Artan
Azalan
Ýþlem
BIST 30
BIST 50
BIST 100
NASDAQ 100
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
103,40 10% 2,26 Mn 103,40 / 103,40
68,75 10% 728,44 Mn 68,75 / 68,75
47,36 9.99% 148,80 Mn 42,42 / 47,36
342,50 9.95% 138,35 Mn 308,25 / 342,50
42,42 9.95% 419,96 Mn 40,86 / 42,42
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
12,42 -10% 294,59 Mn 12,42 / 13,30
41,08 -9.99% 28,98 Mn 41,08 / 41,08
8,23 -9.96% 9,06 Mn 8,23 / 8,23
20,30 -9.94% 8,72 Mn 20,30 / 20,30
9,90 -9.92% 90,65 Mn 9,90 / 10,97
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
236,40 -1.58% 11,95 Mr 234,00 / 241,50
202,30 -0.44% 2,29 Mr 201,40 / 207,30
293,50 0% 1,97 Mr 292,50 / 295,50
13,22 0.3% 1,64 Mr 13,19 / 13,34
334,75 -0.96% 1,41 Mr 333,25 / 341,00
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
16,89 -1.75% 145,14 Mn 16,88 / 17,34
67,35 0.15% 1,39 Mr 67,00 / 68,30
334,75 -0.96% 1,41 Mr 333,25 / 341,00
202,30 -0.44% 2,29 Mr 201,40 / 207,30
681,00 1.19% 794,74 Mn 677,50 / 685,00
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
16,89 -1.75% 145,14 Mn 16,88 / 17,34
67,35 0.15% 1,39 Mr 67,00 / 68,30
87,00 -0.97% 99,15 Mn 86,85 / 88,45
111,40 0.09% 38,85 Mn 110,80 / 112,30
334,75 -0.96% 1,41 Mr 333,25 / 341,00
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
16,89 -1.75% 145,14 Mn 16,88 / 17,34
27,26 -0.58% 18,97 Mn 27,18 / 27,58
67,35 0.15% 1,39 Mr 67,00 / 68,30
10,98 -2.4% 270,64 Mn 10,95 / 11,55
73,10 -2.14% 108,32 Mn 72,90 / 75,40

Masrafsýz Bankacýlýk + 1.000 TL Nakit! Enpara’dan Çifte Avantaj

Masrafsýz Bankacýlýk + 1.000 TL Nakit! Enpara’dan Çifte Avantaj
Sayfa 1558/2646 ÝlkÝlk ... 55810581458150815481556155715581559156015681608165820582558 ... SonSon
Arama sonucu : 21165 madde; 12,457 - 12,464 arasý.

Konu: Nuri ile Ayva Tatlýsý: Dikkat çið yemeyiniz!

  1. 5 0 7
    @e507
    2 yýllýk kümülatif tüketici enflasyonu (Eylül 2021-23)
    TÜÝK %196
    ÝTO %359
    ENAG %559

    Eylül 2021'de 100 TL olan birim hizmet/mal bugün:
    TÜÝK'e göre 296 TL,
    ÝTO'ya göre 459 TL,
    ENAG'a göre 659 TL oldu.

    Eylül 2021'de vadesizde unutulan 100 TL'nin alým gücü bugün:
    TÜÝK'e göre 33,8 TL'ye,
    ÝTO'ya göre 21,8 TL'ye,
    ENAG'a göre 15,2 TL'ye düþtü.

    [Þahsi fikrim: TÜÝK taban, ENAG tavan artýþ oranlarýný temsil ediyor. Ortalama olarak ÝTO'yu daha gerçekçi buluyorum]

  2. Hindistan , 40 Kanadalý diplomatý sýnýr dýþý ediyor .

  3. ibrahim Haskoloðlu
    @haskologlu
    ·
    15s
    CHP Ýstanbul Ýl Baþkan Adayý Cemal Canpolat, Kýlýçdaroðlu ile Atatürk’ü bir tuttu:

    • Kemal Kýlýçdaroðlu'nun oturduðu koltuk Mustafa Kemal Atatürk'ün koltuðudur.

    • Kýlýçdaroðlu'na saldýrmak, Mustafa Kemal'e saldýrmaktýr.
    ibrahim Haskoloðlu
    @haskologlu
    ·
    15s
    Bu zihniyetin, "Erdoðan'a oy vermeyen öbür tarafta hesabýný verir" diyenden ne farký var?

    Yobazlýðýn ve cahilliðin dini, ýrký, düþüncesi yoktur. Hepsi ayný zihniyetin ürünü. Yazýk.



  4. Abdullah Çiftçi
    @abdullahciftcib
    Bilim insanlarý, yeni araþtýrmalar sayesinde dünyanýn sekizinci kýtasý olarak da adlandýrýlan Zelandiya kýtasýnýnýn varlýðýný tam olarak kanýtladý.

    Uzmanlar yaklaþýk olarak 5 milyon metrekare alana sahip kýtanýn, 500 milyon yýl önce Batý Antartika ve Doðu Avusturalya’nýn büyük bölümünü kapsayan Gondwana adlý ‘süper kýtanýn’ parçasý olduðunu duyurdu. Zelandiya kýtasýnýn yaklaþýk olarak Avusturya’nýn yarýsý büyüklüðünde olduðu bilgisi de paylaþýldý.

  5. #12461
    Herkes cennete gitmek istiyor ama kimse ölmek istemiyor.!!!!!!



    Kendime masallar.!!
    Masallar dünyasý.!!!
    Kötümser yalnýz tüneli görür, iyimser tünelin sonundaki ýþýðý görür, gerçekçi tünelle birlikte hem ýþýðý hem de gelecek treni görür.!!!

  6. #12462
    Herkes deðiþim istiyor ama kimse kendini deðiþtirmeyi düþünmüyor.!!!!

    Kendime masallar.!!!
    Masallar dünyasý.!!!
    Kötümser yalnýz tüneli görür, iyimser tünelin sonundaki ýþýðý görür, gerçekçi tünelle birlikte hem ýþýðý hem de gelecek treni görür.!!!

  7. #12463
    Herkes bilmek istiyor ama kimse öðrenmek istemiyor.!!!!!


    Kendime masallar.!!!
    Masallar dünyasý.!!!
    Kötümser yalnýz tüneli görür, iyimser tünelin sonundaki ýþýðý görür, gerçekçi tünelle birlikte hem ýþýðý hem de gelecek treni görür.!!!

  8. Tarih Saka
    @tarihsaka2
    1960’LI YILLARDA VARLIKLI OLMAK VE ÝSRAF

    Dedem Ahmet Ural ve anneannem Sabiha Ural 1962 yýlýnda Bostancý’da bahçeli, üç katlý, müstakil bir ev alýp, Adapazarý’ndan Ýstanbul’a taþýnmýþlardý. 60’lý yýllarýn ortalarýnda bu evin garajýnda son model bir Mercedes ya da sekiz silindirli bir Amerikan arabasý duruyor olurdu. O yýllarda arabayla bütün Avrupa’yý dolaþmýþlar, bir de Akdeniz’de gemi turu yapmýþlardý. Evin içinde buzdolabý, çamaþýr makinesi, müzik seti (aslýnda müzik dolabý !) vardý. 60’lý yýllar bitmeden televizyon da gelmiþ ve Bulgaristan’ýn yaptýðý yayýnlarý devasa bir anten yardýmýyla seyretmeye baþlamýþtýk. Kýsacasý, kendi dönemlerine göre oldukça varlýklý sayýlýrlardý.

    Þimdi bu “varlýklý” evindeki harcama alýþkanlýklarýndan söz etmek istiyorum.


    Evde hiçbir zaman herhangi bir yiyeceðin eksikliði söz konusu olmamýþtý ama örneðin çikolatalar yuvarlak gümüþ bir kabýn içinde, cila kokan yemek odasý dolabýnýn içinde durur ve biz torunlarýn her geliþimizde bir iki tane almamýza ses çýkarýlmazdý. Daha fazlasýna ise nedense cesaret edemezdik.

    Ekmekler eve az olmayacak miktarlarda alýnýr ve eðer bayatlamaya baþlarlarsa bunlardan ya kýzartýp, üzerine viþne þerbeti dökülerek özel ve nefis bir fýrýn tatlýsý yapýlýr, ya da ekmek dilimleri yumurtaya bulanýp yaða atýlarak bizlere çayýn yanýnda servis edilirdi. Sadece kýzartýlýp kahvaltýya çýkarýldýðý da sýkça olurdu. Tabii ki bayat ekmekler köfte yapýmýnda da kendini gösterirlerdi. Özetle, evden ekmek atýldýðýný hiç hatýrlamýyorum.

    Bir gün önceden kalan pilavlar yayla çorbasý ya da kadýn budu köfte olarak ertesi gün karþýmýza çýkardý.

    Yenen tüm etlerin kemikleri bahçede duran cins av köpeðine, karpuz, kavun kabuklarý ise bahçenin baþka bir köþesindeki kümesteki tavuklara giderdi. Sanýrým birçok sebze kabuklarý ve salata artýklarý da onlara verilirdi
    Eve gelen paketlerin iplikleri elde küçük bir fiyong yapýlýp gerektiðinde kullanýlmak üzere hep ayný mutfak çekmecesine konurdu. Parlak paket rafyalarý da daha sonra çýkmalarýna raðmen ayný çekmeceye ayný þekilde yerleþmeye baþlamýþtý. Naylon torbalar ise saklanmazdý çünkü henüz naylon torbalar ortada yoktu.

    Evin bahçeye bakan iki köþesinde, çatýdan gelen yaðmur suyu borusunun altýnda birer adet, 200’er litrelik varil dururdu. Nedense hep aðzýna kadar dolu olduðu için biz torunlarýn üstünde oyuncak gemilerimizi yüzdürüp, uzun saatler oynayabildiðimiz ve çok keyif aldýðýmýz bir yerlerdi. Ancak asýl varlýk nedenleri, bahçeye düzenli bir bahçývan geldiði yýllarda güllerin, çiçeklerin ve diðer bitkilerin sulanabilmesi için yaðan yaðmur sularýnýn toplanmasý olmalýydý. Yaðmur suyunun bile ziyan edilmemesine gayret edilen bir dönemdi. Çünkü normal kullaným suyu da motopomp ile çekilen, bahçedeki kuyudan saðlanýyordu.

    O günlerde pek þarap içildiðini hatýrlamýyorum. Evde sýklýkla bira, ender olarak da raký tüketilirdi. Bira þiþeleri depozitoluydu. Yani içildikten sonra boþ þiþeler bakkala götürülüp dolularýyla deðiþtirilirdi. Raký þiþeleri ise þimdiki deyiþiyle “kullan-at”, o zaman ki anlayýþa göre ise “Bir –kenara-istifle” idiler. Yanlarýna okunmuþ gazeteler de yerleþtirilir. Bu her iki mal gurubu yeterince miktara ulaþýnca mahalleye belli günlerde gelen eskicilere verilirlerdi. Bu alýþ veriþ ilginçti, çünkü para geçmiyordu. Eski yýllarda, verilen gazete ve þiþelere karþýlýk olarak eskiciden mandal alýnýyordu. Yani, “deðiþ-tokuþ” ticareti yapýlýyordu. Daha sonraki yýllarda mandallarýn yanýnda yeni yaygýnlaþmaya baþlayan plastik ev eþyalarýnýn da verilmeye baþladýðýný görmüþtüm.
    Almanya’da evsel atýklarýn evde farklý cinslere ayrýlmasýna daha yýllar varken biz bu uygulamayý evlerimizde zaten yapýyorduk.

    Dikiþ makinesi olmayan ev düþünülemezdi. Zaten o günlerin sýkça duyulan reklamlarýndan birisi de “Zetina dikiþ makinesi, her gelin kýzýn rüyasý” idi. Anneannemde vardý, bizde vardý, misafirliðe gittiðimiz her evde de vardý. Eve BURDA adýndaki özel dikiþ mecmualarý alýnýr, içlerinden devasa bir kaðýt çýkar (Yüzeyi herhalde bir m2’den fazlaydý). Bu kaðýtta onlarca farklý çizgi ile yapýlmýþ karmaþýk desenler bulunurdu. Bu desenler derginin içindeki bayan giysilerinin “patronlarýydýlar”, yani o kaðýttaki uygun desenleri bir kumaþa uygulayýp keser ve sonra da doðru dikerseniz istenen giysileri elde ediyordunuz. Kýsacasý ev içinde pek çok giysi, bu arada akþamlarý özel davetlere gidilecek kadar kalitelileri bile, dikilebiliyordu. Daha da özenli olunursa her mahallede bulunan terzilere gidiliyordu. Nedendir bilinmez çocukken gittiðim bu terziler resmi iþ yerleri deðil, mahallede baþka bir ev oluyordu. Genellikle annemlerin “matmazel” dediði, 40’lý yaþlarda, zarif ama gösteriþsiz hanýmlardý bu terziler.
    Gene o dönemlerde örgü örmeyen kadýn düþünülemezdi. Her kadýn mutlaka bir þeyler örebiliyordu ve kadýnlar bir araya geldiklerinde yanlarýnda çoðunlukla örgü þiþlerini ve yünlerini de getiriyorlar ve sohbetle geçen zaman ev içi üretimin durmasý anlamýna gelmiyordu.

    Buraya kadar giyim konusunda bir gariplik yok. Asýl bundan sonrasý ilginç. Evden giysi de atýlmýyordu. Eskiyen gömleklerin yakalarý ters yüz ediliyor. Çok daha eskiyince düðmeleri sökülüp özel bir kutuya (düðme kutusu tabii ki) konuyor (Annemin düðme kutusunu hala saklýyor ve seyrek de olsa içinden kullanýyorum), kumaþý ise kenarlarý bastýrýlýp yer bezi oluyordu. Parlak kadýn giysileri de kesilip çocuk giysisi de olabildiði gibi iyice küçülen parçalardan (patchwork tarzýnda) kareler kesilip, sonra bunlar birleþtirilip yatak örtüsü ya da büyük yastýklar haline geliyorlardý. Anneannemin yakasý kürklü, iyi bir kumaþtan dikilmiþ mavi bir mantosu vardý. Öyle ucuza alýnmýþ bir giysi deðildi ama senelerce kullandý. “Moda deðiþti her þeyi yenileyelim” diye bir düþünce ortada yoktu.

    Örgü konusu da ayný felsefeye tabiydi. Eskiyen kazaklar sökülüp yeniden yumak haline gelir ve büyük bir torbaya doldurulurdu. Sonra bunlardan yeni kombinasyonlar yapýlýp yeni kazaklar örülürdü. Kaliteli ve saðlam ipliklerin 4-5 tur döndüklerini görmek mümkündü. Çocukken ve ortaokul çaðlarýmda arkasý baþka, önü baþka renkten, ya da renkli çizgileri olan kazaklarýmýn olmasýnýn nedeni evde o sýrada kazaðýn bütününü yapacak kadar tek renk yün ipliði olmamasýndan kaynaklanabiliyordu. Rengi iyice azalan iplikler son aþamada ya hamam bezi oluyorlar ya da farklý ipliklerden yapýlmýþ büyük yatak örtülerine katýlýyorlardý. 1970’li yýllarda annemin ve anneannemin yaptýðý bu tür iki örtüyü hala büyük sevgi ile evde kullanýyorum.

    Birden fazla çocuðu olan ailelerde ayný elbiselerin büyük yaþtakinden küçüðe doðru el deðiþtirmesi sadece doðal deðil, resmen “zorunluluktu”. Baþka türlü bir davranýþ düþünülemezdi.

    Erkek çoraplarý delindikçe tamir edilirdi. Dikiþ makinesinin bir gözünde tahtadan yapýlmýþ, bir tarafýnda boydan boya bir kanalý olan, bir yumurta dururdu. Özel olarak çorap tamirinde kullanýlýrmýþ.

    60’lý yýllarda kaðýt kýymetli bir malzemeydi ve henüz ýslak mendi, selpak mendil, tuvalet kaðýdý, kaðýt peçete, kaðýt havlu gibi kavramlarý hiç duymamýþtýk. Bunlarýn her birinin, tabii ki, kumaþtan yapýlmýþ bir karþýlýðý vardý. Belki þaþýracaksýnýz ama tuvalet kaðýdýnýn da karþýlýðý bulunuyordu. Adýna “Taharet mendili” denen bu kumaþýn boyutlarýnýn 35 x 35 cm gibi olduðunu ve kenarlarýnýn iðne oyasý olduðunu hatýrlýyorum. Tuvalette klozete yakýn bir yerde duvarda asýlý dururdu. Nasýl kullanýldýðýný bilmiyorum. Öðrenmem gereken yaþa geldiðimde ise artýk ortada yoktular.

    Çocuk bezinin de olmadýðýný herhalde tahmin edersiniz. Yeni bebekli evler balkonlarýnda kuruyan onlarca beyaz, küçük, kare kumaþlardan anlaþýlýrdý.

    Biz torunlarýn bakkala ya da yakýnlardaki bir takým dükkanlara “Koþ, kap þunu getir” mantýðý ile yollandýðýmýzý hatýrlýyorum ama çöp dökmeye gönderildiðimizi hiç hatýrlamýyorum. Günümüz mutfaklarýnýn bir köþesinde devasa boyutlarda duran (ve yazýn kötü kokabilen) çöp kutusunu da hatýrlamýyorum. Anneannemin evinin her köþesini, her eþyasýný, kendi kokularý ile hatýrlarken çöp kutusunun evde nerde durduðunu bilmemek ilginç geliyor. Mahalleye gelen sucunun arabasýný, sütçünün eþeðini, eskiciyi hatýrlarken belediyenin çöpleri nasýl topladýðý konusunda da zihnimde hiçbir kayýt yok (Bu kadar mý az çöp çýkýyordu evlerden?).

    Gereksiz hiçbir lambanýn yakýlmadýðý ve çocuklarýn bu nedenle sürekli uyarýldýðý 60’lý yýllarýn dünyasýnda tutumlu olmak fakirlikten kaynaklanan bir zorunluluk deðil, doðal bir yaþam biçimiydi. 1928 doðumlu babamýn eski nüfus cüzdanýnda “Mehmet Feridun efendiye ekmek karnesi verilmiþtir” ibaresini gözümle görmüþtüm
    Savaþlarýn yokluðunda, bir gün en önemsiz nesnenin bile ihtiyaç olabileceði bir ortamda yetiþmiþ olan büyüklerim bu yaþam biçimini en doðal halleriyle yaþýyorlardý. Çevreci falan deðillerdi ama zaten özel yaþamlarýnda yukarda saydýklarýmý yaptýktan sonra olmalarý da gerekmiyordu.

    Sanki bu alýþkanlýklarýn hiç olmazsa bir bölümünü yeniden hatýrlasak iyi olacakmýþ gibi duruyor.

    HALDUN AYDINGÜN'den ALINTIDIR.

Sayfa 1558/2646 ÝlkÝlk ... 55810581458150815481556155715581559156015681608165820582558 ... SonSon

Yer Ýmleri

Yer Ýmleri

Gönderi Kurallarý

  • Yeni konu açamazsýnýz
  • Konulara cevap yazamazsýnýz
  • Yazýlara ek gönderemezsiniz
  • Yazýlarýnýzý deðiþtiremezsiniz
  •