Pikan Cevizi Üreticisine Kazandýrýyor
http://www.milliyet.com.tr/pikan-cev...haber-2338698/
Pikan Cevizi Üreticisine Kazandýrýyor
http://www.milliyet.com.tr/pikan-cev...haber-2338698/
Pikan cevizi tüketmenin inanýlmaz faydalarý!
https://www.sabah.com.tr/saglik/2017...lmaz-faydalari
Pikan cevizi çok ilginç dikkatimi çekti saksýda yetiþirmi acaba
bellibirsure yetiþir nýhai gidecegý yer toprak
''Yatýrým Tavsiyesi Deðildir'' görüþlerim tamamen þahsi düþüncelerim olup beni baðlar
Aðaçlarýn ve Çalýlarýn Budamasý Nasýl ve Ne Zaman Yapýlýr?
Bahçecilikte aðaçlarýn ve çalýlarýn saðlýðýný ve yapýsýný korumak için budama önemlidir. Etkili sonuçlar elde etmek için kesim yapma ve bitkilerin biyolojisini anlama becerisi gerektiren, sanat ve bilimin bir karýþýmýdýr.
aðaç kesmek
Büyüme Tomurcuklarýný Anlamak
Apikal Hakimiyet : Bitkiler öncelikle terminal veya tepe tomurcuðundan büyür ve yan tomurcuklarýn büyümesini baskýlar. Bu baskýnlýk türe göre deðiþir ve yanal sürgünlerin sayýsýný ve uzunluðunu etkiler.
Büyüme Modelleri : Uzuvlarýn yönelimi apikal baskýnlýðý etkiler. Dikey uzuvlar, terminal tomurcuðu yakýnýnda güçlü bir büyüme ile güçlü apikal baskýnlýða sahiptir. 45° ila 60° açýlardaki yan dallarda apikal baskýnlýk azalýr ve bu da daha fazla yanal büyümeye yol açar. Yatay uzuvlar apikal hakimiyeti tamamen kaybeder ve bu da sýklýkla su filizlenmesine neden olur.
Aðýr Dallarýn Kaldýrýlmasý
Alttan Kesim : Büyük dallarý çýkarmak için, kabuðun yýrtýlmasýný önlemek amacýyla alttan kesimle baþlayýn.
Dalýn Üst Kýsmýný Kesin : Dalý çýkarmak için ilk kesimin dýþýnda bir üst kesim yapýn.
Dal Yakasýna Kadar Kesim : Optimum iyileþme için dal yakasýna yakýn keserek ve ona zarar vermekten kaçýnarak sonlandýrýn.
Genel Budama Ýþlemi
Zamanlama : Kýþýn veya ilkbaharýn baþlarýnda dinlenme döneminde budama yapýn. Gelecek sezonun tomurcuklarýnýn kesilmesini önlemek için çiçek açtýktan sonra çiçekli çalýlarý budayýn.
Yaprak Dökmeyen Bitkiler ve Meyve Aðaçlarý : Yaprak dökmeyen aðaçlarý erken ilkbaharda budayýn. Daha iyi ýþýk giriþi ve meyve üretimi için meyve aðaçlarýnýn tepesi açýlacak þekilde budanmalýdýr.
Güller : Ýlkbaharda budama yapýn, dýþa bakan bir tomurcuðun hemen üzerinden saðlýklý, canlý odunu kesin.
TANITILAN ÝÇERIK
Budama Teknikleri
su filizlerini çýkarýn
Ýnceltme : Sürgünlerin tamamýný köklerine kadar uzaklaþtýrýr, apikal baskýnlýðý korur ve bozulmamýþ sürgün uçlarýnda büyümeyi teþvik eder.
Su Filizleri ve Su Çekicileri : Enerji tüketimini önlemek ve büyümeyi yönlendirmek için su filizlerini ve emicileri çýkarýn.
Yenileme Budamasý : Hava sirkülasyonu ve ýþýk nüfuzunu hedefleyin. Daha yaþlý aðaçlar yeni büyüme için budamadan yararlanýr.
Kasýklar ve Açýlar : Daha zayýf ve hasara yatkýn olduklarý için dar açýlý kasýklara sahip uzuvlarý çýkarýn.
Ýyileþme ve Yeniden Büyüme
Ýyileþme : Budama, kambiyum tabakasýndan baþlayarak iyileþmeye yol açar. Daha hýzlý iyileþme için, kabuk sýrtýna veya dal yakasýna zarar vermeden ana dala yakýn budama yapýn.
Yeniden Büyüme : Budama, kesilen yerin yakýnýnda yeniden büyümeyi teþvik eder. Daha þiddetli budama, bitki üst ve kök sistemi arasýndaki dengeyi yeniden saðlamaya çalýþýrken daha fazla yeniden büyümeyle sonuçlanýr.
Özetle, aðaçlarýn ve çalýlarýn budamasý sadece büyümeyi azaltmakla ilgili deðil, ayný zamanda bitkinin biyolojisini ve büyüme modellerini anlamakla da ilgilidir. Doðru budama saðlýklý büyümeyi teþvik eder, bitkinin estetiðini artýrýr ve hastalýk ve hasarý önler.
![]()
Aðaçlarýn ve Çalýlarýn Budamasý Nasýl ve Ne Zaman Yapýlýr?
Budamanýn ne zaman ve nasýl yapýlacaðýný anlayarak, potansiyel sorunlarý azaltýrken bitkilerinizin saðlýðýný ve güzelliðini geliþtirebilirsiniz.
Budama, aðaç ve çalý bakýmýnýn saðlýklarýna, estetiðine ve genel refahýna katkýda bulunan temel bir yönüdür.
Doðru yapýldýðýnda budama bitkilerin doðal güzelliðini artýrýr, güçlü büyümeyi teþvik eder ve olasý sorunlarý önler.
Bu kapsamlý kýlavuzda, en iyi sonuçlarý elde etmek için aðaçlarýn ve çalýlarýn ne zaman ve nasýl budanacaðý da dahil olmak üzere budama ilkelerini inceleyeceðiz.
1. Budama Temellerini Anlamak
Budama, bir bitkinin belirli dallarýnýn veya kýsýmlarýnýn seçici olarak çýkarýlmasýný içerir. Budamanýn amaçlarý arasýnda bitkiyi þekillendirmek, saðlýklý büyümeyi teþvik etmek, ölü veya hastalýklý ahþabý çýkarmak ve hava dolaþýmýný iyileþtirmek yer alýr.
2. Ne Zaman Budamalý
Budamanýn zamanlamasý çok önemlidir ve aðacýn veya çalýnýn türüne göre deðiþir. Genel olarak:
Ýlkbahar Budamasý: Birçok çiçekli çalý, yeni büyüme baþlamadan önce kýþýn sonlarýnda veya ilkbaharýn baþlarýnda budanmalýdýr. Bu, mevcut sezonun büyümesinde çiçek açan bitkileri içerir.
Yaz Budamasý: Ýlkbaharda çiçek açan çalýlarý, ilkbaharýn sonlarýnda veya yazýn baþlarýnda çiçeklenmeyi bitirdikten hemen sonra budayýn.
Sonbaharda Budama: Özellikle yaprak döken aðaçlarda, kýþ donlarýndan zarar görebilecek yeni büyümeyi teþvik etmekten kaçýnmak için sonbaharda minimum budama önerilir.
3. Ticaretin Araçlarý
Etkili ve temiz budama için doðru aletleri kullanýn. Keskin, temiz budama makasý küçük dallar için uygundur, çift kollu makaslar ise daha kalýn dallar için uygundur.
Budama testereleri daha büyük uzuvlar için idealdir ve yüksek dallar için budama uzmanlarýný düþünün veya profesyonel bir aðaç uzmaný kiralayýn.
4. Genç Aðaç ve Çalýlarýn Budamasý
Genç aðaçlarda uygun bir yapýnýn oluþturulmasý onlarýn uzun vadeli saðlýklarý açýsýndan önemlidir. Rakip dallarý, kesiþen dallarý ve içe doðru büyüyen dallarý çýkarýn.
Aðaçlar için merkezi bir lideri (ana gövde) ve çalýlar için açýk, dengeli bir þekli teþvik edin.
5. Ölü veya Hastalýklý Ahþabýn Kaldýrýlmasý
Aðaçlarýnýzý ve çalýlarýnýzý ölü veya hastalýklý dallar açýsýndan düzenli olarak inceleyin. Hastalýðýn yayýlmasýný önlemek ve yeni, saðlýklý büyümeyi teþvik etmek için bunlarý derhal kaldýrýn.
6. Estetik Çekiciliðe Yönelik Þekillendirme
Þekillendirme, özellikle süs aðaçlarý ve çalýlar için budamanýn yaygýn bir nedenidir. Bitkinin doðal formunu göz önünde bulundurun ve þeklini geliþtirmek için budama yapýn. Dengeli, simetrik bir görünüm hedefleyin.
7. Hava Dolaþýmý Ýçin Ýnceltme
Ýnceltme, hava dolaþýmýný iyileþtirmek ve hastalýk riskini azaltmak için dallarýn seçici olarak çýkarýlmasýný içerir. Bu özellikle hava ve güneþ ýþýðý giriþinin sýnýrlý olabileceði yoðun aðaçlar ve çalýlar için önemlidir.
8. Yenileme Budamasý
Daha yaþlý, ihmal edilmiþ aðaçlar ve çalýlar yenileme budamasýndan faydalanabilir. Bu, yeni büyümeyi teþvik etmek ve bitkiyi gençleþtirmek için eski, verimsiz ahþabýn çýkarýlmasýný içerir.
9. Çiçekli Bitkilerde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Budamadan önce bitkilerinizin çiçeklenme düzenini anlayýn. Bazýlarý eski ahþabýn üzerinde çiçek açar (geçen sezonun büyümesi), diðerleri ise yeni ahþabýn üzerinde çiçek açar (bugünkü sezonun büyümesi). Yanlýþ zamanda budama çiçeklenmeyi etkileyebilir.
10. Aþýrý Budamadan Kaçýnmak
Aþýrý budama veya “tepeleme”den kaçýnýlmalýdýr. Tepeleme, büyük dallarýn kütüklere kadar kesilmesini içerir ve zayýf, kötü yapýlandýrýlmýþ büyümeye yol açabilir. Sert önlemler yerine seçici ve düþünceli budamaya odaklanýn.
11. Önce Güvenlik
Budama fiziksel olarak zorlayýcý olabilir ve yüksekte çalýþmayý gerektirebilir. Eldivenler, göz korumasý ve saðlam ayakkabýlar dahil uygun güvenlik ekipmaný kullanarak güvenliðinizi saðlayýn. Görev zorlu görünüyorsa profesyonel bir aðaç uzmaný tutmayý düþünün.
12. Budama Sonrasý Bakým
Budamadan sonra bitkiyi herhangi bir stres veya hastalýk belirtisi açýsýndan izleyin. Bitkiyi yeterince sulayýn ve nemi korumak ve toprak sýcaklýðýný düzenlemek için bir malç tabakasý uygulamayý düþünün.
Budama, her aðacýn ve çalýnýn özel ihtiyaçlarýnýn dikkatle deðerlendirilmesini gerektiren hem bir sanat hem de bir bilimdir.
Budamanýn ne zaman ve nasýl yapýlacaðýný anlayarak, potansiyel sorunlarý azaltýrken bitkilerinizin saðlýðýný ve güzelliðini geliþtirebilirsiniz.
Ýster genç aðaçlarý þekillendiriyor, ister yaþlý aðaçlarý gençleþtiriyor, ister sadece peyzajýnýzýn genel saðlýðýný koruyor olun, doðru budama her bahçývan veya ev sahibi için önemli bir beceridir.
![]()
NEMATODLAR???
Nematod'lar hayvanlar aleminin,NEMATODA þubesinde bulunan canlýlardýr.
Mikroskobik canlýlardýr ve bitki paraziti nematodlarýn boylarý 150-200 mikron ile 5 milimetre arasýnda deðiþmektedir.
Hemen her yerde bulunurlar.Toprakta,tatlý sularda ve tuzlu sularda serbest olarak yaþarlar.
Ýnsan,hayvan ve bitkilerde parazit olarak yaþayanlarý vardýr.
Bitkilerde iç ve dýþ parazit olarak bulunur.
Nematodlar bilateral simetrik ve vücut boþluðu olmayan canlýlardýr.
Vücut,baþ veya anterior kýsmý,gövde ve kuyruktan oluþur.
Vücudunun üst kýsmý vücut duvarý tarafýndan örtülmüþtür.Bunun dýþ kýsmý kutikula,alt kýsmý ise hypodermis tarafýndan meydana gelmiþtir.Onun altýnda ise kas tabakasý bulunur.Kutikula hypodermis tarafýndan meydana getirilmiþ protein yapýsýndadýr.Üzeri az veya çok derinlikte halkalýdýr ve esnek yapýsý vardýr.
Nematodlarýn saydam bir yapýsý vardýr.
Sindirim sistemi aðýz açýklýðýndan anüs e kadar uzanan bir iç tüp olarak düþünülebilir.
Nematodlarýn büyük bir kýsmýnda boþaltým sistemi bulunmayabilir.Çoðunluklada bazýlarýnda sinir halkasý civarýnda,bir boþaltým deliði ve bir boþaltým kesesinden ibaret yapýya sahiptir.
Dolaþým ve solunum sistemleri yok denilebilir.Vücut yüzeyi ile solunum yapýlýr ve hücreler arasýndaki dolaþan sývý,dolaþým sistemi olarak görev yapar.
Nematodlarda biseksüel,hermaphroditik, parthenogenetik ve seksüel-partenogenetik üreme vardýr.
Bitki paraziti nematodlarda geliþmiþ bir sinir sistemi vardýr.Sinir halkasý(nervering) merkezi sinir sistemi olarak görev yapar.Buradan vücudun birçok yerine sinirler uzanmaktadýr.Vücudun dýþ kýsmýnda birçok his organý vardýr ve bunlar sinir sistemi ile iliþkilidirler.
Bitki paraziti nematodlarda yumurta ve 4 larva dönemi ve ergin erkek ile diþi dönemleri vardýr.Larva yumurta içinde bir gömlek deðiþtirerek,2.dönem larva olarak yumurtadan çýkar.Nematodlarýn bütün dönemlerinde iplik formunda olanlarý olduðu gibi,limon ve armut þeklinde geliþme dönemleri olanlarda vardýr.
Toprakta yayýlmalarý çok yavaþtýr.Daha çok toprak,bitki ve sulama suyu ile yayýlmalarý çok hýzlýdýr.
Nematodlar doðrudan doðruya bitkilerde zarar meydana getirmekle birlikte,birçok bitki hastalýklarýnýda taþýmalarý ve vektör olarak hizmet etmeleri bakýmýndan önemlidirler.
2. devre larvalar,yumurtayý terk ettikten sonra toprakta serbest olarak bulunur.Bu larvalarýn styletleri fazlaca geliþmediði için,bitkilerin kök uçlarýndan ve yumuþak olan dokulardan bitkilere girerler.Bitki dokusu içerisine kendilerini yerleþtirirler.
Ýlk olarak enine geniþleme kendini gösterir.Boylarýnýn yarýsý kadar uzunlukta ve enine geniþlemiþ hale gelirler.
Üç gömlek deðiþtirdikten sonra diþi bireyler armut veya limon þeklini alýrlar.
Uygun çevre þartlarýnda köke giriþten 20-30 gün sonra diþiler yumurta býrakmaya baþlarlar.Diþi yumurta býrakmaya baþlamadan önce ,bir jelatinimsi madde salgýlar ve bu maddenin içine yumurtalarýný býrakýr.Bu maddenin hem yumurtalarý koruyucu özelliði hemde yumurtalarý birarada tutma özelliði vardýr.
Yumurtalar kök sathýna yakýn mesafede veya üzerindedir.1.dönem larva geliþmesini yumurta içinde tamamlar.Daha sonra bir gömlek deðiþtirerek 2.larva halinde yumurtayý terk eder ve konukçu aramaya baþlar.
Kök içerisindeki larvalarýn beslenmesi vasküler dokulara yakýn olarak beslenme sonucu,akýþkan dev hücrelerden aldýklarý bitki özsuyu ile olur.
Bir diþi 300-350 kadar yumurta býrakabilir.
Kýþý urlu bitki kök artýklarýnda ve toprakta yumurta veya larva halinde geçirir.
Toprak sýcaklýðý 10 °C den aþaðý olduðu zaman geliþemez.Geliþmeye ve zarar vermeye 15°C nin üzerinde baþlar.
En önemli zarar,nematodun bealenme sýrasýnda ,styletinden hücre içerisine býraktýðý salgýlar sonucu meydana gelir.
Kök uçlarýnda kütleþme ve büyümenin tamamen durmasý göze çarpar.
Bölgesel nekrotik lekelerin görülmesi uygun bir konukçu olmadýðýnýn iþaretidir.
Kökte gal veya ur meydana geliþi en çok görülen belirti olmakla birlikte ,enfeksiyon bölgesinde çok sýk dallanma görülür.Kökte meydana gelen urlar baklagil nodositelerinden kolaylýkla ayrýlabilirler.
Nematod enfeksiyonu sonucu meydana gelen galler odunumsu yapý gösterirler ve þiþkinlikler kök boyunca yer yer devam ederler.Nematodla bulaþýk bitkiler hava þartlarýndaki ani deðiþmelere karþý çok dayanýklý deðillerdir.Zayýf bir geliþme gösterirler.
Uygun bir konukçu bulduklarý zaman ,kýlcal köklerden bitkiye giren larvalar,styletlerini hücrelerin içine sokarak beslenmeye baþlarlar.Salgýladýklarý maddeler ile hücreleri etkileyerek bunlarýn çekirdeklerinin anormal olarak geliþmesine ve sayýca çoðalmalarýna sebep olurlar.
Duyarlý bitkilerde larvalar köke girdikten 4-5 gün sonra ur geliþmesi görülmeye baþlar.Larvalar köklerde kambiyuma yakýn vasküler doku hücrelerinde beslenirler ve dev hücrelerin meydana gelmesine sebep olurlar.Her larva 4- dev hücre meydana getirebilir.Bu hücrelerde protoplazma granül bir hal alýr.Hipertrofi sonucu köklerde þiþmeler meydana gelir.
Kök-ur nematodlarý bitkinin kök sisteminde urlar meydana getirerek bitki asimilatlarýný lüzumsuz olarak bu urlarý meydana getirmekte kullanýr.
Ýletim demetlerini bozar,besin ve su alýþveriþini engeller.
Bitkilerde büyüme yavaþlar ve durur.Ayrýca nematodun giriþ yerlerinden birçok hastalýk yapýcý bitki patojenlerinin girmesine sebep olurlar.
Bitkiyi tamamen kurutabilirler.
Domates ve patlýcanlarda %25-35 bazen %50-60 ürün kayýplarýna neden olur.
Seralardaki zarar daha fazladýr.
Organik fosforlu insektisitler,hidrojen peroksit,kolloidal gümüþ,perasetik asit,hidrojen siyanid mücadelesinde etkilidir.
Ersin ASLAN'a teþekkürler
TOPRAÐIN ASKERLERÝ OLAN BÝTKÝYE BESÝN TAÞIYAN BU CANLILARI NE KADAR _________TANIYORUZ....???
EM........ Nedir?
EM "Etkin Mikroorganizma" teriminin kýsaltýlmýþ þeklidir. EM deðiþik türde mikroorganizmalardan oluþmaktadýr ve doðadan toplanarak kendine özgü þartlarda üretilmektedir.EM kimyasal madde deðildir ve kesinlikle gen deðiþimine uðramamýþtýr. EM, Japonya'nýn Okinava kentindeki Ryukyus Üniversitesi'nden Prof. Dr. Teruo Higa tarafýndan geçen yüzyýlýn sonlarýnda geliþtirilmiþtir.
Üzerinde yoðun araþtýrmalar yapýlarak mükemmelleþtirilen EM'in kullanýmý Asya ülkeleri baþta olmak üzere son 20 yýl içinde son derece yaygýnlaþmýþtýr. Bugün Avrupa'daki kullaným hacmi ve alanlarý da hýzla artmaktadýr.Yeryüzünde 130'u aþkýn ülkede kullanýlmaktadýr.
EM'NÝN ÝÇÝNDE HANGÝ MÝKROORGANÝZMALAR VARDIR ?
EM, tek bir mikroorganizma türü olmayýp, çeþitli mikroorganizma gruplarýnýn karýþýmýndan oluþmaktadýr. EM'nin içindeki mikroorganizmalar baþlýca 5 ana gruptan oluþmaktadýr.
1- Fotosentez bakterisi (Fototropik bakteri)
Fotosentez bakterileri, yaþamlarýný kendi kendilerine destekleyen baðýmsýz bakterilerdir. Bu bakteriler, güneþ ýþýnlarýný ve topraðýn ýsýsýný enerji kaynaðý olarak kullanarak; kök salgýlarýndan, organik maddeden ve/veya zararlý gazlardan (örneðin, hidrojen sülfür) yararlý maddeler sentezlerler. Yararlý maddelerse amino asitler, nükleik asitler, biyoaktif maddeler ve þekerden oluþmaktadýr ki bunlarýn hepsi bitkilerin büyümesini ve geliþmesini teþvik etmektedir.
Bu yararlý maddeler hem doðrudan bitkiler tarafýndan emilirler hem de bakterilerin daha da artmasý için büyüme ortamý (substrate) olarak davranýrlar. Bu yüzden, topraktaki fototropik bakterilerin artýþý diðer etkin mikroorganizmalarý daha da artýracaktýr. Örneðin, fototropik bakterilerin salgýladýðý büyüme ortamý olarak davranan azotlu bileþiklerin (amino asitler) varlýðýndan ötürü kök çevresinde (rhizosphere) VA (vesicular-arbuscular) mikoriza artmýþtýr. VA mikoriza, topraktaki fosfatlarýn çözünürlüðünü artýrarak, normalde bitkilerin alýmý için çözeltide olmayan fosfatlarý çözeltiye geçirir. VA mikoriza, azot fikse eden Azotobakter ve Rhizobium bakterileri ile birarada bulunabilir ve baklagillerin havadaki azottan yararlanma yeteneðini artýrýr.
2- Laktik asit bakterisi
Laktik asit bakterisi, fotosentez bakterisinin ve mayanýn ürettiði þekerler ve diðer karbohidratlardan laktik asit üretir. Uzun süredir laktik asit bakterilerini kullanarak yoðurt ve turþu yapýlmasý bu sayede mümkün olmaktadýr. Bununla birlikte, laktik asit çok kuvvetli bir sterilize edicidir. Zararlý bakterileri bastýrýr ve organik maddenin bozunmasýný hýzlandýrýr. Dahasý, laktik asit bakterisi, lignin ve selüloz gibi organik maddelerin bozunmasýný da artýrýr ve bu maddeleri, bozunmamýþ organik maddeden kaynaklanan zararlý etkilere neden olmaksýzýn, fermente eder.
Laktik asit bakterisi, sürekli ekilen tarýmsal bitkilerde hastalýklara neden olan Fusaryum adlý zararlý mikroorganizmanýn çoðalmasýný/yayýlmasýný engelleme yeteneðine sahiptir. Fusaryum popülasyonunun artmasý genel olarak bitkileri zayýflatmaktadýr. Bu durum hastalýklarý teþvik etmekte ve zararlý nematodlarýn aniden çoðalmasýna neden olmaktadýr. Laktik asit bakterileri, Fusaryumun yayýlmasýný ve iþlevini bastýrýrken, nematod oluþumlarý da yavaþ yavaþ ortadan yok olur
3- Mayalar
Mayalar; fotosentez bakterileri, organik madde ve bitki kökleri tarafýndan salgýlanan amino asitler ve þekerlerden bitkilerin büyümeleri için yararlý antimikrobiyel ve yararlý maddeler sentezlerler.Mayalar tarafýndan üretilen hormonlar ve enzimler gibi biyoaktif maddeler aktif olarak hücre ve kök bölünmesini teþvik eder. Mayalarýn salgýlarý, laktik asit bakterileri ve actinomisetler gibi etkin mikroorganizmalar için büyüme ortamý saðlarlar.
4- Aktinomisetler
Bakterilerle mantarlar arasýnda bir yapýya sahip actinomisetler, fotosentez bakterileri ve organik madde tarafýndan salgýlanan amino asitlerden antimikrobiyel maddeler üretirler. Bu antimikrobiyel maddeler ise, zararlý mantar ve bakterileri bastýrýrlar.Aktinomisetler fotosentez bakterileri ile birarada yaþayabilirler. Böylece, her iki tür de topraðýn antimikrobiyel etkinliðini artýrarak toprak ortamýnýn kalitesini yükseltirler.
5- Küfler
Aspergillus ve Penicillium gibi küfler organik maddeyi hýzla bozunmaya uðratarak; alkol, esterler ve antimikrobiyel maddeler üretirler. Bunlar ise, kötü kokularý bastýrýr ve zararlý böceklerle kurtçuklarý önlerler.Etkin Mikroorganizmalar içinde bulunan her bir türün (fotosentetik bakteriler, laktik asit bakterileri, mantarlar, aktinomisetler ve küfler) kendine özgü önemli bir iþlevi bulunmaktadýr. Ancak, fotosentez bakterileri, EM etkinliðinin en önemli bileþenidir.
Fotosentez bakterileri, diðer mikroorganizmalarýn etkinliklerini destekler. Diðer yandan, fotosentez bakterileri, diðer mikroorganizmalarca üretilen maddeleri de kullanýrlar. Bu olay, "birlikte varoluþ (coexistence) ve birlikte geliþme (co-prosperity)" olarak adlandýrýlmaktadýr.Toprakta Etkin Mikroorganizmalar arttýkça, yerli etkin mikroorganizmalarýn popülasyonu da giderek artar. Böylece, mikroflora zenginleþir ve topraktaki mikrobiyel ekosistemler iyi dengelenir. Belirli tür mikroorganizmalarýn (özellikle zararlý olanlarýn) artýþý önlenir. Böylelikle topraktan kaynaklanan hastalýklar bastýrýlmýþ olur.
Bitki kökleri; karbohidratlar, amino ve organik asitler ve aktif enzimler salgýlar. Etkin mikroorganizmalar büyümek için bu salgýlarý kullanýrlar. Bu süreç sýrasýnda, EM, amino ve nükleik asitler, bitkiler için çeþitli vitaminler ve hormonlar da salgýlarlar. Dahasý, bu tür topraklarda, etkin mikroorganizmalar kök bölgesinde (rhizosphere), bitki ile birlikte bulunurlar (symbiosis). Sonuç olarak, etkin mikroorganizmalarýn baskýn olduðu bu tür topraklarda bitkiler olaðanüstü iyi büyür
EM Teknolojisi Nedir ?
EM Teknolojisi, Etkin Mikroorganizmalarýn kullanýldýðý teknoloji anlamýna gelmektedir. EM, tek bir mikroorganizma türü olmayýp, çeþitli mikroorganizma gruplarýnýn karýþýmýndan oluþmaktadýr. Ýnsanlara, hayvanlara ve doðaya olumlu ve saðlýklý etki yapar. Bu mikroorganizmalarýn çoðu gýda ve saðlýk alanlarýnda geçmiþten bu yana kullanýlmaktadýr. EM kullanýmýnýn saðlýk açýsýndan güvenli olduðu, belirli araþtýrmalar çerçevesinde Japonya ve diðer ülkelerde kanýtlanmýþtýr. Ýçildiðinde dahi herhangi bir zararlý etkisi görülmemiþtir. Birçok ülkede EM bir içecek olarak izne sahiptir. Tarýmsal uygulamalarýn dýþýnda hijyen gerektiren yerlerde de kullanýlmaktadýr. Yasalarýn çok sýký olduðu Amerika'nýn Kaliforniya eyaletinde dahi EM üretimi ve satýþý serbesttir. EM Teknolojisi tarým, hayvancýlýk, balýkçýlýk, çevre ve týp alanlarýnda uygulanmaktadýr.
Etkin Mikroorganizmalar, hem aerobik (oksijen içeren) hem de anaerobik (oksijen içermeyen) ortamlarda yaþayabilen mikroorganizma gruplarýndan oluþmaktadýr. Yeryüzündeki mikroorganizmalar temelde üçe ayrýlýr: Bozguncu (Dejeneran) mikroorganizmalar, Yapýcý (Rejenerant) mikroorganizmalar ve Fýrsatçý (Nötr veya Opportünist) mikroorganizmalardýr.
Etkin Mikroorganizmalar, genel olarak yapýcý mikroorganizmalar sýnýfýna girmektedir. Organik maddelerin bozunmasýný (kokuþmasýný ya da oksidasyonunu) engelleyip, fermentasyona neden olurlar. Böylece doðayý saðlýklý kýlarlar ve birçok biyolojik aktif maddenin ve antioksidan maddelerin oluþmasýný saðlarlar.
Antioksidan maddeler, sadece oksidasyonun zararlarýný engellemekle kalmaz, oksidasyonu, bir baþka deyiþle çürümeyi (ya da kokuþmayý) durdurup temel yapýsýna dönüþümünü saðlayabilmektedir. Burada maddenin ölü ya da canlý olup olmadýðý önem taþýmamaktadýr. Bozguncu mikroorganizmalarda ise, yapýcý mikroorganizmalardakinin tam tersi bir durum söz konusudur. Bu mikroorganizmalar doðrudan ya da dolaylý olarak oksidasyonu baþlatan maddeler üretirler. Bu da serbest radikalleri yaþatmasý demektir.
Nötr olan fýrsatçý mikroorganizmalar, ne yapýcýdýr ne de bozguncudur. Ýki grubun arasýnda kalmakta oportünist bir tutum sergilemektedir. Yararlý mikroorganizmalar güçlü ise yararlýlarýn tarafýnda, zararlý mikroorganizmalar güçlü ise onlarýn yanýnda yer almakta ve güçlü olan gibi davranmaktadýr. Belirli bir açýdan bakýldýðýnda, giderek elveriþsiz hale gelen tarým alanlarý ve doða koþullarý, oksidasyonun acýmasýz bir sonucu olarak görülebilir.
Buradan da anlaþýlabileceði gibi EM-Teknolojisi sadece tarýmda faaliyet göstermemekte, bir çok alanda uygulanmaktadýr. EM ile genel anlamda her alandaki oksidasyon oluþumu antioksidasyona dönüþerek mikroorganizmalar sayesinde engellenmektedir.
Alýntý
CEMRESOL
KURU TARIM SÝSTEMLERÝNDE TOPRAK ÝÞLEME......
DEÐÝÞMEK MÝ...ODA NEYMÝÞ ..??
Dünyanýn birçok bölgesi tarla bitkileri üretimi yapmak için Son Derece uygun koþullara sahiptir. Tarla Bitkileri Üretimini Kýsýtlayan en önemli faktör su eksikliði veya nem yetersizliðidir. Türkiye’de tarým alanlarýnýn yaklaþýk %40’ý yarý kurak alanlardan meydana gelir ve bu alanlarýn yaklaþýk %60’ý Orta Anadolu’da ve %40 güneydoðu Anadolu, kuzey ve batý geçit bölgelerinde yer alýr.
Bu nedenle bu tip kurak ve yarý kurak bölgelerde sulama olanaðý yok ise tahýl aðýrlýklý kurutarým sistemi zorunlu olarak uygulanýr. Eðer kuru tarým alanlarýnda sulama sistemleri kurulup geliþtirilebilirse (sulu tarým sistemi) tarla bitkileri ekim alanlarý daha da geniþleyecektir. Kurak ve yarý kurak tarým alanlarýnda sulu tarýma geçiþle birlikte çok ürünlü üretim sistemlerinde önü açýlmýþ olacaktýr.
Kültür bitkilerinin yetiþmesi için uygun bir toprak yapýsýnýn hazýrlanmasý topraðýn iþlenmesi ile mümkündür. Ancak, bilinçsiz ve aþýrý toprak iþleme doðaya zarar vermektedir. Özellikle yoðun toprak iþleme ve bitki artýklarýnýn yakýlmasý veya tarladan uzaklaþtýrýlmasý topraðýn sýkýþmasýna ve erozyona neden olmaktadýr.
TOPRAK ÝÞLEME NEDÝR?
Bir enerji harcayarak topraðý oluþturan yapý elemanlarýnýn, bitkilerin istekleri doðrultusunda mekanik olarak yatay ve düþey yönde yer deðiþtirmesini saðlayarak homojen bir þekilde karýþtýrýlmalarýný saðlamaktýr. Toprak iþlemede þu iþlemler yapýlmaktadýr.
Kesme - Kabartma - Devirme - Karýþtýrma - Parçalama - Ufalama-savurma – sýkýþtýrma.
Toprak iþleme ile anýz topraða karýþtýrýlarak homojen bir daðýlým oluþturulmasý, iyi hava ve su dengesi saðlanýr.
TOPRAK NÝÇÝN ÝÞLENÝR?
Toprak iþlemenin amacý; toprak tipine, toprak iþleme zamanýna, ekim nöbetine, ekilen bitkinin cinsine, iklim þartlarýna göre deðiþir. Ancak, genel olarak toprak iþlemenin amacý, kültür bitkilerinin geliþmesi için gerekli su, hava, sýcaklýk ve besin maddeleri gibi ana faktörlerin etkilerini artýrmak ve bitkilerin isteklerine uygun olarak düzenlemektir.
Meyilli alanlarda, kýsa zamanda yoðun olarak gelen yaðýþlarda, yüzey topraðý yaðýþ sularýyla birlikte sel halinde akýp gitmektedir. Bu durumda toprak iþlemenin amacý, yüzey akýþýný ve ve erozyonu kontrol etmek olmalýdýr.
Nadas alanlarýnda toprak iþlemenin amacý, yoðun yaðýþlarýn olduðu dönemde toprak yüzeyini gevþeterek, topraðý sünger gibi yapýp, yaðýþlarýn topraðýn içine sýzmasýný saðlamak; ayrýca, toprak yüzeyini düzleyerek ve yabancý otlarý öldürerek, kurak aylarda toprak içindeki suyun buharlaþmasýný engellemektir.
TOPRAK HANGÝ DERÝNLÝKTE ÝÞLENMELÝ?
Toprak iþleme derinliði arttýkça gerekli çeki gücü de artmakta, böylece daha fazla yakýt harcanmakta ve motor zorlanmaktadýr. Bu nedenle gereðinden daha derin sürüm yapýlmamalýdýr. Kulaklý pulluk ile 20 cm derinlikte anýz bozma uygun iken, yazlýk bir üründen sonra 13-15 cm derinlik yeterli olmaktadýr.
TOPRAÐI NE ZAMAN ÝÞLEMELÝ?
Toprak iþleme zamaný, ekim nöbeti sistemine ve amaca göre deðiþir. Nadas uygulanan yerlerde, ilk sürüm, erken ilkbaharda toprak tava gelir gelmez yapýlýr. Daha sonraki yaz sürümleri ise tarlanýn otlanma durumuna göre yapýlýr. Her yýl ekilen tarlalarda, kýþlýk olarak ekilen fið veya mercimek gibi bir ürünün tohum yataðýnýn hazýrlanmasý için tahýl hasadýndan hemen sonra gölge tavýnda sürüm yapýlmalýdýr. Ayný þekilde, bir üründen hemen sonra tahýl ekilecekse, bu ürünün hasadýndan hemen sonra sürüm yapýlarak tohum yataðý hazýrlanmalýdýr. Tahýllardan sonra yazlýk bir ürün ekilecekse, anýz bozma iþlemi kýþ öncesi yapýlýr.
TAV NEDÝR?
Tav durumunda, en az çeki gücü gerekir, toprak aletlere bulaþmaz, toprak sürüm sonrasýnda helva gibi daðýlýr, büyük kesekler oluþmaz. Toprak, tav durumundan daha ýslak ve daha kuru olmamalýdýr.
TOPRAK TAVINDA DEÐÝLSE NE OLUR?
Toprak, tav durumundan daha ýslaksa, büyük ve parlak yüzeyli kesekler oluþur. Toprak tavdan daha kuru ise, çatlak yerlerinden kopan iri ve sert kesekler meydana gelir.
SÜRÜM YÖNÜ NASIL OLMALIDIR?
Düz arazilerde sürüm yönü çok önemli deðildir. Tarlanýn uzun kenarý boyunca sürüm yapýlýr. Meyilli arazilerde ise sürümün mutlaka meyle dik yönde yapýlmasý gerekir. Çünkü sürüm eðim yönünde yapýlýrsa, yaðýþlar hemen yüzey akýþýna geçerek erozyona neden olur.
MEYÝLLÝ ARAZÝDE SÜRÜM NASIL OLMALI?
Fazla meyilli yerlerde, bu aletler eðim yönünde sürüm yapýlýrsa, meydana gelen karýklarda sular daha hýzlý akarak erozyonu artýrýr.
KURU TARIM BÖLGELERÝNDE TOPRAK ÝÞLEME
Yýllýk yaðýþ miktarý 500 mm altýnda olan bölgeler kuru tarým bölgeleridir. Kuru tarým bölgelerinin temel ürünü hububattýr. Hububatýn kuru tarým koþullarýnda vegetatif büyüme evreleri zayýftýr ve topraða az miktarda organik madde saðlarlar. Az organik madde toprakta strüktürün çabuk bozulmasýný engelleyemez ve toprak erozyona (rüzgar ve su) uðrar.
Bitkisel üretimi artýrmaya yönelik önlemler
1 - Kuraklýða dayanýklý kültür bitkilerinin tarýmýný özendirmek
2 - Ýyi bir yabancý ot kontrolünün yapýlmasýný saðlamak.
3 - Düþen yaðýþýn toprakta tutmaya yönelik önlemleri artýrmak.
O halde ilk Hedef : Kuru tarým bölgelerinde toprak iþlemenin hedefi toprak neminin korunmasý ve yabancý ot kontrolünün iyi yapýlmasý olmalýdý
KURU TARIMDA TOPRAK ÝÞLEME KURALLARI
1 - Kuru tarým bölgelerinde devirmeden toprak iþleme etkili yöntemdir. Kazayaðý, aðýr kültivatör ve dar uçlu toprak iþleme aletleri kuru tarým bölgeleri için uygundur. Kulaklý pulluklar ise kuru tarým bölgelerinde kullanýlmamalýdýr.
2 - Toprak frezelerinin ikileme amacý ile kullanýlmasý asla önerilmez.
3 - Zaman zaman nem engeli (malç) yapýlmasý istenmelidir.
Nem engeli-Malç
Kuru tarým bölgelerinde buharlaþmaya engel olmak amacý ile tarla yüzeyine býrakýlan, zaman zaman yeþil bitki örtüsünden, zaman zaman ise topraðýn bizzat kendisinden oluþan örtüye malç ya da nem engeli denir.
Anýz, Anýz bozma ve Nadas
Anýz, bir hasat döneminin ardýndan tarla yüzeyinde kalan kurumuþ kök ve bitki gövdelerinden oluþan organik artýktýr. Bu artýklarýn ertesi yýl toprak iþleme ile yeniden topraða karýþtýrýlmasýna anýz bozma denir. Anýz bozmada iþ derinliði ortalama 13-18 cm arasýnda olmalýdýr.
Toprak nemini artýrmak için briket yapýmýnda kullanýlan BÝMÝS dekara 300/500 kg uygulanarak topraðýn havalanmasýný ve su tutma kapasitesini yükselterek bitki kök geliþimine önemli katkýda bulunur ayrýca faydalý bakterilerin artmasýný saðlamasý açýsýndan önemlidir....!!
Yada...
Humikasit, leonardit uygulamasý yapýlmalý ve bakteri içeren kaliteli sývý solucan gübresi kullanabilirsiniz.
Çam talaþý hariç diðer diðer aðaç talaþý topraða uygulanabilir. Bu konuda sayfamda detaylý bilgileri paylaþmýþtým
Anýz bozularak bitki artýklarý topraða gömülerek burada çürümesi ve topraðý organik maddece zenginleþtirmesi saðlanýr. Yabancý ot tohumlarý da anýz bozularak tarlaya gömülmekte ve burada çimlenen yabancý otlar daha sonra yeþil nem engeli için kullanýlabilmektedir.
Kurak bölgelerde arazinin nem ve bitki besin elementleri yönünden bir dengeye ulaþabilmesi amacýyla boþ býrakýlmasýna nadas denir. Nadasta baþarý oluþturulan nem engelinin uygunluk derecesine baðlýdýr. Ýkileme ve üçleme ile yabancý otlarýn öldürülmemesi durumunda nadasýn yararý kaybolmakta ve verim %50 oranýnda düþmektedir. Nadas yapmak için ilk toprak iþleme mart ve nisan ayýnda yapýlmalýdýr. Nadasta gecikme, tarlada yabancý otlarýn çoðalmasý ve topraktan nem kaybýnýn fazlalaþmasý demektir
CEMRESO
TOPRAÐIN ASKERLERÝ OLAN BÝTKÝYE BESÝN TAÞIYAN BU CANLILARI NE KADAR _________TANIYORUZ....???
EM........ Nedir?
EM "Etkin Mikroorganizma" teriminin kýsaltýlmýþ þeklidir. EM deðiþik türde mikroorganizmalardan oluþmaktadýr ve doðadan toplanarak kendine özgü þartlarda üretilmektedir.EM kimyasal madde deðildir ve kesinlikle gen deðiþimine uðramamýþtýr. EM, Japonya'nýn Okinava kentindeki Ryukyus Üniversitesi'nden Prof. Dr. Teruo Higa tarafýndan geçen yüzyýlýn sonlarýnda geliþtirilmiþtir.
Üzerinde yoðun araþtýrmalar yapýlarak mükemmelleþtirilen EM'in kullanýmý Asya ülkeleri baþta olmak üzere son 20 yýl içinde son derece yaygýnlaþmýþtýr. Bugün Avrupa'daki kullaným hacmi ve alanlarý da hýzla artmaktadýr.Yeryüzünde 130'u aþkýn ülkede kullanýlmaktadýr.
EM'NÝN ÝÇÝNDE HANGÝ MÝKROORGANÝZMALAR VARDIR ?
EM, tek bir mikroorganizma türü olmayýp, çeþitli mikroorganizma gruplarýnýn karýþýmýndan oluþmaktadýr. EM'nin içindeki mikroorganizmalar baþlýca 5 ana gruptan oluþmaktadýr.
1- Fotosentez bakterisi (Fototropik bakteri)
Fotosentez bakterileri, yaþamlarýný kendi kendilerine destekleyen baðýmsýz bakterilerdir. Bu bakteriler, güneþ ýþýnlarýný ve topraðýn ýsýsýný enerji kaynaðý olarak kullanarak; kök salgýlarýndan, organik maddeden ve/veya zararlý gazlardan (örneðin, hidrojen sülfür) yararlý maddeler sentezlerler. Yararlý maddelerse amino asitler, nükleik asitler, biyoaktif maddeler ve þekerden oluþmaktadýr ki bunlarýn hepsi bitkilerin büyümesini ve geliþmesini teþvik etmektedir.
Bu yararlý maddeler hem doðrudan bitkiler tarafýndan emilirler hem de bakterilerin daha da artmasý için büyüme ortamý (substrate) olarak davranýrlar. Bu yüzden, topraktaki fototropik bakterilerin artýþý diðer etkin mikroorganizmalarý daha da artýracaktýr. Örneðin, fototropik bakterilerin salgýladýðý büyüme ortamý olarak davranan azotlu bileþiklerin (amino asitler) varlýðýndan ötürü kök çevresinde (rhizosphere) VA (vesicular-arbuscular) mikoriza artmýþtýr. VA mikoriza, topraktaki fosfatlarýn çözünürlüðünü artýrarak, normalde bitkilerin alýmý için çözeltide olmayan fosfatlarý çözeltiye geçirir. VA mikoriza, azot fikse eden Azotobakter ve Rhizobium bakterileri ile birarada bulunabilir ve baklagillerin havadaki azottan yararlanma yeteneðini artýrýr.
2- Laktik asit bakterisi
Laktik asit bakterisi, fotosentez bakterisinin ve mayanýn ürettiði þekerler ve diðer karbohidratlardan laktik asit üretir. Uzun süredir laktik asit bakterilerini kullanarak yoðurt ve turþu yapýlmasý bu sayede mümkün olmaktadýr. Bununla birlikte, laktik asit çok kuvvetli bir sterilize edicidir. Zararlý bakterileri bastýrýr ve organik maddenin bozunmasýný hýzlandýrýr. Dahasý, laktik asit bakterisi, lignin ve selüloz gibi organik maddelerin bozunmasýný da artýrýr ve bu maddeleri, bozunmamýþ organik maddeden kaynaklanan zararlý etkilere neden olmaksýzýn, fermente eder.
Laktik asit bakterisi, sürekli ekilen tarýmsal bitkilerde hastalýklara neden olan Fusaryum adlý zararlý mikroorganizmanýn çoðalmasýný/yayýlmasýný engelleme yeteneðine sahiptir. Fusaryum popülasyonunun artmasý genel olarak bitkileri zayýflatmaktadýr. Bu durum hastalýklarý teþvik etmekte ve zararlý nematodlarýn aniden çoðalmasýna neden olmaktadýr. Laktik asit bakterileri, Fusaryumun yayýlmasýný ve iþlevini bastýrýrken, nematod oluþumlarý da yavaþ yavaþ ortadan yok olur
3- Mayalar
Mayalar; fotosentez bakterileri, organik madde ve bitki kökleri tarafýndan salgýlanan amino asitler ve þekerlerden bitkilerin büyümeleri için yararlý antimikrobiyel ve yararlý maddeler sentezlerler.Mayalar tarafýndan üretilen hormonlar ve enzimler gibi biyoaktif maddeler aktif olarak hücre ve kök bölünmesini teþvik eder. Mayalarýn salgýlarý, laktik asit bakterileri ve actinomisetler gibi etkin mikroorganizmalar için büyüme ortamý saðlarlar.
4- Aktinomisetler
Bakterilerle mantarlar arasýnda bir yapýya sahip actinomisetler, fotosentez bakterileri ve organik madde tarafýndan salgýlanan amino asitlerden antimikrobiyel maddeler üretirler. Bu antimikrobiyel maddeler ise, zararlý mantar ve bakterileri bastýrýrlar.Aktinomisetler fotosentez bakterileri ile birarada yaþayabilirler. Böylece, her iki tür de topraðýn antimikrobiyel etkinliðini artýrarak toprak ortamýnýn kalitesini yükseltirler.
5- Küfler
Aspergillus ve Penicillium gibi küfler organik maddeyi hýzla bozunmaya uðratarak; alkol, esterler ve antimikrobiyel maddeler üretirler. Bunlar ise, kötü kokularý bastýrýr ve zararlý böceklerle kurtçuklarý önlerler.Etkin Mikroorganizmalar içinde bulunan her bir türün (fotosentetik bakteriler, laktik asit bakterileri, mantarlar, aktinomisetler ve küfler) kendine özgü önemli bir iþlevi bulunmaktadýr. Ancak, fotosentez bakterileri, EM etkinliðinin en önemli bileþenidir.
Fotosentez bakterileri, diðer mikroorganizmalarýn etkinliklerini destekler. Diðer yandan, fotosentez bakterileri, diðer mikroorganizmalarca üretilen maddeleri de kullanýrlar. Bu olay, "birlikte varoluþ (coexistence) ve birlikte geliþme (co-prosperity)" olarak adlandýrýlmaktadýr.Toprakta Etkin Mikroorganizmalar arttýkça, yerli etkin mikroorganizmalarýn popülasyonu da giderek artar. Böylece, mikroflora zenginleþir ve topraktaki mikrobiyel ekosistemler iyi dengelenir. Belirli tür mikroorganizmalarýn (özellikle zararlý olanlarýn) artýþý önlenir. Böylelikle topraktan kaynaklanan hastalýklar bastýrýlmýþ olur.
Bitki kökleri; karbohidratlar, amino ve organik asitler ve aktif enzimler salgýlar. Etkin mikroorganizmalar büyümek için bu salgýlarý kullanýrlar. Bu süreç sýrasýnda, EM, amino ve nükleik asitler, bitkiler için çeþitli vitaminler ve hormonlar da salgýlarlar. Dahasý, bu tür topraklarda, etkin mikroorganizmalar kök bölgesinde (rhizosphere), bitki ile birlikte bulunurlar (symbiosis). Sonuç olarak, etkin mikroorganizmalarýn baskýn olduðu bu tür topraklarda bitkiler olaðanüstü iyi büyür
EM Teknolojisi Nedir ?
EM Teknolojisi, Etkin Mikroorganizmalarýn kullanýldýðý teknoloji anlamýna gelmektedir. EM, tek bir mikroorganizma türü olmayýp, çeþitli mikroorganizma gruplarýnýn karýþýmýndan oluþmaktadýr. Ýnsanlara, hayvanlara ve doðaya olumlu ve saðlýklý etki yapar. Bu mikroorganizmalarýn çoðu gýda ve saðlýk alanlarýnda geçmiþten bu yana kullanýlmaktadýr. EM kullanýmýnýn saðlýk açýsýndan güvenli olduðu, belirli araþtýrmalar çerçevesinde Japonya ve diðer ülkelerde kanýtlanmýþtýr. Ýçildiðinde dahi herhangi bir zararlý etkisi görülmemiþtir. Birçok ülkede EM bir içecek olarak izne sahiptir. Tarýmsal uygulamalarýn dýþýnda hijyen gerektiren yerlerde de kullanýlmaktadýr. Yasalarýn çok sýký olduðu Amerika'nýn Kaliforniya eyaletinde dahi EM üretimi ve satýþý serbesttir. EM Teknolojisi tarým, hayvancýlýk, balýkçýlýk, çevre ve týp alanlarýnda uygulanmaktadýr.
Etkin Mikroorganizmalar, hem aerobik (oksijen içeren) hem de anaerobik (oksijen içermeyen) ortamlarda yaþayabilen mikroorganizma gruplarýndan oluþmaktadýr. Yeryüzündeki mikroorganizmalar temelde üçe ayrýlýr: Bozguncu (Dejeneran) mikroorganizmalar, Yapýcý (Rejenerant) mikroorganizmalar ve Fýrsatçý (Nötr veya Opportünist) mikroorganizmalardýr.
Etkin Mikroorganizmalar, genel olarak yapýcý mikroorganizmalar sýnýfýna girmektedir. Organik maddelerin bozunmasýný (kokuþmasýný ya da oksidasyonunu) engelleyip, fermentasyona neden olurlar. Böylece doðayý saðlýklý kýlarlar ve birçok biyolojik aktif maddenin ve antioksidan maddelerin oluþmasýný saðlarlar.
Antioksidan maddeler, sadece oksidasyonun zararlarýný engellemekle kalmaz, oksidasyonu, bir baþka deyiþle çürümeyi (ya da kokuþmayý) durdurup temel yapýsýna dönüþümünü saðlayabilmektedir. Burada maddenin ölü ya da canlý olup olmadýðý önem taþýmamaktadýr. Bozguncu mikroorganizmalarda ise, yapýcý mikroorganizmalardakinin tam tersi bir durum söz konusudur. Bu mikroorganizmalar doðrudan ya da dolaylý olarak oksidasyonu baþlatan maddeler üretirler. Bu da serbest radikalleri yaþatmasý demektir.
Nötr olan fýrsatçý mikroorganizmalar, ne yapýcýdýr ne de bozguncudur. Ýki grubun arasýnda kalmakta oportünist bir tutum sergilemektedir. Yararlý mikroorganizmalar güçlü ise yararlýlarýn tarafýnda, zararlý mikroorganizmalar güçlü ise onlarýn yanýnda yer almakta ve güçlü olan gibi davranmaktadýr. Belirli bir açýdan bakýldýðýnda, giderek elveriþsiz hale gelen tarým alanlarý ve doða koþullarý, oksidasyonun acýmasýz bir sonucu olarak görülebilir.
Buradan da anlaþýlabileceði gibi EM-Teknolojisi sadece tarýmda faaliyet göstermemekte, bir çok alanda uygulanmaktadýr. EM ile genel anlamda her alandaki oksidasyon oluþumu antioksidasyona dönüþerek mikroorganizmalar sayesinde engellenmektedir.
Alýntý
CEMRESOL
![]()
Yer Ýmleri