alýntýdýr..
16 Nisan ülkemiz için çok önemli bir tarih. Çünkü tüm Türkiye referandumda kendi vereceði oy ile ülkemiz adýna önemli bir kararýn altýna imzasýný atmýþ olacak. Birçok anayasal deðiþikliði kapsayan bu referandum için herkesin aklýnda bir soru iþareti var. “Evet dersem ne olur?”
Anayasa deðiþikliði birçok maddeyi kapsýyor ve yenilikler getiriyor. Özellikle bu deðiþiklikler Cumhurbaþkanlýðý Hükümet Sistemini getirecek olmasý yönü ile de büyük önem arz ediyor.Mevcut durumda Cumhurbaþkaný vatan hainliði dýþýnda iþlediði hiçbir suçtan “sorumlu” deðildir. Hatta vatana ihanetten yargýlanabilmesi için de meclisin dörtte üçünün oyuna ihtiyaç var.
Yapýlacak olan yeni deðiþiklikle birlikte Cumhurbaþkaný’nýn “yetkili” ama “sorumsuz” olma durumu ortadan kalkýyor. Cumhurbaþkaný iþlediði suçlardan yargýlanabilecek.
Bir diðer husus ise mevcut durumda Cumhurbaþkaný’nýn tek baþýna yaptýðý iþler yargý denetimine tabi deðil iken yeni deðiþikliklerle birlikte Cumhurbaþkaný yargý denetimine tabi olacak. Ayrýca bir suçtan dolayý hakkýnda soruþturma açýlan Cumhurbaþkaný erken seçim yapma kararý alamayacak. Böylelikle Cumhurbaþkaný hem meclise hem de halka karþý “sorumlu” olacak.
Referandumda evet dersem ne olur? Türkiye’ye istikrar gelir mi? Yeni anayasa düzenlemelerinin ve Cumhurbaþkanlýðý Hükümet Sisteminin istikrara ne gibi bir katkýsý olabilir? Mevcut anayasa yönetim için oldukça kýsa bir yönetim süresi öngörülüyor. Þu anki durumu ile Türkiye’de seçimler 4 yýlda bir yapýlmakta. 4 yýl içinde icraat yapmak çok güçken; öte yandan 4.yýlýn sonunda hükümetin deðiþme ihtimali de istikrarý sekteye uðratabiliyor.
Yeni düzenlemelerle birlikte hükümetin görev süresi 5 yýla çýkacak ve daha uzun bir yönetme süresi ve süreci olacak. Bu da baþta ekonomi olmak üzere birçok alanda istikrarý getirecek.
Evet dersem ne olur? Ekonomiye bir katkýsý olur mu? Evet demek ekonomiye iyi gelir mi? Bu sorularýn cevabý aslýnda açýk. Eðer Türk Halký “evet” derse Türkiye’nin bütçesi daha etkin ve etkili bir þekilde yönetilebilecek ve bu sayede ekonomi daha iyiye gidecek. Nasýl mý? Cumhurbaþkaný ve Baþbakan çatýþmasýndan doðan ekonomik krizleri hatýrlayýn. Ecevit, Sezer’e anayasa kitapçýðý fýrlattý diye çýkan kriz hala ülkece zihinlerimizde tazeliðini koruyor.
Koalisyon hükümetlerinin ekonomide açtýðý derin yaralarý hatýrlayýn. Bu bedelleri Türk milleti ve zamanýn yönetimleri birlikte ödediler. Þimdi ise bürokrasi azalýyor. Baþbakan aradan çekiliyor. Yönetimde sadece meclis ve baþkan var. Yani aslýnda sadece halk var. Böyle olunca ne olacak? Bize ne gibi bir fayda saðlayacak? Cumhurbaþkanlýðý Hükümet Sistemi ile artýk bürokrasiye takýlamadan kararlar daha hýzlý alýnabilecek. Hükümetler daha çabuk kurulacak. Hükümet kurma sürecinde Türkiye 7 Haziran seçimlerindeki gibi belirsizlikler yaþamayacak.
Ekonominin daha etkin yönetilebilmesi hususunda ise þu unutulmamalý: Artýk Cumhurbaþkaný bütçe düzenleyebilme yetkisine sahip olacak. Bu þu manaya geliyor: Baþkaný kim seçti? Halk. Meclisi kim seçti? Halk. Yani bütçeyi kim yönetiyor? Halkýn seçtiði Cumhurbaþkaný. Yani irade kimin? Halkýn. Kýsacasý ekonomi alanýnda hýzlý ve doðru adýmlar atabilmek için bu sistem Türkiye’nin önünü açacak. Bürokrasi ve koalisyon ve Cumhurbaþkaný – Baþbakan çatýþmasý artýk ekonomiyi olumsuz etkilemeyecek. Bir diðer önemli nokta ise þu: Kendi sözünü söyleyen, küresel ekonomide etkin ve güçlü bir Türkiye, istikrarlý bir yönetim sistemi ile istikrarlý ve karlý bir ekonomiye de kavuþmuþ olacak.
Cumhurbaþkanlýðý Hükümet Sistemi ile alakalý söylenen “Dikta rejimi”, “Tek adam geliyor”, “Monarþi”, “Tek adam yönetimi” gibi sözleri son günlerde fazlasýyla duyuyoruz. Öte yandan halkýn kafasýnda hep ayný soru mevcut: “Evet dersem ne olur?” “ Ülkenin rejimi deðiþir mi?”, “Türkiye artýk cumhuriyet ile yönetilmeyecek mi?”… Kafalardaki soru listesi uzayadursun. Cumhurbaþkanlýðý Hükümet sisteminin rejim deðiþikliði ile bir alakasý yok. Öncelikle bunun bilinmesi gerekir. Deðiþikliðe dair maddeler incelendiðinde görülecektir ki, ülkemizin yönetim biçimi yani rejimi deðiþmiyor. Yani referandumdan “evet” kararý çýkarsa Türkiye’nin rejimi hala Cumhuriyet olacak.
Ýkinci bir husus ise “Tek adam” mevzusu. Bu sözü pek çok kere duydunuz. Diktatörlük, monarþi ya da tek adam yönetimine dair hangi kavram varsa Cumhurbaþkanlýðý Hükümet Sistemi bu kavramlarýn yanýndan dahi geçmiyor. Tüm söylenenlerin aksine meclise ve halka karþý sorumlu bir Cumhurbaþkanlýðý sistemi geliyor. Mevcut sistemde cumhurbaþkaný “vatan hainliði” dýþýnda herhangi bir suçtan yargýlanamazken artýk yargýlanabilecek. Öte yandan 5+5 yýl maksimum görev süresi olacak. Bu süre dýþýnda bir daha seçilemeyecek “Ýstediði zaman Meclisi fesheder” deniyor. Oysaki anaya böyle bir yetki vermiyor. Ancak meclis ya da Cumhurbaþkaný seçim isterse her iki taraf da kendi varlýðýna son vermek durumunda kalacak. Yani bu ne demek? Siyasette uzlaþma zorunluluðu var demek. Seçime gitme durumunda her iki taraf da kendi varlýðýna son vereceði için “keyfi yönetim”, “dikta” ya da “tek adam rejimi” gibi bir yönetim þekli söz konusu deðil. Sorumlu Cumhurbaþkanlýðý kavramý da yine milletin iradesi ile gelen yöneticinin millete hesap verme noktasýnda halkýn elini güçlendiriyor. Halk beðenmezse baþkan gider. Her halükarda ipler halkýn elinde olacak. Bunu saðlayansa hem meclisin baþkaný denetliyor olmasý, hem de baþkanýn halkýn iradesi ile yargýlanabilmesi. Kýsacasý “evet dersem ne olur?” diye merak edenler için tekrar söylemek gerekirse: “Egemenlik kayýtsýz þartsýz milletindir” sözü gerçek manasýna kavuþacak. Halkýn egemenliði pekiþecek.
16 Nisan tarihindeki referandum oylamasýna yaklaþtýkça “Türkiye’nin rejimi deðiþecek”, “Türkiye eyaletlere bölünecek”, “Cumhuriyet ortadan kalkacak”, “ Türkiye laik yapýsýndan uzaklaþacak” gibi söylemleri sýkça duymaktayýz. Peki, gerçekten millet referandumda “evet” derse ne olacak, bu söylenenler gerçekleþecek mi?
Anayasa madde deðiþikliði sürecinde bahsi geçen deðiþiklikler rejimin deðiþmesine yönelik deðildir. Aksine Cumhuriyet Rejimi devam edecek. Hatta hali hazýrda Cumhurbaþkanlýðý modeli ile yönetilen ve rejimi Cumhuriyet olan birçok devlet mevcut.
Cevap basit, Türkiye eyaletlere bölünmeyecek. Anayasa deðiþikliði bu konuya deðinmiyor ve buna yol açabilecek bir adým da atmýyor. Sözün özü ne rejim deðiþiyor ne de Türkiye federal bir yapýya bürünüyor. Dolayýsýyla Tek adam ya da diktatörlük gibi etrafýnýzda duyduðunuz asýlsýz kavramlar da bunlarla birlikte çürümüþ oluyor. Kýsacasý anayasa deðiþikliði rejime ve Türkiye’nin üniter yapýsýna dokunmuyor. Gerçekleþtirilmek istenen deðiþiklikler bu alanda deðil ve bu konularý da gündeme getirmiyor. Dolayýsýyla Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik yönetimiyle baki kalacak.
16 Nisan tarihindeki referandumda Türk halkýnýn oyuna sunulan konulardan birisi de seçilme yaþýnýn 25’ten 18’e inmesi. Peki, bu ne anlama geliyor? Bu deðiþikliðe “evet dersem ne olacak?” diye merak edenler için þunlarý belirtmek gerekiyor:
Hýzla geliþen ve deðiþen çaðýmýzýn þartlarýnda gençlerimizin dinamizmine, taze fikirlerine ve enerjisine Türkiye’nin ihtiyacý var. Bu sayede gençlerimiz, enerjisini siyaset alanýnda da kullanacak ve Türkiye’nin geliþmesine gençlerin daha fazla katkýsý olacak. Kýsacasý “evet” derseniz gençlere seçilme hakký tanýnacak. 13 milyonun üzerinde genç nüfusu ve geleceðin inþasýnda gençlerin rolünü göz önünde bulundurursak konunun ciddiyetinin boyutu ortaya çýkýyor.
Bilindiði üzere yeni anayasa deðiþikliðiyle milletvekili sayýsý 550’den 600’e yükseliyor. Peki, referandumda evet derseniz bunun neye etkisi olacak?
Öncelikle belirtmek gerekir ki; Bu deðiþiklik sayesinde milletin iradesi daha güçlü temsil edilecek. Nüfusumuz arttýðý için bu nüfusun da daha fazla temsilciye ihtiyacý var. Dolayýsýyla artan nüfusun temsil ihtiyacýný karþýlayabilmek adýna böyle bir deðiþikliðe baþvuruluyor. Vatandaþlarýmýz kendi ilinde daha fazla temsilciye sahip olacak. Böylece meclisteki temsil gücü artacak ve milletin iradesi de güçlenecek.
Yapýlacak düzenlemelerle birlikte “Yargýnýn Baðýmsýzlýðý” ifadesine artýk “Tarafsýzlýðý” ifadesi de ekleniyor. Neden mi? Çünkü yargýnýn baðýmsýz olmasý yetmez, tarafsýz da olmasý gerekir. Tarafsýz yargý sayesinde FETÖ ve benzeri terör yapýlanmalarýnýn yargý içinde güç kazanmasý engellenecek. Öte yandan yargý sivilleþiyor. Yargýda birlik geliyor. Yani asker ve sivil ayrýmý ortadan kalkýyor. Düzenlemelerle birlikte askeri mahkemeler sadece savaþ halinde kurulabilecek ve vatandaþlarýmýzýn hepsi ayný yargý kurumlarýna tabi olacak.
HSK’nýn çoðunluðunu oluþturan 7 üye ilk kez Meclis tarafýndan, nitelikli çoðunluk ile seçilecek. Bu da demek oluyor ki; Meclis’e üye seçimi düzenlemesiyle demokratik meþrutiyet güçlendiriliyor. Yargý kurumu üyeleri arasýnda seçime dönük rekabet ve gruplaþma son buluyor, Meclisin iradesi öncelik kazanýyor. Yeni düzenlemeyle FETÖ tipi yapýlanmalarýn HSK’ya etki etme imkâný ortadan kaldýrýlýyor.
Mevcut sistemde Bakanlar Kurulu yetkisinde olan OHAL ilaný, yeni sistemde Cumhurbaþkanlýðý’na veriliyor. OHAL ilaný ayný gün meclisin onayýna sunuluyor. Meclisin OHAL’i uzatma, kýsaltma ya da kaldýrma yetkisi bulunuyor. Bu dönemde çýkan kararnameler üç ay içinde meclis tarafýndan onaylanmaz ise hükümsüz kalýyor. Cumhurbaþkaný OHAL ilanýný ve OHAL kararnamelerini Meclisin onayýna sunduðu için her þey meclisin denetiminde gerçekleþiyor. Burada önemli olan nokta kritik durumlarda hýzlý ve etkin bir þekilde kararlar alabilme kabiliyetimiz artýyor. Böylelikle 15 Temmuz gibi olaðanüstü durumlarýn üstesinden gelmemizin önü açýlýyor.
Mevcut durumda Cumhurbaþkaný millet tarafýndan seçilmiþ durumda. Lakin Cumhurbaþkaný’nýn bu durumda siyasi bir sorumluluðu doðuyor. Fakat partisi ile iliþiði kesilen baþkanýn siyasi bir hükmü kalmýyor. Yapýlacak olan düzenleme ile bu iliþiðin kesilmemesi saðlanýyor. Böylelikle Partili Cumhurbaþkanlýðý ile siyaset daha samimi ve gerçekçi bir zemine kavuþuyor. Çünkü seçimlere partisi ile girip o makama gelen Cumhurbaþkaný’nýn partisi ile iliþiðinin kesilmesi gerçekçi deðil. Þimdi bu durum engellenecek.
“Kalbimizde Tanrý'nýn ýþýðý vardýr, onun adý da vicdandýr." Lev Nikolayeviç Tolstoy
Yer Ýmleri