Sayfa 6237/7020 İlkİlk ... 52375737613761876227623562366237623862396247628763376737 ... SonSon
Arama sonucu : 56156 madde; 49,889 - 49,896 arası.

Konu: Sanat Mozaik

  1. Italyan film yapimcisi, senarist ve yonetmen ( Giuseppe Vasaturo ) Giuseppe Amato'nun dogum yildonumu ( 24 Agustos 1899 )




  2. Alman ressam Gustav Wertheimer’in olum yildonumu ( 24 Agustos 1902 )

    La leçon d'escrime, 1885




    Les lions à l'affut, XIXe siècle


  3. Ingiliz ressam Graham Vivian Sutherland’in dogum yildonumu ( 24 Agustos 1903 )

    Devastation, 1941: An East End Street




    Slag-ladles, 1943


  4. Italya'nin sevilen tiyatro ve komedi ustalarindan Peppino De Filippo'nun dogum yildonumu ( 24 Agustos 1903 )






  5. Belcikali ressam Alfred Émile Léopold Stevens’in olum yildonumu ( 24 Agustos 1906 )

    Elegant Figures in a Salon, 1840




    L'Ètude du Rôle, 1888


  6. Fransiz sair Léo Ferré’in dogum yildonumu ( 24 Agustos 1916 )

    Zamanla...
    Gecer, her sey gecip gider, zamanla
    Unuturuz yuzu ve sesi unuturuz
    Kalp daha da yenilince, gitmek dert olmaz
    Aramak daha uzagi, pesini birakmak gerekir ve bu cok iyidir
    Zamanla

    Gecer, her sey gecip gider, zamanla,
    Taptigimiz oteki, yagmur altinda aradigimiz
    Bir bakisinin etrafinda kole oldugumuz oteki
    Arasinda satirlarin , kelimelerin
    Ve altinda, bu gece cekip gidecek boyali bir yeminin
    Her sey gorunmez olur, zamanla

    Zamanla...
    Gecer, her sey gecip gider zamanla
    En guzel anilar gibi, dilinden dusmeyenlerden birisidir
    Galeri Farfouille’de ,oluler kisminda
    Cumartesi gecesi sefkat alip basiniyapayalniz gittiginde
    Zamanla

    Gecer, her sey gecip gider zamanla
    Bir rom icin, bir hic icin inandigimiz oteki
    Rozgar ve mocevherler verdigimiz oteki
    Birkac asagilk sey ugruna ruhunu satan icin
    Neyin karsisinda cabaliyorduk, cabalayan kopekler gibi
    Gecer, her sey iyi olur zamanla

    Zamanla...
    Gecer, her sey gecip gider zamanla
    Unuturuz tutkulari ve sesleri unuturuz
    Size yoksul insanlarin sozcuklerini en dusuk sesle soyleyenleri
    Fazla gecikmeyen, her seyden onemlisi fark etmeyen sogugu
    Zamanla

    Gecer, her sey gecip gider zamanla
    Ve catlamak uzere olan atlar gibi beyazlamis hissederiz
    Ve kaderin yataginda buz tutmus gibi hissederiz
    Ve belki yapayalniz ama kederli hissederiz
    Ve kayip yillarla yanildigimiziı hissederiz
    Demek ki gercekten
    Sevilmeyiz artik, zamanla.



    Avec le temps...
    Avec le temps, va, tout s'en va
    On oublie le visage et l'on oublie la voix
    Le cœur, quand ça bat plus, c'est pas la peine d'aller
    Chercher plus loin, faut laisser faire et c'est très bien

    Avec le temps...
    Avec le temps, va, tout s'en va
    L'autre qu'on adorait, qu'on cherchait sous la pluie
    L'autre qu'on devinait au détour d'un regard
    Entre les mots, entre les lignes et sous le fard
    D'un serment m**uillé qui s'en va faire sa nuit
    Avec le temps tout s'évanouit

    Avec le temps...
    Avec le temps, va, tout s'en va
    Même les plus chouettes souv'nirs ça t'as une de ces gueules
    A la gal'rie j'farfouille dans les rayons d'la mort
    Le samedi soir quand la tendresse s'en va toute seule

    Avec le temps...
    Avec le temps, va, tout s'en va
    L'autre à qui l'on croyait pour un rhume, pour un rien
    L'autre à qui l'on donnait du vent et des bijoux
    Pour qui l'on eût vendu son âme pour quelques sous
    Devant quoi l'on s'traînait comme traînent les chiens
    Avec le temps, va, tout va bien

    Avec le temps...
    Avec le temps, va, tout s'en va
    On oublie les passions et l'on oublie les voix
    Qui vous disaient tout bas les mots des pauvres gens
    Ne rentre pas trop tard, surtout ne prends pas froid

    Avec le temps...
    Avec le temps, va, tout s'en va
    Et l'on se sent blanchi comme un cheval fourbu
    Et l'on se sent glacé dans un lit de hasard
    Et l'on se sent tout seul peut-être mais peinard
    Et l'on se sent floué par les années perdues
    Alors vraiment... avec le temps... on n'aime plus.

  7. Kanadali Akademisyen ve ressam David Alex Colville'in dogum yildonumu ( 24 Agustos 1920 )

    Railroad over Marsh, 1947




    Nudes on Shore, 1950


  8. Savas karsiti Amerikali muhalif, tarihci, akademisyen, aktivist ve oyun yazari Howard Zinn’in dogum yildonumu ( 24 Agustos 1922 )



    “ Bize... papaganlar, pamuk kozalari, mizraklar ve daha bircok sey getirip bunlari cam boncuklar ve cingiraklarla degis tokus ettiler. Sahip olduklari her seyi degistirmeye hazirlar. Gelismis ve saglikli vucutlari, yakisikli yuzleri var.... Silahsizlar ve silahlari tanimiyorlar., onlara bir kilic gosterdigimde keskin kenarindan acemice tutup kendilerini kestiler. Demir kullanmiyorlar. Mizraklari kamistan yapiyorlar. Bunlardan iyi koleler olabilir. Elli kisiyle bunlarin hepsine boyun egdirebilir, istediklerimizi yaptirabiliriz. ”



    “ They…brought us parrots and balls of cotton and spears andmany other things, which they exchanged for the glass beads andhawks’ bells. They willingly traded everything they owned…They werewell built, with good bodies and handsome features…They do notbear arms, and do not know them, for I showed them a sword, theytook it by the edge and cut themselves out of ignorance. They haveno iron. Their spears are made of cane…They would make fine serv-ants…With fifty men we could subjugate them all and make them dowhatever we want. ”




    " Bridenbaugh, Newport, Rhode Island ve Boston'da gorduklerini soyle anlatiyordu; ‘ Gorunuste demokratik olan sehir meclisleri aslinda onemli makamlarin cogunu elinde tutan bir grup ayni aristokrat tuccar tarafindan her yil daha fazla denetim altina aliniyordu ... ’ Donemin bir kaynagi Newport tuccarlarini soyle tanimliyordu; ‘ ... kenarlari parlak sari seritlerle yaldizli paltolar ve kabanlar icinde parlayan adamlar. Suslu puslu giyime pek duskun olan bu adamlarin evlerindeki esyalar da goz alici maden plakalarla kapliydi.’ En gosterislisi de New York aristokrasisiydi. Bridenbaugh anlatmaya devam ediyor: ‘... pencerelerinde goz kamastirici sark kumaslarindan perdeler, cilali masalar, altin cerceveli aynalar, buyuk duvar saatleri vardi ... zengin mobilyalar, mucevherler ve gumus tabaklar. .. ve evlerde siyah hizmetciler olurdu. ’ "



    " In Newport, Rhode Island, Bridenbaugh found, as in Boston, that ‘the town meetings, while ostensibly democratic, were in reality controlled year after year by the same group of merchant aristocrats, who secured most of the important offices… ’ A contemporary described the Newport merchants as ‘... men in flaming scarlet coats and waistcoats, laced and fringed with brightest glaring yellow. The Sly Quakers, not venturing on these charming coats and waistcoats, yet loving finery, figured away with plate on their sideboards.’ The New York aristocracy was the most ostentatious of all, Bridenbaugh tells of ‘window hangings of camlet, japanned tables, gold-framed looking glasses, spinets and massive eightday clocks ... richly carved furniture, jewels and silverplate. ... Black house servants. ’ "

Sayfa 6237/7020 İlkİlk ... 52375737613761876227623562366237623862396247628763376737 ... SonSon

Yer İmleri

Yer İmleri

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •