Sayfa 3/9 İlkİlk 12345 ... SonSon
Arama sonucu : 71 madde; 17 - 24 arası.

Konu: Holografik Evren

  1. #17
    Duhul
    Feb 2017
    İkamet
    11 BOYUT
    Yaş
    64
    Gönderi
    4,503
    Yeni forumdan biraz soğumalar başlamış...acaba eskiden kişilerin üstüne fazla gelindi ondanmı acaba !!!...mesela ben,yönetime uyarı niteliğinde sanırım bir yazı yazmıştım,eski forumda no aut yazıyor benim hakkımda !!!...hatalı olana geçici uzaklaştırma verirsin,pat diye forumdan postalamazsın !!!...netler reklamlarlan ayakta kalır...paralı üyeliklere bizim insanlarımız genellikle soğuk yaklaşır,zaten ortamda belli,benim finans ana netim Bigpara,beni kovun diye yazsam bile,olurmu yahu,sizler olmazsanız biz nasıl ayakta kalırız diyorlar,çünkü orada kovulma ve geçici uzaklaştırma yapılmaz,sadece yazdıklarını silerler,2001'de üye olmuştum oraya...neyse,sanırım çoğu başı müşkülündeki bu topiğe ilave pek yapılmamış daha !!!
    Esasında hızlan bilimsel bir çağa giriyoruz,ileride böyle topiklerin gündemdeki yeri ön plana çıkacak !!!

  2. #18
    Duhul
    Feb 2017
    İkamet
    11 BOYUT
    Yaş
    64
    Gönderi
    4,503
    Yerküre'nin en eski parçası: 4,4 milyar yıllık kristal.


    Avustralya'da bulunan ve 4,4 milyar yıl öncesine ait olan küçük kristal parçasının, yerkabuğunun en eski parçası olduğu teyit edildi.

    Sözkonusu zirkon Batı Avustralya'nın Jack Hills bölgesindeki kumtaşında bulundu.

    Bilim insanları kristalin uranyum ve kurşun atomlarını inceleyerek yaşını tespit etti. Uranyum zaman içinde yavaşça kurşuna dönüşüyor ve bu yönüyle zaman ölçümünde kullanılabiliyor.

    Araştırmanın bulguları jeoloji dergisi Nature Geoscience'da yayımlandı.

    Bu bulgu, düşünülenin aksine, dünyanın 4,6 milyar yıl önce oluşumundan ve birkaç on milyon yıl sonra Mars büyüklüğünde bir kütle ile çarpışıp Ay'ın ortaya çıkmasından kısa bir süre sonra yerkabuğuna sahip olduğunu gösteriyor. Yerkabuğu oluşmadan önce Dünya erimiş magma topu halindeydi.

    'Yaşam daha erken başlamış olabilir'

    Fakat yerkabuğunun düşünülenden daha erken oluşmuş olması bilgisi, Dünya'da yaşamın düşünülenden daha erken başlamış olabileceği ihtimaline de işaret ediyor.

    Araştırmanın yazarı olan ABD Wisconsin-Madison Üniversitesi'nden Prof. John Valley, bu bulgunun, Yerküre'nin soğuyup yaşam barındırmaya elverişli hale geldiğine dair inancı teyit ettiğini söyledi.

    Valley, "O dönem yaşam olduğuna ya da olmadığına dair kanıtımız yok. Fakat 4,3 milyar yıl önce yaşamın olmaması için bir neden yok" dedi.

    Yerkabuğu katmanlarının kayması ve hava koşulları, Yerküre'nin ilk oluşan yüzeyinden inceleyecek bir kalıntı bırakmadı.

    Kanada gibi sınırlı bölgelerde 3,5 milyar yılı bulan bazı kaya oluşumlarına rastlanabiliyor; fakat Dünya yüzeyinin çoğu birkaç yüz milyonluk geçmişe sahip.

    Avustralya'da bulunan zirkonlar, yeni oluşumlarla içiçe geçmiş eski sert kaya parçalarından oluşuyor. Çıplak gözle zor görülen bu madde, ilk sertleştikleri koşulların izlerini taşıyor.

    Bu çalışma, Dünya'nın oluşumundan 100 milyon yıl kadar sonra kıtasal kabuğun oluştuğunu ve ısının fazla yüksek olmaması halinde yüzeyde suyun bile bulunmuş olabileceğini gösteriyor.


    http://www.bbc.com/turkce/haberler/2...kabugu_kristal

  3. #19
    Duhul
    Feb 2017
    İkamet
    11 BOYUT
    Yaş
    64
    Gönderi
    4,503
    4 milyar yıllık... İlk yaşama ışık tutacak fosil bulundu

    Bilim insanları, Dünya'daki "en eski canlı organizmalara" ait olabileceğini düşündükleri fosilleri keşfetti. Kanada'da bulunan 4 milyar 280 milyon yıllık fosiller ilk yaşamın nasıl oluştuğuna dair fikirleri desteklediği öne sürüldü.
    Kanada'daki kayalıklarda bulunan Ağustos ayından beri yapılan çalışmalar sonucunda dinazor kemiği olduğu düşünülen taşlaşmış bu fosilin 3.77 ile 4.28 milyar yıl arasında bir yaşı olduğu belirtildi.

    Bulunan maddeler iplikler, topuzlar ve tüplerden oluşuyor. Araştırmalarının sonuçlarını Nature dergisinde paylaşan bilim insanları, Quebec'teki kayalıklardan aldıkları örneklerin bir insan saç telinin onda biri kadar olduğunu belirtti.

    Londra Üniversitesi tarafından araştırmalar devam ederken,daha önce bulunan fosillerde zamanları yakın olduğu için çok kesin bilgiler elde edilememişti.Fosilin yaşamın nasıl başladığı ile ilgilide bilgiler verebileceği düşünülüyor. Bulunan fosilin üstünde ki bakterilerin fosilin su ile temas etmiş olabileceği yönünde bir bilgi verdiği söyleniyor.

    Avusturalya'daki Wales Üniversitesinden araştırma görevlisi Martin J.Van Kranendonk, ''bu fosil değil'' demesinin ardından araştırmacı grup yıllardır bu konular hakkında uzmanlaştıklarını belirterek çalışmalarına saygısızlık ettiği gerekçesiyle araştırma görevlisini mahkemeye verdi.
    http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/d..._bulundu.html#
    http://www.webtekno.com/yeryuzundeki...du-h25953.html

  4. #20
    Duhul
    Feb 2017
    İkamet
    11 BOYUT
    Yaş
    64
    Gönderi
    4,503
    Antik sikkelerde Dünya Dışı yaşam Kalıntıları.


    Hemen her alanda uzaylıların varlığına kanıt arayanlar, arkeolojik bulguları çok istimar etmiş ama nümizmatik alanında boy gösterememişti. Artık o alanda da uzaylılar var!

    Mısır’da ‘Yaratıklı’ gizemli Antik Paraları Bulundu… – İnanılmaz: Antik madeni para Gizemli ‘Uçan Yaratıkları’ tasvir ediyor (Mysterious Ancient Alien Coins Discovered In Egypt… – Incredible: Ancient Coin depicts mysterious ‘flying saucer’)

    Şaka değil, bunlar Dailystar ve The Sun gibi tanınmış İngiliz sitelerinin haberleri. Dailystar.co.uk sitesinin 13 Ekim 2016 Tarihli, Rachel O’Donoghue imzalı, “Tekinsiz antik para, uzaylıların dünyayı ziyaret ettiğini kanıtlıyor”(Spooky ancient coins ‘proof aliens have visited Earth) “haberi”, marjinal siteden alıp, genele yayan “referans” oldu. Haberde imzası bulunan ismin aynı gün imza attığı bir diğer haber ise “milyonlarca insan uzayı kanı taşıyor” haberiydi.

    14 Ekim Tarihinde Alison Maloney imzalı The sun haberi ise “Yaratıklı antik sikkeler, uzaylılar dünyada yaşadı iddialarını alevlendirdi başlığını taşıyordu…

    Bu iki “haber”in ardından; – her ne kadar bu kez genel tavırların aksine, ciddi, prestijl ve yüksek reytingli site, gazete ve kanallar konuyu ciddiye almasa da – bir çok mecrada olay gerçekmiş gibi haberler ve yorumlar yapıldı. Özellikle UFO’loji, komplo teorisi ve dünya dışı yaşamı savunan yeniçağ akımlarının siteleri “haberin” yaygınlaşmasında başrolü oynadı.

    Haberlerin ve yorumların içeriği malum; pek çok insan bugüne dek uzaylıların dünyaya geldiğine dair kanıtları görmezden gelmiş ve yok saymıştı ama bu madeni paralar onların dünyaya geldiğinin reddedilemez kanıtıydı….

    Üzerinde uzaylıları andıran yaratıklar bulunan antik sikkeler bulunmuştu! Peki nerede, ne zaman, kim tarafından?
    http://ufogunlugu.com/antik-sikkeler...m-kalintilari/

  5. #21
    Duhul
    Feb 2017
    İkamet
    11 BOYUT
    Yaş
    64
    Gönderi
    4,503
    En İlginç Uzay Olayları
    Kuasarlar

    Bu garip yıldızımsı nesneler evrenin en dış kısımlarında, bilim adamlarına evrenin oluşumundaki ilk evreleri inceleme fırsatı veriyorlar. Aslında Kuvazarlar uzak çok uzak bir galaksinin merkezinde oluşan karadelikler. Ama asıl ilginci ise, tüm Samanyolu galaksisinden 1000 kat veya daha fazla enerji yaymaları.

    Tüy siklet Gezegenler

    Okulda güneş sistemindeki bazı gezegenlerin gaz kütleleri olduğunu okudunuz, ama o kocaman, bir çok halkası olan koskoca Satürn gezegenini suya atsanız batmayacağını biliyor muydunuz? Bu gezegenin yoğunlu 0.687 g/cm³, suyun yoğunluğu ise 0.998 g/cm³. Yani evrenin en büyük küvetine su doldursak, Satürn harika bir plastik ördek olurdu.

    Uzaydaki sıvılar

    Burada, dünyada, sıvılar genellikle yerçekiminden dolayı "akmayı" tercih ederler. Ama sıfır yerçekimli uzay boşluğunda her sıvı kendini bir küreye dönüştürür. Sıvıların dünyada düz bir yüzey oluşturmasını sağlayan aynı mucize, uzayda da bu etkiyi yaratır. Sebebi ise basit, sıvıların molekül bağlarının çok kuvvetli olması.

    Soğuk kaynaklama...

    Uzayda, kaplama yapılmamış iki metali birbirine bastırdığınızda er ya da geç birbirine kaynarlar. Kulağa iyi gibi geliyor değil mi? Dünyada metal yüzeyleri çevreleyen atmosfer, onları bazen görünür, bazen görünmez de olsa bir oksit / pas tabakasıyla kaplar ama uzayda böyle bir şey yok. O yüzden NASA uzaya gönderdiği herşeyi özel bir kaplama ile kaplar. Koyduğunuz çatalın ertesi gün metal masaya kaynaklanmış olabileceği gibi örnekler biraz uçuk da olsa durumu anlatmak için yeterli. Birbirinden ayrılmayan mekikler, birbirine kaynamış çarklar, açılmayan kapı gibi çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir.
    Devamı aşağıda
    http://www.dunyaninteknolojisi.com/2...y-olaylar.html

  6. uzayda birtakim canlilar var da
    onlardan bize ne -- bizden onlara ne
    biz daha kiskancligini komsusu arkasini doner donmez cikaran bir turuz daha yani evrimde cok alt seviyelerdeyiz
    yani radarlari disa degil ice cevirmeli
    ic gelisme yasanmadan disa dogru genisleme olabilemez / ic dunya kast edilen tarafimca
    borsacilar buna gap --Turkce yazi ile gep-- kapama dirler
    hadin rasgele

  7. #23
    Duhul
    Feb 2017
    İkamet
    11 BOYUT
    Yaş
    64
    Gönderi
    4,503
    Wow! sinyali

    Wow! sinyali, 15 Ağustos 1977'de SETI projesi kapsamında uzaydan tespit edilen radyo sinyali. Sadece 72 saniye süren sinyal, Dr. Jerry R. Ehman tarafından Ohio Devlet Üniversitesi'ne ait Big Ear (Büyük Kulak) radyoteleskopunda dar bantlı bir radyo sinyali olarak tespit edildi. Sinyal, dünya dışı, hatta güneş sistemi dışı kökenli sinyallerden beklenen tüm özelliklere uyuyordu. Medya tarafından büyük ilgi gören sinyal, tüm çabalara karşın tekrar tespit edilememiştir.

    Sinyalin yıldızlararası sinyallerden beklenen özelliklere tamı tamına uymasına şaşıran Ehman, bilgisayar çıktısındaki izini daire içine almış, sayfa kenarına "Wow!" (İngilizce hayret ünlemi, "vay be!") yazdı. Bu ünlem, daha sonra sinyalin adı haline geldi.


    Wow! sinyalinin geldiği yer.
    Daire içine alınan "6EQUJ5" kodu, sinyalin yoğunluk değişimini göstermektedir. Boşluk 0 ila 0,999 arası yoğunluğu, 1 ila 9 rakamları kendilerine karşılık gelen 1,000 - 9,999 arası yoğunlukları, harflerse bunun üzerindeki yoğunlukları (A=10,000-10,999, B=11,000-11,999, vs.) göstermektedir. "U" değeri, bu teleskopla tespit edilen en yüksek yoğunluktur (30,000-30,999 arası). Buradaki "yoğunluk", bir birimi değil, sinyal/parazit oranını verir. Parazit, belli bir bantta geçen birkaç dakika içinde tespit edilen miktarın ortalaması olarak ölçülür.

    Sinyalin bant genişliği 10 kHz'in altındadır (çıktıdaki her sütun 10 kHz genişliğinde bir kanala tekabül etmekte olup, sinyal sadece tek bir sütunda görülmektedir). Frekans olarak 1420,356 MHz (J. D. Kraus) ve 1420,456 MHz (J. R. Ehman) değerleri öne sürülmüştür. Bu değerlerin her ikisi de 1420,405 MHz'deki hidrojen hattına yakındır. İki eşlek konsayısı öne sürülmüştür:

    Bahar açısı = 19s22d22s ± 5s
    Bahar açısı = 19s25d12s ± 5s
    Yükselim (her iki konsayı için) = -27°03´ ± 20´ (tarih başı B1950.0).

    Gökyüzünün bu yöresi, Yay Takımyıldızı'nda, 5. kadirden yıldız Chi-1 Sagittarii'nin yaklaşık 2,5 derece güneyinde yer alır.

    Big Ear teleskopu sabitti ve gökyüzünü taramak için dünyanın ekseni etrafındaki dönüşünü kullanıyordu. Dünyanın dönüş hızında, Big Ear'ın gözlem penceresinin genişliği dikkate alındığında, teleskop gökyüzündeki belli bir noktayı tam olarak 72 saniye boyunca tarayabilmekteydi. Bu nedenle bir dünyadışı sinyalin 72 saniye sürmesi beklenirdi, sinyal ilk 36 saniye boyunca güçlenmeli, daha sonra zayıflamalıydı - bu süreler, Wow! sinyalinin süresiyle tamamen örtüşür.

    Dolayısıyla, Wow! sinyalinin gerek uzunluğu, gerekse süresi, dünyadışı bir kaynağa işaret etmektedir.


    Big Ear teleskopu, gökyüzünü iki antenle taramaktaydı. Devamlılığı olan bir sinyalin 3 dakika sonra ikinci kez tespit edilmesi gerekirdi. Wow! sinyali ise sadece bir kez tespit edilmiştir. Ehman, bir ay sonra sinyali tekrar yakalamak için çalışmış, ancak başarılı olamamıştır.

    1987 ve 1989'da Robert Gray Oak Ridge Rasathanesi'nde sinyali araştırmış, ancak bulamamıştır. Gray, sinyali aramak için 1995 ve 1996'da Big Ear'dan çok daha güçlü olan Very Large Array'i de kullanmış ve yine başarılı olamamıştır. Gray, son olarak 1999'da Tasmanya Üniversitesi'nin 26 metrelik radyoteleskopuyla araştırma yapmıştır. Gökyüzünün o yöresinde 14'er saatlik altı gözlem yapılmış, ancak Wow sinyaline benzer bir şey görülmemiştir.


    Wow sinyailinin dalgaboyu profili
    Wow!'un daha zayıf bir sinyalin yıldızlararası titremesi sonucu güçlenmiş hali olduğu - yıldızların ışıklarının titreşmesi benzeri - öne sürülmüştür. Bu sav, sinyalin yapay bir kaynaktan gelme ihtimalini ortadan kaldırmaz. Ancak Very Large Array gibi güçlü bir teleskop sistemi bile sinyali tespit edememiştir. Ayrıca, Very Large Array'in tespit edemediği bir sinyali, yıldızlararası titreşim nedeniyle Big Ear'ın tespit edebilme ihtimali düşüktür.

    Diğer bir sav, sinyalin bir tür yıldızlararası döner fenerden kaynaklandığı veya frekansının sürekli değiştiğidir.

    Ehman, sinyalin dünyadışı kökenli olduğu konusunda şüphelerini dile getirmiştir: "50 kere baktığımıza göre onu bir kez daha görebilmeliydik. Bana öyle geliyor ki, bu, dünyadan kaynaklanan bir sinyalin uzayda bir enkaz parçası tarafından geri yansıtılmış haliydi."

    Ancak daha sonra Ehman bu şüpheci tutumunu değiştirmiştir. Nitekim araştırmalar dünya kaynaklı bir sinyalin uzaydan geri yansıma ihtimalinin düşüklüğüne işaret etmektedir. Zira 72 saniye süren böyle bir sinyali açıklamak için, uzaydaki yansıtıcının pek de gerçekçi olmayan bazı özelliklere sahip olması gerekecektir. Ayrıca 1420 MHz frekansı, dünyadaki telsiz vericileri için yasak bölgedir. Ehman, yakın zamandaki yazılarında "az miktarda veriden büyük sonuçlar çıkarmamak gerektiğini" belirtmiştir.

    Bu konuda yıllar sonra ortaya atılan bir diğer iddia ise, amatör ses meraklıları tarafından yapılan çalışmalarda "wow" sinyal kaydının orijinal ses hızı yüksek hızlarda tekrar oynatıldığında ve dalga boyutundaki gürültüler en aza indirgendiğinde ortaya çıkan sonucun bir polis telsizi anonsuna ait olduğu ve kaynağının bir insan sesi içerdiğidir.
    https://tr.wikipedia.org/wiki/Wow!_sinyali

    Acaba gerçekler bizden saklanıyormu !!!.

  8. #24
    Duhul
    Feb 2017
    İkamet
    11 BOYUT
    Yaş
    64
    Gönderi
    4,503
     Alıntı Originally Posted by Zum A Zum Yazıyı Oku
    uzayda birtakim canlilar var da
    onlardan bize ne -- bizden onlara ne
    biz daha kiskancligini komsusu arkasini doner donmez cikaran bir turuz daha yani evrimde cok alt seviyelerdeyiz
    yani radarlari disa degil ice cevirmeli
    ic gelisme yasanmadan disa dogru genisleme olabilemez / ic dunya kast edilen tarafimca
    borsacilar buna gap --Turkce yazi ile gep-- kapama dirler
    hadin rasgele
    Bu topik geleceğe dönüktür,geçmişten örneklerlen geleceğe yön tayini için çalışma içerir...Radarları hem içe hem dışa yöneltilmeli...Dünyanın yaşı yaklaşık 4,54 milyar yıl...Evrenin ise 13.8 milyar yıl...eğer bizden önce yaşam bulunan Gezegenler varsa onlardaki bulguları bulamadan yaşadığın sistemi öğrenemezsin,ayni olay Evrendeki sistem içinde geçerlidir...Sistem bir döngüden ibarettir,her şey doğar ve ölür,Dünyada ölecek,ölmeden önce kendine başka bir yeni sistem bulman lazım,öyle orta çağa dönüşlen bu işler olmaz,bilimsel çalışmalarlan olur,Biz bu işlerlen uğraşmıyorsan uğraşan Devletler çok,el Nuhun gemisine binmek için çalışma yapıyor,sende kaderim neyse odur diyorsan o başka...neyse v.s uzar gider... eğer bu konulara merakınız yoksa lütfen uğramayın topiğe !!!.

Sayfa 3/9 İlkİlk 12345 ... SonSon

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •