Sayfa 35/213 İlkİlk ... 2533343536374585135 ... SonSon
Arama sonucu : 1700 madde; 273 - 280 arası.

Konu: Dowes

  1. #273
     Alıntı Originally Posted by WYATT EARP Yazıyı Oku
    Sayın JonDowes,

    1- Bankaların güncel sermaye yeterlilik rasyosunu nereden bulabilirim. Internette aradım bulamadım. Eski bilgiler var ve her banka yer almamış...

    2- Merkezi Türkiye dışında olan bir bankaya para yatırdık diyelim (Ornek:ICBC bankası) . Paramızın buhar olması için hangi şartın gerçekleşmesi gerekir.
    a) Turkiyedeki faaliyetlerinden zarar ederek iflas etmesi
    b) Çin'de bulunan merkezin iflas etmesi
    c) .....
    Bir ihtimal daha var..oda ölmek mi dersin..

    Böyle bir ihtimal çok çok çok zor ama yinede Allah korusun diyelim..

    c) Ülke iflas ettiğinde yabancı bankadaki tüm dövizler(mevduatlar dahil) yurtdışına transfer edilir..ha içerisi o durumda ne olur o ayrı bir konu..örnek Arjantin..

  2.  Alıntı Originally Posted by JonDowes Yazıyı Oku
    sn Karakemal, olayı özünde şuna indirmişsiniz:

    "Kredileşme büyüme sağladığı için her halükarda iyidir. Mevduatlar yetmiyorsa, devlet borçlansın ve banka kredilerini satın alsın."

    Buradaki ana sorunu pas geçmiş olursunuz bu mantıkla. Bankaların bulamadığı borç parayı devlet nereden bulacak? İç tasarruflar yetersiz... Havadan gelemeyeceğine göre sadece 2 yol kalıyor:

    1) yurt dışından = yeni borçla = cari açık patlaması
    2) TCMB'den = para basarak = enflasyon patlaması

    (Banka bonolarının; ülkedeki tüm batıkları ve yolsuzlukları TCMB bilançosuna pas etmenin, üzerini örtmenin, faillerini ödüllendirmenin ve daha büyüklerini teşvik etmenin sağlam bir yolu olacağını da tekrar hatırlatırım)

    Bunlar, çözüm olarak sunulan şeyin "reel" değil balon bir büyüme olacağının sinyalleri. 90'lı yıllarda GSMH'ımız %50-%80 gibi rakamlarda büyüyordu. Herkes bizi kıskanıyor muydu? Yoksa bu nominal büyüme rakamlarından devalüasyon veya enflasyon oranını düşürüp "reel büyüme" rakamına bakıp, 3. dünya ülkesi olduğumuzu teyit mi ediyordu?

    Bahsi geçen, istenen büyüme REEL büyümedir. Bunun finansal düzlemde tek bir yolu vardır: tasarrufları arttırmak. Bundan kastedilen aynı zamanda "tüketimi ve lüksü kısmak"tır. Çünkü ancak bu şekilde sn rxpu'nun bahsettiği "yüksek katma değerli" yatırımlara kaynak yaratılarak üretimin reel değeri arttırılabilir ve sn nosfecagri'nin bahsettiği "beşeri sermaye"nin kalitesi yükseltilebilir. Yoksa nüfus artışıyla veya para arzı artışıyla değil. Fiktif büyüme ortalama refah seviyesini arttırmaz, azaltır. Son 10 yıldır dünya kapitalizmi bize bağıra bağıra "para basarak balon yaratmayın, gelecek nesillerinizin emeklerini çalmak dışında bir şey elde etmiş olmazsınız" diyor. Bu kadar büyük ve güzel örneği görüp de "biz de aynı hataya düşmek istiyoruz" demek statükonun ve oligarşinin kolaya kaçması... Ülkedeki gelir dağılımının giderek bozulmasını önemsemeyip, alt gelirlilerin borçlarını arttırmasına; zenginlerin servetini katlamasına sırf "daha çok iphone satılıyor ve heryerde köprüler yollar yapılıyor" diyerek razı olmak yanlış bana göre. Bugünün ABD'sindeki güvensiz ve hedonist toplumu birebir kopyalamaya çalışıyoruz. Ancak bizim paramız global bir rezerv parası değil; reel bir kriz geldiğinde bizi FED gibi bir libero kurtarmayacak ve 94 ve 2001'i sert şekilde tekrar edeceğiz. Polarize olması için çok çalışılan toplum da ekonomik kriz yaşandığında sosyal patlamaya sebep olabilecek.

    Son olarak, Uğur Gürses'in banka senetleri hakkında söylenecek belli başlı şeyleri yazdığı bugünkü yazısını konuyla ilgili herkese tavsiye ederim: Banknot matbaası ile proje finansmanı
    hocam 90'lardaki sistemi net olarak hatırlıyorum, bugünkü dünyayla pek alakası olmayan bir dünya idi.. 90'lara dönüyoruz- çok yanlış olur' tarzı yorumlar (uğur'un yorumu) aceleci ve yüzeysel.. anladığım kadarıyla ziraat bank'ın altyapı projelerine verdiği kredilere ilişkin bir satınalma talebi gelmiş yurtdışından, ve sonra ekonomi yönetiminde bu kredilerin seküritize edilmiş halinin tcmb tarafında satın alınmasının bir likidite yönetim enstrümanı da olabileceği fikri oluşmuş.. bi kere, amerika'nın yeniden keşfi değil, bilinen ve yaygın olarak uygulanan bir yöntem..

    türk banka sisteminin an itibariyle tıkandığı nokta; yegane kredi kaynağının yurtiçi yerleşiklerin mevduatı olması- bunun sınırlı ve çok rekabetçi olması- neticeten kredi faizlerinin dünya rekoru düzeyinde tecelli etmesi değil mi ?? ekonominin ihtiyacı olan upgrade- yani teknolojik/inovatif yatırımlar- daha ziyade kobi'ler eliyle olacağına göre ve bu kobi/start-up habitatı için birincil teşvik düşük faizli fonlama olduuğndan hareketle, kredi faizlerinin düşürülmesi (en azından dünya rekoru seviyeden-EM ekonomileri ortalamasına kadar) birincil ve en önemli yapısal reform.. uzun vadeli/makul faizli fonlama en önemli mevzuu, bu kesin.. hem rxpu'nun belirttiği yüksek katma değer, hem nosfeçağrı'nın vurguladığı beşeri sermaye gelişimi için en kritik ve en elzem faktör normal faizli ve uzun vadeli yerel para cinsinden fonlama altyapısı..

    efendim, TL likditesi piyasa dolara hücum eder ?? insanlık tarihinin en liberal f/x koşullarını uyguluyorsan, elbette döviz spekülasyonu her daim masadaki opsiyonlardan biri olur.. sen niye bu denli liberal olmak zorundasın ki ? gel, benim parama istediğin gibi hücum etme opsiyonlarını tanıyorum sana her türlü limit var demek, ne demeye gelir ? esas konuşuması gerekn mevzuu- bu spekülasyonun masasının limitlerini nasıl daraltırız .. niye bu hiç konuşulmuyor ??

    mesela 19/0/02/2001 kriz günü merkez bankasının piyasaya likidite vermemesi (çünkü o dönemki imf stand-by anlaşmasının kriteri tcmb iç varlıklar kalemi idi, asla interbank'a likidite vermemesi üzerine kuruluydu) krizin ekonomiyi vuruş şiddetini on kat falan arttırmıştı.. o gün merkez bankalara TL verse idi, kriz çok daha kontrollü ve çok daha az hasarlı atlatılabilirdi.. rivayet odur ki, başkan r.saraçoğlu likidite sağlamaya karar vermişken, 2.başkan s.serdengeçti 'olmaz, bizi yüce divana gönderirler' diyerek engellediği- oysa likidite açığı olanlar ziraat başta olmak üzere kamu bankaları idi, 3-4 milyar TL civarı bir rakamdan ibaretti..

    24-ocak-1980 kararları o dönem için kürede rastlanmayan bir ticari liberalleşme idi.. ekonomi kaldıramadı zaten, 10 ay sonra askeri darbe oldu, süngü zoruyla hayata geçebildi.. 1989- 32 sayılı kararname yine kürede örneği olmayan derecede bir finansal liberalizayon idi, bu değişiklik 3 yıl sonraki finansal krizin altyapısını kurmuştu (bizdeki 1994 krizi, 1997 asya krizinin ön gösterimi gibiydi) türk ekoonmisi ve finansal sistemi esasen bir laboratuar gibi kullanıldı, 3.dünyadaki liberalleşme/ve buna bağlı kriz altyapıları bağlamında bir laboratuar.. artık londra'nın dikte ettiği akılları biraz olsun sorgulamak gerekmez mi ??

  3. Sn Karakemal

    Ziraat bankasının ya da herhangi bir türk bankasının kredilerinin paketlenip yurt dışı yatırımcıya satılmasına hiç kimsenin itirazı olamaz. Destekte bulur. ancak iş tcmb'nin bu paketlenmiş kredileri herhangi bir şekilde almasına gelirse bu işin rengi değişir. Bu monetizasyon olur. Dolar 3.94TL ye çıktığı ay dahi 3 milyar doların üzerinde cari açık verdik.Üstüne birde tcmb kanalıyla ek TL yaratırsak bu felaket olur. Bu şekilde oluşacak ek enflasyonu bu halk kaldıramaz.Ezilir.
    Bizlerin belirtmek istediği sınırsız para yaratma hakkına kanunen sahip olan tcmb'nin böyle bir çarkın içine kesinlikle sokulmaması gerektiği. Bu sefer bunu toparlamak 1994 teki kadar kolay olmaz.

    Katma değerli imalat kredi vererek değil pisa eğitim performans sonuçlarımızı düzelterek olur. (Fen ve matematik dallarında sonuncu olmaya devam ediyoruz). Bugün dünya yüzeyinde para ile satın alınabilecek/yaratılabilecek kalıcı bir katma değer eko sistemi kalmamıştır.

    Dünya üzerinde son 10 yılda katma değer sağlayan buluşlara bakın, toplumların refah düzeyini arttıran teknolojik kalkınmaya, beşeri insan profiline bakın bunların düşük faizli ve uzun vadeli krediler nedeniyle mi olduğunu düşünüyorsunuz?
    En güçlü veya en zeki olan değil, DEĞİŞİME en açık olan türler hayatta kalır...Charles Darwin
    https://twitter.com/r_x_p_u

  4. sn Karakemal, yazdıklarınızın büyük kısmı mevcut ideolojinin alametifarikası... Cari açığı veya TCMB bilançosunu patlatmanın bana göre elle tutulur bir yanı yok. Bankacılık ve para sistemini A'dan Z'ye iyi bildiğimi düşünüyorum bu nedenle bu "yaldızlı reklamlar" beni kesmiyor. Herkes de kendine göre bu konuya bir bakış açısı geliştirmiştir, belli katılıkları değiştirmenin yolu yok. Hem bundan, hem de objektif biçimde tartışamayacağımız için başka bir cevap vermeyeceğim, bu başlıkta siyasete girmiyorum.
    Forum kuralları 'nı okudunuz mu?

    1. Siyaset, din ve futbol konularında fanatizm,
    2. İdeolojik tartışma ve kavgalar,
    3. Sonuna YTD yapıştırıp fiyat tahmini veya hedefi göstermek,
    4. Hisse başlıklarında hisse harici konular yazmak
    5. Silinecek bu tarz yazıları alıntılamak / cevaplamak...

    Kurallara AYKIRIDIR.


  5. #277
    Ahmetg Guest
     Alıntı Originally Posted by nosfecagri Yazıyı Oku
    Çok değerli makro ekonomik yorumlar var, son derece teknik bir konu paylaşımda bulunanları tebrik ederim dikkatle okuyorum ve bilmediğim şeyler öğrenmemi sağlıyorsunuz.

    Benim makro yorumum sizler kadar kompleks değil. Ben diyorum ki bir insan topluluğunun çıktısı, katma değeri o insan topluluğunun kalitesi kadardır. Mesela türkiye ister padişahlık ister başkanlık ister parlamenter sistemle yönetilsin, ister para bassın ister faiz artırsın ister borç alsın ister hiç borç almasın; içinde yaşayanlara gayet orta seviye bir yaşam sunacak ve dünya liginde gayet orta sıralarda kendine yer bulacaktır. Eğitim kalitesi değişip çok değişik bir nesil gelmediği sürece mesela bist 5 senti hiç kırmayacaktır. Paramızı kendi elimizle değersiz yapıp ucuza çalışmak zorunda kalacağız. Hiç bir zaman 25k usd per capita değerler yakalayamayacağız, yakalasak da bizimle aynı ligde oynayan oyuncularla beraber yakalayacağız değeri olmayacak. Özellikle eğitimde son dönemde ingilizce konuşamayan bilkent mezunları, en temel mühendislik bilgisinden yoksun odtü mezunları gibi vahim tabloları da gördükçe malesef orta - uzun vadede iyimser olamıyorum. Ek olarak bu gelen nesil malesef bizleri emekli de edemeyecektir, biriktirin kendinizi kurtarın Amerika dan beter olacağız emeklilik konusunda malesef.
    Amerikada emeklilik kotu durumdamiymis?

    Alla alla bundan ben dahil amerikalilarin haberi yok.

    Konuyu acarmisiniz cunku ogrenmek istiyorum

  6. Sayın @JonDowes

    Tabloda bir hesaplama hatası var mı ?

    İspanyolca geleceğin dili, sen geleceğin insanı ! ispanyolca

  7.  Alıntı Originally Posted by JonDowes Yazıyı Oku
    Haklısınız. Her gün "serbest piyasa"nın nimetlerinden, girişimcilik ve özgürlükten bahsedip; her şeyin garantisini ve risklerini kamuya mal etmek nedense garipsenmiyor. Yüksek getiri için risk yaratanın, o riskin kötü sonuçlarına da katlanması gereken ilk ve belki de tek mercii olması gerektiği açık halbuki. FED'in kapitalizmi kurtarması esnasında ortaya çıkan "privatize the profits, socialize the losses" ("kar girişimcinin, zarar kamunun") kavramı bizde de geçerli.
    Dario Fo / Ödenmeyecek! Ödemiyoruz! bu oyun aklıma geldi birden.
    İspanyolca geleceğin dili, sen geleceğin insanı ! ispanyolca

  8.  Alıntı Originally Posted by inti Yazıyı Oku
    Sayın @JonDowes

    Tabloda bir hesaplama hatası var mı ?
    Hayır her şey doğru gözüküyor
    Forum kuralları 'nı okudunuz mu?

    1. Siyaset, din ve futbol konularında fanatizm,
    2. İdeolojik tartışma ve kavgalar,
    3. Sonuna YTD yapıştırıp fiyat tahmini veya hedefi göstermek,
    4. Hisse başlıklarında hisse harici konular yazmak
    5. Silinecek bu tarz yazıları alıntılamak / cevaplamak...

    Kurallara AYKIRIDIR.


Sayfa 35/213 İlkİlk ... 2533343536374585135 ... SonSon

Yer İmleri

Yer İmleri

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •