Sayfa 930/933 İlkİlk ... 430830880920928929930931932 ... SonSon
Arama sonucu : 7458 madde; 7,433 - 7,440 arası.

Konu: DOLARDA YÜKSELİŞ kaçınılMAZ xxv

  1.  Alıntı Originally Posted by ayhan53 Yazıyı Oku
    III. Murat 1595’de öldü. Ayasofya Camisi avlusundaki türbede 54 kişi yatmaktadır. Bunlardan 20’si oğlu, 23’ü kızıdır. Türbede yatan oğulların yaşı küçüktür, hatta altı aylık olanları bile vardır ama hepsinin ölüm tarihi 1595’tir.
    Peki 1595’de ne oldu?
    Saraya kıran mı girdi?

    Hayır, salgın da olmadı, kıran da.
    III. Murat öldükten sonra oğlu III. Mehmet tahta çıktı ve ilk işi de kardeşlerinin hepsini boğdurmak oldu.
    Babasının tabutu saraydan çıkarken gerisinden 39 tabut daha geliyordu.
    III.Mehmet,19erkek kardeşini ve20 kız kardeşini öldürtmüştü!

    Bununla yetinmemiş babasının gebe eşlerini öldürtmüş ve ergenlik çağındaki iki kardeşinden gebe kalmış yedi cariyeyi denize attırmıştı.
    Genç şehzadelerden biri:
    “Beni kestanelerimi yedikten sonra boğun†diye yalvarıyordu!
    Evliya Çelebi, “Bir şehzadenin daha emzirilirken annesinin kucağından sökülüp alındığını boğulduğunda emdiği sütün burnundan geldiğini†yazar.
    Saraydan tabutlar çıktığında Evliya Çelebi’nin naklettiğine göre “İstanbul halkının feryatlarını gökteki melekler duymuştuâ€.
    III. Mehmet sadece bununla yetinmemiş 16 yaşındaki oğlunu da öldürtmüştür!
    III. Mehmet öldüğünde, I. Ahmet tahta oturdu. III. Mehmet’in cenazesi Ayasofya’ya götürüldü. Cenaze namazı kılınacaktı. Ama genç padişah gelmemişti! “Taht sahibi olmak için 39 kardeşini ve bir oğlunu öldüren adam babam da olsa katildir.

    Ben katil bir adamın cenazesini kılmam! Varın siz kılın!†diyerek daveti reddetti.

    Alıntıdır
    Bunları bilmez, sonra sorar, neden bu milletin iki yakası bir araya gelmiyor.

    Üstelik bunlarla övünür.

  2. Türkiye, kazığın her türlüsünü ayrı ayrı deneyimleyebilmek için mükemmel bir yer. Burada yetişen biri dünyanın başka bir yanında sıkıntı yaşamaz.
    Re-twittlediklerim katıldığım anlamına gelmez!

  3.  Alıntı Originally Posted by ayhan53 Yazıyı Oku
    III. Murat 1595’de öldü. Ayasofya Camisi avlusundaki türbede 54 kişi yatmaktadır. Bunlardan 20’si oğlu, 23’ü kızıdır. Türbede yatan oğulların yaşı küçüktür, hatta altı aylık olanları bile vardır ama hepsinin ölüm tarihi 1595’tir.
    Peki 1595’de ne oldu?
    Saraya kıran mı girdi?

    Hayır, salgın da olmadı, kıran da.
    III. Murat öldükten sonra oğlu III. Mehmet tahta çıktı ve ilk işi de kardeşlerinin hepsini boğdurmak oldu.
    Babasının tabutu saraydan çıkarken gerisinden 39 tabut daha geliyordu.
    III.Mehmet,19erkek kardeşini ve20 kız kardeşini öldürtmüştü!

    Bununla yetinmemiş babasının gebe eşlerini öldürtmüş ve ergenlik çağındaki iki kardeşinden gebe kalmış yedi cariyeyi denize attırmıştı.
    Genç şehzadelerden biri:
    “Beni kestanelerimi yedikten sonra boğun” diye yalvarıyordu!
    Evliya Çelebi, “Bir şehzadenin daha emzirilirken annesinin kucağından sökülüp alındığını boğulduğunda emdiği sütün burnundan geldiğini” yazar.
    Saraydan tabutlar çıktığında Evliya Çelebi’nin naklettiğine göre “İstanbul halkının feryatlarını gökteki melekler duymuştu”.
    III. Mehmet sadece bununla yetinmemiş 16 yaşındaki oğlunu da öldürtmüştür!
    III. Mehmet öldüğünde, I. Ahmet tahta oturdu. III. Mehmet’in cenazesi Ayasofya’ya götürüldü. Cenaze namazı kılınacaktı. Ama genç padişah gelmemişti! “Taht sahibi olmak için 39 kardeşini ve bir oğlunu öldüren adam babam da olsa katildir.

    Ben katil bir adamın cenazesini kılmam! Varın siz kılın!” diyerek daveti reddetti.

    Alıntıdır
    osmanlı torunu olmakla övünenler bunları okumuşlarmıdır?

    Fatihin torunu olmakla övünenler deli ibrahimin torunu olmakla da övünüyorlar mı?
    Ben hikaye anlatıyorum, benim hayal ürünümdür. Yatırım tavsiyesi değildir.

  4.  Alıntı Originally Posted by balık Yazıyı Oku
    osmanlı torunu olmakla övünenler bunları okumuşlarmıdır?

    Fatihin torunu olmakla övünenler deli ibrahimin torunu olmakla da övünüyorlar mı?
    Okuyan yerleri gelişmediği için, gördükleri ile idare ediyor.

    Boğulmadan önce Cem Sultan'ın ırzına geçildiğini bilmez, ama Mehteran bölüğü geçerken coşar kendinden geçer.

  5.  Alıntı Originally Posted by ayhan53 Yazıyı Oku
    III. Murat 1595’de öldü. Ayasofya Camisi avlusundaki türbede 54 kişi yatmaktadır. Bunlardan 20’si oğlu, 23’ü kızıdır. Türbede yatan oğulların yaşı küçüktür, hatta altı aylık olanları bile vardır ama hepsinin ölüm tarihi 1595’tir.
    Peki 1595’de ne oldu?
    Saraya kıran mı girdi?

    Hayır, salgın da olmadı, kıran da.
    III. Murat öldükten sonra oğlu III. Mehmet tahta çıktı ve ilk işi de kardeşlerinin hepsini boğdurmak oldu.
    Babasının tabutu saraydan çıkarken gerisinden 39 tabut daha geliyordu.
    III.Mehmet,19erkek kardeşini ve20 kız kardeşini öldürtmüştü!

    Bununla yetinmemiş babasının gebe eşlerini öldürtmüş ve ergenlik çağındaki iki kardeşinden gebe kalmış yedi cariyeyi denize attırmıştı.
    Genç şehzadelerden biri:
    “Beni kestanelerimi yedikten sonra boğun” diye yalvarıyordu!
    Evliya Çelebi, “Bir şehzadenin daha emzirilirken annesinin kucağından sökülüp alındığını boğulduğunda emdiği sütün burnundan geldiğini” yazar.
    Saraydan tabutlar çıktığında Evliya Çelebi’nin naklettiğine göre “İstanbul halkının feryatlarını gökteki melekler duymuştu”.
    III. Mehmet sadece bununla yetinmemiş 16 yaşındaki oğlunu da öldürtmüştür!
    III. Mehmet öldüğünde, I. Ahmet tahta oturdu. III. Mehmet’in cenazesi Ayasofya’ya götürüldü. Cenaze namazı kılınacaktı. Ama genç padişah gelmemişti! “Taht sahibi olmak için 39 kardeşini ve bir oğlunu öldüren adam babam da olsa katildir.

    Ben katil bir adamın cenazesini kılmam! Varın siz kılın!” diyerek daveti reddetti.

    Alıntıdır
    Bu işlerin vebali yüzünden huzur bulamadık , arkasında , hangi mantık olursa olsun bu adiliğe tamam demek suça iştiraktir.

    Kız kardeşlerini neden öldürüyorsun deyyusu kebir onlar tahta mi cikacak ..

    Buna cevaz veren şeyhülislâm olamaz şeyhül şeytan olur.

    Cehennemde kavrulsunlar..

  6.  Alıntı Originally Posted by Desidero74 Yazıyı Oku
    Bu işlerin vebali yüzünden huzur bulamadık , arkasında , hangi mantık olursa olsun bu adiliğe tamam demek suça iştiraktir.

    Kız kardeşlerini neden öldürüyorsun deyyusu kebir onlar tahta mi cikacak ..

    Buna cevaz veren şeyhülislâm olamaz şeyhül şeytan olur.

    Cehennemde kavrulsunlar..
    Bende benzer düşünüyorum. Böyle bir durumda izin verilme durumu olsaydı sahabe döneminde örneği olurdu. Kaldı ki dinimizde insanı katletmek öldürmek çok ağır cezası olan bir durum.

  7.  Alıntı Originally Posted by Tinaz Yazıyı Oku
    Okuyan yerleri gelişmediği için, gördükleri ile idare ediyor.

    Boğulmadan önce Cem Sultan'ın ırzına geçildiğini bilmez, ama Mehteran bölüğü geçerken coşar kendinden geçer.
    Sanırım Genç Osman demek istediniz.

    Söylemek lazım, rivayettir. Tartışmalıdır.

  8.  Alıntı Originally Posted by ayhan53 Yazıyı Oku
    III. Murat 1595’de öldü. Ayasofya Camisi avlusundaki türbede 54 kişi yatmaktadır. Bunlardan 20’si oğlu, 23’ü kızıdır. Türbede yatan oğulların yaşı küçüktür, hatta altı aylık olanları bile vardır ama hepsinin ölüm tarihi 1595’tir.
    Peki 1595’de ne oldu?
    Saraya kıran mı girdi?

    Hayır, salgın da olmadı, kıran da.
    III. Murat öldükten sonra oğlu III. Mehmet tahta çıktı ve ilk işi de kardeşlerinin hepsini boğdurmak oldu.
    Babasının tabutu saraydan çıkarken gerisinden 39 tabut daha geliyordu.
    III.Mehmet,19erkek kardeşini ve20 kız kardeşini öldürtmüştü!

    Bununla yetinmemiş babasının gebe eşlerini öldürtmüş ve ergenlik çağındaki iki kardeşinden gebe kalmış yedi cariyeyi denize attırmıştı.
    Genç şehzadelerden biri:
    “Beni kestanelerimi yedikten sonra boğun” diye yalvarıyordu!
    Evliya Çelebi, “Bir şehzadenin daha emzirilirken annesinin kucağından sökülüp alındığını boğulduğunda emdiği sütün burnundan geldiğini” yazar.
    Saraydan tabutlar çıktığında Evliya Çelebi’nin naklettiğine göre “İstanbul halkının feryatlarını gökteki melekler duymuştu”.
    III. Mehmet sadece bununla yetinmemiş 16 yaşındaki oğlunu da öldürtmüştür!
    III. Mehmet öldüğünde, I. Ahmet tahta oturdu. III. Mehmet’in cenazesi Ayasofya’ya götürüldü. Cenaze namazı kılınacaktı. Ama genç padişah gelmemişti! “Taht sahibi olmak için 39 kardeşini ve bir oğlunu öldüren adam babam da olsa katildir.

    Ben katil bir adamın cenazesini kılmam! Varın siz kılın!” diyerek daveti reddetti.

    Alıntıdır
    Bu satırlar, tarihin susturulmuş çığlıklarını yeniden duyuruyor. III. Murat’ın ardından gelen ölüm sessizliği, yalnızca bir padişahın değil; masumiyetin, merhametin ve insanlığın da toprağa gömüldüğü bir yılın adı: 1595.
    Ayasofya’nın gölgesinde yatan 54 canın arasında kundakta bebekler, çocukluk hayalleriyle vedalaşamamış şehzadeler, genç kızlar, cariyeler, anneler… Ve hepsinin ardından gelen derin bir sessizlik. Bu, bir hanedanın iktidar uğruna kendi köklerini nasıl katlettiğinin, bir devlet aklının nasıl bir “gelenek”e dönüşerek vicdanları boğduğunun hikâyesidir.
    Ancak bu hikâye yalnızca bireysel bir vahşetin değil, sistemleşmiş bir aklın, şekil değiştirmiş bir hırsın ve kurumsallaşmış bir kötülüğün izini taşır. Zira zamanla iktidar, sadece tahtta oturmakla sınırlı kalmayan; akılları zehirleyen, kalpleri karartan bir lobiye dönüşmüştür. Bu görünmeyen yapı, yalnızca padişahı değil; onu yetiştiren annesini, gölgesine sığınan kardeşini, kanını taşıyan oğlunu dahi gözünü kırpmadan harcayabilecek bir kana susamışlığa evrilmiştir.
    Bu öyle bir düzen halini almıştır ki, artık bir kişi değil, bir zihniyet öldürmektedir. Kardeşlik, annelik, babalık gibi en temel insani bağlar, iktidarın merdivenlerine basamak yapılmıştır. İnsan, insanı değil; güç, insanı belirler olmuştur. Böylece tahta çıkan eller, kanla yıkanmış; başa geçen başlar, kendi etrafını yok ederek taçlanmıştır.
    Tarihi süsleyerek değil, onunla yüzleşerek anlamlandırmak gerekir. Bu yüzden bu tür anlatımlar ne bir karalama ne de bir karanlıkta kalma çabasıdır; aksine, hakikatin ışığını arama çabasıdır. Acı da olsa, tarihimizin bu yüzüyle hesaplaşmadan bugün kurduğumuz değerlerin samimiyetini sınayamayız.
    Bu sebeple, geçmişin karanlık satırlarını gün yüzüne çıkarmak; ders almak, aynı hataları yeniden yaşamamak ve daha adil bir gelecek inşa edebilmek için elzemdir. Bu anlatımlar yaygınlaştırılmalı, sempozyumlarla, kitaplarla, belgesellerle desteklenmeli ve her bir bireyin tarih karşısında düşünmeye sevk edilmesi sağlanmalıdır.
    Zira unutmamalıyız: Geçmişle yüzleşmeyen toplumlar, hatalarını tekrar etmeye mahkûmdur. Bizler de bu acı hikâyeleri, sadece hüzünle değil; farkındalıkla, bilinçle ve sorumlulukla anmalıyız.
    Bu etkileyici ve sarsıcı tarihi gerçekleri gün yüzüne çıkararak bizlere hatırlattığınız için içtenlikle teşekkür ederim. Böylesi anlatımlar, yalnızca geçmişi değil, bugünü ve geleceği de yeniden sorgulamamıza vesile olacaktır.

Sayfa 930/933 İlkİlk ... 430830880920928929930931932 ... SonSon

Yer İmleri

Yer İmleri

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •