Sayfa 1216/7020 İlkİlk ... 2167161116116612061214121512161217121812261266131617162216 ... SonSon
Arama sonucu : 56156 madde; 9,721 - 9,728 arası.

Konu: Sanat Mozaik

  1. Ingiliz roman ve oyun yazari, sair Aphra Behn'in dogum yildonumu (10 Temmuz 1640)



    "Ask da sohret gibidir; bir defa giderse bir daha geri gelmez."

  2. Fransiz Empresyonist ressam (Jacob-Abraham) Camille Pissarro'nun dogum yildonumu (10 Temmuz 1830)




  3. Sirp asilli Amerikali mucit, fizikci ve elektrofizik uzmani Nikola Tesla'nin dogum yildonumu (10 Temmuz 1856)

    "Bireyler arasindaki kavgalar, tipki devletlerle milletler arasindakiler gibi, kelimenin en genis anlamiyla, daima yanlis anlasmalardan; bir baskasinin gorus acisini takdir etme kabiliyetsizliginden kaynaklanir. Bu da cehaletten, kendi alanlarinda degil ama karsilikli alanlardaki cehaletlerinden dolayidir. Ihtilaf tehlikesi, her insanda bulunan mucadelecilik ozelliginin baskinligina bagli olarak artiyor. Dogustan gelen bu savascilik temayullerine direnmek icin en iyi yol, baskalarinin faaliyetlerinden yana cehaletin, genel kulturun sistemli bir sekilde arttirilmasi yoluyla defedilmesidir. Bu amaci gozardi etmeden fikir teatisinin ve karsilikli iliskilerin desteklenmesi cok onemlidir."



    "Fights between individuals, as well as governments and nations, invariably result from misunderstandings in the broadest interpretation of this term. Misunderstandings are always caused by the inability of appreciating one another's point of view. This again is due to the ignorance of those concerned, not so much in their own, as in their mutual fields. The peril of a clash is aggravated by a more or less predominant sense of combativeness, posed by every human being. To resist this inherent fighting tendency the best way is to dispel ignorance of the doings of others by a systematic spread of general knowledge. With this object in view, it is most important to aid exchange of thought and intercourse."





    "Bugun onlarin olsun; ama ugrunda calistigim gelecek benimdir."




    "Bugunun bilim insanlari matematigi ve deneyleri dallandirdi ve denklem uzerine denklemlere saptilar ve sonunda gerceklikle alakasi olmayan bir yapi olusturdular."

  4. Kolombiya Universitesi'nde edebiyat profesoru, Yunan ve Dogu edebiyatı alanlarinda uzman Amerikali sair Clement Clarke Moore’ın olum yildonumu (10 Temmuz 1863)

    Noel Baba
    …Gozleri nasil da parildar gamzeleri ne kadar sen,
    Yanakları gule benzer, burnu ise kiraza
    Genis yuzuyle kahkaha attiginda
    Hop Hop oynar yuvarlacik gobegi tombul ve tiknazdir
    Yasli neseli bir Cin gibi
    Ve ben onu gordugumde gulmekten alamam kendimi…



    …His eyes—how they twinkled! his dimples how merry!
    His cheeks were like roses, his nose like a cherry!
    He had a broad face and a little round belly,
    That shook when he laughed, like a bowlful of jelly.
    He was chubby and plump, a right jolly old elf,
    And I laughed when I saw him, in spite of myself…

  5. Fransiz roman ve deneme yazari, edebi elestirmen Marcel Proust'un dogum yil donumu (10 Temmuz 1871)

    "Tiyatro sanatcilari benim gozumde uslup ve oyunlariyla bir sanatsal gercegin tek temsilcileri olmaktan ciktigindan beri, onlarin kendileriyle ilgilenir olmustum; eski bir komik romanin kahramanlarini seyreder gibi, oyundaki saf genc kizin, salona yeni giren genc bir soylunun cehresini gorunce, oyunda kendisine askini itiraf eden yakisikli delikanliyi dalgin dalgin dinleyisini, ote yandan delikanlinin, sevda tiradinin yaylim atesinin ortasinda, yan taraftaki locada oturan yasli hanima, muhtesem incilerine carpilarak atesli bir bakis firlatisini gormekten hoslaniyordum; boylece, ozellikle de sanatcilarin ozel hayatlari hakkinda Saint-Loup'nun verdigi bilgiler sayesinde, sozlu oyunun ardinda sessiz ve anlamlı ikinci bir oyunun oynanisini seyrediyordum; aslinda siradan olmakla birlikte sozlu oyun da ilgimi cekiyordu; cunku sahne isiklarinin altinda, oyuncunun yuzune makyaj ve kartondan bir baska yuzun, ruhuna bir rolun repliklerinin yapismasiyla, bir oyunun kahramanlari olan o gecici ve canli kisiliklerin bir saatligine filizlenip gelistigini hissediyordum; bu kisilikler de cekicidir, onlari sever, takdir eder, kendilerine acir, tiyatrodan ciktigimizda tekrar bulmak isteriz, ama onlar artık dagilip oyundaki formuna sahip olmayan bir oyuncuya, oyuncunun yuzunu gostermeyen bir metne, mendille silinen renkli bir pudraya donusmusler, kisacasi, kendilerinden hicbir iz tasimayan unsurlar olmuslardir yeniden; temsilin sona ermesiyle hic vakit gecirmeden cozulmeleri, tipki sevdigimiz bir kisinin yok olmasi gibi, bizi benligin gercekliginden supheye dusurup olum konusunda dusundurur." Guermantes Tarafi



    "Ever since I had ceased to see actors solely as the depositories, in their diction and acting ability, of an artistic truth, the had begun to interest me in their own right; with the feeling that I was watching the characters from some old comic novel, I was amused to see the naïve heroine of a play, he attention drawn to the new face of some young duke who has just taken his seat in the theater, listen abstractedly to the declaration of love the juvenile lead was addressing to her, while he, through the rolling passion of this declaration, was in turn directing an enamored eye at an old lady seated in a stage box, whose magnificent pearls had caught his interest; and in this way, largely owing to what Saint-Loup had told me about the private lives of actors, I saw another drama, silent but telling, being played out beneath the words of the play that was being performed, yet the play itself, however uninspired, was still something that interested me, too; for within it I could feel germinating and blossoming for an hour in the glare of the footlights--created out of the agglutination on the face of an actor of another face of greasepaint and pasteboard, and on his individual soul the words of a part--the ephemeral and spirited personalities, captivating, too, who form the cast of a play, whom one loves, admires, pities, whom one would like to met again after the play is over, but who by that time have already disintegrated into the actors, who are no longer what they were in their roles. into a script that no longer shows the actors' faces, into a colored powder that can be wiped off by a handkerchief, who have reverted, in a word, to elements that contain nothing of them, because their dissolution is complete as soon as the play has ended, and this, like the dissolution of a loved one, causes one to doubt the reality of the self and to meditate on the mystery of death."




    "Ask, kalbin zaman ve mekana duyarlilik kazanmasidir."




    "Gercek bir kesif yolculugu icin yeni yerlere ulasmak gerekmez, yeni gozlere sahip olmak da yeterlidir."

  6. Fransiz sair Paul Verlaine, 10 Temmuz 1873’de sevgilisi Arthur Rimbaud’u silahla yaraladi.

    Rimbaud’nun Verlaine’e kendisinden ayrılacagini soylemesi uzerine Verlaine Rimaud’ya tabanca ile iki el ateş etti ve iki yil kurek mahkumu oldu.


  7. Italyan surrealist ressam ve yazar Giorgio De Chirico'nun dogum yil donumu (10 Temmuz 1888)

    Il Canto d'Amore (The Song of Love, 1914)






    "Gunesli bir gunde yuruyen bir adamin golgesi, dunyadaki tum dinlerden daha fazla gizem barindiriyor. / Son più gli enigmi nell’ombra di un uomo che cammina in pieno sole che in tutte le religioni del passato, del presente o del futuro." Giorgio de Chirico


    Archeologi (The Archeologists, 1968)


  8. Kubali sair Nicolás Guillén’in dogum yildonumu (10 Temmuz 1902)

    Ask dilenen gece.
    Soguk yel, gok kulrengi.
    Olu gunes.
    Ask dilenen gece.
    Kapali gozkapaklarini dusunuyorum onun,
    ask dilenen gece,
    kansiz dizlerini dusunuyorum onun,
    ask dilenen gece,
    ve yesil tirnakli ellerini,
    solgunlugunu alninin,
    ve tikanmis agzini onun...
    ask dilenen gece,
    ask dilenen gece,
    ask dilenen gece.
    Hayir,
    adimlarim uzre yuruyor cunku,
    hayir;
    cunku bana seslendi, selamliyor beni,
    hayir,cunku gecisine bakiyorum cenaze alayinin,
    hayir,
    cunku gulumsuyor bana, uzanivermis,
    uzanivermis, yumusacik ve uzanivermis,
    olmus bir tek vurusta, uzanivermis...

    Hayir.



    La soirée qui mendie l’amour.
    Vent froid, ciel gris.
    Soleil mort.
    La soirée qui mendie l’amour.
    Je pense à ses paupières closes,
    la soirée qui mendie l’amour,
    je pense à ses genoux exsangues,
    la soirée qui mendie l’amour,
    et à ses mains aux ongles verts
    et à la pâleur de son front
    et à sa gorge bâillonnée…
    La soirée qui mendie l’amour,
    la soirée qui mendie l’amour,
    la soirée qui mendie l’amour.
    Non,
    Car elle marche sur mes pas,
    non ;
    car elle m’a parlé, car elle me salue,
    non ;
    car je regarde passer son enterrement,
    non ;
    car elle me sourit, étendue,
    étendue, douce et étendue,
    sur la terre, étendue,
    morte d’un seul coup, étendue…

    Non.

Sayfa 1216/7020 İlkİlk ... 2167161116116612061214121512161217121812261266131617162216 ... SonSon

Yer İmleri

Yer İmleri

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •