Alıntı Originally Posted by miami Yazıyı Oku
Bence detaylı incelemeden yorum yapmışsınız.
Patronlar 2 senedir borçları sıfırladi.
Gelmekte olan riskleri görüp dolar borçlarını kapattılar.
Borçsuz 2 büyük iştirak bıraktılar
Her sey şeffaf.
Piyasanin kör olması patronların suçu değil.
800 megawattlik borcsuz dogalgaz santralı kar ediyor. Hatta daha geçen ay temettü aldi turcas. %30 hisse, dogalgaz fiyatları bu kadar ucuzlamisken santral para basıyor.
150 milyon $ ederi var desek hiç abartı olmaz. %30 hissenin kurulum değeri 240 milyon $. Ben 150 sayıyorum
Şirket Shell international dan her yil 8 milyon euro alıyor. Shell Sirf alım opsiyonu kullanmak için ödüyor bu parayi
Sadece bu gelen ödemeyi fiyatlasak 80 milyon $ eder.
Kaldı ki..
Bu alım opsiyonu eninde sonunda kullanilacak.
Akaryakıt dağıtımdaki sacma sapan regulasyon bittigi gün, shell turkiye yilda en az 100 milyon $ para kazanan bir şirket olacak.

100 yıllık ve milyar dolarlık şirketin %30 u bedavaya işlem görüyor.
Sahibi oldugu arsalar,limanlar,tesisler akıl almaz..
Bu anomali elbet bir gün bitecek
Hesaplar güzel ama patrona güzel, dikkat ederseniz yazıma şöyle giriş yapmışım; Bu hesaplar sizin için değil patron için bir anlam ifade ediyor.

Bence yukarda yazılanın derinliğini soğuk bir duş sonrası bir kaç saat düşünmeniz fayda sağlayabilir. Olmuyorsa da çok zorlamanın alemi yok elbette. Herkes kısa yoldan açamayabilir çakraları. Kimisi de zoru sever, kimisi de imkansıza vurulur bu hayatta.

Ps: Yazınızda 100 yıllık Shell'in % 30 u na sahipmiş gibi bir şey yazmışsınız. Bunu okuyan küreselde ki ana şirket shell'e ortak sanır, düzeltelim; Shell'in Türkiye operasyonlarının %30 una ortak.

Siz bakmayın ortak diyoruz da lafın gelişi, beş kuruş koklatmayan bir yapıya kendisini ortak hissedenlere ve bu duruma sokulanların adına olsa olsa enayi/lik denir. Öyle ya üç beş kuruş ateşle de ortak olduğumuzu anlayalım derler adama! Cebinde akreple gezenlerle ortak olduğunu sanan dostlara Stockholm sendromunu hakkını vererek tekrar okumalarını salık veririm. Ha bunu da okuyup kendisini ve yaptığını bir yerine konumlandıramıyorsa işte buna kesinlikle yapabilecek bir şey yok, tedavisi olmayan hastalıklar karşısında bilimin de eli kolu bağlı.