https://www.youtube.com/watch?v=sq9Is_v9YyM
Merhaba. Bugünkü derinlemesine incelememize hoş geldiniz. Önümüzde e oldukça iddialı bir sloganı olan bir şirketin dokümanları duruyor.
Teknolojiyi kontrol eden geleceği kontrol eder.
>> Bahsettiğimiz şirket kontrol matik teknoloji ve elimizdeki 2025 3. çeyrek faaliyet raporunu okurken aslında iki farklı hikaye çıkıyor karşımıza.
>> Evet. Bir yanda madencilikten uzaya, bataryalardan robotlara uzanan inanılmaz hırslı bir vizyon var.
>> Diğer yanda ise bu devasa vizyonu hayata getirmenin getirdiği muazzam bir finansal yük. Rakamlar şirketin bu kumarın eee sınırlarında gezindiğini gösteriyor. Bizim buradaki görevimiz de bu iki hikayeyi bir araya getirip anlamlandırmak. Yani sizin için şu sorunun cevabını arayacağız. Bu rapor vizyoner bir dehanın mı yoksa pervasız bir hırsın mı kanıtı? Hadi o zaman bu büyük resimden başlayalım. Kontrolmatik teknoloji, enerji ve mühendislik aşe dediğimizde ne anlamalıyız?
Kaynaklarımıza göre 2008'de kurulmuş çok çok yetersiz kalıyor artık. Kesinlikle şirket 2020'de halka arz edilmiş ve bugün Borsa İstanbul'un en gözde şirketlerinin olduğu yıldız pazarda.
Rakamlara kabaca bakalım. 23 milyar liranın üzerinde bir piyasa değeri var.
Bu onu borsanın en büyük oyuncularından biri yapıyor.
>> Evet. Ama benim dikkatimi çeken ortaklık yapısı oldu. İki ana kurucu ortak var.
Sami Aslanhan ve Ömer Ünsalan. Ama ikisinin toplam payı %30 civarında.
>> Doğru.
>> Hisselerin yaklaşık %70'i halka açık. Bu kadar geniş bir halka açıklık oranı ne anlama geliyor?
>> Bu onların stratejisinin en temel yapı taşlarından biri aslında. Bu kadar büyük ve maliyetli bir vizyonu sadece iki ortağın sermayesiyle finanse edemezsiniz.
>> Mümkün değil. %70'lik halka açıklık şirkete sermaye piyasaları üzerinden sürekli taze para bulma yani büyüme hayallerini finanse etme imkanı tanıyor.
Raporda imtiyazlı payların olmadığı da özellikle vurgulanıyor.
>> Bu da şeffaflık demek sanırım.
>> Aynen öyle. Tüm hissedarların eşit söz hakkına sahip olduğu daha şeffaf bir yapıya işaret ediyor.
>> Anladım. Yani bu yapı birazdan konuşacağımız o devasa imparatorluğu kurmak için gerekli yakıtı sağlayan motor. Aslında >> mükemmel bir benzetme.
>> Peki o imparatorluğun parçaları neler?
Raporu okurken fark ettim ki kontrol matik artık tek bir şirket değil. Bir şirketler galaksisi. İstersen en temelden, her şeyin başladığı yerden yani toprağın altından başlayalım.
Yıldız antimon madencilik.
>> Evet.
>> Bir teknoloji şirketinin madencilikle ne işi olur? Bu bana ilk başta çok garip geldi.
>> İşte bu kontrol Matiğin dikey entegrasyon olarak adlandırılan stratejisinin en somut örneği ve bütün hikayeyi anlamak için kilit nokta.
>> Yani A'dan Z'ye her şeyi kontrol etmek tam olarak bu. Antimuan özellikle modern batarya teknolojilerinde ve enerji depolama sistemlerinde kullanılan kritik bir element. Şirket diyor ki ben geleceğin bataryalarını üreteceksem onun ham maddesini başkasından dilenmemeliyim. Tedarik zincirinin en başına yani madenin kendisine sahip olmalıyım. Yani küresel tedarik zincirlerinin ne kadar kolay kırılabildiğini gördüğümüz bir dönemde e kendi göbeğini kendi kesiyor. Bu inanılmaz bir stratejik avantaj. Peki raporda üretime dair bir veri var mı?
>> Var. Kütahya'daki tesiste piyasa değeri yaklaşık 3,5 milyon dolar olan 75 ton metal külçesi ürettiklerini belirtiyorlar. Ama daha da ilginç bir detay var.
>> Nedir o?
>> Bu madeni işledikleri cevher zenginleştirme tesisinin otomasyon sistemlerini de bizzat kontrol matik teknolojinin kendisi geliştirmiş. Kendi teknolojilerini kendi operasyonlarında test edip kullanıyorlar. Her şey birbiriyle bağlantılı.
>> Vay canına. Peki madeni çıkardılar. Bu hamadde nereye gidiyor? Bu da bizi galaksinin en parlak yıldızına, eee, Pomega enerji depolama teknolojilerine getiriyor sanırım.
>> Aynen öyle. Ankara Polatto'da devasa bir lityum iyon pil hücresi ve enerji depolama fabrikası kurdular. Rapor bunun Türkiye'nin ilk özel sektör yatırımı olduğunun altını çiziyor.
>> Kullandıkları teknoloji de önemli sanırım.
>> Kesinlikle. Lityum demir fosfat yani LFP. Bu teknoloji kobalt gibi hem etik açıdan sorunlu hem de temini zor madenleri içermiyor ve daha güvenli kabul ediliyor. Kapasite ne durumda?
Çünkü bu tür fabrikalarda ölçek her şeydir.
>> Doğru. 2023'te 500 MW saat MVH yani gibi bir başlangıç yapmışlar. 2024 hedefi ise bunu 4e katlayarak 2,2 GW saate çıkarmak. Ciddi bir büyüme >> ama asıl küreselle ki çıktıklarını gösteren gelişme Amerikalı Our Next Energy kısaca One firması ile yaptıkları 7 GW saatlik devasa üretim anlaşması.
>> Bu çok büyük bir rakam.
>> Bu sadece Türkiye pazarına değil doğrudan dünyaya oynadıklarını gösteriyor. Ayrıca ABD pazarı için olmazsa olmaz olan ul sertifikasını almaları ve Enerjisa gibi devlerle sözleşme imzalamaları da artık somut satışlar yapmaya başladıklarının kanıtı.
>> Tamam. Yani topraktan madeni çıkardılar.
Pomega bunu geleceğin petrolü olan bataryaya dönüştürdüler. Peki bu batarya neye güç verecek? Bu ekosistemin bir sonraki halkası ne? Rapor bizi robotlara yönlendiriyor. MC Fly robot teknolojileri MC Fly.
>> Evet. MC Fly insanlarla birlikte herhangi bir güvenlik kafesine ihtiyaç duymadan çalışabilen Kobot adı verilen kolaboratif robotlar geliştiriyor ve yine aynı stratejiyi görüyoruz.
>> Yani yine her şeyi kendileri mi yapıyorlar? Aynen. Rapor diyor ki, "Robotun kolundan motoruna beyni olan gömülü sistem yazılımından en hassas mekanik parçası olan redüktörüne kadar neredeyse her şeyi kendi bünyelerinde yerli olarak üretiyorlar." >> Bir dakika, bir dakika. Kendi redüktörlerini mi üretiyorlar? Bu bir otomobil firmasının kendi vidalarını ve somunlarını üretmeye karar vermesi gibi bir şey değil mi? İnanılmaz derecede karmaşık ve maliyetli olsa gerek. Neden bu kadar derine iniyorlar? Harika bir soru bu. Tam da onların felsefesini özetliyor. Dışa bağımlılığı sıfıra indirmeye arzusu. Redüktör bir robotun en kritik ve en yüksek teknolojili bileşenidir.
>> Anladım.
>> Eğer onu dışarıdan alırsanız hem teknolojik olarak birine bağımlılık alırsınız hem de kar marjınız düşer. MCF Lay, "Ben bu işin tam sahibi olacaksam en kritik parçasını da kendim yapmalıyım." diyor.
>> Riskli ama başarılı olursa da >> müthiş bir rekabet avantajı sağlayacak bir yaklaşım. Kesinlikle >> anlıyorum. Bu gerçekten de her şeyi kontrol etme felsefesinin bir yansıması.
Win Öia fuarında sergiledikleri sesli komutla çalışan yapay zekalı korodot ve kahve yapan barista robot gibi projeler de işin biraz daha şov ve pazarlama tarafı sanırım.
>> Tabii ki sadece üretmek yetmez. Bunu satabilmek ve inovasyon gücünü gösterebilmek de gerekir. Bu projeler şirketin bu kaslarının da güçlü olduğunu gösteriyor. Peki şimdiye kadar parçaları birleştirelim. Maden, batarya, robot. Bu üçü yeryüzünde ama kontrol matiğin vizyonu bununla sınırlı değil. Gökyüzüne hatta uzaya uzanıyorlar. Plan S, uydu ve uzay teknolojilerinin %25 ortağılar.
Uzay bu resmin neresine oturuyor? Bu kurdukları sistemin sinir ağını oluşturuyor.
>> Sinir ağı.
>> Evet. Düşünün madeniniz ücra bir yerde, enerji santraliniz başka bir yerde, robotlarınız fabrikada. Bunların hepsinin birbiriyle konuşması, veri alışverişi yapması gerekiyor.
>> İletişim altyapısı. Yani >> işte plan S'nin uyduları bu iletişimi sağlıyor. Özellikle nesnelerin interneti yani IOT teknolojisi için kritik bir altyapı. Bu rapor şimdiye kadar 17 uyduyu başarıyla yürüngene yerleştirdiklerini söylüyor.
>> Bu ciddi bir rakam. Hem de nasıl?
Azerbaycan'ın Ulusal Uzay Ajansı Azerkosmos ile yaptıkları işbirliği de sadece yerel değil bölgesel bir güç olma niyetlerini açıkça ortaya koyuyor.
>> Resim netleşiyor. Kısaca diğer iştiraklerden de bahsedelim mi? Envir yeni nesil batarya malzemeleri için ARGE yapıyor. Progresiva rüzgar enerjisi santralleri kuruyor. Emek elektrik yüksek gerilim ekipmanları üretiyor.
Signum teknoloji de endüstriyel yazılımlar geliştiriyor. Yani bu saydıklarımızın hepsi ana imparatorluğun etrafındaki kaleleri ve destek hatlarını oluşturuyor.
>> Mükemmel bir özet. ham maddeden başlıyor. Onu işleyecek bataryayı üretiyor. O bataryanın kullanılacağı robotu yapıyor ve tüm bu sistemleri uzaydan birbirine bağlayacak uyduları yörüngeye gönderiyor. Kağıt üzerinde kusursuz.
>> Kağıt üzerinde. Evet. Kendi kendine yeten bir ekosistem.
>> Kağıt üzerinde. İşte geldik zurnanın zırt dediği yere. Bu kadar heyecan verici, bu kadar büyük bir vizyon var ama bu değirmenin suyu nereden geliyor?
Finansallar ne durumda? Burası işin renginin değiştiği yer.
>> Hadi bu rakamların ne anlama geldiğine daha yakından bakalım. 2025'in ilk 9 ayında satışlar yani hasılat geçen seneye göre %30 artarak 9,1 milyar liraya ulaşmış.
>> Bu kulağa harife geliyor.
>> Evet. Büyüme devam ediyor. Şirket mal satıyor. Buraya kadar sorun yok.
>> Ama >> ama tablonun en alt satırına indiğimde şok oldum. Geçen sene aynı dönemde 1,1 milyar liranın üzerinde kar açıklayan şirket bu sene 452 milyon lira zarara geçmiş. Bir saniye. Satışlarınız %30 artarken nasıl olur da 1 milyar kardan yarım milyar zarara düşersiniz? Bu nasıl mümkün olabilir? İşte bu o büyük hayallerin bedelinin ödendiği yer. Şöyle bir benzetme yapalım. Maaşınızın %30 arttığını düşünün. Harika bir haber.
>> Evet. Ama aynı dönemde o büyük hayallerle aldığınız evin kredisinin faiz oranları 3 katına çıkıyor. Artan maaşınız daha evinize yiyecek almadan tamamen faiz ödemelerine gidiyor.
Kontrol matiğin durumu da tam olarak bu.
>> Yani asıl katil yatırım yapmak için çekilen kredilerin maliyeti mi?
>> Kesinlikle. Rapordaki finansman giderleri kalemine baktığımızda geçen yıla göre iki kattan fazla artarak 3,5 milyar liraya fırladığını görüyoruz.
inanılmaz.
>> Şirketin operasyonlarından kazandığı para az önce saydığımız o devasa batarya fabrikasının, robot tesislerinin, maden yatırımlarının, borçlarının faizini ödemeye bile yetmiyor. Kar marjları da ciddi şekilde daralmış.
>> Bilançaya yani şirketin varlık ve borçlarının fotoğrafına baktığımızda da bu stresi görüyoruz. Toplam varlıklar 35 milyar liraya çıkmış. Güzel. Ama toplam borçlar da 28 milyar lirayı geçmiş.
Özellikle net finansal borç yani kasadaki para düşüldükten sonraki borç.
>> Evet. O kalem çok önemli.
>> %45 artışla 12 milyar liraya aşmış. Bu korkutucu bir artış değil mi?
>> Bu tam bir ağır yatırım dönemindeki şirket tablosu. Kasadaki nakit ve benzeri varlıkların yılbaşına göre %84 gibi bıçak gibi bir düşüş göstermesi de bu durumun en net kanıtı. Para eriyor resmen. Para durmuyor. Sürekli olarak yatırımlara akıyor. Stratejileri çok net. Önce imparatorluğu kuralım. Her alanda pazar lideri olalım. Karlılık sonraki iş. Ama bu finansal olarak çok ince bir ipte yürümek demek. Anlaşılan o ki şirkette bu durumun farkında. Çünkü raporun sonunda bu finansal tabloya doğrudan cevap niteliğinde olan bilanço tarihinden sonraki bazı hamlelerden bahsediliyor.
>> Evet. Bunlar adeta şirketin can havliyle attığı stratejik adımlar.
>> Bunlar bize gelecek hakkında önemli ipuçları veriyor.
>> İlki Pomegan'ın Meksika hamlesi. Pomega Meksika adıyla bir şirket kuruyorlar.
Amaçları önce Türkiye'de ürettikleri ürünleri Latin Amerika'ya satmak, sonra da orada bir tesis kurmak.
>> Peki buradaki stratejik detay ne?
>> Rapordaki en kritik detay şu: Çin menşeeli bileşen kullanılmaması.
Bu neden bu kadar önemli? Çünkü bu doğrudan ABD pazarına yönelik bir mesaj.
ABD Çin teknolojisine karşı ciddi kısıtlamalar ve kendi müttefikleriyle üretilen ürünlere yönelik büyük teşvikler getiriyor. Kontrolmatik Meksika'da Çinsiz bir üretim üssü kurarak Kuzey Amerika pazarına girmek için altın bir bilet kazanmış oluyor.
>> Çok akıllıca bir jeopolitik ve ticari konumlanma. Kesinlikle. Yani yeni ve karlı bir pazar bularak nakit akışını güçlendirmeye çalışıyorlar. İkinci hamle de yine parayla ilgili. Eurobond ihracı.
Londra borsasında 20 milyon dolarlık bir tahvil satışı yapmışlar. Bunun anlamı şu: Şirket artık finansal olarak olgunlaştığını gösteriyor. Sadece yerel bankalara değil, uluslararası sermaye piyasalarına da merhaba ben buradayım ve borçlanacak kadar güvenilirim." diyorlar.
>> Bu hamle baskıyı azaltır mı? hem fonlama kaynaklarını çeşitlendiriyorlar hem de borçlarının vadesini uzatarak kısa vadeli finansal baskıyı hafifletiyorlar.
Bu uluslararası yatırımcılar nezdindeki kredibilitelerinin bir kanıtı ve son olarak en büyük hamle geliyor. %300 oranında dev bir bedelli sermaye artırımı planı. Yani mevcut ortaklardan şirkete ek para koymalarını istiyorlar.
Bu da finansal tabloyla birebir bağlantılı. Artık borçla büyümenin sınırlarına geldiklerinin farkındalar.
Bu hamleyle aslında yatırımcılarına şunu diyorlar. Biz vizyonumuzu ortaya koyduk.
İmparatorluğun temellerini attık.
>> Ama motorun çalışması için yakıt lazım.
>> Aynen öyle. Taze yakıta yani öz kaynağa ihtiyacımız var. Eğer bu hikayeye inanıyorsanız gelin bu büyümenin bir sonraki aşamasını birlikte finanse edelim. Bu borca olan bağımlılığı azaltacak ve Pomega, MC Fly gibi projeler için gereken parayı sağlayacak.
>> Peki tüm bu parçaları birleştirdiğimizde ne görüyoruz? Karşımızda artık bir mühendislik firması değil, toprağın altındaki madenden gökyüzündeki uyduya kadar her alanda var olmaya çalışan agresif vizyoner. Ama >> ama aynı zamanda finansal olarak da sonuna kadar gerilmiş bir teknoloji holdingi adayı var. Kesinlikle finansallar bu inanılmaz hırsın bedelini ve riskini gözler önüne seriyor. Bu klasik bir güme hikayesinin en ekstrem örneklerinden biri. Gelecekteki devasa getiri potansiyeli için kısa vadeli karlılıktan tamamen feragat etme. Yani ya batacaklar ya çıkacaklar ortası yok gibi.
>> Başarıları ya da başarısızlıkları bu kadar çeşitli ve karmaşık projeyi küresel ölçekte ne kadar iyi yönetebileceklerine ve bu devasa yatırımların ne zaman para kazanmaya başlayacağına bağlı olacak. Kontrol Mati'in sloganını tekrar hatırlayalım.
Teknolojiyi kontrol eden geleceği kontrol eder. Hammaddeyi çıkaran madencilikten onu işleyen batarya fabrikalarına, bu bataryaları kullanan robotlardan, tüm bunları birbirine bağlayan uydulara kadar uzanan bu dikey entegrasyon stratejisine baktıktan sonra size düşünmeniz için bir soru bırakıyoruz. Kırılgan küresel tedarik zincirleri çağında böylesine kendine yeterli bir teknoloji ekosistemi kurmak kurumsal ve hatta ulusal güç için yeni bir model mi? Yoksa bir şirketi haddinden fazla alana yayan her an çökebilecek yüksek riskli bir kumar mı?

Alıntı yaparak yanıtla

Yer İmleri