Artan
Azalan
İşlem
BIST 30
BIST 50
BIST 100
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
4,40 10% 2,00 Mr 3,98 / 4,40
23,76 10% 379,08 Mn 21,98 / 23,76
31,46 10% 4,64 Mr 29,58 / 31,46
16,17 10% 1,47 Mn 16,17 / 16,17
33,54 9.97% 332,07 Mn 28,22 / 33,54
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
110,00 -9.98% 4,07 Mn 110,00 / 119,80
519,00 -9.97% 1,56 Mr 519,00 / 613,50
10,67 -9.58% 4,73 Mr 10,67 / 12,48
611,50 -8.73% 6,52 Mn 611,50 / 655,00
20,86 -7.45% 2,31 Mr 20,30 / 22,80
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
331,00 -0.6% 20,53 Mr 329,00 / 337,75
2,54 1.2% 16,62 Mr 2,50 / 2,67
17,13 1.18% 11,93 Mr 16,65 / 17,35
294,00 -1.42% 11,72 Mr 291,50 / 300,00
83,95 0.48% 8,35 Mr 82,65 / 84,80
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
20,44 0.59% 991,68 Mn 19,99 / 20,56
83,95 0.48% 8,35 Mr 82,65 / 84,80
294,00 -1.42% 11,72 Mr 291,50 / 300,00
173,00 4.85% 6,55 Mr 163,20 / 173,00
698,00 -0.07% 4,84 Mr 685,00 / 711,00
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
20,44 0.59% 991,68 Mn 19,99 / 20,56
83,95 0.48% 8,35 Mr 82,65 / 84,80
110,10 -2.39% 1,03 Mr 110,00 / 112,90
122,70 -0.24% 529,23 Mn 121,70 / 124,20
294,00 -1.42% 11,72 Mr 291,50 / 300,00
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
20,44 0.59% 991,68 Mn 19,99 / 20,56
34,80 -1.14% 260,50 Mn 34,18 / 35,14
83,95 0.48% 8,35 Mr 82,65 / 84,80
10,80 -0.18% 156,69 Mn 10,70 / 10,88
70,00 0.79% 351,76 Mn 68,45 / 70,40

%0 Faizle 75.000 TL'ye Kadar Kredi Fırsatı!

Sayfa 313/331 İlkİlk ... 213263303311312313314315323 ... SonSon
Arama sonucu : 2647 madde; 2,497 - 2,504 arası.

Konu: KONTR - Kontrolmatik Teknoloji Enerji ve Mühendislik A.Ş.

  1.  Alıntı Originally Posted by Meteqaz Yazıyı Oku
    10.10 tl ile haftayı açtık, bakalım cuma günü nerede kapatacak?
    Cok sağlam bir haber gelmesi gerekiyor. Sağlam ve inandırıcı, sağlam ve gerçek. Sağlam ve yalan olmayan. Sağlam ve kafalarda soru işareti bırakmayan, diğer kaplar gibi olmayan haber lazım.
    Sağlam ve satış fırsatı olarak kullanılmayacak... Gel gel e alet edilmeyecek.

  2. Boş bir gün daha..

  3. I. ABD Neden Gecikmeli? Powin Energy Vakası Üzerinden Yapısal Sorun

    Powin Energy nin iflası, tekil bir şirket başarısızlığından ziyade ABD enerji depolama (BESS) sektöründeki yapısal gecikmenin ve politika-iş modeli uyumsuzluğunun somut bir örneğidir. Powin; hücre üretimi olmayan, büyük ölçüde Çin ve Asya menşeli LFP batarya hücrelerine dayanan bir sistem entegratörüydü. Bu yapı, 2019-2021 döneminde küresel tedarik zincirinin ucuz ve bol olduğu ortamda hızlı büyümeyi mümkün kıldı. Ancak şirket bu büyümeyi ince kâr marjları, sabit fiyatlı EPC sözleşmeleri ve yüksek borçluluk ile finanse etti. Bu da Powini, dış ticaret ve politika koşulları değiştiğinde son derece kırılgan hale getirdi.

    2022 de yürürlüğe giren Inflation Reduction Act (IRA), ABD BESS pazarı için aynı anda hem büyük bir fırsat hem de ciddi bir yapısal risk yarattı. IRA ile bağımsız enerji depolama sistemleri Investment Tax Credit (ITC) kapsamına alındı ve talep hızla arttı. Ancak aynı yasa paketi, Domestic Content (yerli içerik) şartlarını ve ABDnin stratejik sanayi politikalarını da devreye soktu. Powinin iş modeli, bu yerli içerik bonuslarını karşılayacak bir üretim altyapısına veya esnek tedarik yapısına sahip değildi. Sonuç olarak Powin, hızla büyüyen bir pazarda politik olarak uyumsuz bir tedarikçi konumuna düştü.

    ABDnin Çin menşeli batarya hücrelerine uyguladığı ek gümrük tarifeleri ve ticaret kısıtları, Powinin maliyet yapısını doğrudan bozdu. Çinden ithal edilen LFP hücrelere gelen vergiler, proje maliyetlerini çift haneli oranlarda artırdı. Sabit fiyatlı sözleşmeler nedeniyle bu maliyet artışları müşterilere yansıtılamadı; kâr marjları sıfıra yaklaştı veya negatife döndü. Böylece Powinin nakit akışı hızla bozuldu ve iflas süreci kaçınılmaz hale geldi.

    II. Powin Neden Battı, Kimler Aynı Riski Taşıyor? ABD, Türkiye ve Avrupa İçin Dersler

    2025e gelindiğinde Powin, Chapter 11** başvurusunda bulunarak fiilen iş modelinin sürdürülemezliğini kabul etti. Bu süreç bir tam tasfiye değil; donanım ağırlıklı entegrasyon modelinin sona ermesiydi. Powinin operasyonel varlıkları, yazılımları, fikri mülkiyeti ve proje portföyü FlexGen tarafından satın alındı. Böylece donanım riskini bilançoya yükleyen bir oyuncunun varlıkları, yazılım ve kontrol odaklı bir şirketin bünyesine geçti.

    Bugün Powin benzeri risk taşıyan şirketler genellikle:

    Hücre üretimi olmayan,
    Çin/Asya tedarikine yüksek derecede bağımlı,
    İnce marjlı EPC veya entegrasyon modeliyle çalışan,
    Sabit fiyatlı sözleşmelerle büyümüş Tier-2 ve Tier-3 BESS entegratörleridir.

    Özellikle ABD pazarında faaliyet gösteren veya bu pazara girmeyi planlayan firmalar için risk teknik yetersizlikten değil, politika uyumu ve tedarik zinciri esnekliğinin olmamasından kaynaklanmaktadır. ABD pazarı artık yalnızca ürün satılanbir pazar değildir; **yerli içerik, ticaret hukuku, tarife yönetimi ve politik uyum bilgisi gerektiren bir pazardır.

    Türkiye ve Avrupadaki BESS firmaları için Powin vakası net bir uyarıdır. ABDye satarız varsayımı, **yerel ortaklık, yerel montaj veya yerli değer yaratımı olmadan** ciddi finansal risk taşır. Benzer şekilde Avrupada da **CBAM**, batarya pasaportu ve yerli üretim teşvikleri nedeniyle **2026-2028 döneminde Powin benzeri iflasların görülmesi** kuvvetle muhtemeldir. Bu nedenle sadece fiyat ve teknik performans odaklı büyüme stratejileri sürdürülebilir değildir.

    III. FlexGen Neden Ayakta Kaldı? Gelecekte Kazanan İş Modelleri

    FlexGenin Powin iflasından güçlenerek çıkmasının temel nedeni, iş modelinin **donanım değil yazılım ve kontrol katmanı** üzerine kurulu olmasıdır. FlexGen bir hücre üreticisi değildir ve donanım riskini bilinçli olarak bilançosunda taşımamaktadır. Çoklu OEM ile çalışarak tedarik riskini dağıtır; asıl katma değeri ise Energy Management System (EMS), kontrol algoritmaları ve optimizasyon servisleri üzerinden yaratır.

    Bu yazılım katmanı, projelerde güçlü bir **lock-in etkisi** yaratır. Powinin projeleri donanım tarafında durma noktasına geldiğinde, bu projelerin çalışmaya devam edebilmesi için FlexGenin yazılım ve kontrol altyapısı kritik hale gelmiştir. Bu nedenle FlexGen, doğal bir kurtarıcı ve stratejik alıcı konumuna yükselmiştir.

    Stratejik olarak bakıldığında:

    Powin, politika ile tedarik zinciri arasında sıkışmış, esnekliği olmayan donanım ağırlıklı bir modelle büyüdüğü için battı.
    FlexGen ise politikayı donanım riskinden ayırdığı, yazılım ve servis odaklı kaldığı için ayakta kaldı.

    Bu vaka açıkça göstermektedir ki, BESS sektöründe gelecekte ayakta kalacak şirketler ya:

    1. Dikey entegre, yerli içerik uyumlu üretim modellerini,
    2. Ya da yazılım-servis odaklı, donanım riskini minimize eden iş modellerini benimsemek zorundadır.

    Aksi halde Powin örneği, istisna değil; yeni normal olacaktır.
    Son düzenleme : carizma; 19-01-2026 saat: 22:42.

  4. Kontrolmatikin durumu Powinden yapısal olarak farklıdır; çünkü Kontrolmatik tek bir ürün ya da pazara odaklanan saf bir BESS entegratörü değildir. Şirket, enerji iletim hatları, altyapı projeleri, sanayi tesisleri ve yurtdışı EPC işleri gibi farklı gelir kollarına sahip bir mühendislik ve teknoloji grubudur. Bu çeşitlilik, tek bir regülasyon değişikliğinin veya pazar daralmasının şirketin tamamını sarsmasını zorlaştırır. Kontrolmatik BESS tarafındaki faaliyetleri, Powin gibi tek başına bir iş modeli değildir; grubun genel nakit akışı ve proje bazlı yapısı içinde dağıtılmış durumdadır. Bu nedenle Kontrolmatik, Powinin yaşadığı türden politik şok + tedarik şoku + finansal çöküş kombinasyonuna aynı ölçüde maruz değildir.
    Pomega ise Powin ile kıyaslandığında en kritik farkı temsil eder; çünkü Pomega, batarya hücresi ve batarya pack üretimi yapan, dikey entegrasyonu hedefleyen bir sanayi yatırımıdır. Powin hücreyi dışarıdan satın alıp sistem entegre ederken, Pomega hücrenin kendisini üretmeye odaklanmıştır. Bu durum, hem Türkiye hem de Avrupa ve potansiyel olarak ABD politikalarının desteklemek istediği yerli üretim eksenine çok daha uyumlu bir konum yaratır. Yerli üretim sayesinde tarife riski azalır, tedarik zinciri daha kontrollü hale gelir ve yerli içerik teşviklerinden faydalanma ihtimali doğar. Dolayısıyla Pomeganın karşı karşıya olduğu risk, Powindeki gibi iş modelinin yanlışlığı değil; büyük ölçekli bir sanayi yatırımının talep, kapasite kullanımı ve yatırım geri dönüş süresi gibi klasik üretim riskleridir.
    Özetle, Powin Energy yanlış tarafta konumlanmış bir entegratör modeliyle, ABD enerji politikasındaki dönüşümün kurbanı olmuştur. Kontrolmatik ise faaliyetlerini tek bir regülasyona bağlamayan, riskleri dağıtan bir mühendislik ve EPC yapısı sayesinde Powin benzeri bir kırılganlığa sahip değildir. Pomega ise Powinin tam tersine, hücre üretimi ve yerli değer yaratımı üzerinden ilerlediği için ABD ve Avrupada şekillenen yeni enerji politikalarının hedeflediği profile daha yakındır. Bu nedenle Powinin yaşadığı iflas senaryosu, Kontrolmatik ve özellikle Pomega için doğrudan bir benzerlik değil, daha çok nasıl kaçınılması gereken bir model örneği olarak okunmalıdır.
    Son düzenleme : carizma; 19-01-2026 saat: 23:26.

