
Originally Posted by
rxpu
A-Amerika bilinçli olarak ülkeye ithalatı özendiriyordu. (Trump'ın aksine).
Bunun 2 faydası var:
1-Yurt içinde enflasyonu düşük tutuyor. Zira düşük işçilikli mallar enflasyonu baskılıyor.
2-Dolar dünyaya yayılıyor ve bu durum doların dünya parası olmasını perçinliyor.
Yıllık 800 milyar *dolar bazında* cari açık verip karşılığında amerikan tahvili satmak (1 kağıt parçası) demek aynı zamanda bu parayı dünyaya yaymak demek. (Dikkat ederseniz bu kağıt karşılığında borçlanma yaptığı para birimi yine sınırsız basabildiği bir para birimi!. Burası çok önemli)
B- Daha önce de konuştuğumuz gibi gelişmiş ülkelerde dar para arzı (M1) daha büyük, geniş para arzı (M3) daha küçük oluyor. (gelişen ülkelerin tersine) . Bu da parasal genişlemelerin kredi genişlemeleri kanalı ile enflasyon yaratmasını sınırlandırabiliyor.
C- B'ye bağlı ama daha katma değerli üretime bağlı bir konu. Katma değeri düşük ithal ürünlerin düşük enflasyon yarattığını söylemiştik. İşte yurt içinde üretilen katma değeri yüksek ürünlerde de katma değerli ürünlerdeki arzı sahip olunan yüksek teknoloji sayesinde talebin üzerinde bir noktada dengeleyebiliyorlar. Amerika bu nedenle Amerika. Bu da hem düşük katma değerli hem de yüksek katma değerli ürünlerin enflasyonunun sınırlı kalmasını sağlıyor.
D- Tüm bunların yanında geriye bir tek inşaat sektörü kalıyor. Bu kısım ne düşük katma değerli ithalatla ne de yüksek teknoloji ürünlerinin arzı ile ilişkili olduğundan sorunlu bir kısım. O nedenle de politikacılar A,B ve C'ye çok güvenip D'yi zorlarlarsa Amerika buradan krize girebiliyor.
Sn. rxpu paylaşımlarınızı ilgi ile takip ediyorum. Bir sorum olacak önümüzdeki 5 ila 7 sene içinde usd gelişmiş ülke paritelerinde (gelişmekte olan değil) değerli usd mi? Yoksa değersizleşen bir usd politikası mı sergileyecek? Saygılar
hakuna matara....memento mori.
Yer İmleri