Sayfa 6953/7020 İlkİlk ... 595364536853690369436951695269536954695569637003 ... SonSon
Arama sonucu : 56156 madde; 55,617 - 55,624 arası.

Konu: Sanat Mozaik

  1. Cek Akademik ressam Václav Brožík’in dogum yildonumu ( 6 Mart 1851 )

    A scene from the meeting of the Constance Council with Master Jan Hus, 1883




    Christopher Columbus at the Royal Court of Spain, 1884


  2. Librettosunu Francesco Maria Piave’nin, Alexandre Dumas’nin Kamelyali Kadin ( La Signora delle Camelie ) romanindan uyarlayarak yazdigi, Giuseppe Verdi’nin besteledigi La traviata, ilk kez 6 Mart 1853’te Venedik, Teatro La Fenice’de sahnelendi.


  3. Italyan ressam Carlo Brancaccio’nun dogum yildonumu ( 6 Mart 1861 )

    Napoli via Toledo, impressione di pioggia, 1888 – 1889




    Neapolitan Street, 1920


  4. Amerikali kisa oyku ve spor yazari Ringgold Wilmer "Ring" Lardner’in dogum yildonumu ( 6 Mart 1885 )

    “ Birbirini hic tanimayan bir adamla bir bayan, doguya geri donen trende konusmaya basladiklarinda ask iliskisi ve doruk ortaya cikacakti. ‘Peki,’ dedi bayan Croot, cunku oydu, ‘Canyon'u nasil buldunuz ?’ ‘Bir magara iste,’ dedi refakatcisi. ‘Amma tuhaf bir bakis!" diye cevap verdi bayan Croot. ‘Simdi bana birsey calin bakalim.’ "



    “ Both strangers. 'What a funny way to put it!' replied Mrs Croot. for it was she. The love interest and climax would come when a man and a lady.' replied her escort.from the east. he watches the trains come in from the west. 'what did you think of the Canyon ?' 'Some cave. and keeps wondering who is going to ride him. 'And now play me something. ”

  5. Kucuk kadinlar'in Amerikali yazari Louisa May Alcott'in olum yildonumu ( 6 Mart 1888 )



    “ Sevgili kizlarim, sizin icin isteklerim var elbette; ama dunyaya oylece atilmanizi, sirf paralari var ya da muhtesem evlere sahipler diye zengin adamlarla evlenmenizi istemiyorum, o evler icinde sevgi yokken yuva olamazlar. Para kiymetli ve gerekli bir seydir, hatta iyi amaclarla kullanildiginda asil bir seydir de; fakat onu ugruna mucadele edilecek tek odul olarak gormenizi asla istemem. Mutlu, sevgi dolu ve halinizden memnun olacaksaniz, sizi yoksul adamlarin esleri olarak gormeyi tercih ederim, kendine saygisi ya da huzuru olmadan bir tahtta oturan kraliceler olarak degil. “



    “ My dear girls, I am ambitious for you; but not to have you make a dash in the world, marry rich men merely because they are rich, or have splendid houses, which are not homes, because love is wanting. Money is a needful and precious thing, and when well used a noble thing; but I never want you to think it is the first or only prize to strive for. I'd rather see you poor men's wives, if you were happy, beloved, contented, than queens on thrones, without self-respect and peace. ”



    " Bir dakika kadar kimse konusmadi. Sonra Meg , dalgali bir ses tonuyla, 'Annemizin, bu Noel hic hediye almamizi teklif etmemesinin nedenini biliyorsunuz, bu kis herkes icin cok zor gececek ve annemiz de, askerlerimiz orduda bin bir gucluk cekerken keyfimiz icin para harcamamamiz gerektigini dusunuyor. Elimizden fazla bir sey gelmeyebilir ama yine de kucuk fedakarlıklarda bulunabiliriz, bunu seve seve yapmaliyiz. "



    " Nobody spoke for a minute; then Meg said in an altered tone, You know the reason Mother proposed not having any presents this Christmas was because it is going to be a hard winter for everyone; and she thinks we ought not to spend money for pleasure, when our men are suffering so in the army. We can't do much, but we can make our little sacrifices, and ought to do it gladly. "



    " Para tum kotuluklerin kokenidir ama bu oyle yararli bir koktur ki patatessiz yasayamayacaginiz gibi onsuz da yasayamazsiniz. / Il denaro è la radice di tutto i mali, eppure è una radice così utile che non potremmo andare avanti senza di essa più di quanto potremmo farlo senza le patate. "

  6. Italyan ressam Francesco Filippini’nin olum yildonumu ( 6 Mart 1895 )

    Vespro in Val Trompia, 1881




    Barche sulla spiaggia, 1892


  7. Turk edebiyatinin onde gelen hikaye yazarlarindan, Turk yazar, asker ve ogretmen Omer Seyfettin'in olum yildonumu ( 6 Mart 1920 )



    " Sermet Bey dondu, arkasindaki bekciye:

    — Iste bir bos kosk daha...Dedi.

    Kucuk bir cam ormaninin onunde beyaz, SIK bir bina. Mermerdenmis gibi goz kamastiracak derecede parliyordu. Tarhlarini yabani otlar burumus. Bahcesinin demir kapisinda büyük bir 'Kiraliktir' levhası asiliydi. Bekci basini salladi:

    — Gec efendim, gec!... Orasi size gelmez.

    — Nicin canim ?

    — Demin gosterdigim evi tutunuz. Kucuk ama cok ugurludur. Kim oturursa erkek cocugu dunyaya gelir.

    — On iki kisi nasil sigariz bes odaya! Buraya bakalim, buraya... Tam bize gore...

    Bekci tekrar, kati bir isaretle:

    — Buraya oturamazsiniz efendim...Dedi.

    Sermet Bey, gozunu koskten alamiyordu. Her tarafinda genis balkonlari vardi. Temellerinin uzerine yaslanmis sanilacakti. Kuluckaya yatan beyaz bir Nemse tavugu gibi yayvandi. Yirmi senedir, coluga cocuga kavusalidan beri, hep boyle bir yuva tahayyul ederdi. Asabi bir istical ile:

    — Nicin oturamayız ? diye sordu.

    — Efendim, bu koskte peri vardir.

    — Ne perisi ?

    — Bayagi peri! Gece cikar. Evdekilere rahat vermez.

    Sermet Bey, gozuyle gordugune, kulagiyla isittigine inananlardan degildi. Eliyle SIKI sikiya tutup hissetmeyince bir seyin varligina hukmetmezdi. Gozle kulak onca birer yalan kovuguydu. Yalanla hep bize bu dort kapidan girerdi. Fakat el... Fakat lamise, hic dolma yutmazdi. Butun hurafeler, batil itikatlar dimagimiza hucum icin gozle kulaga kosardi. " Perili Kosk



    " — Here it is, another uninhabited villa! addressed Sermet Bey to the watchman behind.

    In front of a small pinewood, a white and stylish building was shining brilliantly as if it was made of marble. The borders of the house were completely enfolded by wild plants. A big signboard "For Rent" was hanging on the iron gate of the garden. The watchman nodded:

    — Do never think of it sir! That house isn't suitable for you.

    — But why ?

    — You would better rent the previous house; maybe it is smaller but rather auspicious. Believe me, whoever rent it have a boy soon.

    — But it is impossible for a family of twelve to fit into five rooms! So, let's consider this one… it fully suits us…

    — Sir, you really can't reside in this house, replied the watchman in a resolute tone.

    Sermet Bey couldn't take his eyes off of the villa. It had wide balconies on all sides; it seemed so spreading like an Austrian brooding chicken that you could easily perceive it was leaning against its foundations. They had been dreaming of a house like this for almost twenty years, since they got their children.

    — Why can't we reside here? asked him in anger and haste.

    — Sir, this is a haunted villa, there is a spirit in it.

    — What do you mean with a spirit ?

    — A spirit, you know. It appears at nights and doesn't give the residers any peace.

    Sermet Bey was not a man of that kind to believe in everything he saw or heard; he needed to grasp tightly and feel concretely the thing to conclude it real, because both eyes and ears were lie hollows for him. These four hollows gave a way to lies. But a hand, contrary to the others, was never trapped; therefore all superstitions were expecting our eyes and ears. "

  8. 1982 yilinda Nobel Edebiyat Odulunu kazanan, Kolombiyali yazar, roman, oyku ve oyun yazari Gabriel José de la Conciliación García Márquez'in ( Gabo ) dogum yildonumu ( 6 Mart 1927 )



    " Dunyada hic sevmedigim bir sey varsa o da zorunlu bayramlardir, insanlar sevincten aglarlar, iki bin yil once yoksul bir ahirin icinde dunyaya gelen bir cocukla hic ilgisi olmayan havai fisekler, aptalca sarkilari ve krepon kagidindan yapılma suslemeler vardir. " Benim Huzunlu ******larim



    “ Si algo detesto en este mundo son las fiestas obligatorias en que la gente llora porque está alegre, los fuegos de artificio, los villancicos lelos, las guirnaldas de papel crespón que nada tienen que ver con un niño que nació hace dos mil quinientos años en una caballeriza indigente. “



    " Sevgisinin cogaldigini gordukce Petra Cotes de git gide onu daha cok sevdi ve omrunun son baharinda iki gonul bir olunca samanligin seyran olacagina bir kez daha inanmaya basladi. Ikisi de gecmisteki taskinliklara, o koca servete ve dizginlerinden bosanmis sevinmelerine birer gereksizlik, birer bas belasi olarak bakmaya ve paylasilmis yalnizlik cennetini bulabilmek icin omurlerinin onca yilini heder ettiklerine yanmaya basladilar. Yillar yili kisir bir karmasa icinde yasadiktan sonra cilginca asik olarak birbirlerini yatakta oldugu kadar masa basinda da sevebilmek mucizesinin tadini cikarmaya koyuldular. Giderek oyle mutlu oldular ki isi bitmis iki pinpon olduklarinda bile cocuklar gibi cosmaktan ve kopek yavrulari gibi oynasmaktan geri kalmadilar. " Yuzyillik Yalnizlik



    " Escarbó tan profundamente en los sentimientos de ella, que buscando el interés encontró el amor porque tratando de que ella lo quisiera terminó por quererla. Petra Cotes, por su parte, loiba queriendo más a medida que sentía aumentar su cariño, y fue así como en la plenitud delotoño volvió a creer en la superstición juvenil de que la pobreza era una servidumbre del amor. Ambos evocaban entonces como un estorbo las parrandas desatinadas, la riqueza aparatosa y la fornicación sin frenos, y se lamentaban de cuánta vida les había costado encontrar el paraíso de la soledad compartida. Locamente enamorados al cabo de tantos años de complicidad estéril, gozaban con el milagro de quererse tanto en la mesa como en la cama, y llegaron a ser tan felices, que todavía cuando eran dos ancianos agotados seguían retozando como conejitos y peleándose como perros. "


    " Cok gecmeden marangoz tabut icin olcu alirken, pencereden baktiklarinda, minicik sari ciceklerin yagmur gibi indigini gorduler. Cicekler butun gece suren suskun bir siginakla koyun uzerine yagdi. Butun catilari orttu, butun kapilarin onune yigildi ve disarida yatan butun hayvanlari soluksuz birakip oldurdu. Gokten oyle cok cicek yagdi ki, sabahleyin sokaklar kalin halilar dosenmis gibi oldu ve cenaze alayinin gecebilmesi icin cicekleri kureyip atmak zorunda kaldilar. " Yuzyillik Yalnizlik



    " A short time later, when the carpenter was taking measurements for the coffin, through the window they saw a light rain of tiny yellow flowers falling. They fell on the town all through the night in a silent storm, and they covered the roofs and blocked the doors and smothered the animals who slept outdoors. So many flowers fell from the sky that in the morning the streets were carpeted with a compact cushion and they had to clear them away with shovels and rakes so that the funeral procession could pass by. "

Sayfa 6953/7020 İlkİlk ... 595364536853690369436951695269536954695569637003 ... SonSon

Yer İmleri

Yer İmleri

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •