PHP Code:
Nimetlerin içinde en önemlisi “emredilen iman” olunca;
Nimet verilenlerAllah’ın desteğini arkasına alıp  hedefe varanlardırAllah’ın "Nimet verdikleri" tam olarak kimlerdir? (Nisâ69). En'âm, 84)
 Çok büyük ve noksansız bir taş köprü hayal et. Eğer köprünün ayakları zayıfsa, yolcuların karşıya geçmesi zordur. Peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihler; bu köprünün en dayanıklı taşlarıdır. Onlarla beraber olmak, noksan olan bir insanın kendi ağırlığını o sağlam taşlara emanet ederek noksansız bir hedefe varmasını sağlar. 
Gazaba uğrayanlar. Doğruyu bildiği halde  inatla kabul etmeyenler. Vatanını düşün. Dışarıdan saldırılara karşı direnmesi doğaldır. Ancak içeriden çökertmeye (ihanet) başlarsa, devamı için ihanet edenlerin temizlenmesi gerekir. "Gazap", noksansız adaletin bu "karantina" sürecidir. Nahl 106, Enfâl 16)  
Bir laboratuvar deneyinde, tüm veriler noksansız bir şekilde sonucu gösterdiği halde (davet kabul edildikten sonra), bir araştırmacının kasten sahte veri üretmesi veya sonucu inkar etmesi gibi. Bu durum, bilimsel dürüstlüğü (sistemi) yok eder ve araştırmacının sistem dışı kalmasına (gazap) neden olur. (Fetih 6, Şûrâ 16)  
Çok sağlam ve noksansız bir binanın ana kolonlarını (emredilen imanı parçalamak), ufak bir çıkar için kasten kesmek gibi. Binanın çökmesi (gazap), yerçekimi kanununun (adalet) noksansız bir sonucudur. Yerçekimi binaya "öfkelendiği" için değil, fizik kuralları noksansız olduğu için bina yıkılır. (Bakara 90, Âl-i İmrân 112) 
Sapanlar. Hiç araştırmadan, bilmedikleri halde bilmiş gibi taklit hareket edip yolu kaybedenler.
Bir pusulanın merkezindeki iğneyi çıkarıp attığını hayal et. İğne (emredilen iman) yoksa, pusula noksan kalır ve seni gideceğin yere değil, rastgele bir yöne götürür. İşte "derin sapıklık", referans noktasını tamamen kaybetmektir. Nisâ 136-116) 
Noksansız olanın rehberliği güneş ışığı gibidir. Kişi kendi arzusuna (hevasına) uyduğunda, güneşe arkasını döner ve kendi gölgesini takip etmeye başlar. Çölde susuz kalmış bir yolcunun, noksansız bir su kaynağını aramak yerine serapların (geçici arzuların) peşinden koşması gibidir.Sadece daha fazla yorar ve yoldan çıkarır. Kasas 50, Şûrâ 13) 
Ağır bir yükü kaldırmak için, kendisi de boşlukta duran ve hiçbir yere sabitlenmemiş bir makaraya tutunmak gibidir. Makara noksandır, seni taşıyamaz ve beraber yere çakılırsınız. Noksansız olan ise sarsılmaz bir dağ gibidir; ona tutunan düşmez. (Hacc 12, Ahkâf 5) 
Bir demirin paslanmaya başlaması noksanlıktır. Eğer o pas temizlenmez ve demirin her yanını kaplarsa (inkârda ileri gitmek), artık o demirden sağlam bir yapı inşa edilemez. Bir meyvenin içten içe çürümesi gibi. Çürüme (sapkınlık) bir noktayı aştığında, artık o meyve eski taze haline döndürülemez. (Âl-i İmrân 90)
Bir uçurumun kenarında olduğunu düşün. Elinde iki ip var: Biri çürük ve noksan (tâğût), diğeri ise noksansız bir çelik halat (emredilen iman). Hangisine tutunacağın senin iradene bırakılmıştır. Çelik halata tutunmak, hayat kurtarır. Bakara 256)