Ýskenderiye Kütüphanesi’ne Gerçekte Ne Oldu?
Antik dünyanýn en büyük bilgi deposunun kaybýna yüzyýllardýr yas tutuluyor, ama gerçek suçlu Julius Caesar olmayabilir.
Hermann Goll’un 1876 tarihli Ýskenderiye Yangýný tablosu, Ýskenderiye Kütüphanesi’nin yýkýmýný tasvir ediyor. Kütüphane yandýðýnda, Yunan, Mýsýr, Pers ve Mezopotamya gibi çeþitli kültürlere ait edebiyat, felsefe, bilim ve tarih eserleri de dahil olmak üzere antik dünyadan gelen devasa eser koleksiyonu yok oldu. C: Wikimedia Commons
Alevler Ýskenderiye Kütüphanesi’ni sardýðýnda, antik dünyanýn insan bilgisine dair en büyük hazinesi yok oldu. Peki kibriti kim çaktý? Bu, tarihin en “yakýcý” sorularýndan biri, çünkü kütüphane, eðitim ve kültür tarihinin en önemli kurumlarýndan biriydi.
Antik dünyanýn gururu olmasýna raðmen, ünlü Mýsýr kütüphanesi birden çok kez yandý ve MÖ 48’de kendini bir iç savaþýn hedefinde buldu.
Büyük Ýskenderiye Kütüphanesi’ni gerçekten Julius Caesar mý yaktý? Yoksa Ýslam âlimleri mi? Ya da bizzat kütüphanenin hamisi mi? Ýþte tarihçilerin kütüphanenin yýkýmýna dair elindeki tüm ipuçlarý.
Ýskenderiye Kütüphanesi neydi?
Konumu Mýsýr’da olsa da, kütüphane aslýnda antik Yunan kültürünün bir kalesiydi. Mouseion olarak bilinen bir tapýnaðýn içinde inþa edilen müze ile onun okuma odalarý ve bahçeleri artýk yok. Ancak çaðdaþ anlatýlar, mimarileri ve içerikleri hakkýnda övgüler düzüyor—tüm bunlar, Mýsýr’daki üç yüzyýllýk Ptolemaios hanedaný egemenliðinin etkisiyle Yunan uygarlýðýna bir selamdý.
Kütüphanenin, Ptolemaios hanedanýnýn ilk firavunu ve MÖ 323’te tahta çýkan Ptolemaios I Soter’in mi, yoksa onun danýþmaný Phaleronlu Demetrios’un mu fikri olduðu belirsiz. Makedon asýllý bir Yunan olan Ptolemaios, yönetimi sýrasýnda Mýsýr’ý Yunan kültürünün bir cazibe merkezine çevirdi. Guy de la Bèdoyére’in “The Fall of Egypt and the Rise of Rome: A History of the Ptolemies” adlý eserinde yazdýðýna göre, Ptolemaios’un Mýsýr’ýn Akdeniz kýyýsýnda inþasýna yardým ettiði ve MÖ 305’te baþkent yaptýðý Ýskenderiye kenti için büyük hedefleri vardý. Nihayetinde Ptolemaios’un bu büyük kenti, “edebiyat, sanat ve felsefe kadar ticaret için de her bakýmdan bir giriþ kapýsý” iþlevi gördü.
Yaklaþýk MÖ 295’te, Demetrios’a dünyanýn en büyük yazýlý eser koleksiyonunu kurma görevini verdi; bu hamle Ýskenderiye’yi haritaya yerleþtirecek ve Mýsýr’ý önemli bir Yunan kültür merkezi hâline getirecekti.
Ancak I. Ptolemaios’un kütüphaneyi görmeye ömrü yetmedi; MÖ 283’te öldü. Tarihçilerin çoðu, kütüphanenin, oðlu ve halefi II. Ptolemaios Philadelphos’un MÖ 284–246 arasýndaki hâkimiyeti sýrasýnda açýldýðý konusunda hemfikir. O zamana dek Ptolemaios hanedaný, projeye ve Ýskenderiye’nin geniþlemesine muazzam kaynaklar adamýþtý. Firavunun kâþifleri dünyayý yazýlý eserler için tararken, Aristoteles’in kütüphanesi gibi hazineleri ve Aiskhylos, Euripides ve Sophokles’in özgün oyunlarýnýn kopyalarýný edindiler ya da kopyaladýlar.
Kütüphane, antik Yunan edebiyatýnýn tamamýný barýndýrmasýyla tanýnsa da, Suriye, Pers ve Hindistan gibi diðer kültür merkezlerinden de eserler içeriyordu. Konuklarýný yalnýzca yüz binlerce papirüs tomar ile deðil, mimarisiyle de hayran býrakýyordu
Kütüphane, dünya çapýnda bir bilgi deposu olarak biliniyordu. Modern bir üniversite gibi, geniþ koleksiyonlarýnýn cazibesine kapýlan ve bilim, matematik ve sanat bilgisini ilerletmeye hevesli âlimleri kendine çekiyordu. O kadar büyüktü ki, yakýndaki baþka bir tapýnakta Serapeion adlý bir kardeþ kurum doðurdu. Ancak VIII. Ptolemaios, yaklaþýk MÖ 145’te yaþanan bir taht mücadelesi sýrasýnda tüm yabancý âlimleri kovdu.
“Modern araþtýrmacýlar, kütüphane ve onun âlimleri hakkýnda “sinir bozucu derecede az” þey bildiklerini not eder” diye yazýyor Bèdoyére. Bununla birlikte, kütüphanenin dünyasý üzerinde orantýsýz bir etki yarattýðýný belirtiyor. “Belki de onun akademi tarihine en büyük katkýsý, sýrf var olmuþ olmasýdýr” diyerek kütüphaneyi “Ptolemaioslarýn antik dünyaya en büyük armaðaný” diye niteliyor.
Ýskenderiye Kütüphanesi nasýl yandý?
Mýsýr genelindeki toplumsal huzursuzluk, kütüphanenin düþüþünü körüklemiþ olabilir. MÖ 48’de, kütüphanenin en azýndan bir bölümü Mýsýr’daki bir iç savaþýn kurbaný oldu. O yýl, Romalý general Julius Caesar ve askerleri, Caesar’ýn müttefiki Kleopatra’yý, kardeþi XIV. Ptolemaios’a karþý yürütülen savaþta savunmak için Ýskenderiye’ye geldi. Bu süreçte Romalýlar, Ptolemaios’un filosunun rýhtýmlardan çýkýþýný engellemek amacýyla Ýskenderiye’nin gemilerini ve iskelelerini ateþe verdi.
Yangýnlar yayýlýnca Mouseion’a ulaþtý. Tarihsel kaynaklar, ortaya çýkan hasarýn boyutu konusunda hemfikir deðil; Plutarkhos gibi bazý erken dönem tarihçiler tüm kütüphanenin yandýðýný iddia ederken, filozof Genç Seneca, artýk kayýp olan bir eserden alýntýyla 40.000 tomarýn yok olduðunu yazar.
Peki hiçbir þey kurtuldu mu? Daha geç dönem kaynaklarý Mouseion’dan söz ediyor; bu da tapýnaðýn hâlâ kullanýldýðýný ve kütüphane bütünüyle yok edilmiþ olsaydý yanmýþ olmasý gereken koleksiyonlarla âlimlerin çalýþmayý sürdürdüðünü düþündürüyor.
Ýskenderiye Kütüphanesi’nin düþüþü
Diðer bazý araþtýrmacýlara göre, kütüphanenin kalýntýlarý ve ona baðlý akademisyenler, bizzat Ýskenderiye ile birlikte yavaþ bir gerileme yaþadý.
Zamanla, Ýskenderiye Kütüphanesi “ihmal nedeniyle oldukça yavaþ bir þekilde sönümlendi” diye yazýyor kütüphaneci ve küratör Sebastian “Modrow Libraries, Archives and Museums’ta”. Bir zamanlar Yunan bilgisinin merkezi olan Ýskenderiye artýk Roma yönetimi altýndaydý ve tarihçi Roy MacLeod’un “The Library of Alexandria: Centre of Learning in the Ancient World” adlý eserinde yazdýðýna göre Roma liderleri bu bilgi deposunu büyük ölçüde görmezden gelmiþ görünüyordu. “Roma Ýmparatorluk döneminde kütüphane (ya da ondan geriye ne kaldýysa) hakkýnda bize çok az þey aktarýlýr.”
Ýskenderiye Kütüphanesi ortadan kalkmýþ olabilir, ancak onun kardeþ kurumu Serapeion’un hayatta kaldýðýna dair kanýtlar var. Ancak kendisi de iki kez yanmýþtý.
Hýristiyanlýk Roma genelinde yayýlýrken, I. Theodosius ve Ýskenderiye’nin Hýristiyan patriði gibi Hýristiyan yöneticiler, pagan putperestlik olarak gördükleri þeyle mücadele etmeye baþladý. MS 391’de, tanrýlarýna ve Müzlere yönelik Roma saldýrýsýna öfkelenen Serapeion âlimlerinden bir grup, Ýskenderiye’de bazý Hýristiyanlara saldýrdý. Buna karþýlýk Hýristiyanlar Serapeion’u tahrip edip yýktýlar.
Kundaklama—ya da buna yönelik suçlamalar—kütüphanenin çöküþünde rol oynamaya devam etti. MS 642’de, Amr ibn al-As komutasýndaki Arap kuvvetleri, dindar Raþidun Halifeliði’nin Mýsýr’ý fethi sýrasýnda Ýskenderiye’yi ele geçirdi. Günümüze ulaþan 13. yüzyýl tarihli bir metne göre, Arap istilacýlar, Halife Ömer’in emriyle büyük kütüphaneyi yok etmekle görevlendirilmiþti; sözde, iþgal sýrasýnda hamam sularýný ýsýtmak için kütüphanenin kitaplarýný yakýt olarak kullanmýþlardý.
Ancak modern tarihçiler bunun, Ýslam ve onun öðretilerine kuþkuyla bakan Orta Çað Hýristiyanlarý tarafýndan muhtemelen uydurulup yayýlmýþ bir efsane olduðunu söylüyor. “Entelektüel hoþgörü, Orta Çað Ýslam medeniyetinin alametifarikasýydý” diye yazýyor tarihçi Asma Afsaruddin The American Journal of Economics and Sociology’de. Afsaruddin’e göre, yaygýn mite raðmen, döneminin Müslümanlarý diðer kültürlerin bilgisine dikkate deðer ölçüde açýktý.
Bitmeyen bir tartýþma
Klasik tarihçi Roger S. Bagnall, Proceedings of the American Philosophical Society’de yýllar boyunca, yangýný kimin çýkardýðý ve nedenine dair tartýþmalarýn alevlendiðini yazýyor. “Bu, çok sayýda þüphelisi olan bir cinayet gizemi” diyor ve “bu konuda tutkular hâlâ kabarýk” diye ekliyor. Bazý bilim insanlarýnýn, kütüphanede kalan klasik öðrenime ait kalýntýlarý harap etmekle MS 391’in Hýristiyan öðretmenlerini suçladýðýný, diðerlerinin ise büyük kütüphanenin nihai yýkýmýný Ýslam Halifeliðine ve sözde Müslüman olmayan bilgiye yönelik reddediþine yüklediðini belirtiyor.
Bildiklerimiz þu ki, sonunda Mouseion’a yapýlan atýflar bile silikleþti. Bugün Ýskenderiye Kütüphanesi, tarihin en çok yas tutulan harikalarýndan biri olarak kalmaya devam ediyor—ve bunca antik bilginin geri döndürülemez kaybý için hâlâ piþmanlýk ateþini körüklüyor.
National Geographic. 16 Ekim 2025.
Erman Ertuðrul
Yer Ýmleri