TL'nin değerli olması veya değer kaybetmesi geçmişte borsa şirketlerini birinci dereceden etkileyen olumsuzluklardan değildi. Kur farklarını süratle ürün fiyatlarına yansıtabiliyorlardı. Özelleştirme öncesi Tüpraş, Petkim, Poaş gibi kamu kurumları bile ürün fiyatlarını güncelleyerek avantajını koruyabiliyordu.

Şimdi de durum çok farklı değil aslında. Geçtiğimiz 2 yıl fiyat artışlarını ve borsaya yansımalarını gördük, devlet hiç bir şekilde müdahale edemiyor. Çimentolardan telekomlara kadar herkesin keyfi yerinde. Hatta devlet tekeli haline gelen telekomlar insanları pişkince arayıp taahhütlerini yenilemezlerse bir sonraki dönem %200'e varan fiyat artışlarıyla karşı karşıya kalacağını söylüyorlar. Buna kulak asmayanlar gerçek olduğuna şahit oluyor. Telefon lüks diyeceğim ama devletin kendisi telefonsuz yaşamayı imkansız hale getirmiyor mu?

Yeter ki pazar daralmasın... Doğru tesbit,
Şu an borsa için en önemli sıkıntı düşük kapasite kullanım oranları(KKO). Cam ve un sektöründe KKO %50, Seramik, zeytin yağı ve çelikte %60. Boya ve bakırda %65, çimento, otomotiv, kağıt, metal ve beyaz eşyada %70. Makine, mobilya, plastik, kimyada %75.
Sabit giderler ve finansman yükü artarken düşük kapasiteyle çalışmak karlılık için çok olumsuz. Borsada orta ve uzun vadeli yatırım yapacak olanlar için en önemli konu bu. Zaten gerilimler nedeniyle faizlerin yüksek seyretme olasılığı güçlüyken işlerde daralma borsalara olumsuz etki edebiliyor.