Sayfa 3/7 İlkİlk 12345 ... SonSon
Arama sonucu : 54 madde; 17 - 24 arası.

Konu: 18 Mart Çanakkale Zaferi Ve Şehitleri Anma Günü

  1. #17
    Duhul
    Feb 2017
    İkamet
    Karadenizin yeşillikler diyarı..şehri İstanbul .
    Yaş
    55
    Gönderi
    14,800
    Mekanları cennet olsun...

    Yokluklar içinde bir destan yazdılar.
    Forum kurallarını okumak için tıklayınız


    Forumun Altın Kuralı : Forumda okuduğunuz bilgileri fikir vermesi amacıyla ve mantık süzgecinden geçirerek değerlendirin. Hiç kimse sizi tanımadan size para kazandırmak heveslisi değildir. Hayatta karşılaşmadığınız ve adını soyadını dahi bilmediğiniz bir kişinin tavsiyesi ile senet almaya/satmaya kalkışmayın, sonu %99 hüsran olacaktır..

    Not: Forumumuzda dini ve siyasi ile futbol taraftarlığı yazıları kabul edilmiyor.

  2. #18
     Alıntı Originally Posted by MedwiG Yazıyı Oku
    Allah rahmet eylesin ruhları şad olsun Cefaks hocam..
    amin cümlesinin.

  3. #19
    http://www.canakkaleyemektuplar.com

    Turkcell güzel bir işe öncülük etmiş.. çok beğendim bakmanın fayda var ..
    When you embrace yourself for who you are, you will get out of the darkness




    >>>FORUM KURALLARIMIZ <<<

  4. #20
    Duhul
    Feb 2017
    İkamet
    Köy
    Gönderi
    10,797
    Blog Entries
    12



    Var mı bu şiirden öte duygulara tercüman,
    Allahtan rahmet dilerim ...

  5. Allah rahmet eylesin,nur içinde yatsınlar.
    Tarih göstermiştir ki bilge herşeyi bilmez,sadece ahmaklar herşeyi bilir...



  6. Tüm şehitlerimizin mekanları cennet olsun..
    HERKES KENDİ HÜR İRADESİYLE YATIRIM YAPMALIDIR. KİMSEDEN ETKİLENMEMELİDİR. YAZDIKLARIM YATIRIM TAVSİYESİ OLARAK KESİNLİKLE KULLANILAMAZ.

  7. #23
    18 Mart 2017

    Bugüne kadar canlarıyla bu vatana can veren tüm şehitlerimizi ALLAH rahmet etsin.

    Yüce Atatürk ile birlikte cennet mekan olsunlar İNŞALLAH



  8. #24
    Duhul
    Feb 2017
    İkamet
    camekanın dışında
    Yaş
    45
    Gönderi
    1,797
    evet henüz 15 yaşında ana kuzularıydılar, kimi vardı taşıdığı mavzer kadardı boyu ama dünyaları sırtlamıştı

    daha bıyıkları terlemeden gittiler cepheye gözlerini kırpmadan bir an tereddüt etmeden hepsi şehit oldu

    700 yıllık imparatorluğun 7 cephede mecali kalmamıştı, er bulunamıyordu cepheye gidecek, kadın çoluk çocuk yek bir bütün seferber oldu anadolu insanı

    15 yaşındaki çocuklar yiğit oldu erkek oldu düşmana karşı durdu

    işte böyle dik durdu bu vatan işte böyle korudu namusunu toprağını, düşürmedi hilalini susturmadı ezanını

    çanakkale geçilmez bu vatan bölünmez, bölünmedi bölünmeyecek bölemeyecekler

    allah aziz şehitlerimizden ve cümle gazilerimizden razı olsun

    bu gün sabah uyanıp hür ve onurlu bir biçimde işimize gücümüze gidebiliyor tek bir bayrağın altında hür yaşayabiliyorsak onların sayesindedir

    hepsi makamı mahmudda bir melektir














    ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

    Şu Boğaz Harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
    En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
    -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya-
    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
    Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
    Nerde -gösterdiği vahşetle- "bu: bir Avrupalı!"
    Dedirir -yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
    Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!

    Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
    Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.
    Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da,
    Ostralya'yla berâber bakıyorsun: Kanada!
    Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
    Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
    Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
    Hani, tâ'ûna da züldür bu rezîl istîlâ!
    Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl,
    Ne kadar gözdesi mevcûd ise, hakkıyle sefîl,
    Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
    Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
    Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
    Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
    Sonra mel'undaki tahrîbe müvekkel esbâb,
    Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

    Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
    Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
    Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
    Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
    Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
    Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
    O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
    Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
    Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.
    Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
    Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
    Veriyor yangını, durmuş da açık sînelere,
    Sürü hâlinde gezerken sayısız tayyâre.
    Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermîler...
    Kahraman orduyu seyret ki bu tehdîde güler!
    Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
    Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat îman?
    Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
    Çünkü te'sis-i İlâhî o metîn istihkâm.

    Sarılır, indirilir mevki'-i müstahkemler,
    Beşerin azmini tevkîf edemez sun'-i beşer;
    Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedî serhaddi;
    "O benim sun'-i bedî'im, onu çiğnetme" dedi.
    Âsım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
    İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.

    Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
    O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
    Yaralanmış tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
    Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!

    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
    Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
    Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i...
    Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
    Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
    "Gömelim gel seni târîhe" desem, sığmazsın.
    Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
    Seni ancak ebediyyetler eder istîâb.
    "Bu, taşındır" diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
    Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
    Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
    Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
    Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
    Sen bu âvîzenin altında, bürünmüş kanına,
    Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
    Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
    Gündüzün fecr ile âvîzeni lebriz etsem;
    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
    Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.

    Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini,
    Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddîn'i,
    Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...
    Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
    O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
    Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
    Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
    Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...

    Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber,
    Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.



    Mehmet Akif ERSOY
    “Kalbimizde Tanrı'nın ışığı vardır, onun adı da vicdandır." Lev Nikolayeviç Tolstoy

Sayfa 3/7 İlkİlk 12345 ... SonSon

Yer İmleri

Yer İmleri

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •