Kadýnlarýmýz için, hikâyem beðeninize:
ÞEKERSÝZ ÇAY
Bir kadýn haklarý aktivisti konuþuyordu televizyonda. O esnada ben elimdeki çaya þeker atayým mý atmayayým mý ikilemi üzerinde düþünüyordum. Kadýný anne ya da sevgili deðil insan olarak gördüðümüz gün bizim de insan olacaðýmýzý söyledi aktivist.
Söz çok hoþuma gitti. "Kadýn ya da erkeði insan olarak görmek. Cinsiyetçilikten uzak..." diye düþünürken kayýnbabam televizyon kanalýný deðiþtirdi. "Baba, aç hele az önceki yeri! Orada Kadýnlar Günü anlatýlýyordu." dedim. "Hangi yerde? Kumandanýn neresine basýlýyor?" derken kayýnbabam zor bela açtý kanalý; ama mülakat bitmiþ, reklamlar baþlamýþtý.
Aktivistin sözü kafamýn duvarlarýnda çýnlýyordu. "Demek kendimiz insansak, dedim, karþýmýzdakini insan olarak görebiliyoruz."
Çaydan bir iki yudumluyorum. Yok, þekersiz çaya alýþamadým gitti! Þeker kâsesine tam uzanacaðým, bir arkadaþýn sözü geliyor aklýma: "Ben çaya þeker attým mý çayýn tadýný alamýyorum." Vazgeçiyorum çaya þeker atmaktan.
Kayýnvalidem çayýmý tazelemeye davranýyor. "Bugün Kadýnlar Günüymüþ. Býrak, kendi çayýný kendi tazelesin." diyor kayýnbabam gülerek. Kalkýyorum, eþimin ablasý elime bir tepsi tutuþturuyor: "Madem Kadýnlar Günü'ymüþ; biraz nefes alalým, sana zahmet benimkini de dolduruver." Eþim bardaðý tepsiye býrakýrken: "Benim çayým, diyor, azýcýk açýk olsun."
Mutfaða giriyorum. Çamaþýr, bulaþýk makinesi gürültüsü; yemek fokurtularý arasýnda dolduruyorum çaylarý.
Elimde tepsi, odaya giriyorum. Gülüþmeler... Kadýnlar binbir teþekkürle alýyorlar tepsiden çaylarý. Alýrken yüzleri kýzarýyor.
![]()





Alýntý yaparak yanýtla
Yer Ýmleri