“Bu dünyada herkes bir çok þeyin cahilidir. Yeter ki kendi iþinin cahili olmasýn”. Kendi iþinin ehli olduðunu bin bir delille isbat etmiþ bulunan Sultan Hamid ise asla cahil deðildir. Onun bir yüksek okul hattâ lise diplomasý yoktur. Fakat özel öðretmenlerle hayattan ve içinde yetiþtiði büyük ve muhteþem hanedandan çok cevherli þeyler öðrenmiþti. Ressam, hattât ve musikiþinas idi. Doðu ve batý dillerinden bazýlarýný biliyordu. Kurduðu çok deðerli Yýldýz Kütüphanesi, bugün, Üniversite Kütüphanesi’ni de yine o kurdu. Yani Sultan Hamid, Türk kültürüne kütüphane kurarak, pek çok okul açarak ve ilmî eserler yazdýrarak hizmet etti.
Onun katil olduðu yalan, kýzýl sultan olduðu iftiradýr. Avrupalýlarýn ve Ermenilerin yakýþtýrdýðý kýzýl sultanlýðý benimsemek, onlarýn emellerine hizmet etmek olmaz mý?
Sultan Hamid, kýzýl deðil, “Gök Sultan”dýr. Herkeste bulunmasý mümkün ufak tefek kusurlarýný þiþirip erdemlerini inkâr etmekle ne Türk tarihi, ne de Türk milleti bir þey kazanýr. Ýsmail Safa, Ýngiliz-Boer savaþýnda, Ýngilizlerin bu baþarýsýný, onlarýn elçiliklerine giderek tebrik ettiði için, Sultan Hamid tarafýndan haklý olarak, sürgün edilmiþtir. Belki Ýsmail Safa, o zaman, Ýngilizlerin nasýl bir Türk ve Müslüman düþmaný olduðunu bilmiyordu. Fakat geniþ haber alma imkânlarý ile her þeyi bilen Sultan Hamid, memleket aydýnlarýnýn düþman elçilikleriyle temasýna müsaade edemezdi.
Þimdi insafla düþünülsün: Hiçbir sebep yokken, sýrf yurtlarýndaki elmas madenlerini zaptetmek için, bir avuç Boer’e büyük ordularla saldýran Ýngiltere’yi tebrik etmek hangi hürriyetçilik anlayýþýnýn sonucudur?
O günkü Ýngiltere’yi Boer’leri yendi diye tebrik etmekle, bugünkü Moskoflarý Finlere karþý baþarýlarýndan dolayý alkýþlamak arasýnda ne fark vardýr?
Merhum Gök Sultan Abdülhamid Han, bütün hayatýnda bir fikir, devleti ayakta tutmak ve hazýrlamak için yaþadý. Siyasî dehasý ile Avrupa’yý ve Moskof’u oyalýyor, bir yandan da demir yolu ve okul ile Türk milletini kuvvetlendirmeye çalýþýyordu.
Sultan Hamid ile onun düþmanlarý olan hürriyetçileri ölçüþtürmek için, yalnýz þu noktaya bakmak yeter: Hürriyet kahramanlarý (!), hürriyeti yok edip yüzlerce masumu astýktan sonra, savaþa soktuklarý devlet yenilince, hýrsýzlar gibi kaçtýlar. Gök Sultan, bir tek siyasî idam yapmadan, en korkunç siyasî güçlükleri atlatarak 33 yýllýk saltanatýnda devleti ayakta tuttuktan sonra tahtýndan indirilirken, Moskof çarýnýn Rusya’ya davetini; Selanik’ten Alman gemileriyle Ýstanbul’a gelirken de Alman Ýmparatorunun dâvetini reddederek vatanýnda sürgün ve mahpus gibi yaþamayý tercih etti.
Türkiye dört sýnýrýnda yangýnlar olan bir ev, Sultan Hamid, o yangýnlarýn eve bulaþmamasý için hýzla koþarak ateþe su serpen, kum döken ve keçe kapatan bir savunucu idi. Bu koþuþmalarý sýrasýnda yoluna çýkan bir iki çocuða çarpýp düþürdüyse, suç onun deðildir. Çünkü, yurdun çevresindeki yangýnlar göðe yükseliyor ve Gök Sultan, alevleri içeri sokmamak için didiniyordu.
Ve sokmadý da…
Ne diyelim? Duraðý cennet olsun…
Yer Ýmleri