  5. 2026 sonrasında BESS sektöründe ayakta kalacak

    ilk ve en güçlü iş modeli,

    dikey entegre ve yerli içerik uyumlu üretici modeli olacaktır. Bu modelde şirketler batarya hücresi, modül, pack ve sistem seviyesini mümkün olduğunca kendi bünyelerinde veya kontrol ettikleri ekosistem içinde üretir. ABDde Inflation Reduction Act, Avrupada ise CBAM, batarya pasaportu ve yerli üretim teşvikleri, bu modeli doğrudan desteklemektedir. Hücre üretimi sayesinde şirketler tarife riskini azaltır, tedarik zinciri üzerindeki kontrolü artırır ve yerli içerik bonusları gibi teşviklerden faydalanabilir. Bu model sermaye yoğun ve yatırım geri dönüş süresi uzun olsa da, politika yönüyle uyumlu olduğu için uzun vadede en dayanıklı yapı olarak öne çıkmaktadır. 2026 sonrası dönemde büyük üretim kapasitesine sahip, devlet teşvikleriyle desteklenen ve uzun vadeli hücre tedarik sözleşmeleri olan firmalar bu kategoride avantajlı olacaktır.

    İkinci ayakta kalıcı iş modeli,


    donanım riskini minimize eden yazılım, kontrol ve servis odaklı BESS platformu modelidir. Bu yapıda şirketler batarya hücresinin fiyatı, tarifesi veya tedarik zinciri riskini bilançolarında taşımak yerine, enerji yönetim sistemleri (EMS), optimizasyon algoritmaları, grid entegrasyonu ve operasyon bakım hizmetleri üzerinden değer üretir. Donanım farklı OEMlerden temin edilebilir ve yerli içerik gibi politik şartlar proje sahipleriyle birlikte yönetilir. FlexGen örneğinde olduğu gibi, bu model yüksek marjlı, tekrarlayan gelir yaratır ve politika değişimlerine karşı esnek kalır. 2026 sonrası pazarda, donanımın giderek metalaştığı bir ortamda asıl rekabet avantajı yazılım, veri ve performans garantileri üzerinden oluşacaktır; bu nedenle bu model uzun vadede güçlü şekilde varlığını sürdürecektir.

    Üçüncü sürdürülebilir model ise finansman


    varlık sahipliği ve uzun vadeli gelir paylaşımına dayalı storage-as-a-service veya asset-owner modelidir. Bu yapıda şirketler sadece sistemi satmakla kalmaz, BESS varlıklarını bilançolarında tutar veya özel amaçlı şirketler (SPV) üzerinden işletir; gelirini kapasite ödemeleri, arbitrage, frekans regülasyonu ve grid servislerinden elde eder. Bu model, kısa vadeli EPC marjlarına bağımlılığı azaltır ve enerji piyasalarındaki uzun vadeli gelir akışlarına bağlanır. Ancak başarılı olabilmesi için güçlü finansman yapısı, piyasa regülasyon bilgisi ve operasyonel yetkinlik gerekir. 2026 sonrası dönemde, enerji piyasalarının olgunlaşmasıyla birlikte bu model, özellikle büyük fonlar, altyapı yatırımcıları ve enerji şirketleri için kalıcı bir BESS iş modeli haline gelecektir.

    Sonuç olarak, 2026 sonrası BESS sektöründe saf entegratör ve ithal hücreye bağımlı, ince marjlı EPC modelleri giderek zorlanırken; ya üretim ve yerli içerik tarafında derinleşen, ya yazılım ve servis katmanında farklılaşan, ya da varlık sahipliği ve finansman gücüyle uzun vadeli gelir yaratan şirketler ayakta kalacaktır. Bu üç model, sektörün yeni hayatta kalma haritasını oluşturmaktadır.
    Son düzenleme : carizma; 19-01-2026 saat: 22:47.

  6. Kontrolmatik ve Pomega özelinde bir araya koyduğumuzda ortaya çıkan tablo, iki şirketin de 2026 sonrası BESS ekosisteminde doğru tarafta konumlandığını, fakat rollerinin net biçimde ayrıştığını gösteriyor.

    Kontrolmatik, grup düzeyinde klasik bir EPC şirketinden çıkıp çok ayaklı bir enerji ve teknoloji platformuna dönüşmüş durumda. EPC ve yüksek gerilim şebeke entegrasyonu, şirketin nakit üretim omurgasını oluşturmaya devam ederken; Pomega, Plan-S ve diğer iştirakler bu omurganın üzerine büyüme ve çarpan hikâyesi ekliyor. Bu yapı, az önce konuştuğumuz üç sürdürülebilir BESS modelinden ikisini aynı anda barındırıyor: donanım + yazılım + entegrasyon kabiliyeti ve proje/varlık tarafına geçiş potansiyeli. Bu nedenle Kontrolmatik, 2026 sonrasında sadece proje yapan değil, ekosistemi kuran ve yöneten tarafta duruyor.

    Pomega ise bu yapının üretim ve yerli içerik ayağı. ONE ile yapılan bağlayıcı LFP hücre anlaşması, Pomegayı Türkiyede birkaç oyuncudan biri değil, küresel ölçekte görünür bir hücre tedarikçisi konumuna taşıyor. Bu, 2026 sonrası BESS sektöründe ayakta kalan birinci modele yani dikey entegre, politika uyumlu üretici modeline doğrudan oturuyor. Üstelik Meksika modeli sayesinde Pomega, ağır sermaye yatırımı yapmadan önce talebi test eden, bilanço dostu bir büyüme hattı kuruyor. Satış önce Türkiyeden ihracatla başlıyor, yatırım ise ancak pazar doğrulanırsa devreye giriyor. Bu, teoride anlatılan doğru modelin uygulanmış hali.

    en kritik sonuc şu:
    Kontrolmatik, marjı düşük ama nakit üreten işleri (EPC, şebeke, entegrasyon) elinde tutarken; Pomega, yüksek çarpanlı, dolar bazlı ve politika destekli üretim işini üstleniyor. Bu ikili yapı sayesinde grup, 2026 sonrasında sektörün eleneceği ortamda hem savunmacı hem hücumcu pozisyonda kalabiliyor. Yani yalnızca büyümeyi değil, kriz dayanıklılığını da birlikte sağlıyorlar.

    Özetle bu sohbet, Kontrolmatik Pomega grubunun BESS sektöründe yanlış zamanda yanlış modelle büyüyen şirketlerden olmadığını; aksine 2026 sonrası ayakta kalacak üç ana modelden ikisini fiilen kurmuş, üçüncüsüne (varlık/finansman modeli) geçiş için de opsiyon yaratmış bir yapı olduğunu gösteriyor. Bu da hikâyeyi kısa vadeli fiyat tartışmasının ötesine taşıyıp, stratejik ve yapısal bir büyüme okumasına dönüştürüyor.
    Son düzenleme : carizma; 19-01-2026 saat: 22:46.

  7. devam ediyoruz okuyalım öğrenelim

    Powin Energy Vakası: ABD Enerji Politikaları ile Uyum Sağlayamayan Bir İş Modelinin Çöküşü

    Powin Energynin 2025 yılında ABDde Chapter 11 kapsamında iflas korumasına başvurması, yüzeyde “finansal sıkıntı yaşayan bir şirketin yeniden yapılandırılmasıgibi görünse de, gerçekte bu olay çok daha derin ve yapısal bir kırılmaya işaret etmektedir. Powin vakası, yalnızca bir şirketin başarısızlığı değil; **ABD enerji depolama sektöründe entegratör ağırlıklı iş modelinin, değişen kamu politikaları karşısında neden kırılgan hale geldiğinin somut bir örneğidir**.

    Bu makale, Powin Energynin iflasına giden süreci; ABD enerji politikaları, ticaret düzenlemeleri, yatırım teşvikleri ve sektör dinamikleriyle doğrudan bağlantılı şekilde, kronolojik ve analitik bir perspektifle ele almaktadır.
    **1. Powin Energynin İş Modeli ve Başlangıçtaki Gücü**

    Powin Energy, Oregon merkezli, şebeke ölçekli batarya enerji depolama sistemleri (BESS) alanında faaliyet gösteren küresel bir sistem entegratörüydü. Şirketin temel iş modeli şu unsurlara dayanıyordu:

    * Batarya hücrelerini (özellikle LFP) büyük ölçüde Çin ve Asyadan ithal etmek
    * Batarya paketleme, BMS, PCS entegrasyonu ve yazılım çözümleri sunmak
    * Büyük ölçekli projelerde düşük marj yüksek hacim stratejisi izlemek

    2019-2021 döneminde bu model son derece başarılıydı. Çin kaynaklı hücreler ucuzdu, ABDde enerji depolama pazarı hızla büyüyordu ve kamu politikaları henüz yerli üretim baskısını net şekilde ortaya koymamıştı. Powin, bu dönemde agresif biçimde büyüyerek onlarca ülkede toplamda 25 GWh yi aşan proje portföyü oluşturdu.

    Ancak bu hızlı büyüme, **yüksek borçlanma**, **tedarikçi kredilerine bağımlılık** ve **ince kâr marjları** ile finanse ediliyordu. Bu durum, şirketi politika değişimlerine karşı son derece savunmasız hale getirdi.


    **2. Inflation Reduction Act (IRA): Fırsat mı, Tuzak mı?**

    2022 yılında kabul edilen **Inflation Reduction Act (IRA)**, ABD enerji depolama sektörü için tarihi bir dönüm noktasıydı. Bu yasa ile:

    * Bağımsız enerji depolama sistemleri ilk kez doğrudan **Investment Tax Credit (ITC)** kapsamına alındı
    * Proje maliyetlerinin %30 a kadar olan kısmı vergi kredisiyle desteklenebilir hale geldi
    * Yerli üretimi teşvik etmek amacıyla **Domestic Content Bonus** gibi ek mekanizmalar getirildi

    Kağıt üzerinde bu gelişmeler Powin gibi firmalar için büyük bir fırsat gibi görünüyordu. Ancak burada kritik bir çelişki ortaya çıktı:

    **Talep, ITC sayesinde artıyordu; fakat bu talep artık yerli içerik uyumlu ürünler istiyordu.**

    Powinin iş modeli ise büyük ölçüde ithal hücrelere dayanıyordu. Bu nedenle Powin, müşterilerinin ITCden faydalanmasına katkı sağlasa da, **yerli içerik bonuslarını karşılayamayan bir tedarikçi** konumuna düşmeye başladı.

    **3. Tarifeler ve Ticaret Politikaları: Marjların Çöküşü**

    2023 itibarıyla ABDnin Çine yönelik ticaret politikaları sertleşti. LFP batarya hücrelerine yönelik:

    * Anti-damping vergileri
    * İlave gümrük tarifeleri
    * Ticari belirsizlikler

    Powinin maliyet yapısını doğrudan etkiledi. Hücre maliyetleri hızla artarken, şirketin birçok projesi **sabit fiyatlı EPC sözleşmeleri** ile bağlanmıştı. Bu da şu sonucu doğurdu:

    * Artan maliyetler müşteriye yansıtılamadı
    * Kâr marjları sıfıra indi, bazı projeler zarar yazmaya başladı
    * Nakit akışı bozuldu

    Bu aşamada Powin, daha fazla proje alarak durumu toparlayabilecek bir pozisyonda da değildi; çünkü her yeni proje, potansiyel olarak daha fazla zarar anlamına geliyordu.

    **4. Yerli İçerik Baskısı ve Finansman Sorunu**

    2024 yılına gelindiğinde, Domestic Content Bonus uygulamaları netleşti. Finansörler ve proje yatırımcıları artık açıkça şu soruyu sormaya başladı:

    Bu sistem, yerli içerik bonusunu alabiliyor mu?

    Powin için bu sorunun cevabı çoğunlukla hayırdı. Bunun sonucu olarak:

    * Proje finansmanları daha pahalı hale geldi
    * Öz sermaye gereksinimleri arttı
    * Satış döngüleri uzadı
    * Yeni siparişler yavaşladı

    Bu noktada Powin, rekabet açısından iki arada bir derede kaldı:

    * Çinli entegre üreticiler kadar ucuz değildi
    * ABDde üretim yapan firmalar kadar politika uyumlu değildi

    Bu stratejik sıkışma, şirketin sürdürülebilirliğini ciddi biçimde zedeledi.

    **5. Chapter 11 ve Varlıkların Devri**

    2025 yılında Powin Energy, borçlarını çeviremeyecek noktaya geldi ve ABDde **Chapter 11** kapsamında iflas korumasına başvurdu. Bu süreç bir tasfiye değil, yeniden yapılandırma süreciydi. Ancak fiilen:

    * Powinin bağımsız bir şirket olarak faaliyetini sürdürmesi mümkün olmadı
    * Fikri mülkiyet hakları, yazılım altyapısı ve proje varlıklarının büyük kısmı
    * **FlexGen Power Systems** tarafından satın alındı

    Bu devir, sektörde entegratör modelinden daha entegre ve politika uyumlu yapılara doğru bir konsolidasyonun açık göstergesi oldu.

    **6. Stratejik Değerlendirme: Powin Ne Yapamadı?**

    Powinin çöküşü, basit bir yönetim hatasından ziyade üç temel stratejik eksikliğin sonucudur:

    1. **Politika riskini hedge edemedi**
    Yerli üretim veya alternatif tedarik opsiyonları zamanında geliştirilemedi.

    2. **Dikey entegrasyona geç kalındı**
    Hücre, BMS veya PCS üzerinde yeterli kontrol yoktu.

    3. **İnce marj + borçla büyüme stratejisi sürdürülemezdi**
    Politika ortamı değiştiğinde tampon kalmadı.


    **Sonuç**

    Powin Energynin iflası, ABD enerji depolama sektöründe önemli bir kırılma noktasıdır. Bu vaka, şunu açıkça göstermektedir:

    **Enerji depolama artık yalnızca teknik bir iş değil; aynı zamanda politika, ticaret ve finans uyumunun birlikte yönetilmesini gerektiren stratejik bir alandır.**

    Powin, büyüyen pazarı doğru okumuş; ancak değişen politika mimarisine zamanında uyum sağlayamamıştır. Sonuç olarak şirketin varlıkları, bu yeni politika gerçekliğine daha uyumlu bir oyuncuya devredilmiştir.

    Bu nedenle Powin vakası, sektördeki tüm oyuncular için net bir uyarıdır:
    **Teknoloji kadar politika okuması da hayatta kalmanın anahtarıdır.**

  8. Türkiye Enerji Depolama Pazarı ile ABD Deneyiminin Karşılaştırmalı Analizi: Powin Vakası Üzerinden Stratejik Bir Okuma

    Enerji depolama sistemleri (BESS), yenilenebilir enerji dönüşümünün en kritik bileşenlerinden biri haline gelmiştir. Ancak bu alan, yalnızca teknik yeterlilikle değil; düzenleyici çerçeve, finansman yapısı, tedarik zinciri ve kamu politikalarıyla birlikte değerlendirildiğinde anlam kazanmaktadır. ABDde Powin Energynin iflas süreci, olgun bir pazarda dahi yanlış konumlanan iş modellerinin nasıl çöktüğünü gösterirken; Türkiyede henüz oluşum aşamasında olan enerji depolama pazarı için önemli dersler barındırmaktadır.

    ABD pazarı, enerji depolama açısından yüksek ölçekli ve olgun bir yapıya sahiptir. Powin Energy, bu pazarda yalnızca sistem entegrasyonu yapan, hücre üretimi olmayan ve büyük ölçüde ithal LFP hücrelerine dayalı bir modelle büyümüştür. İlk aşamada bu strateji başarılı olmuş, şirket kısa sürede onlarca GWhlik proje portföyüne ulaşmıştır. Ancak ABD enerji politikalarının Inflation Reduction Act (IRA) ile yön değiştirmesi, yerli içerik şartlarının ve ticaret tarifelerinin devreye girmesi, Powinin maliyet yapısını sürdürülemez hale getirmiştir. Bu noktada Powinin sorunu, pazarın büyümemesi değil; büyüyen pazarın artık farklı bir politik uyum talep etmesidir.

