Önce şurada anlaşalım,enflasyonun altındaki bir oran faiz reel olarak getiri sunmaz faiz değidir,bu oranın altındaki faiz tasarruf sahiplerini sömürmedir,borç verenden borç alana servet transferdir.Kimsenin kendi birikimlerini eriterek birilerini zengin etmek veya daha zenginleştirmek gibi borcu yoktur.Tasarruf sahibinin hakkını ödemek istemeyen işletmeler kendi sermayeleriyle yatırım yapabilirler,veya sermayeleri yetersiz ise şirketlerini birleştirerek sermayelerini artırabilirler,tahvil çıkartarak piyasaya arz edebilirler,şirketlerini borsaya açabilirler,görüldüğü üzere yol çok..
Bir de şunu bilin;finasman maliyeti uzun vadeli bir yatırımda öncelik sırası olarak en sonlarda gelir.Önce güven ortamının sağlanması, hukukun üstünlüğü,adil bağımsız bir yargı,şeffaf ve hesap veren bir idare,oyun devam ederken değişmeyen bir mevzuat,kamunun bütün piyasa oyuncularına eşit mesafede olması,rekabet eşitliği açısından kayıt dışı ekonominin olmaması,adil vergi mevzuatı gibi hususlar yatırım kararında önceliklidir.
Faiz yüksekken de döviz kuru düşecek diye bir şey de yok,merkez bankası piyasadan düzenli ihalelerle döviz satın alır, tarihi diplerde dolaşan rezervini toparlar döviz kuru düşmez.Biz zaten enflasyonun 5-10 puan üstünde bir mevduat faizinden konuşmuyoruz,"gerçek" enflasyona eşit bir faizden konuşuyoruz o da reel olarak sıfır faiz demektir.
Daha önce bu başlıkta yazdığım bir yazıyı,konuyu netleştirmek için tekrar buraya alıyorum:
Faiz nedir:
-Bir tarafta müteşebbis ruhlu kişiler var;Güzel bir düşüncem var,bunu yapabilecek bilgiye beceriye sahibim,piyasada da bu konuda boşluk var,çok iyi kazanç sağlayacağına eminim diyor,ama bunu gerçekleştirebilecek sermayem yok diyor.Birileri de bu işe para koyarsa hem ben hem de bu projeye para yatıranlar hep beraber kazanırız diyor.
-Bir tarafta da milyonlarca kişi var;Dişinden tırnağından arttırmış tasarruf etmiş birikim sağlamış;Çocuklarının geleceği,eğitimi için,işsiz kalabileceği zor günler için,emekliliğinde sağlık problemleri ile karşılaşabileceği zor günler için...Ama ,gel bu projeye para yatır teklifinden korkuyor,ya proje başarısız olur,büyük zahmetlerle oluşturduğum birikimlerim erirse ya da kül olursa diye.
-Burada banka denilen kurum devreye giriyor.Diyor ki,korkma,paranı bana emanet edersen ben birikimlerinin paranın değerini reel olarak koruyacağım,bir miktar da sana nema vereceğim,paranı kredi olarak plase edeceğim projelerin fizibilitesini iyice inceleyeceğim,ona göre kredi vereceğim,proje başarısız olsa bile benim milyarlarca lira sermayem var,sen zarar etmeyeceksin,senin birikimlerin garanti altında olacak.Önce benim sermayem kadar,sonra da belli bir tutarına kadar devletin garantisi altında.
Ama Banka da taraflara diyecek ki;Ben müteşebbis ile birikim sahipleri arasında köprü görevi yaparken,müteşebbisin projesinin riskini kendi sermayemle garanti ediyorum,bu organizasyon için kira,personel ücretleri,elektrik,ofis otomasyonu gibi birçok masrafım da olacak,dolayısıyla bu projeden oluşacak kazancın bir yüzdesini de benim alacağım şekilde bir kazanç paylaşımı olacak.
-Bu projede faiz; elde edilmesi beklenen kazancın (tasarruf sahipleri+ aracılık görevi yapan bankaya) düşen payıdır.Burada tasarruf sahiplerinin beklediği getiri en az enflasyon kadar olması reel değerini koruması,banka tarafından beklenen de masraflardan sonra,sermaye kazancının diğer iş kollarının kazanç ortalamasının altına düşmeyecek bir kazanç olmasıdır.
-Eğer kredi talep eden bir işletme -en azından- (enflasyon+makul banka komisyonu) oranı üzerinde bir kazanç sağlayamıyorsa,o proje verimsiz bir projedir.O projeye bir kaynak sağlanmamalıdır.İktisat bilimi temelde ihtiyaçların sonsuz kaynakların ise çok sınırlı olduğu varsayımına göre hareket eder.Sınırlı kaynaklar iyi yönetilen ,verimli çalışan şirketlerin projelerine yönlendirilmeli,kötü yönetilen verimsiz çalışan şirketlerde kıt kaynaklar heba edilmemeli,bu şirketlerin serbest piyasa ekonomisi içinde piyasadan elenmesiyle daha iyi yönetilen ve daha verimli çalışan şirketlerin piyasayı domine etmesi ve pazar paylarını büyütmeleriyle ülke ekonomisi de sağlıklı ve yüksek büyüme hızıyla büyüyecektir.
-Şu anda olduğu gibi, tasarruf sahiplerine enflasyonun çok altında getiri verip milyonlarca kişinin birikimlerini enflasyonda eritirken,sınırlı sayıda şirket ya da kişiye enflasyon oranının çok altında oranlarla kredi verip milyonlarca kişinin birikimlerini enflasyonda eritirken,sınırlı sayıda şirkete servet transferi yapmak adil olmadığı gibi,normalde piyasadan elenmesi gereken şirketleri su üstünde tutmaya devam ederek ekonomiye patinaj yaptırmaya devam etmek rasyonel bir hareket değildir.
Yer İmleri