Artan

33,34 10.21 18:10
33,44 10 18:10
47,30 10 18:10
62,70 10 18:10
5,84 9.98 18:10
Artan Hisseler

Azalan

103,60 -9.99 18:10
8.375,00 -9.99 18:10
28,36 -9.97 18:10
155,60 -9.95 18:10
525,50 -9.94 18:10
Azalan Hisseler

İşlem

8.538.610.047,82 18:10
7.853.192.164,25 18:10
6.366.832.090,52 18:10
6.274.252.888,63 18:10
6.089.517.461,80 18:10
Tüm Hisseler
Sayfa 276/279 İlkİlk ... 176226266274275276277278 ... SonSon
Arama sonucu : 2225 madde; 2,201 - 2,208 arası.

Konu: KONTR - Kontrolmatik Teknoloji Enerji ve Mühendislik A.Ş.

  1. https://www.youtube.com/watch?v=sq9Is_v9YyM

    Merhaba. Bugünkü derinlemesine incelememize hoş geldiniz. Önümüzde e oldukça iddialı bir sloganı olan bir şirketin dokümanları duruyor.
    Teknolojiyi kontrol eden geleceği kontrol eder.
    >> Bahsettiğimiz şirket kontrol matik teknoloji ve elimizdeki 2025 3. çeyrek faaliyet raporunu okurken aslında iki farklı hikaye çıkıyor karşımıza.
    >> Evet. Bir yanda madencilikten uzaya, bataryalardan robotlara uzanan inanılmaz hırslı bir vizyon var.
    >> Diğer yanda ise bu devasa vizyonu hayata getirmenin getirdiği muazzam bir finansal yük. Rakamlar şirketin bu kumarın eee sınırlarında gezindiğini gösteriyor. Bizim buradaki görevimiz de bu iki hikayeyi bir araya getirip anlamlandırmak. Yani sizin için şu sorunun cevabını arayacağız. Bu rapor vizyoner bir dehanın mı yoksa pervasız bir hırsın mı kanıtı? Hadi o zaman bu büyük resimden başlayalım. Kontrolmatik teknoloji, enerji ve mühendislik aşe dediğimizde ne anlamalıyız?
    Kaynaklarımıza göre 2008'de kurulmuş çok çok yetersiz kalıyor artık. Kesinlikle şirket 2020'de halka arz edilmiş ve bugün Borsa İstanbul'un en gözde şirketlerinin olduğu yıldız pazarda.
    Rakamlara kabaca bakalım. 23 milyar liranın üzerinde bir piyasa değeri var.
    Bu onu borsanın en büyük oyuncularından biri yapıyor.
    >> Evet. Ama benim dikkatimi çeken ortaklık yapısı oldu. İki ana kurucu ortak var.
    Sami Aslanhan ve Ömer Ünsalan. Ama ikisinin toplam payı %30 civarında.
    >> Doğru.
    >> Hisselerin yaklaşık %70'i halka açık. Bu kadar geniş bir halka açıklık oranı ne anlama geliyor?
    >> Bu onların stratejisinin en temel yapı taşlarından biri aslında. Bu kadar büyük ve maliyetli bir vizyonu sadece iki ortağın sermayesiyle finanse edemezsiniz.
    >> Mümkün değil. %70'lik halka açıklık şirkete sermaye piyasaları üzerinden sürekli taze para bulma yani büyüme hayallerini finanse etme imkanı tanıyor.
    Raporda imtiyazlı payların olmadığı da özellikle vurgulanıyor.
    >> Bu da şeffaflık demek sanırım.
    >> Aynen öyle. Tüm hissedarların eşit söz hakkına sahip olduğu daha şeffaf bir yapıya işaret ediyor.
    >> Anladım. Yani bu yapı birazdan konuşacağımız o devasa imparatorluğu kurmak için gerekli yakıtı sağlayan motor. Aslında >> mükemmel bir benzetme.
    >> Peki o imparatorluğun parçaları neler?
    Raporu okurken fark ettim ki kontrol matik artık tek bir şirket değil. Bir şirketler galaksisi. İstersen en temelden, her şeyin başladığı yerden yani toprağın altından başlayalım.
    Yıldız antimon madencilik.
    >> Evet.
    >> Bir teknoloji şirketinin madencilikle ne işi olur? Bu bana ilk başta çok garip geldi.
    >> İşte bu kontrol Matiğin dikey entegrasyon olarak adlandırılan stratejisinin en somut örneği ve bütün hikayeyi anlamak için kilit nokta.
    >> Yani A'dan Z'ye her şeyi kontrol etmek tam olarak bu. Antimuan özellikle modern batarya teknolojilerinde ve enerji depolama sistemlerinde kullanılan kritik bir element. Şirket diyor ki ben geleceğin bataryalarını üreteceksem onun ham maddesini başkasından dilenmemeliyim. Tedarik zincirinin en başına yani madenin kendisine sahip olmalıyım. Yani küresel tedarik zincirlerinin ne kadar kolay kırılabildiğini gördüğümüz bir dönemde e kendi göbeğini kendi kesiyor. Bu inanılmaz bir stratejik avantaj. Peki raporda üretime dair bir veri var mı?
    >> Var. Kütahya'daki tesiste piyasa değeri yaklaşık 3,5 milyon dolar olan 75 ton metal külçesi ürettiklerini belirtiyorlar. Ama daha da ilginç bir detay var.
    >> Nedir o?
    >> Bu madeni işledikleri cevher zenginleştirme tesisinin otomasyon sistemlerini de bizzat kontrol matik teknolojinin kendisi geliştirmiş. Kendi teknolojilerini kendi operasyonlarında test edip kullanıyorlar. Her şey birbiriyle bağlantılı.
    >> Vay canına. Peki madeni çıkardılar. Bu hamadde nereye gidiyor? Bu da bizi galaksinin en parlak yıldızına, eee, Pomega enerji depolama teknolojilerine getiriyor sanırım.
    >> Aynen öyle. Ankara Polatto'da devasa bir lityum iyon pil hücresi ve enerji depolama fabrikası kurdular. Rapor bunun Türkiye'nin ilk özel sektör yatırımı olduğunun altını çiziyor.
    >> Kullandıkları teknoloji de önemli sanırım.
    >> Kesinlikle. Lityum demir fosfat yani LFP. Bu teknoloji kobalt gibi hem etik açıdan sorunlu hem de temini zor madenleri içermiyor ve daha güvenli kabul ediliyor. Kapasite ne durumda?
    Çünkü bu tür fabrikalarda ölçek her şeydir.
    >> Doğru. 2023'te 500 MW saat MVH yani gibi bir başlangıç yapmışlar. 2024 hedefi ise bunu 4e katlayarak 2,2 GW saate çıkarmak. Ciddi bir büyüme >> ama asıl küreselle ki çıktıklarını gösteren gelişme Amerikalı Our Next Energy kısaca One firması ile yaptıkları 7 GW saatlik devasa üretim anlaşması.
    >> Bu çok büyük bir rakam.
    >> Bu sadece Türkiye pazarına değil doğrudan dünyaya oynadıklarını gösteriyor. Ayrıca ABD pazarı için olmazsa olmaz olan ul sertifikasını almaları ve Enerjisa gibi devlerle sözleşme imzalamaları da artık somut satışlar yapmaya başladıklarının kanıtı.
    >> Tamam. Yani topraktan madeni çıkardılar.
    Pomega bunu geleceğin petrolü olan bataryaya dönüştürdüler. Peki bu batarya neye güç verecek? Bu ekosistemin bir sonraki halkası ne? Rapor bizi robotlara yönlendiriyor. MC Fly robot teknolojileri MC Fly.
    >> Evet. MC Fly insanlarla birlikte herhangi bir güvenlik kafesine ihtiyaç duymadan çalışabilen Kobot adı verilen kolaboratif robotlar geliştiriyor ve yine aynı stratejiyi görüyoruz.
    >> Yani yine her şeyi kendileri mi yapıyorlar? Aynen. Rapor diyor ki, "Robotun kolundan motoruna beyni olan gömülü sistem yazılımından en hassas mekanik parçası olan redüktörüne kadar neredeyse her şeyi kendi bünyelerinde yerli olarak üretiyorlar." >> Bir dakika, bir dakika. Kendi redüktörlerini mi üretiyorlar? Bu bir otomobil firmasının kendi vidalarını ve somunlarını üretmeye karar vermesi gibi bir şey değil mi? İnanılmaz derecede karmaşık ve maliyetli olsa gerek. Neden bu kadar derine iniyorlar? Harika bir soru bu. Tam da onların felsefesini özetliyor. Dışa bağımlılığı sıfıra indirmeye arzusu. Redüktör bir robotun en kritik ve en yüksek teknolojili bileşenidir.
    >> Anladım.
    >> Eğer onu dışarıdan alırsanız hem teknolojik olarak birine bağımlılık alırsınız hem de kar marjınız düşer. MCF Lay, "Ben bu işin tam sahibi olacaksam en kritik parçasını da kendim yapmalıyım." diyor.
    >> Riskli ama başarılı olursa da >> müthiş bir rekabet avantajı sağlayacak bir yaklaşım. Kesinlikle >> anlıyorum. Bu gerçekten de her şeyi kontrol etme felsefesinin bir yansıması.
    Win Öia fuarında sergiledikleri sesli komutla çalışan yapay zekalı korodot ve kahve yapan barista robot gibi projeler de işin biraz daha şov ve pazarlama tarafı sanırım.
    >> Tabii ki sadece üretmek yetmez. Bunu satabilmek ve inovasyon gücünü gösterebilmek de gerekir. Bu projeler şirketin bu kaslarının da güçlü olduğunu gösteriyor. Peki şimdiye kadar parçaları birleştirelim. Maden, batarya, robot. Bu üçü yeryüzünde ama kontrol matiğin vizyonu bununla sınırlı değil. Gökyüzüne hatta uzaya uzanıyorlar. Plan S, uydu ve uzay teknolojilerinin %25 ortağılar.
    Uzay bu resmin neresine oturuyor? Bu kurdukları sistemin sinir ağını oluşturuyor.
    >> Sinir ağı.
    >> Evet. Düşünün madeniniz ücra bir yerde, enerji santraliniz başka bir yerde, robotlarınız fabrikada. Bunların hepsinin birbiriyle konuşması, veri alışverişi yapması gerekiyor.
    >> İletişim altyapısı. Yani >> işte plan S'nin uyduları bu iletişimi sağlıyor. Özellikle nesnelerin interneti yani IOT teknolojisi için kritik bir altyapı. Bu rapor şimdiye kadar 17 uyduyu başarıyla yürüngene yerleştirdiklerini söylüyor.
    >> Bu ciddi bir rakam. Hem de nasıl?
    Azerbaycan'ın Ulusal Uzay Ajansı Azerkosmos ile yaptıkları işbirliği de sadece yerel değil bölgesel bir güç olma niyetlerini açıkça ortaya koyuyor.
    >> Resim netleşiyor. Kısaca diğer iştiraklerden de bahsedelim mi? Envir yeni nesil batarya malzemeleri için ARGE yapıyor. Progresiva rüzgar enerjisi santralleri kuruyor. Emek elektrik yüksek gerilim ekipmanları üretiyor.
    Signum teknoloji de endüstriyel yazılımlar geliştiriyor. Yani bu saydıklarımızın hepsi ana imparatorluğun etrafındaki kaleleri ve destek hatlarını oluşturuyor.
    >> Mükemmel bir özet. ham maddeden başlıyor. Onu işleyecek bataryayı üretiyor. O bataryanın kullanılacağı robotu yapıyor ve tüm bu sistemleri uzaydan birbirine bağlayacak uyduları yörüngeye gönderiyor. Kağıt üzerinde kusursuz.
    >> Kağıt üzerinde. Evet. Kendi kendine yeten bir ekosistem.
    >> Kağıt üzerinde. İşte geldik zurnanın zırt dediği yere. Bu kadar heyecan verici, bu kadar büyük bir vizyon var ama bu değirmenin suyu nereden geliyor?
    Finansallar ne durumda? Burası işin renginin değiştiği yer.
    >> Hadi bu rakamların ne anlama geldiğine daha yakından bakalım. 2025'in ilk 9 ayında satışlar yani hasılat geçen seneye göre %30 artarak 9,1 milyar liraya ulaşmış.
    >> Bu kulağa harife geliyor.
    >> Evet. Büyüme devam ediyor. Şirket mal satıyor. Buraya kadar sorun yok.
    >> Ama >> ama tablonun en alt satırına indiğimde şok oldum. Geçen sene aynı dönemde 1,1 milyar liranın üzerinde kar açıklayan şirket bu sene 452 milyon lira zarara geçmiş. Bir saniye. Satışlarınız %30 artarken nasıl olur da 1 milyar kardan yarım milyar zarara düşersiniz? Bu nasıl mümkün olabilir? İşte bu o büyük hayallerin bedelinin ödendiği yer. Şöyle bir benzetme yapalım. Maaşınızın %30 arttığını düşünün. Harika bir haber.
    >> Evet. Ama aynı dönemde o büyük hayallerle aldığınız evin kredisinin faiz oranları 3 katına çıkıyor. Artan maaşınız daha evinize yiyecek almadan tamamen faiz ödemelerine gidiyor.
    Kontrol matiğin durumu da tam olarak bu.
    >> Yani asıl katil yatırım yapmak için çekilen kredilerin maliyeti mi?
    >> Kesinlikle. Rapordaki finansman giderleri kalemine baktığımızda geçen yıla göre iki kattan fazla artarak 3,5 milyar liraya fırladığını görüyoruz.
    inanılmaz.
    >> Şirketin operasyonlarından kazandığı para az önce saydığımız o devasa batarya fabrikasının, robot tesislerinin, maden yatırımlarının, borçlarının faizini ödemeye bile yetmiyor. Kar marjları da ciddi şekilde daralmış.
    >> Bilançaya yani şirketin varlık ve borçlarının fotoğrafına baktığımızda da bu stresi görüyoruz. Toplam varlıklar 35 milyar liraya çıkmış. Güzel. Ama toplam borçlar da 28 milyar lirayı geçmiş.
    Özellikle net finansal borç yani kasadaki para düşüldükten sonraki borç.
    >> Evet. O kalem çok önemli.
    >> %45 artışla 12 milyar liraya aşmış. Bu korkutucu bir artış değil mi?
    >> Bu tam bir ağır yatırım dönemindeki şirket tablosu. Kasadaki nakit ve benzeri varlıkların yılbaşına göre %84 gibi bıçak gibi bir düşüş göstermesi de bu durumun en net kanıtı. Para eriyor resmen. Para durmuyor. Sürekli olarak yatırımlara akıyor. Stratejileri çok net. Önce imparatorluğu kuralım. Her alanda pazar lideri olalım. Karlılık sonraki iş. Ama bu finansal olarak çok ince bir ipte yürümek demek. Anlaşılan o ki şirkette bu durumun farkında. Çünkü raporun sonunda bu finansal tabloya doğrudan cevap niteliğinde olan bilanço tarihinden sonraki bazı hamlelerden bahsediliyor.
    >> Evet. Bunlar adeta şirketin can havliyle attığı stratejik adımlar.
    >> Bunlar bize gelecek hakkında önemli ipuçları veriyor.
    >> İlki Pomegan'ın Meksika hamlesi. Pomega Meksika adıyla bir şirket kuruyorlar.
    Amaçları önce Türkiye'de ürettikleri ürünleri Latin Amerika'ya satmak, sonra da orada bir tesis kurmak.
    >> Peki buradaki stratejik detay ne?
    >> Rapordaki en kritik detay şu: Çin menşeeli bileşen kullanılmaması.
    Bu neden bu kadar önemli? Çünkü bu doğrudan ABD pazarına yönelik bir mesaj.
    ABD Çin teknolojisine karşı ciddi kısıtlamalar ve kendi müttefikleriyle üretilen ürünlere yönelik büyük teşvikler getiriyor. Kontrolmatik Meksika'da Çinsiz bir üretim üssü kurarak Kuzey Amerika pazarına girmek için altın bir bilet kazanmış oluyor.
    >> Çok akıllıca bir jeopolitik ve ticari konumlanma. Kesinlikle. Yani yeni ve karlı bir pazar bularak nakit akışını güçlendirmeye çalışıyorlar. İkinci hamle de yine parayla ilgili. Eurobond ihracı.
    Londra borsasında 20 milyon dolarlık bir tahvil satışı yapmışlar. Bunun anlamı şu: Şirket artık finansal olarak olgunlaştığını gösteriyor. Sadece yerel bankalara değil, uluslararası sermaye piyasalarına da merhaba ben buradayım ve borçlanacak kadar güvenilirim." diyorlar.
    >> Bu hamle baskıyı azaltır mı? hem fonlama kaynaklarını çeşitlendiriyorlar hem de borçlarının vadesini uzatarak kısa vadeli finansal baskıyı hafifletiyorlar.
    Bu uluslararası yatırımcılar nezdindeki kredibilitelerinin bir kanıtı ve son olarak en büyük hamle geliyor. %300 oranında dev bir bedelli sermaye artırımı planı. Yani mevcut ortaklardan şirkete ek para koymalarını istiyorlar.
    Bu da finansal tabloyla birebir bağlantılı. Artık borçla büyümenin sınırlarına geldiklerinin farkındalar.
    Bu hamleyle aslında yatırımcılarına şunu diyorlar. Biz vizyonumuzu ortaya koyduk.
    İmparatorluğun temellerini attık.
    >> Ama motorun çalışması için yakıt lazım.
    >> Aynen öyle. Taze yakıta yani öz kaynağa ihtiyacımız var. Eğer bu hikayeye inanıyorsanız gelin bu büyümenin bir sonraki aşamasını birlikte finanse edelim. Bu borca olan bağımlılığı azaltacak ve Pomega, MC Fly gibi projeler için gereken parayı sağlayacak.
    >> Peki tüm bu parçaları birleştirdiğimizde ne görüyoruz? Karşımızda artık bir mühendislik firması değil, toprağın altındaki madenden gökyüzündeki uyduya kadar her alanda var olmaya çalışan agresif vizyoner. Ama >> ama aynı zamanda finansal olarak da sonuna kadar gerilmiş bir teknoloji holdingi adayı var. Kesinlikle finansallar bu inanılmaz hırsın bedelini ve riskini gözler önüne seriyor. Bu klasik bir güme hikayesinin en ekstrem örneklerinden biri. Gelecekteki devasa getiri potansiyeli için kısa vadeli karlılıktan tamamen feragat etme. Yani ya batacaklar ya çıkacaklar ortası yok gibi.
    >> Başarıları ya da başarısızlıkları bu kadar çeşitli ve karmaşık projeyi küresel ölçekte ne kadar iyi yönetebileceklerine ve bu devasa yatırımların ne zaman para kazanmaya başlayacağına bağlı olacak. Kontrol Mati'in sloganını tekrar hatırlayalım.
    Teknolojiyi kontrol eden geleceği kontrol eder. Hammaddeyi çıkaran madencilikten onu işleyen batarya fabrikalarına, bu bataryaları kullanan robotlardan, tüm bunları birbirine bağlayan uydulara kadar uzanan bu dikey entegrasyon stratejisine baktıktan sonra size düşünmeniz için bir soru bırakıyoruz. Kırılgan küresel tedarik zincirleri çağında böylesine kendine yeterli bir teknoloji ekosistemi kurmak kurumsal ve hatta ulusal güç için yeni bir model mi? Yoksa bir şirketi haddinden fazla alana yayan her an çökebilecek yüksek riskli bir kumar mı?

