-
Alice Cooper, 20.studyo albumu The Last Temptation’i 12 Temmuz 1994’de Epic Recors etiketiyle piyasaya surdu.
-
Billy Crystal, Meg Ryan, Carrie Fisher'in rol aldigi komedi Harry Sally ile Tanisinca (When Harry Met Sally), 12 Temmuz 1989'da vizyona girdi.

-
Pakistanli insan haklari aktivisti Malala Yusufzay’in dogum gunu (12 Temmuz 1997)
“Bir erkek ise gider, para kazanir, eve doner, yemek yer ve uyur. O kadar. Bizim erkeklerimiz para kazanip etrafindakilere emirler vermenin insani guclu kildigina inanirlar. Gucun, butun herkesle ilgilenen, cocuklarini doguran kadinlarin elinde oldugunu dusunmezler.”

“A man goes out to work, he earns a wage, he comes back home, he eats, he sleeps. That’s what hedoes. Our men think earning money and ordering around others is where power lies. They don’t thinkpower is in the hands of the woman who takes care of everyone all day long, and gives birth to theirchildren.”
-
Jamie Lee Curtis’in basrolunu ustlendigi komedi-korku- gerilim Cadilar Bayrami: Korku Bayrami 2 (Halloween: Resurrection - Halloween - La resurrezione) 12 Temmuz 2002’de Amerika ve Kanada’da vizyona girdi.

-
Turk sair, etikci ve Ikinci Yeni siir akiminin onculerinden Ece Ayhan Caglar'in olum yildonumu (12 Temmuz 2002)
Bir cakil taslari gulumseyisi aglarmis karafaki rakisiyla
simdi dipsiz kuyulara su olan Kinar Hanim'dan
duz saclariyla ne yapsin sehzadebasi tiyatrolarinda sapkalarini
tuketemezmis hic
Iste kel Hasan bu kel Hasan karanligi supururmus
ters yakilmis guldurmemek icin serkldoryan sigaralariyla
iste masallara da girermis bir polis o zamanlardan beri surme
kirpiklerini aralayarak insanlari cocuklarin
Ve icinde birikmis ut calan kadin elleri olurmus hep
gibi bir uzunc sokun edermis aksamlari aglarken kuyulara Kinar
Hanim'in denizlerinden.

She cried the smile of pebble stones with the raki from the carafe
from Miss Kinar now who became water to steep wells
with her straight hair what can she do in the theatre houses of Shehzadehbashi
she could not have enough hats
This bald Hassan, this baldie swept the darkness
his rebellious cigarette lit backwards to avoid any laughter
and a police enters fair tales which go on ever since
parting the human eyelashes of children
And gathered inside her the sadness of the hands of an oud
playing woman, appeared suddenly into wells in the evenings crying
from Miss Kinar's waters

An absent-mided tightrope walker comes. From the sea of late hours. Blows out a lamp. Lies down next to my weeping side, for the sake of the prophet. A blind woman downstairs. Family. She raves in a language I don't know. On her chest a heavy butterfly, broken drawers in it. My Aunt Sadness drinks alcohol in the attic, embroiders. Expelled from many schools. A blind cat passes in the the black street. In its sack a child just dead. His wings don't fit, too big. The Old Hawker cries. A pirate ship. Has entered the port.
-

Hayranim denizcilerin sevdasina,
operler ve cekip giderler
soz verirler,
ama donmezler bir daha.
Her kapida bir kadin yollarini gozler.
Denizciler operler ve giderler.
Ve olum yatirir onlari bir gece
denizin dosegine.
Pablo Neruda
-

"...İste sizin butun istediginiz, bayim. Sarki soyleyen, yukselen ve dusen sozler... Onlarin onunde ben diz cokerim... Severim onlari, deger veririm onlara, arkalarindan giderim, isiririm onlari, agzimda eritirim... Ben boylesine severim sozleri... Beklenmeyenleri... Hirsla beklenenler, gizlenecek, aniden dussunler diye... Sevgili sozler... Renkli taslar gibi patlarlar, platinden baliklar gibi sicrarlar, kopukturler, isindirlar, madendirler ve de ciy... Bazi sozleri izlerim ben... Oylesine guzeldir ki onlar, elimden gelse hepsini siirlerimde kullanmak isterim... Vizildayarak ucarlarken yakalarim onlari havada, SIKI SIKI tutarim elimde, temizlerim onlari, kabuklarini soyarim, onumdeki tabaga koyar ve hissederim, titreyerek, abanoz agaci gibi bitkisel yosunlar, zeytinler gibi yagli... Sonra ceviririm, onlari hareket ettiririm, agzima atarim, yutarim, agzimdan cikaririm, serbest birakirim... Stalaktitler gibi sallandiririm onlari siirimde, cilali agac, komur, dalgalarin kiyiya attigi armaganlar gibi... Sozde her sey vardir... Bir dusunce degisir, bir soz kucuk bir kralice gibi cumleye girdigi ve digerini disariya attigi icin... Yeni sozu beklemeyen cumle buna boyun eger... Karanliktirlar, saydamdir, agirliklari vardir, saclari ve tüyleri de, yasadiklari surece ulkenin nehirlerinde yaptiklari o sonu olmayan yolculuklarda uzerlerine cok sey takilip kalmistir... Cok yaslidirlar ve de cok genc... Giz dolu tabutlarda ve daha acmamis ciceklerin icinde yasarlar... Ne guzeldir anadilim, o korkunc istilacilar ne guzel sozler birakmislar bize... Dev adimlarla ilerlemisler, patates, fasulye, kara tutun,altin, misir ve yumurta arayarak - dunyanin bilmedigi bir aclikla... Her seyi yutmuslar, dinleri, kabileleri, putlari... Nereye ugramislarsa giderlerken arkalarinda yikintiya donmus topraklar birakmislar... Ancak bu barbarlarin sakallarindan, migferlerinden, atlarinin, nallarindan cakil taslari gibi, bize piril piril sozler kalmis! Anadil... Sonunda biz kaybettik... Sonunda biz kazandik... Altinlarimizi aldilar, bize altin biraktilar... Her seyi aldilar, her seyi biraktilar... Bize sozleri biraktilar." Pablo Neruda, Yasadigimi Itiraf Ediyorum / Confesso que Vivi
-
"Senindim, sen de benim. Daha ne olsun? Bir devrialem yaptik askin gectigi yerlerden. / Fui tuo, fosti mia. Che più? Insieme facemmo Un angolo di strada dove l'amore passò." Pablo Neruda
Gönderi Kuralları
- Yeni konu açamazsınız
- Konulara cevap yazamazsınız
- Yazılara ek gönderemezsiniz
- Yazılarınızı değiştiremezsiniz
-
Forum Rules
Yer İmleri