2 nci Dünya Savaşıyla başlayan küresel nizamın devamı için bakalım ABD bu sefer şapkadan hangi tavşanı çıkaracak zira başka tavşan kalmadı, belki bu sefer beyaz bir fare çıkarır der ki 'bu bir tavşandır inanacaksınız, dünya da inanır' derken,

Enteresan gelişmeler yaşıyoruz, daha düne kadar ABD' nin aranıza mesafe koyun dayatmasına karşı Rusya ve Çin'le ilgili, 'biz bunlarla ticaret yapıyoruz' diye direnen şarlayan Almanya ve Fransa ekseninde AB paktında herşey 180 derece değişmiş görünüyor. ABD dolaylı yollardan hamlesini yaptı, Rusya'yı mecburi bir hamle yapmaya zorladı ve dolayısıyla yalpalayan Atlantik İttifakına balans ayarını yapmış oldu. İçinde küllenen paktı canlandırma var, ticaret savaşları var, yeni sıcak ortamda silah satışı var, enerji kontrolü var, ne ararsanız var.

Dünyada olan bitenleri değerlendirirken 'gözlük' takmamak gerekiyor, alabildiğine objektif kalarak, durum tespiti yapmak, sonuçlarını kestirmeye çalışmak, müteakip gelişmelere dair tahminler yapmak, en nihayetinde 'ülke gözlüğünü' takarak, buna milli bir bakış açısı da denebilir, biz bunlardan nasıl etkileniriz, nasıl hamleler yapmamız gerekir şeklinde hareket tarzları üretilmesi gerekiyor.

Daha ilk değerlendirme ve tespit aşamasında, gözlük takılırsa, hatalı sonuçlara götürür.

Elbette hepimiz en nihayetinde bireyiz, insanız, insani bir bakış açısına sahibiz, bütün savaşlar kötüdür, vatanını savunan herkes meşrudur, işgalci her zaman haksızdır, lakin uluslararası meseleler başka, bir birey olarak diye başlayan kişisel bakış açıları başka. Belki bundan 1000 yıl sonra, kusursuz bir düzen teşkil edilebilirse, o zaman bireysel bakış açısı diğerine eşitlenecektir.

Zelensky, kimisine göre kahraman, kimisine göre komedyen. Ama objektif bakıldığında, ülkesini savaştan koruyamayan, tampon devlet kavramının anlamını kavrayamamış, NATO nun olası büyük bir savaşı tampon devletler üzerinden karşılama amacını ve genişleme eğilimini fark edememiş, ülkesinin diğer NATO ya alınan eski SSCB devletlerinden farklı olarak Karadeniz hakimiyeti açısından ilave bir stratejik önemde olduğunu aralarındaki farkı görememiş, safahatından da anlaşılacağı üzere stratejik derinliği olmayan, stratejik derinliği olan bir klikten de beslenmeyen tecrübesiz bir siyasetçi olduğu görülüyor. Ya devrilecek Rus yanlıları iktidarı alacak, ya ülke komple işgal edilecek, ya ülke bölünecek hatta Karadeniz'den soyutlanacak, ya da Rusya için evet belki bir bataklık olacak ama bu ülkenin de bataklığa evrileceği gerçeğini değiştirmeyecek, batının müteakip hamlelerini ve Rusya'nın nihayi amaçlarını kısa sürede göreceğiz, sosyal medyaya yansıyanlar dışında elimizde veri yok, eksik, yanlı, veya propaganda malzemesi haline gelmiş.

Bizim ise, kesinlikle tarafsız kalmamız, Karadeniz'deki dengeyi bozmamamız, hatta bu konudaki dayatmalara şimdiden karşı jargon ve hamleler üretmemiz gerekiyor, zaten elimizde bir eski anlaşma var. Bir şekilde mevzu dönüp dolaşıp buraya gelecektir. Ecevit'in dediği gibi, NATO ya katkımız, NATO nun bize katkısı kadar olacaktır, NATO nun bir parçası olmak, NATOCU olmak farklı şeyler, nasıl ki AB Rusya arası tampon devletlerin bir kaderi varsa, bizim de iki pakt arasında dengeci olmak gibi bir kaderimiz var, bunu yönetemeyen, bir tarafın hedefi olur.

Uzun yıllardır zaten düşük yoğunluklu bir savaşın hedefi durumundayız, komşu ülkelerde yaşananlar ortada, BOP ortada, bizim son 15-20 yılda yaşadıklarımız ortada, ekonominin durumu ortada, hep itidalli olmak, toparlanmak zorundayız, zaman kazanmak durumundayız, ordumuzu ekonomimizi güçlendirmek için sürekli diplomasiyi ticareti ikili üçlü bölgesel paktları tercih etmeliyiz, Suriye, Mısır, İsrail, İran, Ermenistan hatta Yunanistan'la ilişkileri geliştirmeliyiz, ülke içi dinamikleri kontrol altında tutmalıyız, bize en kötü senaryoda kendileri saldırmayacaklar, onların kamuoyları, yaşadıkları müreffeh yaşam standartlarının insan kaybına tahammülleri yok, onların genel karakteri birini birinin üzerine salmak veya içeriden karıştırmak şeklindedir.

AB nin kalbinde, Bosna'da milyon tane insanın ölümünü trajedi saymayan izleyen AB medeniyeti, Ukrayna'da henüz birkaç bin insan kaybını 2 nci Dünya Savaşından bu yana yaşanan en büyük trajedi saymakta, Irak'ın Suriye, Libya, Mısır, Filistin veya Tutsilerle Hutsilerin esamesi bile okunmuyor trajediler tarihinde, batı medeniyetinin çifte standartı işte tam da budur. Savaşları uzak bölgelerde çıkarmak, savaşları tampon devletlerde karşılamak, dünyanın en büyük en ölümcül silahlarını üretmek, satmak hibe etmek, ardından da medeniyet konusunda ahkam kesmek.

Sömürüyle sağlanan bir ekonominin getirdiği müreffeh ortamda sosyal demokrasinin hukukun insan haklarının eşitliğin nirvanasını yaşamak, sömürmese aslında dünyayı o nirvanaya hiç ulaşamayacak, bir tür paradoks, tarihte bütün medeniyetlerin yaşadığı gibi.

Bakalım, şapkadan çıkan tavşan görünümlü beyaz fare bu mu, nasıl da zamanlaması denk geliyor, tam da ABD ekonomisi pati yaparken, hiç bir şey tesadüf değil ve kendiliğinden olmuyor, tüm bunları tasarlayan, kurgulayan ve zamanı gelince de yürürlüğe koyan bir el var.

Saygılar