  2. **Kontrolmatik Teknoloji (KONTR) Büyük Vizyon, İnce Finansal İp**

    Kontrolmatikin 2025/3Ç faaliyet raporu, tek bir şirketten ziyade çok katmanlı bir teknoloji holdingi inşa edilmeye çalışıldığını gösteriyor. Madencilikten bataryaya, robottan uyduya uzanan bu yapı, klasik bir mühendislik firmasının çok ötesinde; dikey entegrasyonun en agresif örneklerinden biri. Ancak bu vizyonun bedeli, finansal tablolarda net biçimde hissediliyor.

    **Stratejik Vizyon: Adan Zye Kontrol**

    * Şirketin ana stratejisi, kritik teknolojilerde **tedarik zincirini tamamen kendi kontrolüne almak**.
    * Antimon madenciliği ile batarya hammaddesine doğrudan erişim sağlanıyor; Pomega ile bu hammadde yüksek katma değerli LFP hücrelere dönüştürülüyor.
    * MC Fly ile bu bataryaların kullanılacağı robotik sistemler geliştiriliyor; Plan-S ortaklığı ile tüm bu sistemlerin haberleşme altyapısı uzaydan sağlanıyor.
    * Bu yapı, dışa bağımlılığı sıfıra indirme hedefinin somut karşılığı.

    Bu yönüyle Kontrolmatik, yalnızca ticari değil **jeopolitik ve stratejik** bir pozisyon almaya çalışıyor.

    **Operasyonel Gerçeklik: Satış Var, Karlılık Yok**

    * 2025in ilk 9 ayında hasılat %30 artarak 9,1 milyar TLye ulaşmış durumda; yani talep ve satış tarafında sorun yok.
    * Buna karşın geçen yıl aynı dönemde 1,1 milyar TL kâr açıklayan şirket, bu yıl **452 milyon TL zarar** yazıyor.
    * Temel neden operasyonel zayıflık değil; **finansman giderleri**. Yatırımlar krediyle finanse edildiği için faiz yükü patlamış durumda.
    * Finansman giderleri 3,5 milyar TL seviyesine çıkmış ve operasyonel kârı tamamen eritmiş.

    Bu tablo, büyüme var ama nefes yok şeklinde özetlenebilir.


    **Bilanço Okuması: Ağır Yatırım Dönemi Profili**

    * Toplam varlıklar 35 milyar TL ye yükselmiş olsa da toplam borç 28 milyar TLyi aşmış durumda.
    * Net finansal borç %45 artışla 12 milyar TL seviyesinde.
    * Nakit ve benzerleri %84 oranında erimiş; şirket kasada para tutmuyor, sürekli yatırıma yönlendiriyor.

    Bu, klasik bir **yüksek kaldıraçlı büyüme** stratejisi ve hata toleransı oldukça düşük.

    **Karşı Hamleler: Yönetim Riskin Farkında**

    Raporda bilanço tarihinden sonra yapılan hamleler, yönetimin bu riskin farkında olduğunu gösteriyor:

    * **Pomega Meksika hamlesi**, Çin menşeli bileşen içermeyen üretimle ABD pazarına giriş hedefliyor. Bu, ticaret savaşları çağında son derece akıllıca bir konumlanma.
    * **Eurobond ihracı**, şirketin uluslararası finans çevrelerinde belirli bir kredibilite kazandığını gösteriyor ve vade yapısını rahatlatıyor.
    * **%100 bedelli sermaye artırımı**, borçla büyümenin sınırına gelindiğinin açık itirafı. Şirket artık özkaynakla yol almak istiyor.

    Bu adımlar savunma refleksi değil, **stratejik yeniden dengeleme** çabası olarak okunmalı.

    **Genel Değerlendirme: Ya Çok Büyük Başarı, Ya Ciddi Sorun**

    Kontrolmatik bugün klasik bir sanayi şirketi değil; **yüksek risk yüksek getiri** profiline sahip bir teknoloji holdingi adayı.
    Bu modelin sonucu iki uçlu:

    * Yatırımlar zamanında devreye girer, Pomega ve robotik tarafı küresel ölçekte ölçeklenirse **olağanüstü değer yaratımı**
    * Finansman baskısı uzar, nakit akışı gecikirse **borç kaynaklı ciddi kırılganlık**

    Ortası yok denecek kadar az.

    **Sonuç Cümlesi (Net):
    Kontrolmatik, bugünün kârını değil, geleceğin sektör liderliğini satın almaya çalışan bir yapı. Bu, sabırsız yatırımcı için tehlikeli; uzun vadeli ve risk tolere edebilen yatırımcı için ise nadir bulunan bir hikâye. Sloganla bitirmek gerekirse:

    **Teknolojiyi kontrol etmek istiyorlar, ama zaman ve finansmanı da kontrol edebilmeleri şart.**


    2025 sonu tablo böyleydi. 2026 başında tablo pozitif yönde değişti..
    Son düzenleme : carizma; Dün saat: 16:14.

  3. kontrolmatic halka açıklık oranı %71.82 görülüyor.
    sami aslanhan % 10.02 bunun kap haberi 22-12-2025 te var
    ömer ünsalan %10.06 yüzde 30 değil iki patronun toplamı
    tera %5 takasda değil borsada işlem gören tip değil çünkü henüz.
    toplam 25.08 halka açıklın %74.92 olması lazım ama %71.82
    %3.10 luk yaklaşık 39 mılyon lot tahminen kmt de satabilecekleri bu kadar mal kaldı.

    patronlarda kmt hariç % 20 mal kaldı. satarlarsa bunlardan şirket yönetimi başkanlığına veda edebilirler. yönetim kurulunda olurlar.

    birde marbaş in geçtğimiz hafta salı günü sattığı 16 mılyon lot yatırım fonlarından çıktı. oyak 10 mılyon ak 6 mılyon aldı.yada devredildi.
    oyak aldığı malın 1 mılyon lotunu cuma sattı. devam edecektir herhalde.
    ama satılacak çok yüklü mal fazla kalmadı. kmt de 39 mılyon lotuda verirlerse sürpriz verilecek mal kalmıyacak gibi.

  4. yeni motto

    geçmişte teknolojıyı kontrol etmek yeter diyorduk , 2026 da yetmez finansmanı da kontrol edeceğiz diyoruz. .

  5. Ha gayret...
    Kendine bile ait olmayan fikirleri cımbızlayarak,
    yapay zekaya bile istediğin cevapları verdirecek soruları sorarak, belki sayfaları kaydırabilirsin...

    Al bakalım, çok sevdiğin "yapay zeka" KONTROLMATİK analizi:

    Kontrolmatik (KONTR):
    2025 yılının son çeyreği (3. çeyrek, Temmuz-Eylül dönemi) bilanço verileri Kasım 2025'te açıklandı.
    Şirketin 9 aylık (Ocak-Eylül) toplamı -452 milyon TL net zarar gösterirken,
    sadece 3. çeyrekte :-559 milyon TL zarar kaydedildi (önceki çeyreklerde kısmi telafi vardı).

    Son Çeyrek (3Ç2025) Ana Kalemler

    Gelir: 2.7 milyar TL (yıllık %3 artış, ama çeyreksel %34 düşüş).
    FAVÖK: -72 milyon TL (negatif, önceki yıl pozitifti).
    Net Zarar: -559 milyon TL (önceki yıl aynı çeyrekte kar vardı).
    Satışlar 9 Aylık: 9.1 milyar TL (%30 artış).
    Özkaynaklar: Çeyreklik %11 azalma.
    Net Borç/FAVÖK: 19.3x'e yükseldi (yüksek borçluluk).

    Zararların ana sebepleri:
    Yüksek yatırım giderleri (batarya fabrikası, yurtdışı projeler), operasyonel karlılık düşüşü, yüksek vergi gideri ve finansman maliyetleri.
    Riskler Neler?

    Son çeyrek bilanço zayıflığıyla birlikte öne çıkan riskler:
    Yüksek Borçluluk ve Finansman Riski
    Net borç pozisyonu kötüleşti, faiz yükü artıyor.
    Kur riski ekleniyor :Faiz oranları yüksek kalırsa zarar derinleşebilir.

    Karlılık Erozyonu
    Satış artsa da marjlar daralıyor (brüt kar %23 düşüş, FAVÖK negatif).
    Yatırımlar kısa vadede maliyet yaratıyor, getiri gecikebilir. Devam eden zararlar özkaynakları eritiyor.

    Yatırım Getirisi Belirsizliği
    Batarya (Pomega), enerji depolama ve yurtdışı projeler uzun vadeli, ama regülasyon değişiklikleri, gecikmeler veya talep düşüşü riski var. 2026'da toparlanma olmazsa bilanço baskısı sürer.

    Piyasa ve Likidite Riski
    Hisse volatil, 2025'te ciddi düşüş yaşadı. Zarar haberleri satış baskısı yaratabilir. Likidite düşükse ani düşüşler olabilir.
    Sektörel Riskler
    Yenilenebilir enerji teşvikleri değişirse veya rekabet artarsa (Çin batarya üreticileri) marjlar daha da sıkışabilir.

    Şimdi şuna karar vermek lazım...:
    Sen gerçekten yatırımcı mısın?
    Bunca riski alıp (fırsat maliyeti, döviz ve faiz riski vb.) orta-uzun vade zararına katlanarak,
    bu risklerin olumluya dönmesini umuyor/bekliyorsun?

    Yoksa olta mı atıyorsun?

    Not: Kimseyi etkilemeden, karşı görüşlere sataşmadan, şirkete inandığından veya başka nedenle tutan yatırımcılar alınmasın lütfen. Dilerim herkesin, kalbindeki "gerçek niyetine" göre olur akıbeti.
    Son düzenleme : KısaVade; Dün saat: 16:51.
    Al,sat,tut,yakala,sık,bırak vb. tavsiye için aracı kurumunuzla görüşün.

  6. Resmî Gazeteâde Lityum-İyon Batarya İthalatına Gözetim Tebliği (No: 2026/19) yayımlandı ve özellikle LFP (lityum demir fosfat) prizmatik bataryaları kapsayacak şekilde ithalat gözetimi uygulaması yürürlüğe girdi.
    enerjidepolama.org


    Tebliğin Özeti Neler Getiriyor?

    Tebliğ kapsamı:
    Lityum-iyon bataryalar arasında özellikle LFP (lityum demir fosfat) prizmatik bataryalar belirli gerilim ve teknik özellikler açısından gözetim kapsamına alındı.
    enerjidepolama.org

    Gözetim uygulaması yürürlüğe girme tarihi:
    Tebliğ, Resmî Gazetede yayımlanmasının ardından 30 Ocak 2026da yürürlüğe girdi.
    Yeşil Ekonomi

    Gözetim kriterleri ve birim kıymetler:

    Gerilimi 4,9 V ile 400 V arasında olan LFP bataryalar için gözetim birim kıymeti: 12 ABD Doları/kg

    Gerilimi 400 V üzeri olanlar için gözetim birim kıymeti: 15 ABD Doları/kg
    Bu, gözetim belgesi kapsamında belirlenen referans değerlere göre gümrük işlemlerinde dikkate alınacak bir kıymet türüdür.
    Yeşil Ekonomi

    Ticaret Bakanlığ ndan alınacak gözetim belgesi olmadan LFP ve diğer lityum-iyon bataryaların ithalat işlemleri tamamlanamaz.
    Yeşil Ekonomi

    POMEGAya Ne İfade Ediyor?
    1) Rekabet Avantajı Sağlıyor

    Gözetim uygulaması, özellikle düşük fiyatlı ithal bataryaların:

    Kolay ve hızlı ithalat yapmasını zorlaştırabilir

    Ek süreç ve maliyet yükü getirebilir

    Bu durum, yerli üreticiler için rekabet avantajı yaratma potansiyeline sahiptir. Özellikle POMEGA gibi yerli LFP batarya üreticileri, bu düzenleme sayesinde ithal ürünlerle fiyat ve süreç açısından daha dengeli rekabet edebilirler.
    enerjidepolama.org

    2) İthal Maliyet ve Süreç Etkisi

    Tebliğ, gözetim belgesi ve belirlenen referans kıymetler ile ithalat süreçlerine ek gereklilikler ekler:

    Ek belge zorunluluğu

    Birime göre gözetim kıymeti hesaplaması

    Potansiyel gümrük gecikmeleri

    Bu da ithal bataryaların toplam maliyetini bir miktar yukarı çekebilir ve tedarik sürelerini etkileme riski yaratabilir.
    Yeşil Ekonomi

    3) Yerlileşmeyi Teşvik Ediyor

    Türkiye nin enerji depolama ve batarya üretimi alanında yerli tedarik zinciri kurma hedefi var. Bu kapsamda:

    Gözetim uygulaması,

    Daha önce getirilen ek gümrük vergisi,

    GTİP sınıflandırma güncellemeleri

    gibi önlemler, yerli üretimin pazar payını korumayı ve artırmayı amaçlıyor.
    Yeşil Ekonomi

    Bu bağlamda POMEGA için:

    Yerli üretimi tercih eden alıcılar için teşvik unsuru
    İç pazarda ithal rakiplerin baskısının azaltılması
    Üretim kapasitesinde güçlü olanlar için yeni fırsatlar

    gibi avantajlar doğurabilir.
    enerjidepolama.org

    Dikkat Edilmesi Gerekenler
    İhracata Doğrudan Etkisi Sınırlı

    Bu tebliğ ihracat odaklı büyümeyi doğrudan teşvik etmez yalnızca iç pazar rekabetini düzenler. Yani POMEGAnın ihracat stratejisi için başka faktörler (teknoloji, kalite, fiyat, uluslararası sertifikasyon vb.) daha belirleyici olur.

    Girdi Bağımlılığı Kaldıysa Etki Azalır

    Eğer POMEGA hâlâ önemli oranda ithal hücre, malzeme veya komponent kullanıyorsa, gözetim uygulaması dolaylı olarak girdi maliyetini etkileyebilir. Bu durumda avantaj görece daha sınırlı olur.
    Özet

    LFP ithalat gözetim tebliği Resmî Gazete¢de yayımlandı ve 30 Ocak 2026da yürürlüğe girdi.
    Yeşil Ekonomi

    Gözetimle birlikte belirli gerilimdeki LFP bataryalar için gözetim kıymetleri ve belge zorunluluğu geldi.
    Yeşil Ekonomi

    Bu düzenleme yerli üreticilere avantaj sağlayabilir, özellikle iç pazarda ithal ürünlerle rekabeti dengeler.
    enerjidepolama.org

    Ancak ihracata etkisi sınırlı olup, teknoloji ve üretim gücü gibi faktörler hâlâ kritik.


    Sayın carızma ve dıger forum uyelerı bu durum hakkındakı degerlendırmelerınız nelerdır
    Söyledıklerım Benı Baglar Kesınlıkle Yatırım Tavsıyesı Degıldır.

  7. Birinci olarak, tekil LFP hücre ithalatı bu tebliğden doğrudan etkilenmemektedir. Nominal gerilimi yaklaşık 3,2 V olan tek hücreler gözetim kapsamına girmediği için, bu hücrelerin Türkiyeye ithal edilip burada seri/paralel bağlanarak modül, pack veya ESS ürününe dönüştürülmesi halinde gözetim kıymeti uygulanmaz. Bu durum, hücreden başlayarak üretim yapan yerli firmalar için açık bir avantaj yaratmaktadır.

