-
Amerikali psikiyatrist ve Kansas Topeka'da Menninger Vakfi'nin kurucusu Karl Augustus Menninger’in dogum yildonumu (22 Temmuz 1893)

"Sevgi, insanlari iyilestirir. Hem onu verenleri, hem de onu alanlari. / L'amore cura le persone, sia quelle che lo danno che quelle che lo ricevono."

“Korkular bize ogretilmistir, istersek onlardan kurtulmayi da ogrenebiliriz. / Le paure sono educate dentro di noi e possono, se lo desideriamo, essere educate.”

“Cocuklara ne yapildiysa, onlar da bunu topluma yapar. / Quello che viene fatto ai bambini, loro lo faranno alla società.”
-
Amerikali sair, roman ve kisa oyku yazari Stephen Vincent Benét’in dogum yildonumu (22 Temmuz 1898)
"Buraya geldim geleli Abraham Lincoln’u dort kere yazdim, biri cok iyiydi. Kabul etmediler tabii. Simdi, iclerinde benim de bulundugum yedi kisi, besinci bir metin ustunde calisiyoruz. En kotusu bu olacaga benziyor. Buradan hemen cekip gitmezsem delirecegim…Belki de delinin tekiyim zaten."

“Since arriving, I have written four versions of Abraham Lincoln, including a good one, playable in the required time. That, of course, is out. Seven people, including myself, are now working in conferences on a 5th one…. If I don't get out of here soon I'm going crazy."
-
Fransiz ressam Charles Maurin'in olum yildonumu (22 Temmuz 1914)
La Vertu entre deux vices (The Virtue between two vices, 1893)

Maternité, 1893
-
Italyan ressam Luigi Montanarini’nin dogum yildonumu (22 Temmuz 1906)
Self-portrait with a profile head, 1929

Composizione astratta, 1958
-
Amerikali yazar ve sair James Whitcomb Riley'in olum yildonumu (22 Temmuz 1916)
Silaya varmaliyiz! Neden boyle aylakca dolasiriz? –
Bilmeyiz ki sila nerededir, siladan onca uzagiz, –
Sadece cocuklarin yuzlerinde – ve o annenin yuzunde –
Yani elmalarin ciceklendigi bazi guzel yerlerde
Donukca dusleriz silayi, imgelem durulastirana dek
Gozyaslarindan hosnut gecici hevesin gozlerini de.
Silaya varmaliyiz – cunku hayli zamandir
Ayriyiz siladan, neredeyse sonsuz bir gun gibi!
Ve oyle hasret icinde buyuduk ki
Dunyanin kahkahasi figandir
Bikmis kulaklarimiza, ve sarkisi nafile, –
Silaya varmaliyiz – Silaya varmaliyiz yine!
Silaya varmaliyiz! Ozleriz yurekle ve ruhla bulmayi
Coktandir kaybettigimiz yolumuzu, ve geri donmeyi!...
Yorgunca yol alan, el ele tutusup arayan yaslilar zumresi
Icinden yukseldi bir cocuk cigligi,
Fakat yuzler isildamakta, bulutlar en sonunda sanki
Yagdirir biz gecip giderken ustumuze gun isigini...

We must get home! How could we stray like this?--
So far from home, we know not where it is,--
Only in some fair, apple-blossomy place
Of children's faces--and the mother's face--
We dimly dream it, till the vision clears
Even in the eyes of fancy, glad with tears.
We must get home--for we have been away
So long, it seems forever and a day!
And O so very homesick we have grown,
The laughter of the world is like a moan
In our tired hearing, and its song as vain,--
We must get home--we must get home again!
We must get home! With heart and soul we yearn
To find the long-lost pathway, and return!...
The child's shout lifted from the questing band
Of old folk, faring weary, hand in hand,
But faces brightening, as if clouds at last
Were showering sunshine on us as we passed...
-
Ispanyol ressam Francisco José Domingo y Marqués’in olum yildonumu (22 Temmuz 1920)
The Cobbler, 1870 – 1875

Figure of a Child, 1887
-
Ingiliz roman yazari ve sair John Meade Falkner'in olum yildonumu (22 Temmuz 1932)
"Ben Temple'in gunluklerini coktan yok etmistim ama onlarin o kotu etkisini de zihnimden o kadar kolay silebilmeyi dilerdim. Essiz bir kemani yaktigim icin belki sanati her seyin ustunde tutanlar beni suclayacaktir. Bu siteme katlanmaya raziyim. Gereksiz yere batil inancli olmamama ve Sir John Maltravers'in zihnini teslim ettigi panteizme sempati duymamama ragmen o kemandan o kadar tiksindim ki ne Worth'de kalmasina ne da baskalarinin eline gecmesine razi olabilirdim. Bayan Sophia bu konuda tamamen benimle ayni fikirdeydi. Bu, aptallar ve ovungenler disinda hic kimsenin 'hayaletli' odalarda uyumayi ya da igrenc bir sucun anisiyla kirlenmis bir evde yasamayi istememesine yol acan o duyguya benziyordu." Kayip Stradivarius

"The diaries of Temple I had already destroyed, and wish that I could as easily blot out their foul and debasing memories from my mind. I shall probably be blamed by those who would exalt art at the expense of everything else, for burning a unique violin. This reproach I am content to bear. Though I am not unreasonably superstitious, and have no sympathy for that potential pantheism to which Sir John Maltravers surrendered his intellect, yet I felt so great an aversion to this violin that I would neither suffer it to remain at Worth, nor pass into other hands. Miss Sophia was entirely at one with me on this point. It was the same feeling which restrains any except fools or braggarts from wishing to sleep in 'haunted' rooms, or to live in houses polluted with the memory of a revolting crime."
-
Amerikali roman ve kisa oyku yazari (Thomas Eugene Robbins) Tom Robbins’in dogum gunu (22 Temmuz 1932)
“Bizim sorunumuz nufus fazlaligi degil, toprak ziyani. Gul bahcesindeki yaban otlari gibi her yana yayiliyoruz. Gerekenden bin kat fazla yer isgal ediyoruz. Yatay gelisme yerine dikey gelismeyi tesvik etsek, donumler uzerine ikiser katli evler yapacagimiz yerde, yuksek apartmanlar yapsak yer yeter de artar bile.”

“We don't have an overpopulation problem, we have a land-use problem. We're sprawlin' out all over the place, like hogs in a rose garden, takin' up a thousand times more space than we need. If we were to stress vertical growth instead o' horizontal, if we were to build tall apartment complexes instead of acres o' one-story ticky-tackies, there'd be more than enough room.”
“Arzu kelimesi, ortada bizim olmayan bir seyin varligini gosteriyor. Eger her seyimiz varsa, o zaman arzu olamaz; cunku isteyecek bir sey kalmamis olur.”

“The word desire suggests that there is something we do not have. If we have everything already, then there can be no desire, for there is nothing left to want.”
"Ask en buyuk sucludur. Hic bir kurala uymaz. En fazla yapabilecegimiz de suc ortagi olmak. / L'amore è l'ultima illegalità. Semplicemente non rispetta nessuna regola. Il massimo che ognuno di noi può fare è di arruolarsi come suo complice. / Love is the ultimate outlaw. It just won't adhere to any rules. The most any of us can do is to sign on as its accomplice."
Gönderi Kuralları
- Yeni konu açamazsınız
- Konulara cevap yazamazsınız
- Yazılara ek gönderemezsiniz
- Yazılarınızı değiştiremezsiniz
-
Forum Rules
Yer İmleri