Sonucta yatirim karari herkesin bireysel olarak alacagi bir karardir. Ben Turkiyenin bugunku durumunda umitlenmek icin bir neden bulamiyorum bilakis tersi durumlar cok var. Muhtemelen ahaber izleyip izlememeyle ilgili durumlar soz konusu olabilir.
Sonucta yatirim karari herkesin bireysel olarak alacagi bir karardir. Ben Turkiyenin bugunku durumunda umitlenmek icin bir neden bulamiyorum bilakis tersi durumlar cok var. Muhtemelen ahaber izleyip izlememeyle ilgili durumlar soz konusu olabilir.
Bitcoin'i yeni öğrendik fakat iş işten geçti. Şimdi yeni birimler varmı? Gelişecek bir birim
SM-A720F cihazımdan hisse.net mobile app kullanarak gönderildi.
Olayı bir bütün olarak değerlendirdiğimizde her yazılana hak verdim. Lakin; yarım bardak dolusu su misali nerden bakarsak orayı görme olayı...
AKP iktidarı çok şey yaptı. Yadsınamaz.. Lakin; çok şeyde götürdü.. Misal; aklıma ilk gelen örnek, giden şeylerden en kıymetlisi 15 yıl..
AKP öncesi Türkiye öyle bir anlatılıyor ki;
Sanki 2001 öncesi Türkiye'sinde Anadolu Halkı İneğe tapan, kedi kesen, mızraklar ile ormanda avlanan ucube bir millet gibi...
Aynı şekilde 2001 sonrası bir anlatılıyor; herşey yanlış gibi;
Ya da 2001 sonrası bir anlatılıyor; herşey inanılmaz gelişme gibi...
AKP öncesi TR de Cam Sanayii, Çimento Sanayii, Lastik Sanayii, Tekstil Sanayii, Tarım Sanayii ve de Hayvancılık Sanayii inanılmaz iyi durumda idi...
Lakin; Ulaştırma, Sağlık, Eğitim tek kelime ile berbattı.. Ülkede resmen gariban halk üzerinde bir Doktor Eczacı zülmü vardı..
AKP ulaştırmada THY nin tekelini kırdı. Uçak ile yolculuk sadece lüks ve zengin yüksek gelirli kişilere özel bir durumdu.. Yıkıldı...
Tek şeritli yollarda hatalı sollama ile günde ortalama 100 vatandaş trafik kazasında ölürdü..
Okula yazılınca paramız ile kitap bulamaz, adres adres kırtasiye kırtasiye arar dururduk.. AKP bu basit işi çözdü.. Ama diğerleri onyıllarca çözememişti...
Lakin AKP eğitimde sınav modelinin adını değiştirmekle sürekli yenilik, devrim yaptıklarını iddia etse de "dön baba başa dön" olayından öte gidemedik..
1991 yılında üniversite sınavının adı ÖSS-ÖYS idi sonra eğitimde devrim yaptık diye ismi LSS-LYS oldu sonra OKT--MKT oldu.. Falan filan.. Yani mantık aynı ama eğitimde devrim yapıldı diye sadece yapılan sınavların adı değişti. Gerisi aynı..
Ulaştırma da iyi işler yapıldı. Duble yollar, köprüler, tüneller filan... Trafiği rahatlattı .. Yalnız tüm bunlar ihale edilme şekilleri yanlıştı..
Özal şöyle yapardı.. Antalya Havalimanını Bayındır Holding e Kamuran Çörtüğe vermiş. Demiş ti ki;
-Bak Kamuran. Devlette para yok. Antalya ya günde 1000 uçaklık havalimanı yapılacak. Bu para sende var. Sen yap burayı. 25 yıl işlet, sonra devlete devrini yap...
- Tamam denildi. Bayındır Holding yaptı 25 yıl işletti sonra karıda zararıda Bayındır Holding in oldu lakin dveletten 1kuruş para dahi çıkmadı.. Sonra Bayındır Holding iflas etti ama o sonra tartışılır...
AKP ise;
-Bak, İbrahim Çeçen diyor. YSS köprüsünü sen yap. Bizde para yok. İşlet sonra devret diyor. IC Holding kar garantisi isterim diyor. Devlet bu garantiyi veriyor. İşte burası yanlıştır.
Çünkü bir ticaret yapılırken KAR da edersin, zarar da.. %100 kar garantili iş TİCARET olmaz. Başka bişey olur...
Ama Marmara Ray, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Ya da Osman Gazi köprüsü kötü mü oldu? Bilakis harika işler...
Buna benzer örnekleri Tarım, Hayvancılıkta, Enflasyon da çoğaltabiliriz ama dedim ya...
Doğrusuda var, yanlışı da.. Ne tapılacak lider, ne de yerden yere vurulacak lider..
İnanın bana yapılamayacak, düzeltilemeyecek hiçbir şey yok.. Hepsi hallonulur, düzeltilir... Hepsini burada tek tek izah dahi edebilirim..
Hayal edin mesela;
Bir Alman'ın size garsonluk yaptığını, yada bir Fransiz ın sizin WC nizi temizlediğini, yada bir ingilizin sizin aracınıza benzin koyduğunu, yada ABD ye gittiğinizde bir ABD linin sizin bavullarınızı taşıdığını.. Çarşaflarınızı değiştiridiğini..
Olmaz mI? Hayal etmesi bile mi güç?
Onun için; çocuklarımız için Faiz de indirilir, enflasyonda düşer, milli gelir de artar...
Yeter ki isteyelim...
Güzel bir yazı olmuş, eksik kalmış ama. Turizm konusundan da bahsedebiliriz burada, ekonomi ile epeyce ilişkili bir sektör. Son birkaç yıla kadar iyiydi de AKP nedeniyle mi iyiydi geçmişin ekmeğini mi yiyordu bilemiyorum, son yıllar ise malumunuz.
İnsan hakları, özgürlükler, demokrasi, basın özgürlüğü, hukuk, adalet gibi soyut konular da ekonomiyle, yatırımlarla ve ülkenin gelişmesiyle doğrudan ilişkilidir. AKP'nin bu konudaki karnesini de yazmayayım, okuyanlar notları kendileri takdir ederler sanırım.
Yapılan en kötü şeyi ben söyleyeyim, insanları başkanlık uğruna ikiye böldüler, benden olmayan beni sevmeyen beni seçmeyenlere terörist, hain bilmem ne uşağı damgaları vurdular.
Sn. İbrahim katılıyorum. Hatta Sn.CB nımız bizzat " Bi' taraf olan; Ber'taraf olur.." diyerek bu kutupsal ayrışmanın katalizörü oldu...
Dedim ya yanlışı da var, doğrusu da...
Bu son derece yanlış bir tabir idi.. Binlerce medeniyeti, yüzlerce ırkı, onlarca inancı barındıran bu topraklarda bu lafı etmek bu toprakların hamuruna ters idi...
Tersde oldu, zaten...
Millet karpuz gibi ortadan ikiye ayrıldıı. Bendensin yada değilsin... Halbuki bu mantık Türk Ekonomisini asla kaldırmaz.. Kırılgan bir ekonomik yapımız diğer %49 ile daha da kırılgan oldu..
Nerdeyse Marketler bile ayrıldı...
BİM ciler ve Migros cular...
Bu %49 un pek çoğu paralarını USD a çevirerek İspanya, Portekiz, hatta Yunanistan da bile ev mülk aldılar...
Halbu ki merkez sağ partisi isen;
Ulusal çizgide, Türk Kimliği ile alevisi, sunnisi, ateisti, yahudisi her birini ayrıştırmak yerine kucaklamak gerektiren basit bir ideolojiyi izlemek gerekir.
Türk Ekonomisi hassas bir dengede ilerlerken tüm siyasilerin açıklamaları sorumluluk sahibi olmasını gerektirir..
Başta da dediğim gibi Türk Ekonomisini diğer %49 u korkutarak değil; demokrasi ve laiklik ışığı altında, bağımsız adalet yolunda, büyük ve güçlü bir ülke olacağımıza inandırmak gerekiyor...
Gerisi kendiliğinden gelecektir...
Turzim bu ülkenin bacasız sanayiisidir.. Her zaman deriz ya; bu ülkenin petrolü yok, gazı yok, enerjisi yok. Lakin doğa güzelliklerimiz var, 1 mevsimde 4 mevsim yaşayabildiğimiz bir ülkemiz var. Dünyanın en güzel plajlarına sahip sahillerimiz var.. Tarih üzerine tarih; kültür üzerine kurulu kültürümüz var..
Yani; petrol kadar olmasa da, Turizm "doğalgaz enerjisi" kadar kıymetli gelir kalemi sayılabilir..
Yalnız; her tür siyasi riske rağmen petrol petroldür, gaz gazdır.. Ederi, değeri çok değişmez...
Ancak her şart altında Turizm Turizm olamıyor... Turizm bıçak sırtında gider.. Çok sert keser...
2015 yılında sanırım Truizmde zirve yaptık net 17,000,000,000 USD gelir yazdık... (Brüt 30 Milyar USD)
Oysa bunu 2016 yılında Rusya krizi ile NETTE 6,000,000,000 USD a indirdik...
2016 yılında Rusya ile barışıp AB ile küstük..
Bu sefer Almanlar gelmedi..2017 yılı Turizm gelirimiz NETTE 7,000,000,000 USD oldu...
Oysa 2015 yılında 17 milyar USD 'ı yakalamış bir ülke olan Türkiye'nin net zararı şöyle hesaplanabilir...
2016 yılı için 17*1,12=19
2017 yılı için 19*1,12=22 milyar USD olması gerekir... Oysa 7 de kaldık... %68 NET zarar...
TCMB Net Kullanılabilir USD Rezevrlerini 17 Milyar USD olarak düşünürsek; NET Turizm gelirinde 22 milyar USD a gelememek ulaşamamak ciddi kayıp demektir..... (Brüt 40 Milyar USD eder)
Naçizane;
Suriye olayına hiç karışmasak, Almanya AB ve Rusya ile bozuşmasak ve Truizm gelirimiz olan 22 milyar USD ile kendi paramız ile petrolümüzü alsak daha iyi olmazmıydı; demeden de kendimi alamıyorum...
Not; Şu an memlekete NETTE 22 Milyar USD gelir yazabileceğimiz kalem olsa USD şu an itibarı ile 2,95 TL civarında olurdu....
Yer İmleri