-
Ingiliz aktor Daniel Craig’in dogum gunu (2 Mart 1968)

-
Bette Davis , 2 Mart 1977’de AFI Yasam Boyu Basari Odulu’nu (American Film Institute's Life Achievement Award) kazandi ve kazanan ilk kadin sanatci oldu.

-
Amerikali bilim kurgu roman ve kisa hikaye yazari Philip K. Dick’in olum yildonumu (2 Mart 1982)
“Liderlik isi bu toplumda dogal olarak paranoyaklara kalacaktir.Tabii maniklerin darbe yapmasini engellemekte zorlanacaklardir. Ama asil sorun su ki, paranoyaklarin ideolojiyi belirledigi bir toplumda, egemen duygusal tema nefret olacaktir. Liderler kendileri disindaki herkesten nefret edecek ve geri kalan herkesin de kendilerinden nefret ettigini var sayacaktir. Dolayisiyla tum sozde disisleri politikalari, onlara yoneltilen bu varsayimsal nefretle savasmanin mekanizmalarini insa etmek uzere kurulacaktir. Bu da tum toplumun hayali bir mucadeleye cekilmesi,var olmayan dusmanlara karsi, hiclige karsi zafer kazanilmasi demektir.” Alfa Ayinin Kabileleri

“Leadership in this society here would naturally fall to the paranoids, they'd be superior individuals in terms of initiative, intelligence and just plain innate ability. Of course they'd have trouble keeping the manics from staging a coup. . . there'd always be tension between the two classes. But you see, with paranoids establishing the ideology, the dominant emotional theme would be hate. Actually hate going in two directions; the leadership would hate everyone outside its enclave, and also would take for granted that everyone hated it in return. Therefore their entire so-called foreign policy would be to establish mechanisms by which this supposed hatred directed at them could be fought. And this would involve the entire society in an illusory struggle, a battle against foes that didn’t exist for a victory over nothing.”
-
Madonna'nin Like A Prayer sarkisi Dunya capinda ilk kez 2 Mart 1989'da Pepsi reklamiyla piyasaya cikti.


https://www.youtube.com/watch?v=UVdGmmVJdmE
-
Fransiz sarkici, soz yazari, piyanist, film bestecisi, sair, ressam, senarist, yazar, aktor ve yonetmen Serge Gainsbourg’un (Lucien Ginsburg) olum yildonumu (2 Mart 1991)

-
Amerikali tarihci Henry Steele Commager’in olum yildonumu (2 Mart 1998)

“Amerika isyanla dogdu, cekismeyle gelisti, tecrubelerle yuceldi.”
-
" Aslinda trajik bir cag bizimkisi, bu yuzden onu trajik olarak gormeyi reddediyoruz. Buyuk tufan kopmus, yikintilarin arasindayiz simdi, yeni yeni kucuk yasam alanlari kurmaya, kucuk kucuk umutlar beslemeye basladik. Dogrusu zor is; gelecege uzanan duz bir yol yok simdi, bunun yerine bir cember ciziyoruz ya da duse kalka ilerliyoruz. Dunya basimiza yikilmis olsa da yasamak zorundayiz. " D.H. Lawrence, Lady Chatterley'in Asigi,

“Ours is essentially a tragic age, so we refuse to take it tragically. The cataclysm has happened, we are among the ruins, we start to build up new little habitats, to have new little hopes. It is rather hard work: there is now no smooth road into the future: but we go round, or scramble over the obstacles. We’ve got to live, no matter how many skies have fallen.”
-
“Sessizlik tahtalardan, duvarlardan bir kivilcım gibi tureyip, sanki devasa bir degirmende uretilmiscesine muthis bir kuvvetle ona carparak, evi duvardan duvara kaplayan, parcalanmis halidan, mutfaktaki kullanilmayan aletlerden yukseldi, Isidore burada yasamaya basladigindan beri calismayan olu makinelerden kendini kurtarip, oturma odasindaki ise yaramaz lambadan disari sizdi ve kendisinin sinek kapli tavandan inen bos, habersiz devamiyla birlesti. Sanki dokunulabilir her seyi kaplamak ister gibi sessizlik John'un bakis alanina giren her nesneden kendisini kurtardi. Sadece kulaklarina degil gozlerine de saldiriyordu. Televizyonun yaninda oylece dururken sessizligi gorunur ve kendi icinde canli bir nesne olarak algilayabildi.” Androidler Elektrikli Koyun Dusler mi?,

“Silence. It flashed from the woodwork and the walls; it smote him with an awful, total power, as if generated by a vast mill. It rose from the floor, up out of the tattered gray wall-to-wall carpeting. It unleashed itself from the broken and semi-broken appliances in the kitchen, the dead machines which hadn't worked in all the time Isidore had lived here. From the useless pole lamp in the living room it oozed out, meshing with the empty and wordless descent of itself from the fly-specked ceiling. It managed in fact to emerge from every object within his range of vision, as if it-the silence meant to supplant all things tangible. Hence it assailed not only his ears but his eyes; as he stood by the inert TV set he experienced the silence as visible and, in its own way, alive.”
Gönderi Kuralları
- Yeni konu açamazsınız
- Konulara cevap yazamazsınız
- Yazılara ek gönderemezsiniz
- Yazılarınızı değiştiremezsiniz
-
Forum Rules
Yer İmleri