    İkinci olarak, seri bağlanmış şekilde ithal edilen tüm LFP ürünler gözetim kapsamındadır. En az iki LFP hücrenin seri bağlanmasıyla oluşan 2S ve üzeri yapılar alt modül, modül, pack veya all-in-one ESS fark etmeksizin nominal gerilim 4,9 V eşiğini geçtiği için gözetim uygulamasına tabi olur. Bu nedenle, modül veya paket halinde ithalat yapan firmalar doğrudan maliyet artışı ile karşılaşmaktadır.

    Üçüncü olarak, iş modeli bazında en az etkilenen firmalar hücreden sisteme kadar üretimi Türkiyede yapanlardır. Hücre, modül ve pack üretimini yerli olarak gerçekleştiren firmalar gözetimden etkilenmezken; hücreyi ithal edip Türkiyede pack üreten firmalar dolaylı olarak yalnızca girdi maliyetleri üzerinden sınırlı etki hisseder. Buna karşılık, modül veya pack ithal edip sadece entegrasyon yapan firmalar ciddi rekabet dezavantajı yaşamaktadır.

    Dördüncü olarak, hazır ESS ve all-in-one sistem ithalatçıları en yüksek etkiyi yaşayan gruptur. Evsel, C&I veya konteyner tipi hazır ESS sistemleri genellikle 400 V üzeri yapılar olduğundan, kilogram başına 15 ABD Doları gözetim kıymetine tabi tutulmaktadır. Bu durum, bu iş modelinin maliyet yapısını önemli ölçüde bozmakta ve pazardan çekilme riskini artırmaktadır.

    Beşinci olarak, ürünün kilogram başına fiyatı gözetimin etkisini belirleyen kritik faktördür. Kilogram başına 12 ABD Dolarının altında beyan edilen ürünlerde gözetim kıymeti üzerinden vergi hesaplanırken, bu değerin üzerindeki ürünler için fiili bir ek yük oluşmamaktadır. Bu nedenle düşük fiyatlı ve düşük beyanlı ürünler ciddi şekilde etkilenirken, zaten yüksek kaliteli ve yüksek fiyatlı ürünlerin ithalatı büyük ölçüde devam edebilmektedir.

    Altıncı olarak, sektör bazında en fazla etkilenen alanlar evsel ESS, C&I ESS ve konteyner ESS projeleridir. Bu segmentlerde modül ve pack ithalatı yaygın olduğu için gözetim uygulaması maliyetleri doğrudan yukarı çekmektedir. Buna karşın, lisanslı projeler ve kamu bağlantılı yatırımlar yerli üretime yönelme eğilimi gösterdiğinden, orta vadede yerli üreticiler için fırsat alanı oluşmaktadır.

    Son olarak, bu tebliğden kazançlı çıkanlar gerçek anlamda üretim yapan firmalardır. Hücreden başlayarak ürün geliştiren, Türkiye de katma değer yaratan ve sadece montaj değil üretim yapan firmalar rekabet avantajı elde etmektedir. Buna karşılık, düşük maliyetli ithal ürünlerle fiyat kırmaya dayalı iş modelleri sürdürülebilirliğini kaybetmektedir.

    Devlet, büyük ve güçlü LFP bataryaların ucuz girip piyasayı bozmasını istemiyor; ya fiyatı yukarıdan sayıyor ya da belge istiyor.

    31 Aralık 2025 tarihli Tebliğ ile yüksek voltajlı LFP bataryalara ithalatta asgari birim gümrük kıymeti getirilmesi, Pomega açısından rekabet avantajı yaratır; çünkü ithal, özellikle Çin menşeli bataryaların maliyeti yükselirken yerli üretim yapan Pomega bu gözetim yükünden büyük ölçüde etkilenmez, proje geliştiriciler için ithalat riskli ve pahalı hale gelirken yerli tedarik daha öngörülebilir olur ve bu durum Pomeganın talebini, pazarlık gücünü ve fiyatlama esnekliğini artırarak enerji depolama projelerinde tercih edilirliğini yükseltir.
    Son düzenleme : carizma; Dün saat: 19:12.

  8. Bu sirket hostile take over icin birebir aday bir sirkettir, diye soylemistim. Turk varliklarina ilgi olmasi durumunda 350 milyon dolarlik deger, cesitli teknoloji firmalari portfoyu olan bir sirketi ele gecirmek bedavadan hallice olurdu. BIST icinde hard core technology ureten aslinda bir kac sirketten biri, belkide en onde geleni. Finansal sorunlari ayaklarini bagliyor, tabii bir de Turkiye'deki ekonomik yonetim, makro degiskenler.

    Emkel'i %20 ile kontrol eden patronlarada bu sekilde sirket kontrolunu yitirmek mustehak olur.

    Ayni sey Vestel icinde muhtemelen olabilir, yakin zamanda bakalim gorecegiz.

    Bakin olacak demiyorum, mumkundur diyorum, herhangi bir tastismaya girme durumunda degilim.

    Sise gibi enerjiye bagimli dusuk teknoloji dusuk kar marjli buyume perspektifi olmayan bir sirketin boyle bir durumu olmaz.

    Yukarida yazdiklarim yatirim tavsiyesi degildir.

Sayfa 276/279 İlkİlk ... 176226266274275276277278 ... SonSon

Yer İmleri

Yer İmleri

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •