Bunca satışa rağmen hisse çökmemekte direniyor piyasa satışları karşılıyor ,anlaşılan KMT hisselerinin tümünü bitirecekler zaten pek bir şeyde kalmadı
Bunca satışa rağmen hisse çökmemekte direniyor piyasa satışları karşılıyor ,anlaşılan KMT hisselerinin tümünü bitirecekler zaten pek bir şeyde kalmadı
https://www.enerjigunlugu.net/ededer...ler-66157h.htm
son haftalarda yaşanan ön lisans iptalleri, piyasa tedirginliği ve depolamalı projelere yönelik algı değişimi açısından son derece kritik ipuçları içeriyor. “süreçler yavaş” deniyor gibi görünse de, satır aralarına indiğimizde aslında kimin eleneceği, kimin oyunda kalacağı ve kimin güçleneceği çok net biçimde tarif ediliyor.
Öncelikle EPDK’nın beş depolamalı projenin ön lisansını iptal etme gerekçesi “yeterli ilerlemenin sağlanamaması” olarak ifade ediliyor. Bu ifade teknik gibi dursa da, regülasyon diliyle çok net bir mesaj içeriyor: Artık depolamalı projelerde sadece lisans almak, dosya hazırlamak ya da niyet beyanında bulunmak yeterli değil; sahaya inemeyen, finansmanını netleştiremeyen, teknoloji ve tedarik zinciri hazır olmayan projeler sistematik olarak ayıklanacak. Bu, sektör için bir “temizlik süreci”nin başladığını gösteriyor.
Ramazan Kaya’nın özellikle altını çizdiği nokta çok önemli: Gecikmelerin “yapısal bir kriz” değil, yeni bir mevzuat ve teknoloji alanının olgunlaşma süreci olduğu vurgulanıyor. Bu şu anlama geliyor: EPDK ve kamu tarafı depolamadan vazgeçmiş değil, tam tersine bu alanın ciddiyetini artırıyor. Ancak bu ciddiyet, zayıf hazırlığı olan yatırımcıyı oyunun dışına itiyor. Bu da kısa vadede iptaller, orta vadede ise güçlü oyuncular için alan açılması demek.
Projelerin büyük bölümünün 2022–2023’te ön lisans aldığını ve ortalama 24–36 aylık geliştirme süresinin bazı projelerde aşıldığını söylüyor. Buradaki kritik detay şu: 2022–2023 döneminde birçok oyuncu depolamalı lisansı “opsiyon” gibi aldı. Finansman net değildi, batarya tedariki belirsizdi, teknoloji hızla değişiyordu. Bugün gelinen noktada ise kamu diyor ki: “Artık bekleme süresi bitti, niyet değil icraat görmek istiyorum.” Bu yaklaşım, spekülatif lisans biriktirenleri değil, gerçekten yatırım yapabilenleri ödüllendirecek.
Gecikmelerin nedenleri anlatılırken özellikle “çok boyutlu” ifadesi kullanılıyor. ÇED, imar, TEİAŞ bağlantı görüşleri, teknik standartlar ve kurumlar arası koordinasyon vurgulanıyor. Bu bölüm, tek başına küçük yatırımcıyı değil, aslında kurumsal kapasitesi sınırlı şirketleri işaret ediyor. Çünkü bu kadar çoklu izin, mühendislik ve koordinasyon gerektiren bir yapıyı ancak güçlü teknik ekipleri, finansal dayanıklılığı ve entegre çözüm kabiliyeti olan gruplar yönetebilir.
Batarya teknolojilerindeki hızlı küresel değişime yapılan vurgu da tesadüf değil. Burada açıkça şu söyleniyor: Teknolojiyi yanlış seçen, tedarik zincirini doğru kuramayan, finansman modelini buna göre güncelleyemeyen projeler zaman kaybediyor ve eleniyor. Bu nokta özellikle Pomega gibi batarya üreticisi olan gruplar ile bataryayı dışarıdan ve çoğunlukla ithal eden oyuncular arasındaki farkı dramatik biçimde büyütüyor.
Projelerin hızlandırılması için önerilen çözüm seti de çok net bir filtre mekanizması içeriyor. İmar, ÇED, ruhsat ve teknik izinlerde “destekleyici ama ciddi” bir yaklaşım isteniyor. Aynı zamanda finans kuruluşlarının depolamalı projelere özel finansman modelleri geliştirmesi gerektiği belirtiliyor. Bu, bankaların artık her projeye kredi vermeyeceğini; teknolojisi, tedarikçisi ve regülasyon uyumu net olmayan projelerin finansman bulamayacağını gösteriyor.
EDEDER’in yatırımcılara çağrısı ise röportajın en kritik bölümü. Depolamalı projelerin “kısa vadeli lisans kazanımı” değil, ileri mühendislik, sistem entegrasyonu ve uzun dönem işletme kabiliyeti gerektiren stratejik yatırımlar olarak görülmesi gerektiği açıkça söyleniyor. Bu cümle, dolaylı ama çok net biçimde şunu anlatıyor: Lisans alıp bekleyenler, işi taşeronla çözerim diyenler, bataryayı son anda ithal ederim diye düşünenler bu oyunda kalamayacak.
Bu röportajı Kontrolmatik ve Pomega açısından okuduğumuzda tablo çok daha netleşiyor. Kontrolmatik, EPC + sistem entegratörü kimliğiyle tam da bu “çok boyutlu” karmaşık süreci yönetebilen az sayıdaki oyuncudan biri. Pomega ise bu projelerin en kritik bileşeni olan bataryayı içeriden, yerli, sertifikalı ve izlenebilir şekilde sağlayabilen nadir yapılardan biri. Yani röportajda tarif edilen “olgunlaşma süreci”, Kontrolmatik grubu için bir risk değil, tam tersine rekabetin elenmesiyle oluşacak alanın büyümesi anlamına geliyor.
Son haftalarda yaşanan lisans iptalleri, yüzeyde bakıldığında sektörü korkutan bir gelişme gibi algılanıyor. Oysa bu röportaj bize şunu söylüyor: Bu iptaller, depolamalı yatırımlardan vazgeçildiği için değil, bu alanın artık amatörlere kapatıldığı için yaşanıyor. Güçlü sermaye, doğru teknoloji, yerli aksam uyumu ve entegre yapı kurabilen şirketler için asıl fırsat dönemi şimdi başlıyor.
Pomega ve Kontrolmatik özelinde birlikte ve ayrı ayrı okuduğumuzda, son haftalarda yaşanan lisans iptalleri, mevzuat sıkılaşması ve “gecikme” tartışmalarının aslında bu iki şirket açısından **riskten çok ayıklanma ve ayrışma süreci** anlamına geldiği net biçimde görülüyor.
Öncelikle Pomega açısından değerlendirelim. Röportaj boyunca tekrar eden ana kavramlar; **teknoloji seçimi, tedarik zinciri, finansman uyumu ve sahaya inebilme kabiliyeti**. Depolamalı projelerde en kritik darboğazın batarya olduğu artık açıkça kabul ediliyor. Küresel ölçekte batarya teknolojisi hızla değişirken, yatırımcıların “hangi batarya, hangi tedarikçi, hangi garanti ve hangi servis” sorularına net cevap verememesi projeleri kilitliyor. Bu noktada Pomega, piyasadaki çok büyük bir belirsizliği ortadan kaldıran nadir yapılardan biri konumunda. Çünkü Pomega yalnızca batarya tedarik eden bir şirket değil; **hücre–modül–paket seviyesinde üretim yapan**, yerli aksam puanı yüksek, sertifikasyon süreçlerine hâkim ve regülasyonla uyumlu bir üretici. Röportajda vurgulanan “teknoloji seçimi ve finansal yapının güncellenmesi ihtiyacı” tam olarak Pomega’nın varlık sebebini doğruluyor. Bugün ön lisansı iptal edilen projelerin önemli bir kısmında batarya tarafının netleşmemiş olması tesadüf değil. Bu durum, Pomega gibi hazır üretim ve uzun vadeli servis kabiliyeti olan şirketlerin önümüzdeki dönemde **talep patlaması** yaşama ihtimalini artırıyor.
Pomega açısından bir diğer kritik başlık da **finansman**. Röportajda finans kuruluşlarının depolamalı projelere özel finansman modelleri geliştirmesi gerektiği vurgulanıyor. Bankalar için batarya, projedeki en büyük teknik ve finansal risk kalemi. Yerli, sertifikalı, üreticisi sahada olan bir batarya kullanılması; bankanın kredi riskini doğrudan düşürüyor. Bu da Pomega bataryası kullanılan projelerin finansmana erişimini hızlandırıyor. Dolayısıyla EPDK iptalleri kısa vadede sektörü ürkütse de, orta vadede Pomega’nın müşteri kalitesini yükselten, zayıf projeleri eleyen bir mekanizma haline geliyor.
Kontrolmatik cephesine baktığımızda ise röportajın asıl mesajı daha stratejik bir çerçevede okunmalı. Ramazan Kaya’nın sürekli altını çizdiği “çok boyutlu süreç”, “kurumlar arası koordinasyon”, “ileri mühendislik” ve “sistem entegrasyonu” kavramları, klasik EPC anlayışının artık yeterli olmadığını gösteriyor. Depolamalı GES ve RES projeleri, sadece panel kurup türbin dikmekten ibaret değil; şebeke, batarya, yazılım, işletme, bakım ve regülasyon uyumunun birlikte yönetilmesini gerektiriyor. Kontrolmatik, tam da bu noktada klasik EPC’lerden ayrışıyor. Şirket, yalnızca projeyi kuran değil; sistemi tasarlayan, optimize eden ve işletmeye hazır hale getiren bir yapıya sahip. Bu nedenle röportajda anlatılan gecikmeler, Kontrolmatik için bir zayıflık değil; aksine piyasadaki “hazırlıksız” oyuncuların elenmesiyle oluşacak boşluğun göstergesi.
Röportajın “lisans biriktirme” eleştirisi Kontrolmatik açısından özellikle önemli. Kontrolmatik, depolamalı projeleri hiçbir zaman kısa vadeli lisans opsiyonu olarak ele almadı; grup bünyesinde Pomega gibi bir üreticiyle birlikte **gerçek yatırım** yapmayı tercih etti. Bu tercih, bugün bilançoda borç ve baskı olarak görülse de, regülasyon sıkılaştıkça stratejik bir avantaja dönüşüyor. Çünkü artık lisans sahibi olmak değil, lisansı hayata geçirebilmek değerli. EPDK’nın son hamleleri bu gerçeği teyit ediyor.
Pomega ve Kontrolmatik birlikte değerlendirildiğinde ise tablo daha da netleşiyor. Röportajda anlatılan tüm darboğazlar – teknoloji belirsizliği, finansman zorluğu, izin süreçleri, entegrasyon ihtiyacı – bu iki şirketin birlikte sunduğu yapı sayesinde aşılabiliyor. Kontrolmatik, projeyi uçtan uca yönetebilen EPC ve sistem entegratörü; Pomega ise projenin en kritik bileşeni olan bataryayı içeriden ve yerli olarak sağlayan üretici. Bu dikey entegrasyon, önümüzdeki dönemde lisansı devam eden projelerin büyük bölümünde **tercih edilen model** haline gelme potansiyeline sahip.
Son haftalarda yaşanan lisans iptalleri bu nedenle Kontrolmatik–Pomega grubu için “kötü haber” değil, aksine bir **eşik geçişi** olarak okunmalı. Piyasa artık niyet beyanı döneminden icraat dönemine geçiyor. Bu dönemde zayıf sermayeli, teknolojisi net olmayan, tedarik zinciri kırılgan projeler elenirken; güçlü mühendislik, yerli üretim ve regülasyon uyumu olan yapılar öne çıkacak. Röportajın bütününe baktığımızda verilen ana mesaj şu: Depolamalı enerji yatırımları yavaşlamıyor, sadece ciddileşiyor. Bu ciddiyetin doğal kazananları ise Pomega ve Kontrolmatik gibi entegre ve hazırlıklı oyuncular oluyor.
Özetle bu röportaj, piyasada oluşan kısa vadeli korkunun aksine, depolamalı enerji yatırımlarında ikinci faza geçildiğini gösteriyor. Birinci faz lisans alma ve niyet beyanıydı; ikinci faz ise gerçek yatırım, gerçek üretim ve gerçek işletme fazı. Bu fazda ayakta kalacak olanlar az, kazancı ise büyük olacak. Kontrolmatik ve Pomega tam olarak bu ikinci fazın doğal oyuncuları arasında yer alıyor.
Kontrolmatik cephesinde ise lisans iptallerinin anlamı daha stratejik okunmalı. Depolamalı GES ve RES projeleri artık klasik EPC faaliyetlerinin ötesine geçmiş durumda; şebeke, batarya, yazılım, sistem entegrasyonu ve regülasyon uyumunun birlikte yönetilmesi gerekiyor. Kontrolmatikin EPC ve sistem entegratörü kimliği, bu çok boyutlu yapıyı yönetebilme kabiliyeti ve grup içi batarya sinerjisi, şirketi bu yeni dönemin gereklilikleriyle uyumlu hale getiriyor. Lisans biriktirme döneminin sona ermesi, gerçek kurulum ve işletme kabiliyeti olan şirketlerin önünü açıyor.
Son düzenleme : carizma; 17-12-2025 saat: 12:22.
Sektörün Geleceği:
Aralık 2025 itibarıyla sektör, ikinci faza geçmiş durumda. İlk fazda lisans alınmış projeler, şimdi sahaya inme aşamasına gelmiş durumda. Bu dönemde, güçlü ve entegre yapı kurabilen şirketler, yatırımcılar ve finansal destek sağlayıcılar için büyük fırsatlar yaratılıyor. Sektörde ayakta kalabilen oyuncular, önümüzdeki yıllarda daha güçlü bir pazar payına sahip olacak.
Sonuç olarak, Pomega ve Kontrolmatik gibi güçlü oyuncular, sektördeki zorlukları fırsata çevirecek şekilde büyümeye devam ediyor. Bu oyuncular, sadece lisans alma aşamasında değil, projeleri hayata geçirebilme ve sürdürülebilir şekilde işletme konusunda da önemli bir avantaj elde ediyorlar.
https://www.energy-storage.news/batt...-reports-find/
Pomega ve Kontrolmatik açısından hem küresel maliyet trendleri hem de Türkiye’deki yerli aksam–regülasyon çerçevesiyle birlikte okuduğumuzda, ortaya çıkan tablo oldukça net ve stratejik açıdan son derece güçlü bir hikâye sunuyor.
Öncelikle **BNEF ve Ember verilerinin ana mesajı** ile başlayalım. Batarya depolama sistemleri artık “pahalı, destek olmadan yapılmaz” bir teknoloji olmaktan çıkmış durumda. Anahtar teslim BESS maliyetlerinin küresel ortalamada 117 USD/kWh seviyesine düşmesi, üstelik bunun bir yıllık %31’lik sert bir düşüşle gerçekleşmesi, enerji depolamanın artık enerji sisteminin çekirdek bileşeni haline geldiğini gösteriyor. Daha da önemlisi, bu düşüşün geçici değil; hücre boyutlarının büyümesi, enerji yoğunluğunun artması, entegrasyon verimliliği ve üretim ölçeği sayesinde **yapısal** olduğu vurgulanıyor. Bu nokta, Pomega ve Kontrolmatik için kritik.
**Pomega açısından bakıldığında**, bu raporlar şirketin doğru teknoloji ve doğru zamanlama ile konumlandığını teyit ediyor. BNEF’in özellikle altını çizdiği LFP hücrelere geçiş, 300 Ah ve üzeri büyük format hücrelerin maliyet avantajı ve 4 MWh üzeri konteynerlerin %39’a varan maliyet düşüşü sağlaması, Pomega’nın üretim stratejisiyle birebir örtüşüyor. Pomega, montajcı değil; hücre–modül–paket seviyesinde üretim yapan, ölçeklenebilir ve teknoloji evrimine uyumlu bir yapı kurdu. Küresel raporların işaret ettiği maliyet düşüşlerinin büyük kısmı hücre ve sistem tasarımı kaynaklıyken, bu alan Pomega’nın doğrudan kontrol ettiği bir alan. Dolayısıyla fiyatların düşmesi Pomega’yı sıkıştıran değil, **hacim ve talep yaratan** bir unsur haline geliyor.
Burada kritik bir ayrım yapmak gerekiyor. Çin’de 73 USD/kWh seviyesine inen fiyatlar ilk bakışta rekabet baskısı gibi algılanabilir. Ancak raporun devamı, bu ucuzluğun her pazarda aynı şekilde erişilebilir olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Yerel içerik şartları, sertifikasyon, tarifeler, jeopolitik riskler ve tedarik zinciri güvenliği; Çin fiyatlarını “kâğıt üzerindeki fiyat” haline getiriyor. Ember’in de vurguladığı gibi, Çin hariç pazarlarda ekipman maliyetleri kolaylıkla 100 USD/kWh ve üzerine çıkabiliyor. İşte bu noktada **yerli üretim yapan, regülasyonla uyumlu ve finansman dostu** bir üretici olarak Pomega devreye giriyor. Türkiye özelinde Yerli Aksam Yönetmeliği, Çin bataryasını zaten yapısal olarak dezavantajlı kılıyor. Dolayısıyla küresel maliyet düşüşleri, Pomega için marjları sıfırlayan değil; pazarı büyüten, erişilebilirliği artıran ve talebi hızlandıran bir etki yaratıyor.
**Kontrolmatik tarafına geçtiğimizde**, raporların en kritik etkisi proje ekonomisi üzerinden ortaya çıkıyor. Ember’in hesapladığı 65 USD/MWh LCOS seviyesi ve sevk edilebilir güneşin toplam maliyetinin 76 USD/MWh’ye kadar düşmesi, depolamalı GES ve RES projelerini artık “niş” olmaktan çıkarıp **baz yük alternatifi** haline getiriyor. Bu, EPC ve sistem entegratörü olan Kontrolmatik için oyunun kurallarını değiştiriyor. Artık depolama, projeye sonradan eklenen bir opsiyon değil; projenin ana bileşeni. Bu da ileri mühendislik, şebeke entegrasyonu, yazılım, EMS ve uzun vadeli işletme kabiliyeti gerektiriyor. Kontrolmatik’in klasik EPC’lerden ayrıştığı nokta tam olarak burası.
Raporlarda dikkat çeken bir diğer unsur, **kurulum ve şebeke bağlantı maliyetlerinin** proje bazında çok değişken olması. 30 USD/kWh ile 100 USD/kWh arasında değişebilen bu kalemler, mühendislik kalitesi ve kurumlarla koordinasyon yeteneğini doğrudan öne çıkarıyor. Kontrolmatik’in güçlü olduğu alanlardan biri de bu. EPDK lisans iptallerinin arka planında da tam olarak bu var: teknoloji ucuzladı ama projeyi hayata geçirecek mühendislik, izin ve entegrasyon kabiliyeti her oyuncuda yok. Bu durum, Kontrolmatik için kısa vadeli belirsizlik değil; orta vadede **pazar payı artışı** anlamına geliyor.
**ABD ve Avrupa perspektifi** de Kontrolmatik–Pomega ikilisi için ayrıca önemli. BNEF’in ABD özelinde vurguladığı FEOC (Foreign Entity of Concern) düzenlemeleri, Çin menşeli bataryalarla yapılan projelerin teşviklerden dışlanma riskini net biçimde ortaya koyuyor. Buna karşılık Çin dışı, yerli ya da bölgesel üretim yapan tedarikçiler avantaj kazanıyor. Pomega’nın Türkiye merkezli üretimi ve Kontrolmatik’in küresel EPC deneyimi, bu yeni dünya düzenine uyumlu bir yapı sunuyor. Özellikle ABD ve MENA pazarlarında “non-Chinese supply chain” talebinin artması, bu ikiliyi yalnızca Türkiye iç pazarı için değil, **ihracat ve uluslararası projeler** açısından da stratejik hale getiriyor.
Sonuç olarak bu raporlar şunu söylüyor: Batarya depolama artık pahalı bir teknoloji değil; doğru entegrasyonla en ucuz ve en hızlı devreye alınabilir baz yük çözümlerinden biri. Ancak bu yeni dönemde kazananlar, sadece batarya ithal edenler değil; teknolojiyi üreten, entegre eden, finanse edilebilir hale getiren ve regülasyonla uyumlu oyuncular olacak. Pomega bu zincirin üretim ayağında, Kontrolmatik ise mühendislik ve sistem entegrasyonu ayağında güçlü biçimde konumlanmış durumda. Küresel maliyet düşüşleri, bu iki şirketin hikâyesini zayıflatmıyor; tam tersine **talep görünürlüğünü, ölçek potansiyelini ve stratejik değerini** artırıyor.
1. Piyasa Görünümü ve Regülasyon
Son dönemde yaşanan ön lisans iptalleri ve mevzuat sıkılaşması, depolamalı enerji yatırımlarında bir geri çekilmeye değil, ayıklanma ve olgunlaşma sürecine işaret etmektedir. EPDK’nın “yeterli ilerleme sağlanamaması” gerekçesi, artık lisans sahipliğinin tek başına yeterli olmadığını; sahaya inebilme, finansmanı netleştirme ve teknik hazırlık düzeyinin belirleyici hale geldiğini göstermektedir. Bu yaklaşım, spekülatif lisans biriktiren oyuncuları sistem dışına iterken, gerçek yatırım kabiliyetine sahip şirketler için rekabetin azalması anlamına gelmektedir.
2. Depolamalı Enerjide Yapısal Dönüşüm
Depolama yatırımlarındaki gecikmeler yapısal bir krizden ziyade, yeni bir teknoloji ve regülasyon alanının doğal olgunlaşma evresi olarak değerlendirilmelidir. ÇED, imar, TEİAŞ bağlantıları, teknik standartlar ve kurumlar arası koordinasyon gibi çok boyutlu süreçler, sınırlı kurumsal kapasiteye sahip şirketler için önemli bir eleme mekanizması oluşturmaktadır. Kamu tarafının depolamadan vazgeçmediği, aksine bu alanı daha disiplinli ve finansman dostu bir yapıya taşımayı hedeflediği görülmektedir.
3. Batarya Teknolojileri ve Rekabet Dinamikleri
Küresel ölçekte batarya maliyetleri düşmeye devam ederken, yerli aksam şartları, sertifikasyon gereklilikleri, tedarik zinciri güvenliği ve finansman kriterleri özellikle Çin menşeli bataryaları Türkiye gibi pazarlarda yapısal olarak dezavantajlı hale getirmektedir. Bu durum, yerli, izlenebilir ve regülasyonla uyumlu üretim yapan batarya üreticilerini doğal olarak öne çıkarmaktadır. Finans kuruluşlarının depolamalı projelerde bataryayı kritik bir risk kalemi olarak değerlendirmesi, bu ayrışmayı daha da belirginleştirmektedir.
4. Pomega’nın Konumu
Pomega, hücre–modül–paket seviyesinde üretim yapabilen, teknoloji evrimine uyumlu ve bankalar nezdinde daha düşük risk profili sunan yapısıyla depolamalı projelerdeki en önemli belirsizliklerden birini ortadan kaldırmaktadır. Batarya tarafı netleşmediği için ilerleyemeyen projeler dikkate alındığında, Pomega’nın önümüzdeki dönemde daha nitelikli ve sürdürülebilir bir talep yapısıyla karşılaşması beklenmektedir.
5. Kontrolmatik ve EPC’den Öte Değer Zinciri
Depolamalı GES ve RES projelerinin klasik EPC anlayışının ötesine geçmesi, Kontrolmatik’in ayrıştığı temel noktayı oluşturmaktadır. Şebeke entegrasyonu, yazılım, enerji yönetimi, sistem optimizasyonu ve uzun vadeli işletme kabiliyeti gerektiren bu projeler, çok boyutlu mühendislik ve koordinasyon becerisi olmayan oyuncular için ciddi bir giriş bariyeri yaratmaktadır. Lisans biriktirme döneminin sona ermesiyle birlikte, projeyi uçtan uca hayata geçirebilen şirketler ön plana çıkmaktadır.
6. Dikey Entegrasyon ve Rekabet Avantajı
Pomega ve Kontrolmatik birlikte değerlendirildiğinde, teknoloji seçimi, tedarik zinciri, finansman, izin süreçleri ve sistem entegrasyonu gibi tüm temel darboğazları kapsayan güçlü bir dikey entegrasyon modeli ortaya çıkmaktadır. Son dönemde yaşanan lisans iptalleri, bu yapı açısından bir riskten çok, rekabetin elenmesiyle oluşan yeni bir değer alanının habercisi olarak değerlendirilmektedir. Depolamalı enerji yatırımları yavaşlamamakta; ikinci faza geçerek daha seçici, daha kurumsal ve daha yüksek katma değerli bir yapıya evrilmektedir.
7. Yönetim Ekibi – Uygulama Yetkinliği
David Chang: Foxconn, Salcomp, Nokia ve Suunto geçmişiyle yüksek hacimli üretim, kalite disiplini, tedarik zinciri ve operasyonel ölçekleme konularında güçlü saha tecrübesi. Pomega’da üretim hatlarının kurulumu, verimlilik artışı ve endüstriyel mükemmellik alanlarında kritik katkı potansiyeli.
Gökhan Serdar: Denetim kökenli finansal disiplinin, büyük ölçekli sanayi operasyonları ve bölgesel liderlikle birleştiği nadir bir profil. Yatırım, finansman, kurumsal yapı ve uluslararası paydaş yönetimi konularında güçlü bir referans seti.
Sonuç:
Bu yönetim kombinasyonu, Pomega’nın yalnızca büyüyen bir üretici değil; operasyonel olarak sağlam, finansal olarak güvenilir ve küresel ölçekte rekabet edebilen bir endüstriyel oyuncu olarak konumlanmasını desteklemektedir.
Sayın Carizmaya göre;
Şirkette hiçbir dert tasa sıkıntı yok, dünya bankasından ceza yemesi, Sami nin hisse satması, Amerika'daki fabrika yatırımında hiçbir gelişme olmaması hep sirkete olumlu yansıyor. Borçlanması olumlu haber, ceza alması olumlu, hisse satmayacağız demesi olumlu, hisse satması olumlu. dolar bazlı neredeyse yüzden 80-90 değer kaybetmesi olumlu. Resmi gazetede yayınlanan tüm haberler bu sirkete yarıyor. Haşa Allahını tüm vasfını taşıyor bu sirket ve sahibi.Hatadan ve kusurdan soyutlanmış ilahi bir deger sizin gözünüzde. Dün kapta etik kurulu varmis kontrolmatikte. o etik deger adam olsa samiyi yatırıp tüm yatırımcılar adına....... gerekirdi.
Adam gece gündüz burada mal pazarlıyor. Nerdeyse mutfağındaki aliminyum tencereyi satma noktasına gelmiş şirketi öv öv bitiremedi.
Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi
Yer İmleri