Nedir bu pasif radar meselesi?

Herkesin bildiği radar aslında aktif bir radardır. Radyo frekansı gönderilir, yansıyan sinyalden hedef yakalanır. Menzil; radar kesit alanı denen anlamlı kabul edilen bir görüntünün oluştuğu mesafe şeklinde ortaya çıkar. Oysa yansımayan radyo frekansı çok daha uzak mesafelere ulaşır.

İşte pasif radar, havadaki yayınlanmış radyo dalgalarını yakalayan radardır. Radarı tespit eden bu radar çok daha uzun menzillidir ve yerini tespit etmek imkansızdır.(pasif olduğundan alıcı sadece)

Peki bu ne anlama gelir? Bir uçak düşman hava sahasına girdiğinde Sam bataryalarındaki radarlar tespit eder ve kilit atar. Düşman uçağı kilidi yiyince, her türlü alarm çalmaya başlar, ve uçak mecburen kaçınma manevraları yapmaya başlar. (Bir radar güdümlü füze sana kilitlendi denmektedir.)

Pasif radar burada devreye girer, bu Sam radarının yerini tespit eder ve radar güdümlü füze yollar, ya da destek sistemleri -sead, bu tespit edilen radarı karıştırır, buna da yönlü karıştırma radarı denir. Yani Sam radar operatörü on durumuna aldığında sistemi artık, o da bir hedeftir ve her an başka bir radar güdümlü Harm füzesi tam tepesine düşebilir. Çünkü her zaman pasif radar daha uzun menzillidir, tespit ettiği an karıştırıcılar devreye girer veya Harm füzesi tepene gelir.

Velhasıl, elektronik harp desteği, aktif pasif radarlar, bombardıman için uçan uçak sayısı kadar da elektronik harp uçağı olmadan bir düşman hava sahasına giremezsiniz. Düşman elindeki radar sistemlerini kademelendirdiğinden dolayı da, ne yaparsanız yapın, gelişmiş bir hava savunma ağı olan bölgeye girip de, her şeyi karartıp, zayiat vermeden de geri döneceğim, diyemezsiniz.