Artan

1,43 10 13:55
19,80 10 14:46
134,40 9.98 13:55
7,27 9.98 14:45
14,03 9.95 14:46
Artan Hisseler

Azalan

5,15 -9.97 14:46
15,59 -9.1 14:46
180,90 -7.94 14:46
30,28 -7.74 14:46
54,50 -4.05 14:46
Azalan Hisseler

İşlem

19.330.018.869,13 14:46
11.766.761.769,25 14:46
8.086.286.234,40 14:46
7.673.587.489,50 14:46
7.464.902.549,71 14:46
Tüm Hisseler
Sayfa 30/31 İlkİlk ... 2028293031 SonSon
Arama sonucu : 248 madde; 233 - 240 arası.

Konu: Borsa Felsefesi, Borsacı Kafası.

  1. Borsayı ve dünyayı hem kısa hem de uzun vadede en çok etkileyebilecek, hayati derecede önemli bir konuya değineceğim.

    Reuters ve diğer ajanslara dün düşen bir haber çoğu Çin asıllı ve ASML deneyimli mühendislerin devasa bir ileri teknoloji chip (işlemci) imalat makinesini tamamlayıp test üretimlerine başladığını duyurdu. Test aşaması 3-5 yıl civarı sürecek yani üretime henüz başlanamayacak ama bu süre sonunda elde edilecek stratejik avantaj düşünüldüğünde uzun değil, zaten Trump başkan da, ilginç biçimde Çin'e olan cihp ihracatına esneklik sağladı. Konunun önemini anlamak için sondan bir önceki yazdıklarıma da göz atabilirsiniz. Eskiden elektronik işlemciler kullandığımız bazı elektronik araçların sadece küçük ama önemli birer bileşeniydi. Elektronik alet üretenler bunları ABD, Japonya ve Avrupa'dan ithal edip kullanıyordu ancak son yaşanan devrimler bu küçücük işlemcileri dünyanın en önemli ürünü haline getirdi, kavga da 1. Trump döneminde başladı.

    En değerli şirketler listesinde 1 ve 9 numaralar işlemci üreticileri, arada kalanlar da işlemcilerin kapasitesiyle yarışan hizmet ve ürün sağlayıcıları. Bu süreç şu an tüm dünyayı yönlendiriyor ve 5G teknolojisiyle konu çok daha önemli bir hal aldı. Şehir güvenlik sistemlerinden otonom sürüşe, yapay zekadan meta devrimine, uydu ve uzay teknolojilerinden elektrikli ev aletlerine kadar her şey işlemcilerle ilgili. Diğer konular bir yana, her insanın mecburen bulundurmak zorunda olduğu ve tüm gününü harcadığı telefonlar bile tek başına gıdadan daha önemli bir konuma işaret ediyor. Çin'in en önemli iki teknoloji firması ABD tarafından 10 yıl önce takibe alınmıştı ve çeşitli cezalar, yaptırımlar uygulanmaya başladı. Bu şirketler özellikle telekom alanında global operasyonlarını hızla büyütüyordu ancak ekipmanlarında kullandıkları yüksek teknoloji işlemciler ABD'den ithaldi, kendi işlemci üretim hatlarında daha basit versiyonları üretiyorlardı. Bu haliyle de ihalelerde en iyi teklifleri Çinliler verebiliyordu. Milli güvenlik nedeniyle Anglo-Saxon ülkelerde dışlandılar ve son yıllarda da batıdan ithalat yapmaları engellenmeye başlanınca milli üretim projeleri gündeme geldi. Tabi bu iş öyle milli olsun demekle olmuyor, Çin 30 yıl geride olduğu bir yarışı kazanmak zorunda. ASML 2001'de giriştiği işi ancak 2019'da sonuçlandırabilmiş...

    Bu olayın tüm dünyayı derinden etkileyecek sonuçları olacak. Çin zaten tartışmasız en önemli üretim adresiyken artık en ileri teknolojiye de sahip olarak tüm avantajları tek elde toplayacak; ucuz, kaliteli, disiplinli işçilik, hammadde, büyük bir ulusal para birikimi ve en üst düzey teknoloji. Hiç bir ülkede bunlar bir arada değil. Süreci tamamlarlarsa artık başka ülkelerde fabrika açmalarına gerek kalmayacak, kalkınma ihtiyacı olan her ülke Çin'e başvuracak, ABD'nin bile ihtiyaç duyacağı bir seviyeye yükselecek, dijital teknolojinin üssel büyümesi sayesinde hızlı büyüyecek, yani tarih yüz yıl önceki gibi x1 değil, x10 hızında ilerleyecek

    Borsa da oluşan değer artışları da bu sürecin parçası oldu elbette... Meta ve yapay zeka devrimleri, elektrikli araçlar, internet alışverişi, yayıncılık gibi alanlarda ABD'nin tekelinde sağlanan ilerlemeler borsalara da büyük artışlar olarak yansıdı. Sonuçta bu değerleri besleyen parayı da ABD kendisi basıyor ve eli çok bol. Çin etkisi tüm bu süreçte oluşan değerlemeler üzerinde bir iskonto baskısı oluşturacak zira artık fiyatları aşağı çeken ciddi bir rekabetten söz edilebilir.

    Gelelim zamanlama sorusuna;

    ABD borsalarında 1987 Eylül-Ekim krizi olarak bilinen bir panik satışı dalgası yaşandığını duymuşsunuzdur. İçerden bakıldığında sebepsiz gibi görünen bu mini kriz için önceden belirlenmiş stop loss noktalarındaki satış emirlerinin yığılma etkisinden söz edilmişti. Benzer durum Obama döneminde de yaşandı ama tek gün sürdü ve teknik olarak bir problem yaşanmadı. Ben 1987 Eylül ayında global ölçekte neler olduğuna bir göz atayım demiştim ve şunu gördüm. Çin Halk Partisi büyük bir değişime karar vererek Çin'de teknoloji alanında özel girişimlere izin vermiş ve bugün adını çok iyi bildiğiniz devasa teknoloji şirketleri 1987 Eylül ayında start up olarak faaliyete geçmişler. Geleceği fiyatlayan borsa bundan etkilendi mi ispatlayamam ama Çin'in hamlesinin ne kadar sürpriz olduğunu merak edenler 1970'lerin sonunda başlayan, kıtlığa kadar giden iç kargaşa ve bunalım dönemini araştırabilir. Çin'de özel girişime izin vermek öyle kolay bir karar değildi.

  2. Yen bir ekonomi programı sloganıyla başlayan süreçte aslında tek yapılan şey faizleri yükseltip talebi kısmaya çalışıyormuş gibi yapmaktı. Bu tür bir programın başlangıç noktası uygun koşullarda dış kaynak bulabilmek. Bir sürü spekülatif açıklamadan sonra ancak kısa vadeli, risk sever sıcak paradan başka bir şey gelmemiş gözüküyor. Kreditörler muhtemelen yüksek mevkilerden bir takım siyasi güvenceler almış olmalılar zira onların önüne konulabilecek bir maliye politikası, kalkınma programı vs. mevcut değil, "ver parayı al faizi ve güvenceyi" olarak açıklanabilecek basit bir durum... Şirket karları belirgin biçimde düşüyor, finansman ihtiyacı ve maliyeti olumsuz düzeylerde, iş gücü piyasası karışık sinyaller üretse de gelişme olmadığı kesin, tek hedef olan enflasyon görece düşse de insanlar TL değerinin kırılganlığının ve doğuracağı sonuçların farkında.

    Bu koşullarda ülkenin siyasi dengeleri tüm iş dünyası ve piyasalar için en kritik etken çünkü kreditörün elindeki tek güvence bu. Hal böyleyken yaşanan siyasi çalkantılar, dedikodular ve potansiyel riskler bir noktadan sonra borç verenler için katlanılamaz seviyeye ulaşırsa verecekleri tepki ani olacaktır. 2001 krizi sonrası IMF anlaşması ve Kemal Derviş dönemini hatırlayalım. İçerdeki karmaşa yetmezmiş gibi Enron muhasebe skandalının neden olduğu finansal güven kaybı ve 11 Eylül saldırıları sonrası başlayan kaos gibi çok zorlu koşullar altında siyasi istikrarı yakalamak zorunda olmamıza rağmen bizzat Dervişin bile siyaset sahnesine çıkarak hesapları karıştırdığına şahit olmuştuk.

    Buraya kadar olanları herkes az çok bilir ama asıl konu şu ki; finansal dengeleri en üst düzeyde etkileyen siyasi durumun temelinde, aslında toplumun tüm kesimlerinin de dahil olduğu bir servet ve güç paylaşımı mücadelesi var. Aklımızda tutmamız gereken detay bu zira siyasi çekişmeler olarak yansıyan final sahnelerinin yaklaştığını gösteren hikaye kısmıdır. Alt gelir gurupları için bu mücadele yoksullukla açlık arasındaki sınırlarda gerçekleşirken orta sınıfta satın alma gücünün korunması olarak tanımlanabilir. Üst gelir gurupları ise servetin güvenliği, kaynaklara erişim, reel büyüme gibi odak noktalarıyla hareket eder, en sıcak ve sürekli kavga bu cephede geçer.

  3. Enflasyon muhasebesi, VUK kapsamında, bu yıl çeyreklik dönemlerde zaten uygulanmamıştı.
    Uzun süredir Vergi Usul Kanunu çerçevesinde, enflasyon muhasebesinin uygulanmaması yönünde talepler geliyordu zaten.
    Haberlerde mali müşavirler ve işverenlerden gelen talep doğrultusunda önümüzdeki yıllarda da uygulanmayacağı anlaşılıyor. Konu VUK'la ilgili gibi algıladım şimdilik.

    Enflasyon muhasebesinin uygulandığı ve karların yüksek geldiği dönemin parlak borsa performansı hala hafızalarda ancak o dönemki performans bazı özel koşulların bir araya gelmesiyle oluşmuştu. Ani enflasyon dalgasında şirketler, ürün ve hizmet fiyatlarını süratle yükseltti, maaş artışları geriden takip etti. En önemlisi ise o dönemde faizlerin bir süre düşük seyretmesi, kredi ve iş piyasalarının da canlı olmasıydı. Yüksek enflasyon ortamının gerektirdiği yüksek faiz ihtiyacını da KKM ile dengelemişlerdi. Global tarafta da durum daha iyiydi.

    Bu arada yatırımcı beklentisi dahilinde, SPK tablolarında EM'nin kalkması için SPK kararı ve tebliği gerekir.
    Son düzenleme : yelpaze; 25-12-2025 saat: 11:26.

  4. Tek bir yazıya sığdırılamayacak, süper bilgisayarlar olmadan birlikte yorumlanamayacak karmaşada bir değişim ve gelişim dönemindeyiz.
    1 Chipler ve yazılımları artık dünyanın yeni efendisi, herşey onlarla ilgili, 500 dolarlık dronların 5milyonluk tankların yerini alabildiğini gördük. Chip alandiındaki şirketler dünyanın en önemli ülkeleri kategorisinde artık. Yapay zeka için ayrı bir değerlendirme gerekecek.
    2 Yenilenebilir enerjinin kurulu kapasitesi kirli enerjiyi geride bıraktı, medeniyetin savaşlarla inşaa edilmiş 170 yıllık en önemli temeli olan petrol ve gaz endüstrisinin durumu bakımından karar yılına giriyoruz. Rusya gibi dev güçler için bile büyük bir karar anı geldi.
    3 Şirket birleşme ve satın almalarında rekor kırıldı. Borsaların ana itici gücüydü ama asıl sinyal global ölçekte büyük değişimin göstergesi olması
    4 Yapay zekanın kontrol edilmez olduğu gerçeği anlaşıldı. İnsanı tamamen devredışı bırakacak geleceğin olasılığı kesine yakın. Bırakın korkmayı herkes bu trende bir an önce yer bulma telaşında hareket ediyor.
    5 Uzay çalışmaları dünyanın yeni rekabet sahası olarak öne çıktı. Uzayda iletişim, madencilik, turizm devrimleri çoktan başladı bile.
    6 Robotik devrim, zaten kaos halindeki tüm dengeleri bir kez daha altüst edecek hatta endüstriyel alanda ediyor. Ölçek üretimi, yalın üretim, globalizasyon, risk yönetimi gibi sarsılmaz temelleri olan kavramlar yerle bir oluyor.
    7 Bireylerin ve toplumların sessiz sedasız görünümleri altında, tüm bu olanları yüzeysel biçimde yorumlayarak geliştirdikleri sosyal ve ekonomik tepkilerin ölçülemez etkileri. Tüm eski bilgi birikimimizi kenara itip yeni düzende insan faktörünü, çok az anladığımız yeni koşullarda ve kısıtlı bir bilgiyle tahmin etmeye çalışmalıyız.
    ...ve bildiğimiz diğer herşeyin bu görülmemiş hızdaki değişimden nasıl etkileneceğini hala bilmiyoruz?

  5. Burayı okuyanlar bilir, teknoloji ve dijitalleşme dönemini 19. ve 20.yüzyıl sanayi devrimiyle karşılaştırırken zamanın akış hızını x10 olarak kabul etmiştim. Tarihi sadece jeopolitk değil, dinler, finans ve ekonomi, siyaset gibi farklı bakış açılarından inceleyip çapraz sorgulayan biri olarak bildiklerimi günümüze dair gözlemlerimle birleştirerek vardığım bu sonucun bilimsel araştırmalarda da birebir aynı çıktığına dair çalışmalar olduğunu gördüm. Açıkçası bu konunun dikkate alındığını bile düşünmüyordum. Moore yasasına tabi olduğu söylenen çiplerin gücü 18 ayda 2ye katlanıyor ama bu yakın tarihle ilgili bir durum. Yapay zekada son dönem güç gelişim hızı 4,4 katmış. 1990'ların dünyasına göre şu anda 4,7 kat daha hızlı bir takvim etkisinden söz edebiliriz. Sanayi devriminin yıkıp geçtiği Çarlık Rusya'sı, Osmanlı, Çin İmparatorluğu gibi örnekler için günümüzde saat daha hızlı ilerliyor.

  6. Piyasada para yok.
    Para olmayınca konuşacak bir şey de olmuyor.
    2026'da borsa yatırımcısını rahatlatacak bir yükseliş olacağını umuyorum.
    SPK ve devlet büyüklerimizin de bu konuda üslerine düşeni yapacak sorumlulukta olduklarından şüphem yok.

  7. -Kolombiya devlet şirketi EcoPetrol büyük bir petrol arama-çıkarma-rafinaj ve dağıtım şirketi.
    -Cirosu yıllık 35-40 milyar$ arası. Piyasa değeri 22 milyar$.
    -Hisseleri Kolombiya'nın yanısırıa ABD borsası NYSE'de de işlem görüyor ve 2015'den beri 10$ ortalamalarda.
    -Temettü getiri beklentisi %23,4'e ulaştı. Geçen yıl %10 ve önceki yıl %12 civarıydı.
    Hisse fiyatı yerinden kımıldamıyor ama karlılık ve temettü performansı yatırımınızı 6-7 yılda nakit olarak size geri ödemeyi vaat ediyor???
    Dün Trump'ın adını andığı bu önemli ülkenin ulusal petrol şirketine böyle ilgisiz kalınması ilginç değil mi?

    Venezüela vesilesiyle durumu tekrar gözden geçirelim, ABD neden saldırganlaşıyor? Konuşulmayanları konuşalım

    Alışılageldiği üzere saldırılar finans piyasaları kapandıktan sonra yapıldı, hep böyle olduğuna göre piyasalar batı dünyası için öncelikli !
    Finans piyasalarında ağırlık artık hisse senetleri borsalarında ve amiral gemisi 22 trliyon$'lık piyasa değerleriyle ABD teknoloji devleri. Bunlara ilave olarak Palantir, Uber, Salesforce gibi ikincil teknoloji şirketlerini sayalım. 4 trilyon$'lık kripto piyasasını ve 1 trilyon$'lık bioteknoloji sektörünü de hesaplamaya katalım böylece 70 trilyon$'lık ABD hisse senetleri piyasalarının değerinin neredeyse yarısına, 30 trilyon$'a yaklaşan bir teknoloji kümesi oluşturalım. Bunlar yazılım, laboratuvar, iş yönetimi, meta platformları gibi düşük aktiflerle yürütülen iş modelleri. Dünyanın diğer borsaları ile borçlanma araçları piyasalarının da bu kütlenin çekim etkisiyle hareket ettiğini hatırlatalım.

    Kaynak noktasını tespit ettiğimize göre şimdi işin özüne inelim; Teknoloji firmaları tüm piyasaları ve dünyayı yönlendirecek güce ulaşsa da bunların değerlerini destekleyen bir aktif yapısı mevcut değil. Devasa fabrikalar, makineler, maden rezervleri, alt ve üst yapılar kısacası yatırımınızın karşılığı sayılabilecek somut varlıklar yeterli düzeyde değil. Piyasa teknoloji şirketlerinin iş modellerini, şerefiyelerini, gelecek beklentilerini fiyatlıyor ama dijitalleşmenin doğası gereği çok hızlı büyüme potansiyeli olduğundan piyasa değerleri de gereğinden hızlı yükseliyor ve bu durum tüm finans piyasalarını tehdit eden bir fiyat düzeltmesi riskini beraberinde getiriyor. Teknoloji sektöründe ani değer kayıpları ise benim teorim olan, ABD borçlanma dinamiğiyle teknolojinin birinci dereceden ilişkisinden kaynaklanacak riskleri devreye sokuyor. ABD'nin Venezüela petrol hamlesi, Ukrayna'nın kaynaklarına göz dikmesi, Grönland hevesi de bu boşluğu doldurmak adına gerekli adımlar. Ülkenin aktiflerini makul seviyelere çıkarmaya çalışıyorlar böylece teknoloji hisselerinin muazzam ve sürdürülemez büyüklükteki değerlerine bir destek oluşacak.

    Bu denklemin sağlaması için Çin'e bakalım. Geçmiş yazılarda çok konuştuk, Çin çok daha sağlıklı bir yapıya sahip. Üretim gücü, işgücü potansiyeli, petrol hariç hammadde kaynakları, finansman gücü bakımından avantajlı konumdayken portföyüne yüksek teknolojiyi de ekledi. Böylece ABD'nin o trilyonluk şirketlerinin kıymetlerini azaltacak bir faktör olarak devrede. ABD Çin'in işgücü ve üretimiyle bir dengeleme yapamaz, finansman bakımından çok avantajlı gözükse de bu avantajı sağlayan para akımları, teknolojideki değer kayıplarıyla orantılı olarak ters döner ve borç çevirme gücüne dayalı kredi notu problemi bir anda gündeme gelebilir. Alabileceği tedbir ise en önemli maddi varlığı olan ordusunu kullanarak kolay paraya çevrilebilen doğal kaynaklara el koymak.

    İlginç olan ise ABD'nin bu yönde izleyeceği saldırgan politikaların neden olacağı tedirginliklerin, aslında korumak istediği piyasaları nasıl etkileyeceği? İşte size kendini besleyen refleksiv bir döngü. Bu sorunun yanıtı için bakılması gereken yer borsalar değil, global ticaret dengeleri, iş piyasalarının performansı kısaca dünya ekonomisinin canlılığına dair kaygılar. Durgunluk kaçınılmaz olarak finans piyasalarını olumsuz etkiler.

  8.  Alıntı Originally Posted by yelpaze Yazıyı Oku
    Piyasada para yok.
    Para olmayınca konuşacak bir şey de olmuyor.
    2026'da borsa yatırımcısını rahatlatacak bir yükseliş olacağını umuyorum.
    SPK ve devlet büyüklerimizin de bu konuda üslerine düşeni yapacak sorumlulukta olduklarından şüphem yok.
    30 Aralık öğleden sonraya denk gelen dualarım kabul olmuş
    Piyasa dengelerini göz önüne aldığımızda, yurtdışından ciddi bir risk sever sermaye girişi olduğunu tahmin ediyorum. Yıl başı olması nedeniyle 12 aylık yatırım projeksiyonları da bu harekette itici güç olmalı. Bazı sert türbülanslar şaşırtıcı olmaz, özellikle dışarıdan giren para şimdilik bu kadarsa! Şirket karlarını destekleyen politikaların olmadığı göz önüne alınırsa, hisse performanslarında da bu duruma uygun beklentiler yerinde olacaktır. Yapay zeka trendinin gücü tüm şirketleri, yapay zeka kullanarak süreç optimizasyonu yapmaya mecbur bırakıyor. İnsan kaynakları yönetimi, lojistik ve depolama süreçleri şu anda şirketlerin yapay zeka kullanarak %30'a varan tasarruf planlarının oluşturulduğu kalemler. Bunun sürü hareketi şeklinde ilerleyeceğini hesaba katacak olursak pek çok şirket stok ve lojistik maliyetlerini %25-30 azaltacak politikaları devreye almış olmalı. Ülkenin finansman sorunu ise bu politikaların uygulanabilirliğini kısıtladığından tasarruf ve verimlilik artırıcı yeni yatırımlar şimdilik beklemede kalacaktır. 2026 yılında şirketler, çok düşük yatırım harcamaları eğiliminde olabilir zira yapay zekayla aldıkları tavsiyeler için gereken kredi koşulları mevcut değilken mevcut işletme anlayışlarını da sürdürmelerine engel olan AI tabanlı bir reçete var ellerinde.

    Öte yandan bunu saf bir risk oyunu olarak görmek isteyenler de haksız sayılmaz, son Venezuela olayı risk yatırımı oyununu destekleyen bir vaka oldu.
    Son düzenleme : yelpaze; 06-01-2026 saat: 11:59.

Sayfa 30/31 İlkİlk ... 2028293031 SonSon

Yer İmleri

Yer İmleri

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •