
Originally Posted by
achiles
sol sað kavramlarýnýn bizde tam karþýlýðý yok da onun için. Bu çoðunlukla tarihimizle ilgili, islam-türk sentezinde bir rönesans yok mesela, çünkü öyle güçte bir kilise hiç var olmuyor. çünkü hilafet/halifelik de olsa, %100 bir þeriat uygulamasý yok, çoðu uygulama deðiþtirilmiþ yumuþatýlmýþ durumda, ruhban sýnýfý büyük çoðunlukla yönetime ortak deðil dönem dönem güçlense de, çünkü kurumsal da deðil, iktidar çok güçlü ruhban sýnýfýný asla kendine ortak etmiyor, dini padiþahlar bir güç unsuru olarak kendisi bizzat kullanýyor paylaþmýyor. Uzun mevzular.
Normalde, tarihe baktýðýmýzda, sað cumhuriyeti kuruluþ felsefesini savunur, statükocudur, sol demokrasiyi deðiþimi savunur, modernisttir. Sað ayný zamanda demokrasiye karþý devleti de savunur, çünkü bazý güç odaklarý, kiþiler, demokrasiyi alet ederek ve cahil yönlendirilmiþ menfaatçi halk kitlelerini provake ederek sistemi ele geçirebilir. Demokratik cumhuriyet büyük bir tehlike karþýsýnda geçici olarak olaðanüstü yetkili bir idareci seçerse buna diktatör denir, yani demokratik bir kavramdýr, geçicidir, daha etkin ve gerekli bir yönetim ihtiyacýna binaen meclisçe verilir. Diðerine ise tiran denir, sistemi zorla veya kandýrarak ele geçirir, süresizdir, belirsizdir. Yani sað da gereklidir, yoksa demokrasi zýbýtabilir.
Kurucu/kurucu meclis devletin temellerini atar ve bunlarý kaim kýlmak adýna, koruyucularýný kurumsallaþtýrýr. Vardý ya bunlarýn bir geyiði, atanmýþlar seçilmiþleri mi denetleyecek meselesi, o iþte. O atanmýþ aslýnda ilk kurucu meclisin görevlendirdiði kimse, vazifesi cumhuriyetin temellerini korumak..
Atatürk kurucu, dolayýsýyla saðcý veya solcu kalýbýna tam uymuyor. Ya da dönemine göre deðiþiyor. Yaptýðý þey devrim, dolayýsýyla sosyalist devrimle benzeþtiriliyor ve sosyalistler devrimci diye sahip çýkýyor, laiklik sekülerizm konularýnda da devrim yapýyor ama yukarýda tarihsel geliþimine bakmaya çalýþtýðýmýzda, sadece bu sað ve sol için yeterli deðil. Cumhuriyeti kurduktan sonraki dönemde aslýnda sað oluyor, mevcuda itiraz eden, eskiyi talep edenler de sol. Yani bu kalýplarla mevzuyu anlamak imkansýz.
Atatürk'ü anlamýþ birisinin ben atatürkçüyüm, kemalistim demesi de aslýnda uygun deðil. Zaten kemalizm kelimesinin bir ideolojileþtirilmesi süreci var, kadrocular hareketi þevket süreyya önder filan, bizzat atatürk bunlarý önce ihtar ediyor, sonra inönü bunlara çokça sahip çýkmasýna raðmen kapattýrýyor. Yani tarihsel bir gerçeklik bu, kendisinin bizzatihi idolleþtirilmesine, kemalizm adý altýnda bir ideoloji yaratýlmasýna tepkisi var. Tabi günümüzde kemalizm kelimesi atatürkçülükle eþ anlamlý da kullanýlýyor, halk terminolojik bir anlam yüklemeden kullanýyor. Veya kendimizi tarif etmek için, karþýt grup bizi tarif etmek için yapýyor, biz de bunu bilerek kullanýyoruz. Ama yaratýlmaya çalýþýlan ve atatürk'ün bizzat karþý çýktýðý hareketi incelerseniz, nüvelerinde, biraz turancýlýk, yoðun bir 'özgün sosyalizm', ve elitist teknokratlar vesayetinde devletçilik ilkesi yoðun bir cumhuriyet felsefesi vardýr. Aslýna bakarsanýz sonraki 40-50 yýllýk döneme bakýlýrsa buna benzer de bir þey yaþanýyor, ama baþrolde bunlar yoklar, daha çok amerikancý ve yeþil kuþak projesine uygun elitistlerin vesayeti var. Yani iþte ergenekon diye de peþine düþülen bu grup hiç bir zaman aslýnda etkin deðil, ne zaman güçlense kafalarý eziliyor, ama hiç yok olmuyorlar da.
Kuruluþ felsefesi yeterli. çok da basit. Mevcut haliyle gerçekleþtirilebilmiþ misaký milli sýnýrlarý üzerinde, tam baðýmsýz, laik, halkçý, bazý temel konularda devletçi, ülkeyi kuran halklara türk milleti denir diyen, sosyal demokrasi ile idare edilen bir cumhuriyet.
Bir ýrk üzerinden siyaset yapmanýn veya dini siyasete alet etmenin hatta bizzat cumhuriyete alternatif bir idare arzulayacak þekilde siyasi parti kurmanýn normal þartlarda imkansýz olmasý lazým. Bunlar olmayýnca ne kalýyor geriye, sað ve sol. Cumhuriyetçiler, demokratlar.
Biz hala cumhuriyet devrimlerini aþamadýk, hala cumhuriyetin temel deðerleri sorgulanýyor. Geç kalmýþ ve mikro milliyetçilik akýmlarýna maruz býrakýlmýþ halkýn bir kesimi, dýþ tahriklerle destekle, biz ayrýlacaðýz ayrý bir devlet kuracaðýz diyor, cumhuriyet devrimleri esnasýnda küsmüþ/küstürülmüþ bir kesim, hala osmanlý hayalleriyle yaþýyor, osmanlýnýn bile uygulamadýðý yaþamadýðý bir siyasal islami rejim arzuluyor. Dillerinden düþürmedikleri fatih'i, tarihçiler roma imparatorluðunun devamý kayzer kabul ediyorlar, çünkü adam imparator, devasa bir coðrafyanýn sömürge þeklinde iç iþlerinde yarý baðýmsýz dýþ iþlerinde baðýmlý devletlerinin üzerinde bir yapý. Bir devlet bir imparatorluða nasýl benzeyecek, o dillendirdikleri uygulamalar o imparatorlukta bile yoktu ki, 4 ncü murat zamaný içkiyle ilgili yaþananlar bariz örnek mesela.
Dolayýsýyla, belki de normal olaný bu, bunlarýn yaþanmasý gerekiyordu, yaþanýyor. Ve halk ahlaksýzlýðýn ahlakýný tecrübe ederek öðreniyor. Komünist bir belediye baþkaný var malumunuz, çok ilginç bir örnek, bazý þeyleri anlamak için incelemek lazým, devletler ölçeðinde iflas eden bir sistem ama yerel ölçekte gayet de baþarýlý, idealize edilmiþ bir örnek, diyor ki geçenlerde program yapmýþlar, yaw diyor kayyum atanan baþkan xx milyon lira makam gideri altýnda harcama yapmýþ, hala onu ödemeye çalýþýyorum, ben ayný dönemde 50 bin lira harcadým makam gideri diye, normalde bütçenin en fazla %10 u kadar borçlanabilirsin, bunlar bütçenin 40 katý borçlanmýþlar, öde öde bitmiyor. Yani mevzu bu, mevzu buyken, diðer þeylerin hepsi teferruat deðil de nedir?
Selamlar..
Yer Ýmleri