    Türkiyede ise enerji depolama pazarı henüz erken aşamadadır. Kurulu BESS kapasitesi sınırlı olmakla birlikte, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) verdiği çok sayıda depolamalı üretim ön lisansı, geleceğe dönük güçlü bir büyüme beklentisini ortaya koymaktadır. Türkiyede depolama yatırımları, büyük ölçüde güneş ve rüzgâr santrallerine entegre şekilde kurgulanmakta; bağımsız (stand-alone) depolama projeleri ise henüz sınırlı düzeydedir. Bu durum, Türkiyenin ABDye kıyasla daha temkinli ve kontrollü bir büyüme patikası izlediğini göstermektedir.

    Powin vakası ile Türkiye arasındaki en temel fark, zamanlama ve politika baskısının şiddetidir. ABDde şirketler, çok kısa sürede yerli üretim, içerik kuralları ve tarife baskılarıyla karşı karşıya kalmıştır. Türkiyede ise benzer bir yönelim olmakla birlikte, bu geçiş daha yavaş ve öngörülebilir ilerlemektedir. Yerli üretimi teşvik eden gümrük vergileri ve sanayi politikaları mevcut olsa da, henüz ABDdeki kadar sert ve ani bir politika kırılması yaşanmamıştır. Bu da Türkiyede faaliyet gösterecek şirketlere, iş modellerini daha esnek biçimde şekillendirme imkânı tanımaktadır.

    Ancak bu görece avantaj, aynı zamanda bir risk barındırmaktadır. Powin Energy örneği, yalnızca entegratör olmanın uzun vadede kırılgan bir model olduğunu açık biçimde ortaya koymuştur. Türkiyede bugün depolama projelerine giren şirketlerin önemli bir bölümü de benzer şekilde hücre üretimi olmayan, ithal teknolojiye dayalı entegrasyon modelleriyle ilerlemektedir. Kısa vadede bu yaklaşım hızlı kapasite artışı sağlayabilir; fakat orta ve uzun vadede yerli üretim, tedarik zinciri güvenliği ve kamu politikalarıyla uyum sağlanamadığı takdirde benzer finansal baskılar ortaya çıkabilir.

    Bir diğer önemli fark, finansman ve gelir modelleridir. ABDde enerji depolama projeleri, kapasite piyasaları, frekans regülasyonu ve yan hizmet gelirleri gibi olgun piyasa mekanizmalarıyla desteklenmektedir. Türkiyede ise depolama yatırımlarının gelir modeli büyük ölçüde yenilenebilir üretimle bağlantılıdır ve piyasa mekanizmaları henüz tam olarak çeşitlenmemiştir. Bu durum, Türkiyedeki projelerin başlangıçta daha düşük finansal kaldıraçla ve daha muhafazakâr yapılarla ilerlemesine neden olmaktadır. Kısa vadede bu durum büyümeyi yavaşlatsa da, Powin benzeri ani çöküş risklerini sınırlayan bir unsur olarak değerlendirilebilir.

    Sonuç olarak, Powin Energynin iflası Türkiye için bir erken uyarı vakası niteliğindedir. Türkiye enerji depolama pazarında henüz yolun başındadır; ancak bugün atılacak stratejik adımlar, gelecekte ABD de yaşanan türden krizlerin önüne geçebilir. Entegratör ağırlıklı, ithalata bağımlı ve ince marjlı modeller kısa vadede cazip görünse de, orta vadede yerli üretim kapasitesi, dikey entegrasyon ve politika uyumu olmayan şirketler için ciddi riskler barındırmaktadır. Türkiye açısından en rasyonel yol, hızlı kapasite artışı ile sanayi politikası arasında denge kuran; teknoloji, finansman ve regülasyon boyutlarını birlikte ele alan bir enerji depolama ekosistemi inşa etmektir.

    Bu bağlamda Powin vakası, Türkiye için bir başarısızlık hikâyesi değil; doğru okunursa, gelecekte yapılmaması gerekenlerin açık bir yol haritasıdır.

Sayfa 313/331 İlkİlk ... 213263303311312313314315323 ... SonSon

Yer İmleri

Yer İmleri

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •