Originally Posted by
deva-i dert
Ben de değerlemede kazançlar kadar varlıkların da yer alması tarafındayım. O sebeple mesela sadece nakit akışına, yani aslında kazanca bağlı İNA değerlemelerini subjektif bulmanın yanısıra eksik de buluyorum. Aynı şekilde şirketlerin sadece favök ya da nêt kar ya da esas faaliyet kârı çarpanları ile değerlemeye tabi tutulmasını da tek ayaklı bir değerleme olarak görüyorum.
Fakat, buradaki kritik soru şu:
Bu ortak değerlemeyi yaparken (yani hem varlıkları hem kazancı içerisine alan bir değerleme yaparken) neler baz alınmalı, değerleme nasıl yapılmalı ve bunların ağırlıkları nasıl dağıtılmalı?
Bu soruya herkes türlü türlü cevaplar veriyor ve kimsenin aslında bu konuda kafası net değil.
Sizin bu konudaki yaklaşımınız nasıl?
Güncel ve popüler olduğu için bir örnek vereyim:
Geçen yıl Ereğli taşıyanlar Ereğli'nin kazanç çarpanları ile konuşuyordu.. 5-8 f/k, 3-7 fd/favök çarpanları ile oldukça ucuz yorumu yapılıyordu. Forward senaryolar hiç dikkate alınmıyordu, orası başka bir konu. Sonra işler bozulunca ve bu yıl 2 çeyrek üst üste kötü bilançolar ortaya çıkınca artık kimse kazanç çarpanlarına bakmıyor, ve herkes pd/dd muhabbeti yapıyor şimdilerde.
Sizce varlıkları değerlemeye dahil ederken hangi kıstasları, hangi çarpanları baz almalı, bir şeye indirgeyerek değerleme yapılmalı mı bu varlık çarpanlarını düşünürken? Cevap evet ise kazanç çarpanları ve varlık çarpanları nasıl bir ağırlıkla ele alınmalı?