Şunu unutmayalım ki toplam mevduat ta (2 trilyon TL) aslında geniş para arzından kaynaklanıyor. Yani aslında mevduat ta para çarpanı ile 6.5-7 kere şişmiş olarak oluşuyor. Eğer kredi (2.5 trilyon TL) verilmese idi mevduat miktarı da dar para arzına yaklaşacak şekilde daralacaktı.
Bu sistem sanıldığının aksine gelişmekte olan ülkeler için bir nebze de olsa avantaj, belki de çok gelişmiş ülkeler için dezavantajlı. Tam da bu konuyla ilgili ilginç bir gelişme oldu. İsviçre para çarpanı mekanizması ile bankaların para yaratmasını kamuoyu bünyesinde tartışmaya açtı. Hatta geçen aylarda bu konu ile ilgili İsviçre'de bir halk oylaması dahi yapılacağı söyleniyordu.
Post modern iktisatçıların önerisi bankaların oluşturduğu para arzını klasik zorunlu karşılık sistemi ile gevşek bir sınırlamaya tabi tutmak yerine algoritmik olarak farklı bir şekilde ayarlanmış dinamik bir para çarpanı fonksiyonu ile sınırlamak şeklindeydi sanırım.
Böylelikle dar para arzı ile geniş para arzı arasında daha sınırlı ve merkez bankası tarafından daha keskin kontrol edilen bir çarpan planlıyorlardı. Ayrıca bu fonksiyon ile merkez bankası dışında bankaların bu kanal ile para yaratma imkanları ya toptan ya da ciddi şekilde sınırlanıyordu.
Ben bu isteği biraz da kasap yağı fazla bulunca neresine süreceğini bilmezmiş şeklinde yorumluyorum. Zira anladığım kadarıyla bu istek İsviçre'nin özel durumu ile ilgili ve diğer ülkelere özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere pek uygun bir senaryo değil. Hatta ciddi anlamda zarar verecek bir senaryo diye düşünüyorum.





Yer İmleri