Sayfa 8/17 İlkİlk ... 678910 ... SonSon
Arama sonucu : 132 madde; 57 - 64 arası.

Konu: İstanbul atakent bölgesi TEMEL ve TEKNİK analiz çalışmaları.

  1. #57
    Duhul
    Jun 2017
    İkamet
    istanbul
    Yaş
    34
    Gönderi
    13
    sayın tumer1962 ilginiz için teşekkür ederim..

  2. Tümer abi yazılarınızı bekliyorum.

    MI 4W cihazımdan hisse.net mobile app kullanarak gönderildi.

  3.  Alıntı Originally Posted by tumer1962 Yazıyı Oku
    ÇİMENTO SEKTÖRÜ

    Hükümet tarafından konut sektöründe talebi canlandırmak amacıyla uygulanan teşvikler ve desteklenen
    çok sayıda proje ile konut sektörünün gelişiminin uzun vadede güçlü seyrini koruyacağı beklenebilir.


    çimento fiyatlarının zayıf seyrini sürdürmesinin yanı sıra, artan enerji maliyetlerinin (petrokok ve kömür)
    şirket marjlarını baskılayacağı ve şirket karlılıklarında düşüşlerin görülebileceğini


    Çimento fiyatlarının son dönemde düşüş eğilimi göstermesine ek olarak, maliyet tarafında çimento
    şirketlerinin yakıt maliyetlerinin önemli bir kısmını oluşturan petrokok ve elektrik gibi girdi fiyatlarında
    görülen yükselişin 2017 yılında çimento şirketlerinin marjlarını baskılayacağını ve şirketlerin karlılıklarında
    yıllık bazda ortalama %8-10 civarında düşüşlerin görülebileceği

    Fiyatlama tarafında ise,
    yılın ilk çeyreğinde çimento fiyatlarının 2016 yılı ortalamasının yaklaşık %5 altında seyrettiğini görüyoruz


    n 2017 ilk çeyrekte geçen yıl ilk çeyreğe benzer, 2016 yıl ortalamasının ise yaklaşık %5
    altında seyrettiğini biliyoruz. Maliyet tarafında hatırlanacağı üzere, petrokok fiyatlarının ton başına 35
    dolar
    akadar düşmesiyle çimento üreticileri 2016 yılının ilk yarısında düşük girdi fiyatlarından yararlanmıştı.
    2016 yılının ikinci yarısında ise yükseliş eğilimi sergileyen petrokok fiyatlarının 85 dolar seviyelerine kadar
    yükseldiğini ve yükseliş eğilimini devam ettirdiğini görüyoruz. Bu doğrultuda, 2017 yılında yükselen enerji
    maliyetlerinin (petrokok ve kömür) şirketlerin marjlarında ve karlılıklarında gerilemeye neden olacağını
    düşünüyoruz.

    Sektörde 52’si entegre tesis, 18’i ise öğütme tesisi
    olmak üzere toplam 70 tesis faaliyet göstermektedir.
    2016 yılında ortalama %89 kapasite kullanım oranı ile
    çalışan sektörde toplam klinker ve çimento
    kapasiteleri, sırasıyla 80 milyon ton ve 132,7 milyon
    ton seviyesindedir. Yüksek nakliye giderleri,
    çimentonun bölgesel bir ürün haline gelmesinde etkili
    olmuştur. Bu nedenle, çimento şirketlerinin bölgesel
    olarak yoğunlaşma gösterdiğini söyleyebiliriz.


    Türkiye’de çimento sektörü oligopolistik bir yapıya
    sahip olmakla birlikte, Sabancı grubu %16, Oyak
    Grubu %14 ve Limak grubu %10’luk pazar payına
    sahip bulunuyor. Bu üç büyük oyuncu Türkiye klinker
    kapasitesinin yaklaşık %40’ını elinde
    bulundurmaktadır. Geri kalan %60’lık kapasiteyi de,
    yerli ve yabancı şirketler oluşturmaktadı


    Çimento şirketlerinin maliyetlerinin büyük bir kısmını
    enerji oluşturmaktadır. Ana maliyet kalemleri, toplam
    maliyetlerinin %50’lik kısmını oluşturan yakıt (petrokok
    ve kömür) ve elektriktir. Yakıt maliyetleri kömür ve
    petrokok olarak baktığımızda dolar bazında olup, diğer
    maliyet kalemleri ise TL bazındadır. Petrokok ise,
    toplam maliyetlerin %25-30’unu oluşturmaktadır. 2016
    yılının ilk yarısında 35 dolar/ton seviyelerine kadar
    gerileyen petrokok fiyatlarının, 2017 yılın ilk
    çeyreğinde 85 dolar/ton seviyelerine kadar
    yükseldiğini gözlemliyoruz.


    yakıt ihtiyacını
    kömürden karşılayan firmalar mevcut konjonktürde maliyet avantajı elde etmektedir.


    Enerji ve yakıt çimento üretim maliyetlerinin %50’sinden fazlasını oluşturmakta olup
    Türkiye’nin enerji yönünden dışa bağımlı bir ülke olması ve yüksek enerji fiyatları, çimento
    üretiminin maliyetini arttıran en önemli unsurlardı
    SEKTÖR SORUNLARI


    -Düşük kalitede standart dışı üretim.
    -Denetimsizlik
    -Ruhsatlandırma
    -Çevresel sorunlar
    -Enerji maliyetlerinin(petrokok,kömür,elektirik) yükselmesi
    -Kapasite fazlalığı
    -İstenilen miktar ve kalitede AGREGA temin edilememesi
    -AGREGA kaynaklarının kısıtlı olması
    -Rekabet nedeniyle düşük ÇİMENTO fiyatları



    2018 yılının basında çimento şirketlerinin beklentileri paylaşılmıştı.Gerçektende çok kötü bir yıl geçirmekteler.



  4. MAYIS 2019 SÖZCÜ GAZETE HABERİ


    Sözcü'de yer alan habere göre, yurt içi ve yurt dışında anahtar teslimi çimento fabrikaları kuran Sintek Grubu ortaklarından Onur Atakay, 90 milyon ton yıllık üretim kapasitesine ulaşan çimento sektörünün artık doygunluğa ulaştığını, inşaatın yavaşlamasıyla yüzde 90'ları gören kapasite kullanım oranının yüzde 60-65'ler düzeyine kadar düşüş yaşadığını dile getirdi.

    Düşük fiyata alıp pahalıya satılacak
    Atakay, bu dönemde Türkiye'de yeni çimento fabrikası kurulum talebi gelmeyeceği için yurt dışına açıldıklarını ifade eden, mevcut fabrikaların da ihracat yaparak süreci atlatmaya çalıştığını belirtti. Atakay, 'Fabrikaların değerinin düştüğü bu dönemde yabancı devler Türkiye'den çıkmıyor, aksine alıma geçiyorlar. Özellikle ihracat imkanı olan ancak ihracat yapamayan Akdeniz ve Marmara bölgelerindeki çimento fabrikalarıyla Doğu ve Güneydoğu'da zora düşen fabrikaları almak için ABD, Katar ve Kanadalı yatırım fonları fırsat kolluyor. Şu anda birkaç fabrika için de görüşmeler başladı. Bu fonlar fabrikaları ucuza alıp, bir süre bekleyip sonra yüksek fiyattan tekrar satacaklar' dedi.

  5. http://cementurk.com.tr/2019-zorlaya...de-toparlariz/


    Çimento sektöründe zor bir döneme girdik. 2019 yılı çimentodaki zor yıllardan birisi olacak gibi gözüküyor. Çünkü malum, çimento sektörü inşaat sektörünü, inşaat sektörü de GSYH’yi takip ediyor. Bu üçü arasında ciddi bir korelasyon vardır. Ekonomi büyürken, büyüme hızlanırken, inşaat sektörü ekonomiden daha hızlı büyür. Tersi olduğunda da inşaat sektörü daha hızlı geriler. Örneğin ekonomi yüzde 2 küçülürse, çimento sektörü yüzde 5 geriler. Hep de 6 ay geriden izler. Dolayısıyla bizim çimento sektörü olarak önümüzü görmemiz kolay olmuştur. Ekonomideki değişimleri önce bankacılık, finans sektörü hisseder, sonra perakende sektörü. Çimento sektörüne yansıması bir 6 ayı bulur. Bu da bir avantajdır sektör için. 6 ayda gereken tedbirler alınır. Biz çimento sektörü olarak bu tür krizlere alışığız. 1994, 1999, 2001, 2008’de benzerlerini yaşadık. Bu benim 25 yıllık kariyerimde 5. kriz oluyor. Eskiden ralliler 5 yıl sürerdi. Çimento sektörü için normalde döngüler vardır. 4 yıl iyi gider, 5. sene küçülür, bir sene sonra tekrar büyümeye başlardı. Hep bunu yaşadık ve bunu bekledik. Ancak bu durgunluk biraz daha uzun sürecek gibi. Bu kriz diğerlerinden daha sert olacak gibi gözüküyor.


    Bu yaşadığımız krizin asıl etkisini çimento ve inşaat sektörü 2019 yılında hissedecek. Bu bize yabancı birşey değil. Daha önce de yaşadık. Çimento sektörü bunları da rahatlıkla atlatacaktır.

    Bu dönem nakiti iyi yönetme dönemi. Nakiti iyi yönetenler ayakta kalacak.


    krizi en az zararla atlatmanın 3 buçuk tane formülü var:

    1. Alacağına şahin olacaksın

    2. Borcuna güvercin olacaksın.

    3. Stoğa çalışmayacaksın


    2019 kötüye gidecek dediğimde de ihracatçı şirketleri ayrı tutmak gerek. Onlar dövizle satış yaptıkları için kurlardan etkilenmezler. Ancak sadece yurt içine satış yapanlar çok daha fazla etkilenecekler. Stoğa da çalışmamak lazım. Formül bu kadar basit aslında.


    t bizim çıkış kapımız olacak. Bu zor dönemde Türkiye’de azalan çimento tüketimini, çimentocular ihracatla kapatmaya çalışacaklar. 20 milyon ton çimento ve klinker ihracatı yaptığımız dönemler oldu. Dolayısıyla bunu yapacak altyapı ziyadesiyle var. Liman ve yükleme imkanları anlamında Türkiye çok gelişti. Deniz aşırı okyanus aşırı baktığınızda ABD pazarı var. Her yıl ihracat yüzde 5-6 artış gösteriyor. Ve artmaya devam edecek. ABD ekonomisinde de bizdeki gibi lokomotif sektör inşaat sektörüdür.. Afrika pazarı bizim için önemlidir ve her zaman kalıcı olacaktır. Avrupa’da karbon vergileri yine artış gösterdi. Dolayısıyla Avrupalılar çimento üretimi yapmayıp ithalata yönelip,karbon kotalarını daha verimli şekilde kullanmak isteyeceklerdir. Ton başına 24 eurolara geldi karbon vergisi. Dolayısıyla bu rakamlar üretim yapmamayı daha cazip hale getiriyor. Buraları daha önce de görmüştük. 2008 krizinde 4 eurolara kadar düşmüştü. Tabi ki de Suriye gibi komşumuz var. İnşallah oradaki sorunlar kısa sürede çözülünce özellikle Güneydoğu’daki çimento fabrikalarının çok rahat absorbe edeceği bir pazar olacaktır. Gün sonunda ihracat Türkiye’nin zor gününde kurtarıcı olabilir. Özellikle sahilde ve sınırda olan fabrikalarda kapasite kullanımı açısında iyi ve sağlıklı bir yöntemdir. Döviz getirir, döviz girdiniz varsa hedge etmiş olursunuz. Ama artık ihracatı artıracağım, ihracat yapacağım diye Türkiye’de çimento fabrikası kurulmasını ben çok içime sindiremiyorum. Çimento katma değerli olan bir ürün değil. Sonuçta girdi ve enerjiyi ithal ediyoruz.

  6. Şu anda 100 milyon tonun üzerine çıktı çimento üretimi. Teorik olarak baktığınızda 110 milyon ton. Dolayısıyla kapasite artırmamamız gerekiyor. Tabi ki serbest piyasa ekonomisinde insanlara ne yapacağını söyleyemezsiniz. Ancak merkezi otoritenin Türkiye’nin lehine olmayan yatırımlara müdahale etmesi lazım. Çünkü yapılan her yatırım ithal. Makine ithal, enerji ithal. Bunları ithal ederken 30-40 dolara çimento satmak, hakikaten düşünmemiz gereken bir konu. Yani İsrail’den örnek vereyim. Yanılmıyorsam 2016 yılında İsrail’e 1 milyon ton çimento ihracatı yapıyorduk.50 dolar deseniz 50 milyon dolar. İsrail’in bize ihracatı ise 1 konteyner 157 milyon dolar. Yani bizden 1 milyon ton çimento alıyor, karşılığında tek bir konteyner gönderiyor ve bizim 3 katımız. Özetle kapasite kullanmak için ihracat yapmak doğru. Ancak ihracat yapacağım diye çimento yatırımı yapmak doğru değil.

    İhracatı artırmak için ne yapmamız lazım?

    Çimento sektörü yurt dışında fabrika alımları yaptı. Avrupa’da Afrika’da değirmenler kurdular. Kalıcı pozisyonlar aldılar. Bunlar sürekliliği sağlar. Bunları yaptığınızda o pazarlarda kalıcı bir oyuncu oluyorsunuz. İnşallah bu sefer çimentocular geçmişte yaptıkları hataları yapmayacaklar. Döviz arttı diye ihracat fiyatlarını düşürmeyecekler.

    İhracat yerine yurtdışına yatırım mı yapmak gerek?

    Çimento yükte ağır pahada hafif bir ürün. Ürettiğiniz yerde tüketmeniz gerekir. Örneğin Çin bu konuyu çözdü. Kapasiteleri düşürdü, eski teknolojileri ve verimsiz fabrikaları kapattı. Çimento ihracatı yapmıyor.

    Peki biz Türkiye olarak Çin’e ihracat yapabilir miyiz?

    Çin mesafe olarak bize en uzak ülke. Kendisine yetecek kadar da kapasitesi var. Dolayısıyla bize ihtiyacı yok. Çin’e ihracat yapmanın bir hayal olduğunu düşünüyorum.

    Ama geri kalan gelişmiş ülkelere örneğin ABD’ye ihracatı artırabiliriz.

    Maliyetleri düşürmek dediniz. Epeydir sektörde alternatif yakıtlar konusunda girişimler oluyor. Örneğin atıklar gibi. Sizin de bu alanda çalışmalarınız oldu. Bu konuda bize bilgi verir misiniz?

    Alternatif yakıtlar konusunda Türkiye’de alınması gereken çok yol var. Evsel atıklar olsun, sanayi atıkları olsun bunları ısı veya elektrik olarak geri kazanmak için yapılacak hala çok iş var. Atıkları yakıt olarak kullanmak için çok fazla yatırıma da gerek yok. Avrupa’da çimento fabrikalarının bir çoğu çöpleri yakarak para kazanır. Çimento üretimi yan ürün haline gelmiştir. Türkiye’de ise çevre baskısı yeteri kadar oluşmadı. Hala vahşi depolama, atık üretenler için birinci çözüm. Normalde atık hiyerarşisi vardır. Bu hiyerarşide önce der ki: Atığı azalt. Azaltamıyorsan geri kazan. Kazanamıyorsan yakıt olarak kullan ve enerjiye çevir. En son çare olarak hiç birşey yapamıyorsan depola yani bir yere göm. Biz de maalesef bu tersine çalışıyor. Direkt gömüyoruz.

    Bu konuda belediyelerle görüştünüz mü? Belediyeler satıyor mesela atıkları. Çimento sektörü olarak bir girişim oldu mu?


    Bu atık satma fikri Türklere özgü bir fikir. Dünyada atığı üreten bunun geri kazanımının veya bertarafının maliyetine katlanır. Biz maalesef bir koyundan iki, hatta üç post çıkarmaya alışık olduğumuz için, bazı şahıslar belediyelere gidip atıklara para teklif ediyorlar. Halbuki baktığınız zaman çöp vergisi ödüyoruz, örneğin bir lastik aldığınızda veya telefon aldığınızda recycle parasını peşin ödüyorsunuz zaten. Dolayısıyla bu toplanan kaynak, atıkların geri kazanımı için doğru kanalize edilmeli. Belediyelerde çok ciddi bir potansiyel var. Benim gördüğüm herkes bu işten para kazanmaya çalışıyor. Halbuki çimento fabrikaları evsel atığı yakıt haline getirip fırınlarda yakacağım dediğinde bir yatırım yapmak zorunda kalacak. Ciddi risk altına girecek, çünkü çöp bu, içinden ne çıkacağını bilmiyorsunuz ve üretiminize zarar verebilir. Dolayısıyla üste para vermek değil, üste para almanız gerekir. Biraz önce de dediğim gibi Avrupa’da çimento sektöründe yakıt maliyetleri eksidir. Çimento fabrikaları çöp yakmaktan para kazanır. Bunu şu anda herkes içine sindirebilmiş değil. Çünkü hala alternatif gömülebilecek yerler var. Ne zamanki gömülecek yerler biter, o zaman yakarak yok edilecektir.

    Çeyrek asırdır çimento sektöründesiniz. Başladığınızda sektör nasıldı, şimdi nasıl? Değişime örnek verir misiniz?

    Sektöre başladığımda fabrikada 2 tane bilgisayar vardı. Başında günlük raporları yazmak için sıra beklerdik. Her masada telefon yoktu. Müdürlerin odasında vardı. Bugün işe bile gitmenize gerek kalmadan çalışabiliyorsunuz. Mesela motordaki bir arızayı sesiyle anında size gönderebiliyorlar. Hatta arızayı ortadan kaldıracak yazılımlar, app’ler var. Günümüzde yapay zeka beyaz yakayı, robotlar ise mavi yakayı ciddi şekilde tehdit ediyor. Örneğin ABD Başkanı Trump ABD’li şirketlere gelip ülkenizde üretim yapın derken bunu kastediyor. Artık robotlar sayesinde işçilik avantajları ortadan kalktı. Örneğin Çin’in işçilik avantajları bitiyor. Yani ucuz işçilikle rekabetavantajı sağlama ortamı artık yok. Beyaz yakayı da tehdit eden şey yapay zeka. Örneğin 3 mühendisin 3 günde yaptığı işi yapay zeka insanlar uyurken halledebiliyor. Siz uyurken yazılım hava durumunu bile hesaplayıp, üretim planlaması yapabiliyor. Teknoloji çok değişti. İnsan kaynağı da değişti. Bizim başladığımız dönemde sadakat çok önemli bir değerdi. Ancak şimdi ‘Y’ kuşağının bu kavramdan pek haberi yok. İlk başladığımda insan kaynağını yönetmek için kullandığımız yöntemlerin çoğu çöp oldu. Artık apayrı şeyler gerekiyor. İşe gelip gitme saatleri bile ortadan kalktı.

    Sektördeki genç arkadaşlarımıza ve çimento sektöründe kariyer yapmak isteyen gençlere neler tavsiye edersiniz?


    Hangi sektör olursa olsun, işin başındaki en önemli kriter öğrenmek. Ne kadar çok öğreniyorlarsa o sektörde ve firmada o kadar çok dursunlar.Ama öğrenmiyorlarsa kesinlikle durmasınlar. İlk 5 yılda en önemli kriter budur. Birşey talep edeceklerse öğrenebilmeyi talep etmeleri lazım maaştan ziyade. Öğreniyorlar ve kendilerini geliştiriyorlarsa ne mutlu onlara. Eğer öğrenemiyorlarsa çok fazla zaman kaybetmeden birşeyler öğrenebilecekleri yerlere geçsinler. Hayat boyu geçerlidir bu söylediklerim. İnsanı hayatta tutan öğrenebilme yeteneği ve arzusudur. Öğrenmeyi bıraktığınız anda yaşlanmaya başladığınız andır.

    Eğer bu dönem iyi yönetilirse 2020 nisanına geldiğimizde çimento sektörü için tekrar ralli başlar.

    Sizce çimento sektörü bu krizi ne zaman atlatır?

    Eğer bu dönem iyi yönetilirse 2020 nisanına geldiğimizde çimento sektörü için tekrar ralli başlar. Kötü yönetilirse veya bizim kontrolümüz dışında olağanüstü şeyler olursa örneğin dünya bir krize girerse birkaç yıl daha uzayabilir. Ancak çimento sektörü daha güçlü çıkacaktır bu krizden. Sonuçta alt ve üst yapı olarak bu ülkenin çimentoya ihtiyacı var. İnsanların barınma ve ulaşım ihtiyacı var. Dolayısıyla burada çimentodan daha uygun bir malzeme henüz yok. Genç bir ülkeyiz. Her yıl 600 bin yeni konuta ihtiyacımız var. 7-8 milyon konutu deprem yıkmadan, biz yıkıp yeniden yapmalıyız. Hala altyapı ve yollara, limanlara, havaalanlarına ihtiyacımız var. Dolayısıyla çimento sektörünün kötü gidişi kısa sürecektir. Ancak bu ihtiyaçlar var diye kapasiteyi ihtiyaçtan fazla artırmak bana çok doğru gelmiyor. Çimento sektörü için yetecek kadar üretim doğru üretimdir.

Sayfa 8/17 İlkİlk ... 678910 ... SonSon

Yer İmleri

Yer İmleri

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •