Alıntı Originally Posted by TOKATYILDIZI470 Yazıyı Oku
Türkiye Cumhuriyeti devletinde idari kadrolara atama usulleri kanunlarla belirlenmiştir. Bir valinin, genel müdürün, il müdürünün, daire başkanının vs. hangi yollar izlenerek atanacağı, bu süreçte kimlerin yetkilendirildiği gayet açıktır. Kanunlara uygun olarak yapılan her atama, ki aksi düşünülemez, meşrudur ve bu yolla atanan her kamu görevlisi muteberdir saygındır. Yapılan atamaları beğenmeyip/eleştirip tepki göstermek, görüş beyan etmek bir haktır ve yasal çerçeve içinde kaldığı sürece anayasal teminat altındadır.
Hangi konuda olursa olsun toplu protestolar, ilk eylemin gerçekleştiği andan itibaren amacına ulaşmış ve gerekli mesaj ilgili yerlere verilmiş olur. Bireysel insan hakkı gibi temel hak ihlallerini protesto hariç olmak üzere bu gösteriler uzun bir zamana yayıldığında mutlak surette başka bir şeye dönüşüp asıl amacından uzaklaşma ve kontrolden çıkmaya doğru evrilerek, kötü niyetli grup ve/veya örgütlerin yönlendirmesine açık hale gelmektedir. Kamu güvenliği birinci önceliği olan her devlet, bu tür toplumsal olaylara müdahale eder ve etmelidir.
Boğaziçi üniversitesi, rektör atama usulü bağlamında her hangi bir ayrıcalığa sahip olmayan diğer yaklaşık 200 üniversiteden biridir. Rektör atanabilmek için, YÖK'ün çağrısıyla profesör olan akademisyenler başvuru yaparlar (ilgili üniversitenin kadrosunda olmak gerekmez), YÖK ilgili kurullarında başvuruları değerlendirir ve yasal çerçevede belirli sayıda adayı cumhurbaşkanına sunar, cumhurbaşkanı da kendisine sunulan adaylar arasından birisini atar. Boğaziçi üniversitesi(eylem yapanlar) bu prosedürü beğenmiyor olabilir ancak kendisi için bir ayrıcalık talep etmesi hiç bir surette etik değildir. Ülkenin ilgili kurumları ve son tahlilde cumhurbaşkanı kendilerine tanınan yasal hakları kullanmakta özgürdürler. Yetki her zaman kendisine hesap sorulanda olmalıdır.
Son zamanlarda bazı siyasi kimliklerin de eşliği ile söz konusu eylemciler rektörün istifasını istemektedirler. Diyelim ki rektör istifa etti. Yerine kim nasıl atanacak? Eylemcilere mi sorulacak? Sorulmadan atanır da eylemciler yeni at***** yine beğenmezlerse ne olacak? Bu sorulara şu adaylardan veya şu çevrelerden bir akademisyen atanırsa sorun olmaz şeklinde cevap verilebilir. O zaman büyük soru şudur: Ülkeyi kim yönetiyor? Boğaziçi'nin ayrıcalığı ne?
Siz yaşananları ya HİÇ anlamamışsınız, ya da badem basın takip ediyorsunuz ve yanlı anlamışsınız. Kısaca şöle anlatiyim ;

Yapılan atama kanunlara uygundur ama ETİK değildir. Baştan beri söylenen bu zaten. Tayyip'in buraya atama hakkı var diye bu hakkını kullanamaz diyorlar. Ben de aynısını söylüyorum. Neden? Üniversite bitirip, bitirmediği dahi şaibeli olan biri Türkiye'nin en büyük üniversitesine nasıl olurda atama yapma hakkını kendinde görür. Gerçi daha evvelde yazdığım gibi, ekonominin E sinden anlamayıp, "benim alanım ekonomi" diyerekten faiz ve enflasyon konusunda çok saçma teoriler ortaya koyan biri onu da kendinde hak görebilir. Ama tekrar söylüyorum...Bu atamayı yapması veya bunu kendinde hak görmesi veya sizin gibilerin, bu yapılan etik dışı hareketleri bir şekilde meşrulaştırma çabalarınız...bunların hiçbiri bu yaşananları normal kılmaz...

Son olarakda, boğaziçi kendi rektörünü kendi seçer. Yani atanan kayyum istifa edecek ve yerine geçecek kişi atanmayacak. O yüzden dediğiniz gibi "yeni atanan" kişinin beğenilip, beğenilmeme gibi bir sorunu olmaz. Çünkü tahmin edebileceğiniz üzere, rte nin yapacağı HİÇ BİR ATAMA beğenilmeyecektir. Ne üniversite tarafından, ne de bu ülkenin aydın kesimi tarafından. O yüzden siyaseti üniversiteyede sokmadan, bir zahmet kendi haline bıraksınlarda... Boğaziçi kendi dinamikleri içinde kendi rektörünü kendi seçsin...değil mi?