-
Evrensel gazetesi yazarı Ender İmrek, geçtiğimiz cuma günü “Parıl parıl parlıyordu Hermes çanta†başlıklı yazısı nedeniyle hâkim karşısındaydı. Söz konusu çanta Emine Erdoğan’a aitti ve yazıda 50 bin dolarlık fahiş fiyatı nedeniyle eleştirilmişti. Bakırköy Adliyesi 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dava, savcının iddianamesindeki şu tuhaf yoruma dayanıyordu: “[Emine Erdoğan’a] güzel vasıf atfetmeyerek hakaret.†Cumhurbaşkanı’nın eşine güzel vasıf atfetmemeyi ‘hakaret’ kabul eden, ucu açık bir keyfilik.
Bu iddianameyi ‘istisna’ kabul etmemek için başka pek çok dava örneği var. Örneğin, Adana’da ‘Vefa Grubu’na saldırdığı iddiasıyla 17 gün tutuklu kalan CHP Yüreğir Gençlik Kolları Başkanı Eren Yıldırım’ın iddianamedeki ‘suç savı’ şöyleydi: “Tartışma sırasında erkek bir şahsın koruma polisini iki eliyle ittiği; [yüzü görünmese de] bu kişinin Eren Yıldırım olduğunun DEĞERLENDİRİLDİĞİ..†Eren Yıldırım’ın üzerine atılı, koruma polisini iki eliyle itmek ‘suç’una ilişkin bir kanıt yoktu; ama savcı öyle ‘değerlendiriyordu’!
Bir başkası İzmir’de mayıs sonunda bazı cami hoparlörlerinden Çav Bella çalınmasıyla ilgili sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklanan Banu Özdemir’in iddianamesi… Savcı, 1 yıl 3 ay hapsini istediği Özdemir için, “bu videoyu kınaması mümkünken kınamadığı [için] şüpheli atılı suça yönelik kastını ortaya koymaktadır†diyordu. Savcı bu kez de ‘bunu neden yaptın’ diyerek değil, ‘şunu neden yapmadın’ diyerek suçluyordu. Roland Barthes’ın, Türkiye’de son yıllarda pek revaçta olan aforizmasını hatırlatan bir başka iddianame oldu bu: “Faşizm konuşma yasağı değil söyleme mecburiyetidir.â€Tüm bunlara, Başak Demirtaşâ€™a sosyal medyada cinsiyetçi saldırıda bulunan ve tepkiler üzerine tutuklanan Vedat M.’nin 1 gün sonra serbest bırakıldığının ortaya çıkmasını; Adana’da çocuk istismarıyla suçlanan M.A.K’nın halen bir çocuk hastanesinde çalışmaya devam etmesine göz yumulmasını; İstanbul’da avukat Sertuğ Sürenoğlu’nu feci şekilde darp eden Cumhurbaşkanı korumalarının dosyasının kapatıldığının ortaya çıkmasını; Van Gevaşâ€™ta mantar toplamaktan dönerken “karakola saldırdıkları†iddiasıyla gözaltına alınıp feci şekilde işkence edilen ve işkence görüntüleri servis edilen, ardından suçsuz oldukları anlaşılan 4 köylüyle ilgili davada mahkemenin tek sanık olan polise 3 bin lira para ‘cezası’ vermesini; ve elbette, Burhan Kuzu’nun, uyuşturucu baronu Zindaşti’nin hapisten çıkarılarak kaçmasının sağlanması sürecinde mahkeme üzerinde baskı kurmak suçlamalarıyla ilgili olarak, yargı mensuplarını arayan ne ilk ne son siyasetçi olduğu yönündeki itiraflarını eklemek gerekli.
Bunlar son bir ay içerisinde yaşanan ‘vaka’lardan sadece birkaçı…
Gönderi Kuralları
- Yeni konu açamazsınız
- Konulara cevap yazamazsınız
- Yazılara ek gönderemezsiniz
- Yazılarınızı değiştiremezsiniz
-
Forum Rules
Yer İmleri