Artan
Azalan
��lem
BIST 30
BIST 50
BIST 100
NASDAQ 100
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) D���k / Y�ksek
64,35 10% 251,14 Mn 60,60 / 64,35
10,79 9.99% 126,36 Mn 9,83 / 10,79
33,02 9.99% 506,00 Mn 29,92 / 33,02
35,88 9.99% 156,17 Mn 34,10 / 35,88
172,00 9.97% 1,96 Mr 155,60 / 172,00
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) D���k / Y�ksek
17,82 -10% 603,12 Mn 17,82 / 19,98
1.963,00 -10% 15,81 Mn 1.963,00 / 1.963,00
15,16 -9.98% 2,75 Mr 15,16 / 15,85
295,50 -8.8% 625,55 Mn 291,75 / 317,50
14,31 -6.96% 337,26 Mn 14,09 / 16,00
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) D���k / Y�ksek
878,50 9.95% 10,17 Mr 741,50 / 878,50
2,96 1.72% 9,70 Mr 2,87 / 3,02
307,25 1.07% 6,74 Mr 305,25 / 308,50
73,05 2.1% 6,19 Mr 71,30 / 73,25
344,50 2.84% 5,48 Mr 336,25 / 347,50
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) D���k / Y�ksek
20,88 0.87% 480,23 Mn 20,60 / 21,04
73,05 2.1% 6,19 Mr 71,30 / 73,25
418,50 1.39% 2,54 Mr 414,75 / 421,00
344,50 2.84% 5,48 Mr 336,25 / 347,50
417,75 2.77% 2,49 Mr 409,25 / 425,00
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) D���k / Y�ksek
20,88 0.87% 480,23 Mn 20,60 / 21,04
73,05 2.1% 6,19 Mr 71,30 / 73,25
100,00 -0.4% 206,73 Mn 99,30 / 101,10
114,20 0.71% 79,44 Mn 113,40 / 114,90
418,50 1.39% 2,54 Mr 414,75 / 421,00
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) D���k / Y�ksek
20,88 0.87% 480,23 Mn 20,60 / 21,04
37,34 1.47% 191,43 Mn 36,84 / 37,58
73,05 2.1% 6,19 Mr 71,30 / 73,25
11,17 1.82% 139,69 Mn 11,03 / 11,23
84,25 -1% 319,98 Mn 83,30 / 86,20

Masrafsýz Bankacýlýk + 1.000 TL Nakit! Enpara’dan Çifte Avantaj

Masrafsýz Bankacýlýk + 1.000 TL Nakit! Enpara’dan Çifte Avantaj
Sayfa 28/31 ÝlkÝlk ... 182627282930 ... SonSon
Arama sonucu : 248 madde; 217 - 224 arasý.

Konu: Cumhurbaþkanlýðý Sistemi Nedir?

  1. #217
    Lozan Andlaþmasý 59. maddesi ile YUNAN MEZÂLÝMÝ'ni affediyoruz! Hakkýmýz olan tazminattan vazgeçiyoruz!


  2. #218
    Lozan'ýn Önemi

    Lozan Konferansý'na 12 ülke katýldý, ama “esas görüþme ve tartýþmalar Ýngiltere’yle Türkiye arasýnda oldu”. Lord Curzon, karþýsýndakini eski Osmanlý Türkü sanýyordu. Ancak, yanýldýðýný çabuk anladý. “Ýlkelerini her þeyin üstünde tutan vatansever bir tutumla” karþýlaþtý. “Doðulularda böyle þey olmaz”, “Türkler nasýl bu hale geldi?” diyerek þaþkýnlýðýný dile getiriyor, “nedenini bir türlü anlayamadýðý” deðiþimi, çözmeye çalýþýyordu. Lozan’da ortaya çýkan “yeni Türk tipi”, ulusal haklarýn savunulmasýnda yüksek nitelikli bilinç ve direnç gösteriyor, oraya neden geldiðini, neyi nasýl elde edeceðini biliyordu. Batý gazetelerinde þaþkýnlýk ifade eden yorumlar yapýlýyor, The Times, “Acaba Türkiye, bir mucize ile uygar bir devlet mi oldu?” diyordu.

    Yalnýz Türkiye

    Vahdettin’in ülkeden kaçýþýndan 3 gün sonra, 20 Kasým 1922’de, Lozan’da barýþ görüþmeleri baþladý. Bir yanda, katýlýmcý olarak Ýngiltere, Fransa, Ýtalya, Yunanistan, Japonya, Romanya ve kýsmî katýlýmcý-gözlemci olarak, ABD, Sýrbistan; Sovyetler Birliði, Bulgaristan, Belçika, Portekiz; diðer yanda yalnýzca Türkiye vardý. 1 Birinci Dünya Savaþý’ný kazanan devletler, hazýrladýklarý Sevr Anlaþmasý’ný TBMM hükümetine kabul ettirememiþler; Anadolu’ya çýkartýlan Yunanlýlarý yenen Türkler, Lozan’a, yenilgiyi kabul eden Almanya ve Avusturya’dan farklý olarak, yengi kazanmanýn özgüveniyle gelmiþlerdi.

    Ýngiltere ve müttefikleri Konferans’a, Türkiye’yi hala, “Dünya Savaþý’nýn yenik ülkesi” görerek ya da öyle görünerek gelmiþti. Almanya ve Avusturya’ya Versailles‘da yapýlanýn benzeri, Lozan’da Türkiye’ye yapýlacak ve Küçük Asya’daki Batý çýkarlarý, korunacaktý. Ortadoðu’ya verilecek yeni biçim, uluslararasý bir anlaþmayla meþrulaþtýrýlacak, Osmanlý Ýmparatorluðundaki ayrýcalýk (imtiyaz) haklarýnýn korunmasý koþuluyla, Yeni Türkiye’nin sýnýrlarý belirlenecekti.

    Batýnýn Umduðu

    Türkiye’yi Osmanlý Ýmparatorluðu’nun küçülmüþ devamý, Ankara yöneticilerini de Babýâli bürokratlarý sanýyorlardý. Müttefik kurullar üzerindeki etkisi açýkça görülen Lord Curzon, Ýsmet Paþa’yý, “Hindistan’daki uyruklarýndan biri” 2 gibi görüyor, Fransýz temsilcisi Bompard ona “eski bir Osmanlý sadrazamýymýþ gibi tepeden bakýyordu” 3

    Sýnýrlar, askeri eyleme baðlý olarak büyük oranda belirginleþtiði için fazla zaman almayacak, “ekonomik bilinçten yoksun Türklere”, geçmiþten gelen ticari ve hukuki ayrýcalýklar (kapitülasyonlar) yenileriyle birlikte kolayca kabul ettirilecekti. Eski düzen yeni koþullarla sürdürülecek, önemli bir dirençle karþýlaþýlmayacak, Konferans uzun sürmeyecekti. Müttefikler, Ýsviçre’nin Leman Gölü kýyýsýndaki gezimsel (turistik) kent Lozan’a bu düþüncelerle gelmiþlerdi.

    Türkiye’yi, Ýsmet (Ýnönü) Paþa, Dr.Rýza Nur ve Hasan (Saka) Bey’den oluþan kurul temsil edecekti. 4 Kurul Baþkaný Ýsmet Paþa, bu görevi, taþýdýðý aðýr sorumluluk nedeniyle istemeyerek kabul etmiþti. Deneyimli bir asker olarak nasýl savaþýlacaðýný iyi biliyor, ancak “Avrupa diplomasisi ve onun kurnaz þeflerinin sinsi silahlarýyla” 5 baþedecek diplomatik çatýþmayý yeterince bilmiyordu.

    Saðlýk sorunlarý nedeniyle, “Almanya ve Avusturya’da geçirdiði birkaç hafta dýþýnda” 6 Avrupa’ya hiç gelmemiþti. Komutaný Mustafa Kemal, görüþmelerin her aþamasýyla ve hemen her maddeyle bizzat ilgilenmekle birlikte, onu yabancýsý olduðu bir alanda görevlendirmiþ ve ülke geleceðini belirleme gibi aðýr bir sorumlulukla Lozan’a göndermiþti.

    Temel Amaç; Ulusal Egemenlik

    Mustafa Kemal, Vahdettin’in kaçtýðý ve Lozan Konferansý’nýn baþladýðý 1922 Kasým sonundan, Cumhuriyet’in ilan edildiði 1923 Ekim sonuna dek geçen 11 ay içinde, tehlikeli belirsizlikler, siyasi mücadeleler ve çatýþmalarla dolu gerilimli bir dönem geçirdi. Ýçerde, düzeysiz bir karþýtçýlýkla (muhalefet) uðraþýrken, dýþarda silahla kazanýlan zafer’in kalýcýlaþtýrýlmasý için çalýþtý.

    Ulusal egemenlik haklarýný Avrupalýlar’a kabul ettirmek için büyük bir mücadeleye girmiþti. Kapitülasyonlar tümüyle kaldýrýlacak, Türkiye artýk kendi kararýný kendi veren, her yönüyle baðýmsýz ve özgür bir ülke olacaktý.

    Bunlar, büyük devletlerin azgeliþmiþ ülke yöneticilerinde kesinlikle görmek istemedikleri nitelikler, sözünü bile duymak istemedikleri amaçlardý. Büyük bir dirençle karþýlaþacaðýný biliyordu, ancak dirence dirençle karþýlýk vermeye kararlý ve hazýrdý.

    Amaca ulaþmak için, dayanýlacak ana güç, Kurtuluþ Savaþý’nda olduðu gibi, ulusal birliði saðlamak ve baðýmsýzlýðý seçeneði olmayan toplumsal amaç haline getirmekti. Dýþa karþý güçlü olmayla içerde birliði saðlama arasýndaki dolaysýz iliþki, gerçekleþtirilmesi güç ama baþarýlmasý zorunlu bir görev ortaya çýkarýyordu. Ulusal birliðe zarar veren karþýtlýklar giderilmeli, toplumun her kesimi ayný amaç çerçevesinde birleþtirilmeliydi.

    Yoðun bir çalýþma ve her zaman olduðu gibi, ölçülü ama atak bir eylemlilik içine girdi. Ýçerdeki düzeysiz karþýtlýkla uðraþýp yeni devletin temelini atarken, 8 ay süren Lozan görüþmelerinin her aþamasýyla yakýndan ilgilendi, yurt içi çalýþmalarýný Lozan’daki geliþmelere göre düzenledi.

    Lozan’da; onaylanacak, geri çevrilecek, deðiþtirilecek ya da yapýlacak önerilere karar veriyor, görüþme taktikleri belirliyor ve Türk Kuruluna güç veren destek iletileri gönderiyordu.

    Lozan gibi çok önemli bir konuda bile, bunlarla uðraþmýþtý. Elindeki kadronun yetersizliðini bildiði için, her zaman yaptýðý gibi, baþarýya yönelen ve insan kazanmayý gözeten dengeli davranýþýný, sýradýþý bir sabýrla burada da sürdürdü. “Bir yana hak vererek öbür yaný susturma yoluna” 7 gitmedi, her iki tarafý da kýrmamaya çalýþtý. Yansýz ama gereðini yapan genel tutumunu sürdürdü.

    Türkiye’ye Bakýþ

    Müttefikler’in gözünde Türkiye, “Genel Savaþ’ta yenilmiþ ancak daha sonra Anadolu’ya çýkan Yunanlýlar’ý yenmiþ bir ülkeydi.” 8 Kendilerini, destekleyip kýþkýrttýklarý Yunanlýlardan ayrý tutmaya, her ne pahasýna olursa olsun geleneksel istekleri olan kapitülasyon haklarýný korumaya, hatta geliþtirmeye çalýþýyorlardý. Onlar için önemli olan adil bir barýþ deðil, çýkarlarýný koruyan bir barýþtý.

    Türkler, “atalarýndan gelen savaþçýlýklarýyla”, Yunanlýlarý yenmeyi baþarmýþlardý ama ekonomiyle bütünleþen bir ulusal istenç (irade) onlardan beklenemezdi. “Sanayiden yoksun, parasýz ve yoksul” bir ülke, “diplomasinin kaygan alanýnda” 9 bu bilinci gösteremez, gösterse de uzun süre direnemezdi. Müttefiklerin Türkiye’ye ve onu temsil eden Delegeler Kurulu’na bakýþý buydu.

    “Yeni Türk Tipi”

    Lozan Konferans’ýna 12 ülke katýldý, ama “esas görüþme ve tartýþmalar Ýngiltere’yle Türkiye arasýnda oldu.” 10 Ýsmet Paþa’yý “en yüksek fiyatý koparmak için pazarlýk yapan, sonunda verilen fiyata razý olan halý satýcýsý” 11 gibi gören Lord Curzon, karþýsýndakini eski Osmanlý Türkü sanýyordu. Ancak, yanýldýðýný çabuk anladý. “Ýlkelerini her þeyin üstünde tutan vatansever bir tutumla” 12 karþýlaþtý. “Doðulularda böyle þey olmaz”, “Türkler nasýl bu hale geldi?” diyerek þaþkýnlýðýný dile getiriyor, “nedenini bir türlü anlayamadýðý” 13 deðiþimi, çözmeye çalýþýyordu.

    Lozan’da ortaya çýkan “yeni Türk tipi” 14 , ulusal haklarýn savunulmasýnda yüksek nitelikli bilinç ve direnç gösteriyor, oraya neden geldiðini, neyi nasýl elde edeceðini biliyordu. Batý gazetelerinde þaþkýnlýk ifade eden yorumlar yapýlýyor, The Times, “Acaba Türkiye, bir mucize ile uygar bir devlet mi oldu?” diye soruyordu. 15

    Ýngiliz Delegeler Kurulu’ndan William Tyrrell, Lozan’da karþýlaþtýðý “yeni Türkler” için þöyle söylüyordu: “Ýki çeþit Türk biliyorduk; biri eski Türk, ki öldü. Biri de Jön Türk, ki artýk o da yok oldu. Þimdi onlardan çok baþka bir tip görüyoruz. Ýsmet Paþa. O bizim için artýk üçüncü Türk’ü canlandýrýyor... Barýþý bu Türkle imzalayacaðýz.” 16

    Ýsmet Paþa'nýn Diplomatlýðý

    Ýsmet Paþa, kendisini, Konferans’a hemen aðýrlýðýný koyan Lord Curzon’la eþit görüyor ve Türkiye’nin, “savaþ galibi” Ýngiltere’yle eþdeðerde olduðunu gösteren davranýþlarda bulunuyordu. “Biz buraya Mondros’tan deðil, Mudanya’dan geliyoruz” diyordu. 17

    Kendine özgü bir mücadele yöntemi vardý. “Ne denli önemsiz olursa olsun her noktayý tartýþýyor”, çoðu kez, savaþlardaki top atýþlarý nedeniyle, “kulaklarýnýn iyi iþitmediðini” söyleyerek kimi sözleri “duymuyordu!” “Önceden hazýrladýðý uzun konuþmalar yapýyor” durmadan “arkadaþlarýna danýþýyordu”. Sürekli olarak, Ankara’yý aramak için zaman istiyor, yanýtlarýný hep “ilerdeki toplantýlara” býrakýyordu. 18

    Ankara’ya gerçekten çok sýk danýþýyordu. Önceden saptadýklarý hemen tüm önemli konularý, Mustafa Kemal’e soruyor, onun bildirimleri yönünde davranýyordu. Lozan’daki “Yeni Türk tipini” yaratan, Kurulda görev alanlar deðil, Türkiye’nin Ankara’daki yeni önderiydi.

    Barýþ için önceden saptadýðý, “deðiþtirilemez koþullarý”, Lozan’a Ýsmet Paþa aracýlýðýyla o iletiyordu. Kendilerini, dünyanýn egemenleri gören büyük devlet yetkilileri, o güne dek görmedikleri, “alttan almayan”, “kafa tutan” özgüvenli davranýþlarla karþýlaþýyordu. Lord Curzon ve müttefikleri için rahatsýz edici ana sorun, sömürge ve yarý sömürgelere yayýlma olasýlýðý yüksek bir antiemperyalist istençle (irade) karþýlaþmýþ olmalarýydý. Bu istencin arkasýndaki güç, Mustafa Kemal’di. Fransýz tarihçi Benoit Méchin, onun için, “tarihte çok az insan Mustafa Kemal gibi emperyalizme karþý durabilir” diyecektir. 19

    Mustafa Kemal’in isteði, çok basit ve anlaþýlýr bir þeydi: “Kan bedeli ödenerek” kurtarýlan Türk topraklarýnda; kimseye karýþmadan, kimseyi karýþtýrmadan, kendi geleceðine kendisi karar vererek barýþ ve baðýmsýzlýk içinde yaþamak… Geçmiþin yanlýþlarýna yeniden düþmek istemiyordu. “Fetih düþüncesi ona cihat düþüncesi kadar yabancýydý.” 20

    Ulusun gücünü aþan her türlü giriþime, sonucu olmayan serüvenlere karþýydý. “Amaca ulaþmak için izleyeceðimiz yolu, duygularýmýzla deðil aklýmýzla çizmeliyiz” diyordu. 21 Türkiye’yi, geçmiþte yaþadýðý olumsuzluklardan ders alarak, “saðlam sýnýrlarla çevrili, uygar, merkezi ve baðýmsýz bir ulus” yapacaktý. 22 Lozan, onun için, bu giriþimi dünyaya kabul ettirecek, önemli bir ilk adýmdý.

    Lozan’da gerçekleþtireceði iþin; uluslararasý boyutunu, ezilen ülkelerde ortaya çýkaracaðý direnci, bu direncin büyük devletler için ne anlama geldiðini biliyordu. Bu güç iþi baþarmak için, sonuna dek gidecekti. Ezilen uluslara çaðrýlar yapýyor ve “Türkler artýk kendilerini ezdirmeyecektir. Türklerin yapacaklarýný örnek alýn. Dünya, o zaman daha iyi olacaktýr” diyordu. 23

    Ýngiltere Güç Durumda

    Lord Curzon ve müttefiklerinin, sömürge ve yarý sömürgelere örnek olacak yaygýn bir baðýmsýzlýk dönemi baþlatacak Türk istemlerini kabul etmesi çok güç ve Ýngiltere için tehlikeli bir iþti. Barýþ yapýlmalý, ama koþullarý Türklerin istediði gibi olmamalýydý.

    Ancak, Ankara dayatýyor, geri adým atmýyordu. Ayrýca, Lozan’da sonuç alýnamazsa, anlaþma dýþý býrakýlacak bir Türkiye, Sovyetler Birliði’ne daha çok yakýnlaþabilir, bu da baþka tür sakýncalý sonuçlarýn ortaya çýkmasýna neden olabilirdi.

    Türkiye’den, yeni bir savaþý göze alan açýklamalar geliyordu; oysa Avrupa’nýn savaþacak gücü kalmamýþtý. Karþýlaþýlan siyasi açmaz, dünya siyasetine yön vermeye alýþkýn büyük devlet yöneticilerini, þimdiye dek hiç yaþamadýklarý bir çaresizlik içine sokmuþtu. Çaresizlik, blöf politikasýyla aþýlmaya çalýþýldý. Ancak Ankara korkutmaya dayalý gerçek dýþý giriþimleri kavrayacak ve önlem geliþtirecek bilinçli bir tutum sergiliyordu, blöfü gerçekle bastýracak yeteneðe sahipti.

    Ýsmet Paþa’nýn, “on yýl birden yaþlandým” dediði sekiz aylýk Lozan süreci, “sinir saðlamlýðý gerektiren” böyle bir ortamda yaþandý. Hukuki ve ticari ayrýcalýklar, Konferans’ýn ana gündemi gibiydi. Avrupalýlar ayrýcalýklarýn sürmesinde, Türkiye ise kaldýrýlmasýnda son derece kararlýydý ve bu iki yaklaþýmýn uzlaþma olasýlýðý yok gibi görünüyordu.

    Lord Curzon, çaresizliðini o denli açýk ediyordu ki, “üzerinde güneþ batmayan Büyük Britanya Ýmparatorluðu”’nun diplomatlýðýyla ünlü bu Dýþiþleri Bakaný, “Türkiye için rahatsýz edici oluyorsa, kapitülasyon yerine baþka bir sözcük kullanabiliriz” 24 gibi gülünç önerilerde bulunabiliyordu.

    Curzon’un Çaresizliði

    Türk isteklerine karþý baþlangýçtaki alaycý yaklaþým, giderek saldýrgan bir karþýtlýða dönüþtü... Ulusal egemenlik ve baðýmsýzlýk konularýnda gösterilen kararlýlýk, alaycýlýðýn yerini kaygý ve korkunun almasýna yol açmýþtý. Öyle görülüyordu ki, Türkler ekonomik baðýmsýzlýk konusunda, söylediklerinin bilincindeydiler ve bunlarý elde etmeden, herhangi bir belgeye imza atmayacaklardý.

    Curzon, dizginleyemediði bir öfke ve çoðu kez “diplomatik nezakete uymayan” bir saldýrganlýk içine girmiþti. ABD Delegasyonu’nda yer alan ve daha sonra Türkiye’de Büyükelçilik yapan Charles H.Sherrill’in anýlarýnda aktardýklarý, Curzon’un Lozan’daki ruh halini ortaya koymaktadýr: “Curzon’un odasýna gitmiþtik. Bir anda Curzon göründü. Kýzgýn bir boða gibi odaya girdi. Bizlere baktý ve parmaðýný havada dolandýrarak aþaðý yukarý yürümeye baþladý. Durmadan ter döküyor ve içerdekilerin yüzlerine bakýyordu. Birden baðýrdý: ‘Dört korkunç saatten beri oturumdayýz. Ýsmet her sözümüze þu bayat ve adi sözcükle yanýt verdi’; ‘baðýmsýzlýk ve ulusal egemenlik!’. Curzon’a, Ýsmet Paþa’nýn hangi sorunda anlaþmazlýk çýkardýðýný sordum. ‘Ekonomik ve hukuksal sorunda’ yanýtýný verdi.. Herþey bitmiþti. Curzon ýzdýrap ve korku içindeydi. Ýsmet Paþa’yla görüþmemizin yararlý olup olmayacaðýný sorduk; yeniden harekete geçmek istediðimizi söyledik. Ýsmet Paþa’yla bir saat kadar konuþtuk. Korkunç derecede yorgun olduðu görünüyordu. Kendilerine önerilen ekonomik maddelerin, Türkiye’yi malî ve sýnaî tutsaklýða sürükleyeceðini söylüyordu... Türkçe birkaç sözcük söyleyerek ayaða kalktý. Sonradan, aramýzda bulunan ve Türkçe bilen Gillespie’den, ‘kalbim týkanýyor’ dediðini öðrendik.” 25

    Görüþmeler Kesiliyor

    Görüþmeler, 4 Þubat 1923’te kesildi. ABD delagasyonu, Konferans’ýn kesilmesinin ana nedenini, Washington’a, “Türklerin, özel yargý haklarý ve ekonomik imtiyazlara ait hükümlerde, her türlü uzlaþmayý reddetmeleridir” diye bildirmiþti. 26 Müttefikler, Ýsmet Paþa’nýn, hiçbir biçimde ödün vermediði, “baðýmsýzlýk” ve “ulusal egemenlik” direncinin arkasýndaki ana gücün Mustafa Kemal olduðunu biliyor, ona büyük bir öfke ve düþmanlýk duyuyorlardý. Amerikalý Senatör Upshow’un 1927 yýlýnda Temsilciler Meclisi’nde yaptýðý konuþma, günümüze dek gelen Mustafa Kemal karþýtlýðýnýn ortak ifadesi gibiydi: “Lozan Antlaþmasý, Timurlenk kadar hunhar, müthiþ Ývan kadar sefil ve kafataslarý piramidi üzerine oturan Cengiz Han kadar kepaze bir diktatörün, zekice yürüttüðü politikasýnýn bir toplamýdýr. Bu canavar, savaþtan býkmýþ bir dünyaya, bütün uygar uluslara onursuzluk getiren bir diplomatik anlaþmayý kabul ettirmiþtir. Buna her yerde Türk zaferi dediler.” 27

    Görüþmelerin kesilmesi, ülke içinde, sesini yükseltmeye hazýr karþýtçýlarý (muhalifleri) harekete geçirdi. “Barýþ fýrsatý kaçýrýldý” diyorlar, saldýrýlarýný, Ýsmet Paþa’dan çok ona yöneltiyorlardý. Yabancýlar gibi, Lozan’a yön verenin, o olduðunu biliyorlardý. Türk toplumunun geleceðini belirleyecek ulusal bir sorunu, siyasi çýkarlarý için kullanmaktan çekinmediler. Ülkenin içten ve dýþtan sýkýþtýrýldýðý bir dönemde, onunla ve kurmaya çalýþtýðý yönetimle uðraþtýlar.

    Dýþarda, baþarýlmasý gereken bir antlaþma sorunu, içerde altýndan kalkýlmasý gereken büyük boyutlu sorumluluklar varken; zamanýnýn önemli bir bölümünü, karþýtçýlýðý izlemeye ve Meclis kararlarýna baðlý kalarak denetim altýnda tutmaya çalýþtý. Ülke önemli bir dönemden geçerken, çözüm bekleyen yaþamsal sorunlar ortada dururken, iç siyasi çekiþmelerle uðraþmak zorunda kalmasýna son derece üzülüyordu. Türkiye’deki geliþmelerden ve ordudan haber soran Ýsmet Paþa’ya, 22 Aralýk 1922’de yazdýðý mektupta; “Meclis’te bazý görüþlere karþý, daima uyanýk ve izleyici olma zorunluluðu beni üzüyor. Bir tarafa ayrýlamýyorum. Halife’ye saltanat hukuku vermek hevesinde bulunan gericilerin (mürtecilerin) gizli giriþimleri, beni çok sinirlendiriyor. Fevzi Paþa Ýzmir’dedir. Yakup Þevki Paþa, gözündeki hastalýðýndan Avrupa’ya gitti, Kolordularý Batý Cephesi Karargahý’na baðlandý. Ordu iyidir; hazýrdýr” diyordu. 28

    Uyarýcý Açýklamalar

    Türkiye’nin kararlýlýðýný göstermek için, Lozan’daki karar vericilere gönderme yapan uyarý niteliðinde ve bir birini tamamlayan bir dizi açýklama yaptý. Açýk ve net konuþuyor, “egemenlik hiçbir anlamda, hiçbir biçimde, hiçbir renk ve belirtide ortaklýk kabul etmez” 29 diyor, eski alýþkanlýklarý sürdürmek isteyen anlayýþlarla sonuna dek mücadele edileceðini söylüyordu.

    Söylediklerini yapma ya da yapmayacaðýný söylememe alýþkanlýðý bilindiði için, hem uyarý hem de meydan okuma niteliðindeki sözleri, etkili oluyordu. Batýnýn karar vericileri, ya Türkiye’nin isteklerini kabul edecekler ya da onunla çatýþacaklardý. Gönderilen iletilerin özü buydu.

    22 Aralýk 1922’de, Ýngiliz Morning Post gazetesi muhabiri Grace M.Ellison’la görüþtü. Lozan’da, baðýmsýzlýða ve ulusal egemenliðe zarar veren tüm önerilerin reddedileceðini ve bu tür istemlere þiddetle karþý koyulacaðýný söyledi. Sözleri kararlýlýðýnýn düzeyini gösteriyordu: “Bizim elde etmeðe kararlý olduðumuz tam baðýmsýzlýk ülküsüne, meydan okuyacak herhangi bir kiþi varsa; o kiþi, bu ülkümüzden ilham almýþ bütün Türkleri ortadan kaldýrma imkanlarýný arayýp bulmalýdýr” diyordu. 30

    Üç gün sonra, 25 Aralýk 1922’de Fransýz Le Journal muhabiri Paul Erio’yla görüþtü. Konferansýn ilerlemediðini, “beþ hafta içinde önerilen sorunlardan hiçbirini” çözmediðini ve Türkiye’nin ileri sürdüðü isteklerin, “ülkenin yaþamasý ve baðýmsýzlýðýný saðlamasý için gereken þartlarýn en azý” 31 olduðunu söyledi.

    Kapitülasyon konusunun, “tartýþýlmasýný bile ulusal onura yönelmiþ bir hakaret” sayýyor ve Avrupalýlarý þu sözlerle uyarýyordu: “Ýngilizlerin gerçeði görmedeki duraksamasýna hayret ediyorum. Duraksama sözcüðünü kullanýrken, düþüncemi eksik bir biçimde açýklamýþ oluyorum, Fransa ve Ýtalya’nýn izlediði fazla tarafsýz tutum, hayretimi uyandýrmaktan geri durmuyor. Lozan bize, hayret ve þaþkýnlýk veren baþka manzaralar da göstermekten geri durmadý. Kapitülasyonlarýn, Konferans’ta birçok toplantýda konu edilmesini bir türlü anlayamýyoruz. Bu sorunun, söz konusu edilip görüþme konusu yapýlmasý bile ulusal onurumuza yöneltilmiþ bir harekettir. Kapitülasyonlarýn Türk milleti için, ne derece nefret edilen bir þey olduðunu size anlatmam güçtür. Bunlarý, yeni biçim ve adlar altýnda gizleyerek, bize kabul ettirmeyi baþaracaklarýný sananlar, bu konuda çok yanýlýyorlar. Türkler, kapitülasyonlarýn sürmesinin, kendilerini kýsa süre içinde ölüme götüreceðini çok iyi anlamýþlardýr. Türkiye tutsak olarak mahvolmaktansa, son nefesine kadar mücadele etmeye kesin karar vermiþtir.” 32

    25 Ocak 1923’te Alaþehir’e geldi ve halka yaptýðý konuþmada, Lozan’da büyük devletlerin kabullenmek istemediði ulusal egemenlik konusunu iþledi. Beþ ay önce Alaþehir’i “ateþler içinde býrakan” Yunanlýlarý “buralara getiren” gücün, büyük devletler olduðunu belirtti ve Türk ulusunun egemenliðini kayýtsýz þartsýz ele alýp bu güce karþý direnmeseydi, “bütün milletin þimdi yabancýlarýn kölesi” olacaðýný söyledi. “Bundan sonra kazanacaðýmýz zaferler”, “ekonomi, bilim ve eðitim zaferleri olacaktýr” dedi ve ulusal egemenliði tanýmak istemeyenleri þu sözlerle uyardý: “Artýk eski felaketli günler geri gelmeyecektir. Bütün düþmanlarýmýz, bütün dünya anlamýþtýr ki, egemenliðini çok kýskanç bir biçimde savunan ve koruyacak olan milletimiz, ülkeye ayak basacak düþmanlarý kovacak ve mahvedecektir.” 33

    Lozan’da tartýþma konusu yapýlmak istenen, ulusal egemenlik konusundaki bir baþka açýklamayý, Alaþehir’den iki gün sonra, 27 Ocak 1923’te Ýzmir’de yaptý. Annesinin mezarý baþýnda, duygulu bir ortamda yaptýðý açýklamada, ulusal egemenliði koruma yönündeki kiþisel kararlýlýðýný þu sözlerle dile getirdi: “Validemin ruhuna ve bütün ecdat ruhuna ahdettiðim vicdan yeminimi tekrar edeyim. Validemin kabri önünde ve Allah’ýn huzurunda yemin ediyorum. Bu kadar kan dökerek milletin elde ettiði ve güçlendirdiði egemenliði, koruma ve savunmak için, gerekirse validemin yanýna gitmekte asla tereddüt etmeyeceðim. Ulusal egemenlik uðruna canýmý vermek, benim için vicdan ve namus borcu olsun.” 34

    Lozan’a yönelik açýklamalarýný, Konferans’ýn bitimine dek sürdürdü. 15 Ocak’ta Eskiþehir, 16 Ocak’ta Ýzmit, 22 Ocak’ta Bursa, 2 Þubat’ta Ýzmir, 5 Þubat’ta Akhisar, 7 Þubat’ta Balýkesir, 17 Þubat’ta Ýzmir Ýktisat Kongresi ve 20 Mart’ta Konya’da konuþtu.

    Batýlý gazetecilere ve Türk halkýna yaptýðý açýklamalardan sonra, konuyla ilgili kararlýlýðýný gösteren, belki de en dikkat çekici açýklamayý, Türk Ordusu’na bir çaðrýyla yaptý. 16 Nisan 1923’te, Lozan görüþmelerinin kesildiði dönemde yapýlan çaðrýda þunlarý söylüyordu: “Meþru hukukumuzu saðlamak için, devletçe yapýlmakta olan barýþ giriþiminin sonucunu, sakince ve güven içinde bekliyoruz. Sonuç, bizim yeniden harekete geçmemizi gerektirecek biçimde belirirse; savaþma ve yiðitlik yolunda, ayný vatansever coþkuyla yürüyeceðimiz doðaldýr.” 35

    “Uluslararasý Hukuk Kütüðüne Çakýlan Zafer”

    Tarihçi Nobert Von Bischoff’un, “Türk silahlarýnýn, kazandýðý zaferi, uluslararasý hukukun kütüðüne geçirmesidir.” 36 diye tanýmladýðý Lozan Antlaþmasý, 24 Temmuz 1923’te Lozan Üniversitesi tören salonunda imzalandý.

    ABD’nin imzalamadýðý Antlaþma’yý, TBMM 23 Aðustos’ta onayladý ve iþgal güçleri, silahlarýyla birlikte Türkiye’den ayrýlmaya baþladýlar. “Generalleri ve askerleriyle” son birlikler, 2 Ekim 1923 Salý günü, Dolmabahçe önünde, “Türk bayraðýný ve Türk askerlerini selamlayarak” denize açýldý. 13 Kasým 1918’de Boðaz’da söylediði sonucu elde etmiþ, “yüzyýllarca beslenmiþ kötü amaçlarla” 37 Türkiye’ye gelenler, “geldikleri gibi gitmiþlerdi.” 38

    Ankara, görüþ ve isteklerini büyük oranda Batýya kabul ettirmiþ, ulusal egemenlik haklarýna yönelik ana amacý etkilemeyen ve çoðu geçici kimi uzlaþmalarla barýþ saðlanmýþtý. Son iki yüz yýlda, Türklerin Avrupaya karþý kazandýðý tek siyasi baþarý olan bu antlaþma, gerçek bir “diplomatik zaferdi”.

    “Türkiye, Batý devletleri ve Yunanistan’la arasýndaki savaþ durumuna son vermiþ” 39 Misak-ý Milli sýnýrlarýný ve tam baðýmsýzlýðýný kabul ettirmiþ, ezilen uluslara emperyalizmin yenilebileceðini göstermiþti. Fransýz Robert Lambel’in söylemiyle, “Türkiye artýk Osmanlý Ýmparatorluðu deðildi” ve yeni Türk Devleti elde ettiði baþarýyý, “Mustafa Kemal’in dinamizmiyle baþýndan beri coþturduðu Ankara’daki milliyetçilerin baþa çýkýlmaz iradesine borçluydu.” 40

    Kurtuluþ Savaþý ve onun politik sonucu Lozan Antlaþmasý, hem Batýnýn geliþmiþ ülkeleri, hem de Doðunun ezilen uluslarý üzerinde, 20.yüzyýla yön veren büyük bir etki yaptý. Kýsa süre içinde Türkiye’nin sorunu olmaktan çýkarak evrensel boyutlu bir baðýmsýzlýk simgesi haline geldi. Askeri ve hemen ardýndan gelen siyasi baþarý, emperyalist tutsaklýktan kurtulmak isteyen sömürge ve yarý-sömürgelerde büyük bir uyanýþ saðladý, onlara örnek oldu.

    1 Büyük Larousse, Geliþim Yayýnlarý, 12.Cilt, sf.7560
    2 “Atatürk” Lord Kinrose, Altýn Kitaplar Yay., 12.Basým, Ýst.-1994, sf.417
    3 a.g.e. sf.417
    4 Büyük Larousse, Geliþim Yayýnlarý, 12.Cilt, sf.7560
    5 “Atatürk” Lord Kinrose, Altýn Kitaplar Yay., 12.Basým, Ýst.-1994, sf.416
    6 a.g.e. sf.416
    7 “Nutuk” M.K.Atatürk, 2.Cilt, TTK, 4.Baský, Ank.-1999, sf.1033
    8 “Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Devrimi” Afet Ýnan, TTK, Ankara-1977, sf.101
    9 “Mustafa Kemal” Benoit Mechin, Bilgi Yay., Ank.-1997, sf.243
    10 Büyük Larousse, Geliþim Yay., 12.Cilt, sf.7560
    11 ”Atatürk” Lord Kinross, Altýn Kitaplar Yay., 12.Baský, Ýst.-1994, sf.421
    12 a.g.e. sf.422
    13 a.g.e. sf.422
    14 a.g.e. sf.417
    15 a.g.e. sf.435
    16 a.g.e. sf.417
    17 “Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Devrimi” Afet Ýnan, TTK, 1977, sf.101
    18 ”Atatürk” Lord Kinross, Altýn Kitaplar Yay., 12.Baský, Ýst.-1994, sf.417
    19 “Mustafa Kemal” Benoit Mechin, Bilgi Yay., Ank.-1997, sf.242
    20 a.g.e. sf.242
    21 “Mustafa Kemal Eskiþehir-Ýzmit Konuþmalarý” Kaynak Y., 1993, sf.77
    22 “Mustafa Kemal” Benoit Mechin, Bilgi Yay., Ank.-1997, sf.242
    23 a.g.e. sf.242
    24 “Atatürk’te Konular Ansiklopedisi” S.Turan, Y.K.Y., 2.Bas., 1995, sf.345
    25 “Ýlk ABD Büyükelçisinin Türkiye Hatýralarý”John Grew, 2.Cilt, Cumhuriyet Kitap, sf.50-51
    26 “Amerikan Belgelerinde Lozan Konferansý ve Amerika” Fahir Armaoðlu, Belleten C.LV.Aðustos 1991, S.213, sf.500; ak. “70.Yýldönümünde Lozan” T.C.Kültür Bakanlýðý, sf.34
    27 “Amerika, NATO ve Türkiye” Prof.Dr.Türkkaya Ataöv, sf.172; ak., Emin Deðer, “Oltadaki Balýk”, Çýnar Araþ., 5.Baský, sf.182
    28 “70.Yýldönümünde Lozan” T.C.Kültür Bakanlýðý, sf.33
    29 “Nutuk” M.K.Atatürk, II.Cilt, TTK, 4.Baský, Ank.-1999, sf.933
    30 “Bir Ýngiliz Kadýn Gözüyle Kuvayý Milliye Ankarasý” Grace M.Ellison, 1973; ak. U.Kocatürk, “Kaynakçalý Atatürk Günlüðü” Ýþ.B.Y., sf.220-221
    31 “Atatürk’ün Bütün Eserleri” 14.Cilt, Kaynak Yay., Ýst.-2004, sf.197
    32 a.g.e. 14.Cilt, sf.198
    33 a.g.e. 14.Cilt, sf.389
    34 a.g.e. 14.Cilt, sf.394
    35 “Kaynakçalý Atatürk Günlüðü” Prof.Dr. U.Kocatürk, Ýþ.B.Y., sf.233
    36 “Türkiye’deki Yeni Oluþan Bir Ýzahý” Norbert Von Bischoff, Ank.-1936, sf.149-150; ak. “70.Yýlýnda Lozan” Kültür Bak. Yay., sf.94
    37 “Kemalist Eðitimin Tarih Dersleri-IV” Kaynak Y., 3.Bas. 2001, sf.142
    38 “Kaynakçalý Atatürk Günlüðü” Prof.Dr.U.Kocatürk, Ýþ Bank.Yay., sf.74
    39 “Tek Adam” Þ.S.Aydemir, 3.Cilt, Remzi Kit., 8.Baský, Ýst.-1983, sf.128
    40 L’Ýllustration (Paris), 28.07.1923; Bilal Þimþir, “Dýþ Basýnda Laik Cumhuriyetin Doðuþu” Bilgi Yay., Ank.-1999, sf.188

    Metin AYDOÐAN, 23 Temmuz 2014
    bir halt olacaðý yok.

  3. #219
    Metin Aydoðan: EGE SORUNU, YUNANÝSTAN VE AKP


    Karasularý, Hava Sahasý, Kýta Sahanlýðý, ada iþgalleri ve Yunan Adalarýnýn Silahlandýrýlmasý’ndan oluþan Ege “sorunu”, özgünlüðü olan bir konular bütünüdür. Yunanistan, arkasýna aldýðý uluslararasý desteðe dayanarak; Ege konusunu dilediði gibi yorumluyor, kararlar alýyor ve aldýðý kararlarý uyguluyor. Türkiye’deki yetersiz yönetimi bir fýrsat olarak görüyor ve arkasýna aldýðý uluslararasý destekle Türkiye’ye karþý siyasi üstünlük saðladýðýna inanýyor. Ada iþgal ediyor, karasularýný 12 mile çýkarýyor ve bunlarý Türkiye’ye kabul ettiriyor. Yakýn gelecekte, kýta sahanlýðý konusunu gündeme getirmeye hazýrlanýyor.



    Ege Sorunu Nedir

    Ege sorunu, coðrafi konumunun özgünlüðü nedeniyle, uluslararasý anlaþmalarýn genel kurallarýyla çözülmesi mümkün olmayan ulusal bir sorundur. Dikkatlice ele alýnacak ve kazanýlmýþ haklardan ödün verilemeyecek bir konudur.

    Ege’nin karmaþýk sorunlarý, daha doðrusu Yunanistan’ýn karýþtýrýp sorun durumuna getirdiði Ege konusu, iki ülkenin anlaþmasýyla çözülebilecek nitelikte bir sorundur. Ancak, Yunanistan 19.yüzyýldan beri takýndýðý tavrý sürdürmekte ve Ege’yi kendi mülkü sayan geleneksel anlayýþýyla, hareket etmektedir. Bugün zayýf gördüðü Türkiye’yi yok sayýyor; Girit, Selanik ve Kýbrýs’ta yürüttüðü politikanýn benzerini, 21.yüzyýlda Ege’de uyguluyor.

    Karasularý ve Lozan

    Ege konusunda ortak bir yaklaþým, Lozan Anlaþmasý’yla saðlanmýþtý. Ancak, daha sonra, Lozan’da Türkiye Cumhuriyeti’nin varlýðýyla ilgili diðer tüm konularda olduðu gibi, Ege tartýþma konusu yapýlmýþtýr. Brüksel ya da Washington’da ileri sürülen görüþlerin ve oluþturulan politikalarýn ortak noktasý Lozan’a karþýtlýktýr. Batý’nýn politika üreticileri ve uygulayýcýlarý, Lozan’ý “özel bir dönemin” kabul edilmez ürünü olarak ele almýþlar ve sürekli olarak yürürlükten kaldýrmak istemiþlerdir. Ege sorunu bu tutumun açýk örneklerinden biridir.

    Lozan’ýn imzalandýðý 1923 yýlýnda, Türk ve Yunan karasularý (Karasularý: Bir devletin sahip olduðu deniz kýyýlarý boyunca egemenliði altýnda tuttuðu belli geniþlikte su þeridi) 3 mildi.

    Kýsa Geçmiþ

    Yunanistan karasularýný 1936 yýlýnda kimseye sormadan ve görüþmeden 6 mile çýkardý.1936, savaþýn yaklaþtýðý ve Hitler Almanyasý’yla birlikte hareket eden Ýtalya’nýn, Ege adalarýnýn tümünü iþgale hazýrlandýðý yýllardý. Ankara-Atina iliþkileri en iyi dönemiydi ve Türkiye Ýtalya’nýn saldýrgan tutumuna tepki duyuyordu. O günlerde 6 mil Türkiye için bir olumsuzluk oluþturmuyordu.

    Yunanistan, savaþtan sonra kararýný deðiþtirmedi. Türkiye, bu tutuma karþý 1945-1960 arasýndaki CHP ve DP dönemlerinde herhangi bir yanýt vermedi. 27 Mayýs’ýn getirdiði ulusalcý hava sonucunda ancak 1964’de yanýt verilebildi ve karasularý 6 mile çýkarýldý.

    Yunanistan, istemlerini týrmandýrmayý býrakmadý ve 12 Eylül Darbesi’nden sonra 12 milden söz etmeðe baþladý. Avrupa Birliði’ne girdikten sonra, sözlerini somut isteme dönüþtürdü ve konuyu Avrupa Birliði’nin sorunu durumuna getirdi. Uzun yýllar uðraþýp hiçbir Cumhuriyet hükümetine kabul ettiremediði ve Türkiye’nin savaþ nedeni saydýðý 12 mil konusunu sonunda AKP yönetimine kabul ettirdi. Hükümet, Türkiye’nin ödünle sonuçlanan hemen her dýþ iliþkisinde adý geçen, Ferudun Sinirlioðlu baþkanlýðýndaki bir kurul aracýlýðýyla Yunanistan’la anlaþtý. Anlaþma koþullarý açýklanmadý ama basýn, Yunanistan’ýn 12 mil isteminin kabul edildiðini yazdý.

    Karasularý 6 mil iken, Ege Denizi’nin yüzde 48,85’i açýk deniz, yüzde 43,68’i Yunan karasularý ve yüzde 7,47’si ise Türk karasularýndan oluþuyordu.1 Bundan sonra Ege’de Türkiye’nin karasularý herhalde kalmayacaktýr. Çünkü Yunanistan, her adanýn kendi kýta sahasýnýn olmasýný istemektedir. Olasýdýr ki, AKP ilerde bunu da kabul edecektir.

    12 Mil Sorunu

    16 Kasým 1944’te yürürlüðe giren BM Deniz Hukuku Sözleþmesi’nin 3.Maddesi, genel bir yaklaþým olarak ülkelere karasularýný 12 mile dek geniþletme yetkisi vermiþtir. Yunanistan bu maddeyi ileri sürerek karasularýný 12 mile çýkarmak istemektedir. Oysa, bu isteðin yerine getirilmesi, Ege Denizi’nin özgün yapýsý nedeniyle olanaksýzdýr.

    Türkiye ve Yunanistan Okyanus’a kýyýsý olan iki ülke deðildir. Anadolu’ya neredeyse dayanmýþ olan Ege adalarýnýn tümüne sahip Yunanistan, karasularýný 12 mile çýkardýðýnda, Ege Denizi’nde açýk deniz alaný hemen hemen kalmayacak ve Ege Denizi’nin tümü Yunanistan’ýn olacaktýr.

    Türk Deniz Kuvvetleri’nin uluslararasý sular aracýlýðýyla Ege’den Akdeniz’e çýkýþý olanaksýz duruma gelecek, Hava Kuvvetleri Ege üzerindeki hava sahasýnda tatbikat yapamayacaktýr.

    BM Deniz Hukuku Sözleþmesi, açýk denizlere yönelik olarak 12 mil yetkisi vermektedir ancak ayný sözleþmenin 300.Maddesi, “Bu hakkýn istismar edilemeyeceðini” söylemektedir.2 Yunanistan’ýn bugünkü tutumu, 300.Maddeye gösterilebilecek en iyi örnektir.

    Yunanistan, karasularýný 12 mile çýkarýrken, Ege Denizi’nin tümünü kendi malýymýþ gibi görmekte ve Doðu kýyýlarýndaki Türkiye’yi adeta yok saymaktadýr. Dayanaksýz isteklerine gerekçe oluþturmaya çalýþýrken ileri sürdüðü; “Karasularýný azami geniþletme yetkisi kýyý devletinin egemenlik yetkisine girer” savý bunun en açýk kanýtýdýr. Oysa karþý kýyýda bir Türkiye vardýr ve Türkiye’nin de egemenlik haklarý bulunmaktadýr. Yunanistan, Türkiye’nin en yaþamsal egemenlik hakkýný bile yok sayabilmekte, Türkiye’yi yöneten insanlar da bunu kabul etmektedir.

    Ege’nin Tümü

    Yunanistan’ýn Ege konusundaki “ihtiraslý” istekleri deniz yüzeyi ve altýndaki su hacmiyle sýnýrlý deðildir. Yunanistan, kendisini bir “takýmada devleti” sayarak, deniz tabanýný, onun altýndaki varlýklarý ve deniz üstündeki hava sahasýný da denetimi altýna alarak Ege’nin tümüne sahip olmak istemektedir.

    Yunanistan’ýn hava sahasý (fýr hattý) konusundaki tutum ve davranýþlarý, akýl ve hukuk dýþý aykýrýlýklar içermektedir. Uluslararasý hukuk, her ulusun hava sahasýný o ulusun kara sularý ile sýnýrlamaktadýr. Yunanistan, bu kurala uzun yýllar uymamýþ, karasularý 6 mil olmasýna karþýn, hava sahasýnýn 10 mil olduðunu iddia etmiþti. Þimdi, karasularýný 12 mile çýkararak hava sahasýný daha da geniþlemiþtir. Artýk, uluslararasý hava sahasýnda uçan Türk uçaklarý, 12 mil sýnýrý içine giremeyecektir. Yunanistan bu tür uçuþlarý hava sahasýnýn ihlali saymaktadýr.

    Ege konusunda araþtýrmalar yapan Burak Rende, kýta sahanlýðý ve karasularý konusunda þunlarý söylemektedir: “Türk anakarasýnýn doðal uzantýsý üzerinde bulunan adalarýn kýta sahanlýðý ve kara sularý olduðunu iddia eden Yunanistan tüm Ege’nin deniz yüzeyini, deniz tabaný ve onun toprak altýný, ayrýca hava sahasýný (fýr hattý) denetim altýna alarak tüm Ege’ye sahip olmak istemektedir… Karasularý 12 mile çýkarsa Türkiye’de denize bile giremeyeceðiz”.3

    Kýta Sahanlýðý:

    Yunanistan son dönemlerde arttýrdýðý istek ve yarattýðý sorunlara Kýta sahanlýðý konusunu da ekledi. Diðer tüm konularda olduðu gibi bu konuda da haklý deðildi. Ne taraf ülke olarak Türkiye’nin kabul edeceði uygulanabilir bir öneriye, ne de hukuksal dayanaklara sahipti. AB’ye girdikten sonra yoðunlaþtýrdýðý Türkiye karþýtý politikaya Kýta Sahanlýðý konusunu, “yeni” bir sorun olarak eklemiþti.

    1958 Cenevre Sözleþmesi, Kýta Sahanlýðý kavramýný: “Kýyýlara bitiþik ancak karasularýnýn dýþýnda kalan deniz yataðý ve onun toprak altýnda oluþan deniz alaný” olarak tanýmlamýþtý. Kýta sahanlýðý, uluslararasý hukuka göre, kara ülkelerinin doðal uzantýlarýydý ve sýnýrlarý; uygulanabilir sözleþme hükümlerinin bulunmamasý durumunda, ülkeler arasý eþitlik ilkesine dayanýlarak belirleniyordu.4

    Ege Denizi, benzeri olmayan ilginç bir yapýya sahiptir. Bu nedenle yapýlmýþ tanýmlara tam olarak uyum göstermemektedir. Ege Kýta sahanlýðýnýn yarýsýndan çoðu Anadolu Yarýmadasý’nýn doðal uzantýsý içinde kalmaktadýr. Kýta sahanlýðý, uluslararasý kararlarýn da ortaya koyduðu gibi anakaralarla ilgili bir sorundur. Ege, yarý kapalý bir deniz konumundadýr. Ýki yaný baþka ülkelere ait yarý kapalý bir denizde, adalarýn kendi kýta sahanlýklarýna sahip olmasý gibi bir savýn; geçerli ve haklý olmasý olanaklý deðildir.

    Uluslararasý Hukuk

    Adalet Divaný’nýn, 1969 Kuzey Denizi, 1982 Tunus–Libya, 1974 ABD–Kanada, 1977 Ýngiltere–Fransa Davalarýnda aldýðý kararlar ve BM Deniz Hukuku Sözleþmesi; konuya yaklaþým biçimini ve çözüm yöntemlerinin dýþ çerçevesini açýk bir biçimde belirlemiþtir.

    Uluslararasý hukukun geçerli kurallarý ve Türkiye’nin bu kurallara dayanan meþru haklarý, herkesin anlayabileceði bir biçimde ortada dururken; Avrupa Parlamentosu, 17 Eylül 1998’de þöyle bir karar alabilmektedir: “Avrupa Parlamentosu, Türkiye’den; Ege’deki, özellikle Kardak Adasý’na ve kýta sahanlýðý sýnýrlarýnýn belirlenmesine iliþkin olarak, farklýlýklarýn giderilmesi çalýþmalarýnda uluslararasý hukuk ilkelerine saygý göstermesini istemektedir”5

    Türkiye’nin Tutumu

    Türkiye, Kýta Sahanlýðý konusunun gündeme getirildiði ilk günden beri, uluslararasý hukukun geçerli kurallarýna uygun olarak davranmýþ ve Yunan adalarýnýn varlýðýný da dikkate alarak soruna eþitlik ilkesi çerçevesinde çözüm getirilmesini savunmuþtur.

    Ancak Yunanistan, Türkiye’nin bu olumlu yaklaþýmýna karþýn, hukuk dýþý bir yaklaþýmla, Anadolu’ya yakýn Yunan adalarýna da Kýta sahanlýðý tanýnmasý gerektiðini ileri sürmekte ve bu yolla Türkiye’nin Kýta sahanlýðýnýn 6 millik dar bir kýyý þeridiyle sýnýrlanmasýný istemektedir.

    Yunanistan bu garip isteðini, 1978 yýlýnda konuyu, kendi isteklerini yansýtan biçimiyle Uluslararasý Adalet Divanýna götürmüþ ancak Divan, Türkiye’nin o günlerdeki kararlý tavrýnýn da etkisiyle; “Savaþa neden olabileceði” gerekçesiyle “yetersizlik” kararý vermiþti.6

    Olasýdýr ki AKP yönetimi bu konuda da ödün verecek, Doðu Akdeniz’de Ýsrail’e kaptýrdýðý Münhasýr Ekonomik Bölgesi gibi, Ege Denizi’nin de denizaltý ve üstü varsýllýðýný Yunanistan’a kaptýracaktýr.

    Güçsüzlüðün Bedeli

    Yunanistan, Türkiye’nin bugün, ulusal birlik ve bilinçten uzak, dýþ etkilere açýk ve güçsüz bir duruma düþtüðüne inanmaktadýr. Bu nedenle, en kabul edilmez istekleri bile olaðan hak istemi gibi ileri sürebilmekte ve bilinçli bir biçimde Türkiye’nin üzerine gelmektedir. Türk adalarýný iþgal etmiþ, 12 mili kabul ettirmiþtir. Lahey kararýna karþýn kýta sahanlýðý konusunu, ýsrarla yeniden gündeme getirmektedir. Öyle görünmektedir ki, istekleri Kurtuluþ Savaþý öncesinde olduðu gibi bitmeyecek ve sürekli yükselecektir.

    Gelecek yeni istem, Ege Denizi’nin deniz, deniz altý ve deniz üstü varlýklarýyla Türkiye ve Yunanistan arasýnda; sýnýrlarýn belirlenmesi, yani paylaþýlmasý sorunudur. Bu sorunun çözümü, denize kýyýsý olan ülkelerin anakara uzantýlarýndan oluþan kýta sahasýnýn belirlenmesinden geçmektedir. Türkiye Cumhuriyeti, güçlü olmasý gereken bir dönemde, ne yazýk ki en güçsüz dönemini yaþamaktadýr.

    DÝPNOTLAR

    1 “Sorunun Kaynaðý” Burak Rende, 15.01.1997, www.türk–yunan. gen.tr

    2 a.g.y.

    3 a.g.y.

    4 “Büyük Larousse” Geliþim Yayýnlarý, sf.6734

    5 Europan Parliament, Resulution on the Commission Reports on developments in relations with Turkey Since the entry into force of the Customs Union (COM (96) 0491–C4 0605/96 and COM (98) 0147–C4–0217/98), 17.09.1998, ak. Türk–Ýþ, “Avrupa Birliði Türkiye’den Ne Ýstiyor” sf.12

    6 “Türk Yunan Ýliþkileri: Sorunlar Argümanlar”, Ank., sf.14, ak.Burak Rende a.g.y.

  4. Türkiye, kazýðýn her türlüsünü ayrý ayrý deneyimleyebilmek için mükemmel bir yer. Burada yetiþen biri dünyanýn baþka bir yanýnda sýkýntý yaþamaz.
    Re-twittlediklerim katýldýðým anlamýna gelmez!

  5. #221
    Duhul
    Aug 2017
    Ýkamet
    Düzce
    Yaş
    73
    Gönderi
    2,749
     Alýntý Originally Posted by ilkerx Yazýyý Oku
    Lozan Andlaþmasý 59. maddesi ile YUNAN MEZÂLÝMÝ'ni affediyoruz! Hakkýmýz olan tazminattan vazgeçiyoruz!







    Eski defterleri karýþtýrarak siyaset yapmaya çalýþanlara þu soruyu sormak icab eder.

    "Sen niye eskiyi kurcalýyosun? Günümüze gelsene, madem sen çok vatanýný seven birisin peki burda tmmo'na ait rapor ve internet sitesindeki kayýtlara göre niye vtan topraklarýný daha TC'nin tarihinde görülmemiþ büyüklükte rakamlarla satýyosun?
    Hani sen yoksa üfürükten vatanseverlerden misin? Niye satýyosun elin arabýna kardeþim benim ata topraklarýmý?
    Kývýrmadan cevap verelim lütfen.

    Bak aþaðýdakini iyi incele derler adama









  6. Türkiye, kazýðýn her türlüsünü ayrý ayrý deneyimleyebilmek için mükemmel bir yer. Burada yetiþen biri dünyanýn baþka bir yanýnda sýkýntý yaþamaz.
    Re-twittlediklerim katýldýðým anlamýna gelmez!

  7. #223
    Duhul
    Feb 2017
    Ýkamet
    ÝSTANBUL
    Yaş
    49
    Gönderi
    9,242
    yahu LOZAN'ý beðenmeyenler onu boþverin siz 2 tane köprünün tünelin anlaþmasýný bu ülke lehine yapamýyorsunuz... OSMANGAZÝ köprüsünden AVRASYA tünelinden dolayý, YAVUZ SULTAN SELÝM köprüsünden dolayý bu ülke insanýnýn sýrtýna binen yükten bahsedin...

    þu hale bakýn yahu akýllara ziyan...2 tane köprüden dolayý bu milletin sýrtýna kol gibi zararý bindirenler kalkmýþ LOZAN diyor...uzaða gitmeyin önce þu yakýndakine bakalým...

    Osmangazi Köprüsü'nün maliyetinin 2 milyar 355 milyon TL ama geçiþ garantisi yüzünden ödenen paralar akýllara ziyan...

    https://tr.sputniknews.com/ekonomi/2...zarar-maliyet/
    ÜYELÝK : KASIM 2006

  8. Türkiye, kazýðýn her türlüsünü ayrý ayrý deneyimleyebilmek için mükemmel bir yer. Burada yetiþen biri dünyanýn baþka bir yanýnda sýkýntý yaþamaz.
    Re-twittlediklerim katýldýðým anlamýna gelmez!

Sayfa 28/31 ÝlkÝlk ... 182627282930 ... SonSon

Yer Ýmleri

Yer Ýmleri

Gönderi Kurallarý

  • Yeni konu açamazsýnýz
  • Konulara cevap yazamazsýnýz
  • Yazýlara ek gönderemezsiniz
  • Yazýlarýnýzý deðiþtiremezsiniz
  •