16 Nisan ülkemiz için çok önemli bir tarih. Çünkü tüm Türkiye referandumda kendi vereceği oy ile ülkemiz adına önemli bir kararın altına imzasını atmış olacak. Birçok anayasal değişikliği kapsayan bu referandum için herkesin aklında bir soru işareti var. “Evet dersem ne olur?”

    Anayasa değişikliği birçok maddeyi kapsıyor ve yenilikler getiriyor. Özellikle bu değişiklikler Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini getirecek olması yönü ile de büyük önem arz ediyor.Mevcut durumda Cumhurbaşkanı vatan hainliği dışında işlediği hiçbir suçtan “sorumlu” değildir. Hatta vatana ihanetten yargılanabilmesi için de meclisin dörtte üçünün oyuna ihtiyaç var.

    Yapılacak olan yeni değişiklikle birlikte Cumhurbaşkanı’nın “yetkili” ama “sorumsuz” olma durumu ortadan kalkıyor. Cumhurbaşkanı işlediği suçlardan yargılanabilecek.

    Bir diğer husus ise mevcut durumda Cumhurbaşkanı’nın tek başına yaptığı işler yargı denetimine tabi değil iken yeni değişikliklerle birlikte Cumhurbaşkanı yargı denetimine tabi olacak. Ayrıca bir suçtan dolayı hakkında soruşturma açılan Cumhurbaşkanı erken seçim yapma kararı alamayacak. Böylelikle Cumhurbaşkanı hem meclise hem de halka karşı “sorumlu” olacak.

    Referandumda evet dersem ne olur? Türkiye’ye istikrar gelir mi? Yeni anayasa düzenlemelerinin ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin istikrara ne gibi bir katkısı olabilir? Mevcut anayasa yönetim için oldukça kısa bir yönetim süresi öngörülüyor. Şu anki durumu ile Türkiye’de seçimler 4 yılda bir yapılmakta. 4 yıl içinde icraat yapmak çok güçken; öte yandan 4.yılın sonunda hükümetin değişme ihtimali de istikrarı sekteye uğratabiliyor.

    Yeni düzenlemelerle birlikte hükümetin görev süresi 5 yıla çıkacak ve daha uzun bir yönetme süresi ve süreci olacak. Bu da başta ekonomi olmak üzere birçok alanda istikrarı getirecek.

    Evet dersem ne olur? Ekonomiye bir katkısı olur mu? Evet demek ekonomiye iyi gelir mi? Bu soruların cevabı aslında açık. Eğer Türk Halkı “evet” derse Türkiye’nin bütçesi daha etkin ve etkili bir şekilde yönetilebilecek ve bu sayede ekonomi daha iyiye gidecek. Nasıl mı? Cumhurbaşkanı ve Başbakan çatışmasından doğan ekonomik krizleri hatırlayın. Ecevit, Sezer’e anayasa kitapçığı fırlattı diye çıkan kriz hala ülkece zihinlerimizde tazeliğini koruyor.

    Koalisyon hükümetlerinin ekonomide açtığı derin yaraları hatırlayın. Bu bedelleri Türk milleti ve zamanın yönetimleri birlikte ödediler. Şimdi ise bürokrasi azalıyor. Başbakan aradan çekiliyor. Yönetimde sadece meclis ve başkan var. Yani aslında sadece halk var. Böyle olunca ne olacak? Bize ne gibi bir fayda sağlayacak? Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile artık bürokrasiye takılamadan kararlar daha hızlı alınabilecek. Hükümetler daha çabuk kurulacak. Hükümet kurma sürecinde Türkiye 7 Haziran seçimlerindeki gibi belirsizlikler yaşamayacak.

    Ekonominin daha etkin yönetilebilmesi hususunda ise şu unutulmamalı: Artık Cumhurbaşkanı bütçe düzenleyebilme yetkisine sahip olacak. Bu şu manaya geliyor: Başkanı kim seçti? Halk. Meclisi kim seçti? Halk. Yani bütçeyi kim yönetiyor? Halkın seçtiği Cumhurbaşkanı. Yani irade kimin? Halkın. Kısacası ekonomi alanında hızlı ve doğru adımlar atabilmek için bu sistem Türkiye’nin önünü açacak. Bürokrasi ve koalisyon ve Cumhurbaşkanı – Başbakan çatışması artık ekonomiyi olumsuz etkilemeyecek. Bir diğer önemli nokta ise şu: Kendi sözünü söyleyen, küresel ekonomide etkin ve güçlü bir Türkiye, istikrarlı bir yönetim sistemi ile istikrarlı ve karlı bir ekonomiye de kavuşmuş olacak.

    Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile alakalı söylenen “Dikta rejimi”, “Tek adam geliyor”, “Monarşi”, “Tek adam yönetimi” gibi sözleri son günlerde fazlasıyla duyuyoruz. Öte yandan halkın kafasında hep aynı soru mevcut: “Evet dersem ne olur?” “ Ülkenin rejimi değişir mi?”, “Türkiye artık cumhuriyet ile yönetilmeyecek mi?”… Kafalardaki soru listesi uzayadursun. Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminin rejim değişikliği ile bir alakası yok. Öncelikle bunun bilinmesi gerekir. Değişikliğe dair maddeler incelendiğinde görülecektir ki, ülkemizin yönetim biçimi yani rejimi değişmiyor. Yani referandumdan “evet” kararı çıkarsa Türkiye’nin rejimi hala Cumhuriyet olacak.

    İkinci bir husus ise “Tek adam” mevzusu. Bu sözü pek çok kere duydunuz. Diktatörlük, monarşi ya da tek adam yönetimine dair hangi kavram varsa Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi bu kavramların yanından dahi geçmiyor. Tüm söylenenlerin aksine meclise ve halka karşı sorumlu bir Cumhurbaşkanlığı sistemi geliyor. Mevcut sistemde cumhurbaşkanı “vatan hainliği” dışında herhangi bir suçtan yargılanamazken artık yargılanabilecek. Öte yandan 5+5 yıl maksimum görev süresi olacak. Bu süre dışında bir daha seçilemeyecek “İstediği zaman Meclisi fesheder” deniyor. Oysaki anaya böyle bir yetki vermiyor. Ancak meclis ya da Cumhurbaşkanı seçim isterse her iki taraf da kendi varlığına son vermek durumunda kalacak. Yani bu ne demek? Siyasette uzlaşma zorunluluğu var demek. Seçime gitme durumunda her iki taraf da kendi varlığına son vereceği için “keyfi yönetim”, “dikta” ya da “tek adam rejimi” gibi bir yönetim şekli söz konusu değil. Sorumlu Cumhurbaşkanlığı kavramı da yine milletin iradesi ile gelen yöneticinin millete hesap verme noktasında halkın elini güçlendiriyor. Halk beğenmezse başkan gider. Her halükarda ipler halkın elinde olacak. Bunu sağlayansa hem meclisin başkanı denetliyor olması, hem de başkanın halkın iradesi ile yargılanabilmesi. Kısacası “evet dersem ne olur?” diye merak edenler için tekrar söylemek gerekirse: “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözü gerçek manasına kavuşacak. Halkın egemenliği pekişecek.

    16 Nisan tarihindeki referandum oylamasına yaklaştıkça “Türkiye’nin rejimi değişecek”, “Türkiye eyaletlere bölünecek”, “Cumhuriyet ortadan kalkacak”, “ Türkiye laik yapısından uzaklaşacak” gibi söylemleri sıkça duymaktayız. Peki, gerçekten millet referandumda “evet” derse ne olacak, bu söylenenler gerçekleşecek mi?

    Anayasa madde değişikliği sürecinde bahsi geçen değişiklikler rejimin değişmesine yönelik değildir. Aksine Cumhuriyet Rejimi devam edecek. Hatta hali hazırda Cumhurbaşkanlığı modeli ile yönetilen ve rejimi Cumhuriyet olan birçok devlet mevcut.

    Cevap basit, Türkiye eyaletlere bölünmeyecek. Anayasa değişikliği bu konuya değinmiyor ve buna yol açabilecek bir adım da atmıyor. Sözün özü ne rejim değişiyor ne de Türkiye federal bir yapıya bürünüyor. Dolayısıyla Tek adam ya da diktatörlük gibi etrafınızda duyduğunuz asılsız kavramlar da bunlarla birlikte çürümüş oluyor. Kısacası anayasa değişikliği rejime ve Türkiye’nin üniter yapısına dokunmuyor. Gerçekleştirilmek istenen değişiklikler bu alanda değil ve bu konuları da gündeme getirmiyor. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik yönetimiyle baki kalacak.

    16 Nisan tarihindeki referandumda Türk halkının oyuna sunulan konulardan birisi de seçilme yaşının 25’ten 18’e inmesi. Peki, bu ne anlama geliyor? Bu değişikliğe “evet dersem ne olacak?” diye merak edenler için şunları belirtmek gerekiyor:

    Hızla gelişen ve değişen çağımızın şartlarında gençlerimizin dinamizmine, taze fikirlerine ve enerjisine Türkiye’nin ihtiyacı var. Bu sayede gençlerimiz, enerjisini siyaset alanında da kullanacak ve Türkiye’nin gelişmesine gençlerin daha fazla katkısı olacak. Kısacası “evet” derseniz gençlere seçilme hakkı tanınacak. 13 milyonun üzerinde genç nüfusu ve geleceğin inşasında gençlerin rolünü göz önünde bulundurursak konunun ciddiyetinin boyutu ortaya çıkıyor.

    Bilindiği üzere yeni anayasa değişikliğiyle milletvekili sayısı 550’den 600’e yükseliyor. Peki, referandumda evet derseniz bunun neye etkisi olacak?

    Öncelikle belirtmek gerekir ki; Bu değişiklik sayesinde milletin iradesi daha güçlü temsil edilecek. Nüfusumuz arttığı için bu nüfusun da daha fazla temsilciye ihtiyacı var. Dolayısıyla artan nüfusun temsil ihtiyacını karşılayabilmek adına böyle bir değişikliğe başvuruluyor. Vatandaşlarımız kendi ilinde daha fazla temsilciye sahip olacak. Böylece meclisteki temsil gücü artacak ve milletin iradesi de güçlenecek.

    Yapılacak düzenlemelerle birlikte “Yargının Bağımsızlığı” ifadesine artık “Tarafsızlığı” ifadesi de ekleniyor. Neden mi? Çünkü yargının bağımsız olması yetmez, tarafsız da olması gerekir. Tarafsız yargı sayesinde FETÖ ve benzeri terör yapılanmalarının yargı içinde güç kazanması engellenecek. Öte yandan yargı sivilleşiyor. Yargıda birlik geliyor. Yani asker ve sivil ayrımı ortadan kalkıyor. Düzenlemelerle birlikte askeri mahkemeler sadece savaş halinde kurulabilecek ve vatandaşlarımızın hepsi aynı yargı kurumlarına tabi olacak.

    HSK’nın çoğunluğunu oluşturan 7 üye ilk kez Meclis tarafından, nitelikli çoğunluk ile seçilecek. Bu da demek oluyor ki; Meclis’e üye seçimi düzenlemesiyle demokratik meşrutiyet güçlendiriliyor. Yargı kurumu üyeleri arasında seçime dönük rekabet ve gruplaşma son buluyor, Meclisin iradesi öncelik kazanıyor. Yeni düzenlemeyle FETÖ tipi yapılanmaların HSK’ya etki etme imkânı ortadan kaldırılıyor.

    Mevcut sistemde Bakanlar Kurulu yetkisinde olan OHAL ilanı, yeni sistemde Cumhurbaşkanlığı’na veriliyor. OHAL ilanı aynı gün meclisin onayına sunuluyor. Meclisin OHAL’i uzatma, kısaltma ya da kaldırma yetkisi bulunuyor. Bu dönemde çıkan kararnameler üç ay içinde meclis tarafından onaylanmaz ise hükümsüz kalıyor. Cumhurbaşkanı OHAL ilanını ve OHAL kararnamelerini Meclisin onayına sunduğu için her şey meclisin denetiminde gerçekleşiyor. Burada önemli olan nokta kritik durumlarda hızlı ve etkin bir şekilde kararlar alabilme kabiliyetimiz artıyor. Böylelikle 15 Temmuz gibi olağanüstü durumların üstesinden gelmemizin önü açılıyor.

    Mevcut durumda Cumhurbaşkanı millet tarafından seçilmiş durumda. Lakin Cumhurbaşkanı’nın bu durumda siyasi bir sorumluluğu doğuyor. Fakat partisi ile ilişiği kesilen başkanın siyasi bir hükmü kalmıyor. Yapılacak olan düzenleme ile bu ilişiğin kesilmemesi sağlanıyor. Böylelikle Partili Cumhurbaşkanlığı ile siyaset daha samimi ve gerçekçi bir zemine kavuşuyor. Çünkü seçimlere partisi ile girip o makama gelen Cumhurbaşkanı’nın partisi ile ilişiğinin kesilmesi gerçekçi değil. Şimdi bu durum engellenecek.
    “Kalbimizde Tanrı'nın ışığı vardır, onun adı da vicdandır." Lev Nikolayeviç Tolstoy

Sayfa 324/774 İlkİlk ... 224274314322323324325326334374424 ... SonSon

Yer İmleri

Yer İmleri

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •