Anket Sonuçlarını Gör: şu anda ev almak ne kadar doğru bir yatırım
- Oylayan
- 344. Bu anket için oy kullanamazsınız
-
Balon 1 yıl içinde patlayacaktır, nakitte fırsat beklenmelidir
-
dolar bu fiyatlarda iken, yatırım yapmak mantıklı
-
faizler insin, şimdi almak mantıklı değil
-
ömür boyu alacak param olmayacak
-
Kira çarpanlarının uçtuğu ortamlarda ev almak doğru değildir, beklenmelidir.
-
İstanbul gibi metropollerde gayrimenkül yatırımı her zaman karlı bir iş olacaktır.
-
Konuttaki büyük fiyat artışının birinci sorumlusu hükümet,bunda sıkıntı yok...Çünkü 1950 den beri bütün sağ iktidarların tek bildiği iş olan betonu bunlar da sahiplendi...
Fakat bence esas konu ülkede özellikle 2014 den sonra iyice belirginleşen devalüasyon...Zira o zamandan bu zamana dek neredeyse % 90-100 oranında bir devalüasyon söz konusu...
Sonuç olarak devalüasyon bir taraftan,acımasız vergiler diğer taraftan hem konut hem de otomotiv sektöründe saçma sapan fiyatlamaları beraberinde getiriyor...
-

Originally Posted by
rxpu
65 yaş üstüne öyle 5-10 yıllık konut kredisini bankalar vermiyor. sigortalı sigortasız fark etmiyor diye biliyorum.
Desenize bu ülkede yaş 70 iş bitmiş muhabbeti gerçeğe dönmüş. bankalar yaşa göre sigorta primini zaten yüksek alıyor. Yaşlılara konut sigortası yoksa, vergide almasınlar. Otobüslere bedava binme işi çıkarttılar. Sanki bu yaştaki insanlar gezebilecekmiş gibi. Ancak hastaneye gider geliriz. Ayrıca sağlığı yerinde olanlar da iş saatlerinde kuru kalabalık yapıyorlar. Bedava olması yerine sembolik 1 lira yapsalar gereksiz kimse kullanmaz.
Daire alacak param var ama hani şu refarandum hediyesi kredi faizlerinde hazır düşüş varken ucuz kredi kullanayım istiyorum. Nasıl olsa referandumdan sonra faizler ikiye katlar gibi . hem konut kazanır hem faizden kazanırız diye düşünüyorum.
-

Originally Posted by
ihtiyar
Desenize bu ülkede yaş 70 iş bitmiş muhabbeti gerçeğe dönmüş. bankalar yaşa göre sigorta primini zaten yüksek alıyor. Yaşlılara konut sigortası yoksa, vergide almasınlar. Otobüslere bedava binme işi çıkarttılar. Sanki bu yaştaki insanlar gezebilecekmiş gibi. Ancak hastaneye gider geliriz. Ayrıca sağlığı yerinde olanlar da iş saatlerinde kuru kalabalık yapıyorlar. Bedava olması yerine sembolik 1 lira yapsalar gereksiz kimse kullanmaz.
Daire alacak param var ama hani şu refarandum hediyesi kredi faizlerinde hazır düşüş varken ucuz kredi kullanayım istiyorum. Nasıl olsa referandumdan sonra faizler ikiye katlar gibi . hem konut kazanır hem faizden kazanırız diye düşünüyorum.
Faizin Tutulacak Bir Yanı Bencede Yok .... Yanlız Faiz Konut fiyatları arasındaki ilişki çok hoş olmaz ... Zaten satışlarda sıkıntı var faizler artar is konut fiyatları mecbur düşecek .... Ayrıca Yeterince bozuk olan arz / talep dengesi balonu patlatır ise konut fiyatları çok düşer...
-

Originally Posted by
makinist
Konuttaki büyük fiyat artışının birinci sorumlusu hükümet,bunda sıkıntı yok...Çünkü 1950 den beri bütün sağ iktidarların tek bildiği iş olan betonu bunlar da sahiplendi...
Fakat bence esas konu ülkede özellikle 2014 den sonra iyice belirginleşen devalüasyon...Zira o zamandan bu zamana dek neredeyse % 90-100 oranında bir devalüasyon söz konusu...
Sonuç olarak devalüasyon bir taraftan,acımasız vergiler diğer taraftan hem konut hem de otomotiv sektöründe saçma sapan fiyatlamaları beraberinde getiriyor...
Devalüasyondan daha büyük bir tehlike var.
Eğitimli insan, eğitimli iş gücü.
Mevcut iktidar ülkeye yapabileceği en büyük kötülüğü eğitimi ayaklar altına alarak ve daha da kötüye gitmesine yol açarak sağlamıştır.
Günümüzde eğitimli iş gücü, ülkelerin en büyük sermayesidir. Ülkelerin gelişmişlikleri artık eğitimli insan potansiyeli ile ölçülüyor. Eğitimli insanlar ekonomiye katkı sağlar. Üretir, bilimi kullanır, geliştirir, refah sağlar.
Dini okul açarak, mevcut eğitim kurumlarındaki kaliteli eğitimcileri tasfiye ederek büyük bir yıkıma gidiyoruz. Keşke en büyük derdimiz betonlaşma olsaydı..
Yazılım sektöründeyim. Sadece geçen yıl 40 kişi aileleri ile beraber yurtdışına göç etti. Bu oran şirketin İstanbul ofisindeki %20 ye yakın oranı.
1-2 yıl içerisinde bende göç etmeyi planlıyorum. Şu an dil konusunda biraz eksik olduğum için dil eğitimimi geliştiriyorum. 3 yıl öncesinde ev alma planlarım vardı, mevcut ortam ve ekonomi içerisinde bir anlamı olmadığını farkettim. Tüm bu planlarımı iptal ettim. Türkiye'ye karşı inancımı maalesef kaybettim. Bundan dolayı da büyük bir hayal kırıklığı ve üzüntü içerisindeyim.
İşin özeti şu: gelecek yıllarda ülkeyi daha büyük bir beyin göçü bekliyor. Üreten bir ekonomi olmadıktan sonra da inşaat sektörü hiçbir işe yaramamaya başlayacaktır. Alım gücü hepten düşecek ve ülkeye döviz girdisi azalacaktır.
Katma değer üretmediğimiz sürece inşaat bir işe yaramaz. Gelişmiş ülkelerde diğer tüm alanlarda katma değer ortaya konduğu için inşaat bu rüzgarı kullanır. Tek başına inşaat bir rüzgar yaratmaz. Yaratsa idi bugün arap ülkeleri dünya para harcanmış en yeni yapılarıyla dünyayı kasıp kavururdu. Onlarda bilim yönünden bir değer ortaya koymadıkları için, batıdan yüksek maaşlar verip beyin göçü oluşturmaya çalışıyorlar. Yöneticileri ve çalışanlarının çoğu yabancı.
Türkiye bu kafayla giderse, zihniyet olarak araplaşmayı geçtim, ekonomi olarak da araplaşmaya doğru gider. Tek bir farkla, arapların petrolleri ve din turizmi varken, bizim öyle bir gelir kalemimiz yok.
Açıkçası daha da kötü bir ortama doğru yol alıyoruz.
Katma değer üretmeyen ekonomi, dışarıdan likidite girdisi sağlayamadığı için bir süre elindeki taşınmaz malları ve arazileri satmaya devam edecektir.
Eğer 2002 deki gibi acı reçete uygulanmazsa, hükümet Titanic kemancıları gibi gemi batarken keman çalmaya devam ederse, mevcut gayrimenkuller de balon gibi patlayacaktır. Bir mal, alım gücü varsa değerlidir. Alım gücü yoksa satılamayan malın değeri de sönecektir.
Her zaman gerçekçi olmayı tercih ederim. Düşüncelerimi sunmayı istedim sizlere.
İyi günler dilerim.
Son düzenleme : kimi raikkonen; 27-02-2017 saat: 10:01.
-
https://twitter.com/serpiltatan_
isimli twitter hesabında konut balonuyla ilgili görüşler yer almaktadır.
-

Originally Posted by
kimi raikkonen
Devalüasyondan daha büyük bir tehlike var.
Eğitimli insan, eğitimli iş gücü.
Mevcut iktidar ülkeye yapabileceği en büyük kötülüğü eğitimi ayaklar altına alarak ve daha da kötüye gitmesine yol açarak sağlamıştır.
Günümüzde eğitimli iş gücü, ülkelerin en büyük sermayesidir. Ülkelerin gelişmişlikleri artık eğitimli insan potansiyeli ile ölçülüyor. Eğitimli insanlar ekonomiye katkı sağlar. Üretir, bilimi kullanır, geliştirir, refah sağlar.
Dini okul açarak, mevcut eğitim kurumlarındaki kaliteli eğitimcileri tasfiye ederek büyük bir yıkıma gidiyoruz. Keşke en büyük derdimiz betonlaşma olsaydı..
Yazılım sektöründeyim. Sadece geçen yıl 40 kişi aileleri ile beraber yurtdışına göç etti. Bu oran şirketin İstanbul ofisindeki %20 ye yakın oranı.
1-2 yıl içerisinde bende göç etmeyi planlıyorum. Şu an dil konusunda biraz eksik olduğum için dil eğitimimi geliştiriyorum. 3 yıl öncesinde ev alma planlarım vardı, mevcut ortam ve ekonomi içerisinde bir anlamı olmadığını farkettim. Tüm bu planlarımı iptal ettim. Türkiye'ye karşı inancımı maalesef kaybettim. Bundan dolayı da büyük bir hayal kırıklığı ve üzüntü içerisindeyim.
İşin özeti şu: gelecek yıllarda ülkeyi daha büyük bir beyin göçü bekliyor. Üreten bir ekonomi olmadıktan sonra da inşaat sektörü hiçbir işe yaramamaya başlayacaktır. Alım gücü hepten düşecek ve ülkeye döviz girdisi azalacaktır.
Katma değer üretmediğimiz sürece inşaat bir işe yaramaz. Gelişmiş ülkelerde diğer tüm alanlarda katma değer ortaya konduğu için inşaat bu rüzgarı kullanır. Tek başına inşaat bir rüzgar yaratmaz. Yaratsa idi bugün arap ülkeleri dünya para harcanmış en yeni yapılarıyla dünyayı kasıp kavururdu. Onlarda bilim yönünden bir değer ortaya koymadıkları için, batıdan yüksek maaşlar verip beyin göçü oluşturmaya çalışıyorlar. Yöneticileri ve çalışanlarının çoğu yabancı.
Türkiye bu kafayla giderse, zihniyet olarak araplaşmayı geçtim, ekonomi olarak da araplaşmaya doğru gider. Tek bir farkla, arapların petrolleri ve din turizmi varken, bizim öyle bir gelir kalemimiz yok.
Açıkçası daha da kötü bir ortama doğru yol alıyoruz.
Katma değer üretmeyen ekonomi, dışarıdan likidite girdisi sağlayamadığı için bir süre elindeki taşınmaz malları ve arazileri satmaya devam edecektir.
Eğer 2002 deki gibi acı reçete uygulanmazsa, hükümet Titanic kemancıları gibi gemi batarken keman çalmaya devam ederse, mevcut gayrimenkuller de balon gibi patlayacaktır. Bir mal, alım gücü varsa değerlidir. Alım gücü yoksa satılamayan malın değeri de sönecektir.
Her zaman gerçekçi olmayı tercih ederim. Düşüncelerimi sunmayı istedim sizlere.
İyi günler dilerim.
son bir ayda tanıdığım üç kişinin somutlaşmış yurtdışına yerleşme eylemini öğrendim.
aralarında yeni yetme mühendiste var, fabrika sahibi de öğrenci de...
sonumuz hayrola ne diyeyim...
-

Originally Posted by
thron
son bir ayda tanıdığım üç kişinin somutlaşmış yurtdışına yerleşme eylemini öğrendim.
aralarında yeni yetme mühendiste var, fabrika sahibi de öğrenci de...
sonumuz hayrola ne diyeyim...
Ancak ortak noktaları iyi bir eğitim almış, kendisini iyi yetiştirmiş, maddi birikimi nispeten iyi...sonuçta bu ülke için maddi-manevi önemli değerlerin yurt dışına kaptırılması çok kötü.
Biz elin arabı, asyalısını biraz parası varsa baş tacı ediyoruz...bir sürü kolaylık sağlıyoruz....neden maddi birikimi var diye, ama kendi ülkemizin yetiştirdiği değerleri, hem maddi birikimli-hem eğitimli bireyleri kaybediyoruz...yazık ki çok yazık.
İşine geliyorsa, ya bu düzene uyarsın, ya tittir olup gidersin tarzı yaklaşımlar ayağımıza sıkmaktan farksız...sırf dünya görüşü sana çok uymuyor diye bu insanları ülkeden kaçırırsan, asyalıyla, arapla baş başa kalırsın...onlar da bir zaman sonra zoru görüp kaçar....sonra elinde dededen kalma son varlıkları da satmak zorunda kalırsın.
şunu unutmayalım, son dönemlerde çok sosyal yardım yapıldı...gerek göçmenlere, gerekse yurt içi maddi durumu kötü vatandaşlara(yaşlılık aylığı, özürlü bakım aylığı vs)...bunlar uyuşturucu gibi, toplumlarda tepkiyi yatıştırır, ama uyuşturucuyu kestiğin anda toplumsal kaos ve karmaşa başlar...bu nedenle bu tür paraları ödemek zorunda şu ankiş yönetim, napıp nededip ödemek zorunda, gerekirse boğazı satar, ama yine ödemeye çalışır...yoksa çıkacak toplumsal olayları hiç bir güç bastıramaz.
-

Originally Posted by
kimi raikkonen
Devalüasyondan daha büyük bir tehlike var.
Eğitimli insan, eğitimli iş gücü.
Mevcut iktidar ülkeye yapabileceği en büyük kötülüğü eğitimi ayaklar altına alarak ve daha da kötüye gitmesine yol açarak sağlamıştır.
Günümüzde eğitimli iş gücü, ülkelerin en büyük sermayesidir. Ülkelerin gelişmişlikleri artık eğitimli insan potansiyeli ile ölçülüyor. Eğitimli insanlar ekonomiye katkı sağlar. Üretir, bilimi kullanır, geliştirir, refah sağlar.
Dini okul açarak, mevcut eğitim kurumlarındaki kaliteli eğitimcileri tasfiye ederek büyük bir yıkıma gidiyoruz. Keşke en büyük derdimiz betonlaşma olsaydı..
Yazılım sektöründeyim. Sadece geçen yıl 40 kişi aileleri ile beraber yurtdışına göç etti. Bu oran şirketin İstanbul ofisindeki %20 ye yakın oranı.
1-2 yıl içerisinde bende göç etmeyi planlıyorum. Şu an dil konusunda biraz eksik olduğum için dil eğitimimi geliştiriyorum. 3 yıl öncesinde ev alma planlarım vardı, mevcut ortam ve ekonomi içerisinde bir anlamı olmadığını farkettim. Tüm bu planlarımı iptal ettim. Türkiye'ye karşı inancımı maalesef kaybettim. Bundan dolayı da büyük bir hayal kırıklığı ve üzüntü içerisindeyim.
İşin özeti şu: gelecek yıllarda ülkeyi daha büyük bir beyin göçü bekliyor. Üreten bir ekonomi olmadıktan sonra da inşaat sektörü hiçbir işe yaramamaya başlayacaktır. Alım gücü hepten düşecek ve ülkeye döviz girdisi azalacaktır.
Katma değer üretmediğimiz sürece inşaat bir işe yaramaz. Gelişmiş ülkelerde diğer tüm alanlarda katma değer ortaya konduğu için inşaat bu rüzgarı kullanır. Tek başına inşaat bir rüzgar yaratmaz. Yaratsa idi bugün arap ülkeleri dünya para harcanmış en yeni yapılarıyla dünyayı kasıp kavururdu. Onlarda bilim yönünden bir değer ortaya koymadıkları için, batıdan yüksek maaşlar verip beyin göçü oluşturmaya çalışıyorlar. Yöneticileri ve çalışanlarının çoğu yabancı.
Türkiye bu kafayla giderse, zihniyet olarak araplaşmayı geçtim, ekonomi olarak da araplaşmaya doğru gider. Tek bir farkla, arapların petrolleri ve din turizmi varken, bizim öyle bir gelir kalemimiz yok.
Açıkçası daha da kötü bir ortama doğru yol alıyoruz.
Katma değer üretmeyen ekonomi, dışarıdan likidite girdisi sağlayamadığı için bir süre elindeki taşınmaz malları ve arazileri satmaya devam edecektir.
Eğer 2002 deki gibi acı reçete uygulanmazsa, hükümet Titanic kemancıları gibi gemi batarken keman çalmaya devam ederse, mevcut gayrimenkuller de balon gibi patlayacaktır. Bir mal, alım gücü varsa değerlidir. Alım gücü yoksa satılamayan malın değeri de sönecektir.
Her zaman gerçekçi olmayı tercih ederim. Düşüncelerimi sunmayı istedim sizlere.
İyi günler dilerim.
yazınız çok güzel.sindire sindire 3-4 sefer okudum.aklıma kazıdım.
yaşım 47. 21 yaşında metalurji mühendisliği 3.sınıfta okuyan oğlum.lys ye hazırlanan bir kızım var.
adam gibi üniversite de okumalarını çok istiyorum.türkiyede gidilebilecek üniversite sayısı bence 10 u geçmez.
ALLAH sonumuzu hayr etsin.ama durumlar bence kötüye gidicek.
Gönderi Kuralları
- Yeni konu açamazsınız
- Konulara cevap yazamazsınız
- Yazılara ek gönderemezsiniz
- Yazılarınızı değiştiremezsiniz
-
Forum Rules
Yer İmleri