KELOÐLAN VE PÝNOKYO
Bir varmýþ, iki varmýþ. Üç varmýþ, beþ varmýþ. Dört yokmuþ. Dört kere dört yirmi dört eder desem burnum uzar mý? Yalan söyledim diye okuyucu bana kýzar mý?
Keloðlan bir gün Pinokyo ile karþýlaþmýþ. Pinokyo çok hareketliymiþ, hemen atýlmýþ. Keloðlan'ýn elini sýkmýþ: " Vay Keloðlan, nasýlsýn? " diye sormuþ.
Keloðlan: " Ýyiyim, sað ol arkadaþ. " demiþ. " Beni nasýl tanýdýn, adýmý nereden biliyorsun? "
Bunun üzerine Pinokyo: " Seni tanýmayan, adýný bilmeyen mi var? Avrupa'yý gezdim, dolaþtým. Gittiðim her yerde Keloðlan adýný duydum. Amerika'yý keþfeden Kristof Kolomb ve dünyayý dolaþan Ferdinand Macellan gittikleri yerlerde Keloðlan adýný duyduklarýný bana söylediler. "
Keloðlan'ýn sað gözü seðirmeye baþlamýþ. Kuru fasulye nohut arasý barbunya durumlarý olduðunu anlamýþ. Pinokyo'nun burnu konuþtukça uzuyormuþ. Yalandan çorba yarýþmasý düzenlense Pinokyo'nun birinci olacaðýna eminmiþ. Kafa saatinde zamaný kurmuþ. Gong çaldýðýnda dünya denizlerindeki dalga sona erermiþ. Bol dalgalý Pinokyo denizinde az acýlý Keloðlan kebabý ayranla iyi gidermiþ.

Keloðlan Pinokyo'nun dalga geçtiðini düþünüyormuþ. Onun yalanlarýna daha fazla yalanla karþýlýk vererek galip gelip, Pinokyo'yu yalan söylemekten vazgeçirecekmiþ:
" Doðru söylüyorsun, Pinokyo. Benim adýmý dünyada duymayan yoktur. En ücra köþelerde bile adým saygýyla anýlýr. Ben bunu yerinde gördüm, yaþadým. Dünyayý dolaþtým. Büyük Okyanus' taki adalarda, Amazonlarda, Afrika'nýn balta girmemiþ ormanlarýnda beni tanýdýlar. Keloðlan gelmiþ, hoþ gelmiþ, deyip etrafýmý sardýlar. Yedirdiler, içirdiler. Benim gittiðim yerleri Piri Reis haritasýnda meyve, sebze resimleri yaparak iþaretledi. Kuzey ve güney kutup noktasýna Keloðlan bayraðýný diktim. "
Keloðlan anlattýkça, yalan söyledikçe burnu uzamýþ. Pinokyo'nun iki karýþ burnu yanýnda Keloðlan'ýn burnu Uludað'ýn zirvesine ulaþmýþ. Bu durumdan Uludað rahatsýz olmuþ: "Keloðlan, lütfen yalaný keser misin? Rahatsýz oluyorum. "
Keloðlan cevap vermiþ: " Özür dilerim, Uludað! Seni rahatsýz etmek deðil, Pinokyo'ya dersini vermek istemiþtim. "
" Pinokyo yalan söylemekten vazgeçmez, senin doðru söylemekten vazgeçmeyeceðin gibi. "
Pinokyo Uludað'ýn sözlerinden hoþlanmamýþ. Keloðlan'dan yana dönmüþ: " Dersimi aldým Keloðlan. Bundan sonra yalan söylediðimi duymayacaksýn. Haydi, hoþça kal. " demiþ ve yürüyüp gitmiþ.
Uludað: " Bu nereye gidiyor böyle? " diye sormuþ.
Keloðlan: " Pinokyo'nun dönüp dolaþacaðý yer Ýtalya'dýr. "
Uludað: " Dersimi aldým, dedi. Gerçekten almýþ mýdýr? "
Keloðlan: " Almýþtýr da, son cümleyi söyledikten sonra burnu niye uzadý, onu anlamadým.

Doðru sözlü ol, dokuz köyde misafir ol.
Onuncu köyün adý, Doðrular Köyü.
Doðru sözlü olun, yalandan kaçýn.
Yalan söylemeyin, doðruluk saçýn.

SON


----------------------------------------------------------


KELOÐLAN VE DAÐCILAR
Anadolu'da bir Keloðlan varmýþ.
Hayatý ortadan ikiye yarmýþ.
Bir yarýsýný Marmara'ya atmýþ.
Diðer yarýsýný daða fýrlatmýþ.
* * * *
Deniz Marmara'ymýþ, dað Uludað'mýþ.
Kýþ günü Uludað kar-buz kaplýymýþ.
Daðdaki aç kurtlar köylere inmiþ.
Keloðlan korkudan evine sinmiþ.
* * * *
Bir gün kar dinmiþ, kurtlar hemen gitmiþ.
Keloðlan evden çýkmýþ, bir oh çekmiþ.
Kolay deðil, bir hafta evde yatmýþ.
Bir hafta bin hafta yerine geçmiþ.
* * * *
Ertesi gün köye daðcýlar gelmiþ.
Köylüler, Keloðlan'a haber vermiþ.
Daða çýkacak bir adam gerekmiþ.
Baþka kimse daðcýlarla gitmemiþ.
* * * *
" Keloðlan demiþ, ben sizinle gelmem.
Ne istersiniz Uludað'dan bilmem.
Çýkýp da ne olacak zirvesine.
Zarar verir zirvesi cümlesine. "
* * * *
" Býrak Keloðlan ciddi olamazsýn.
Biz zirveye çýkarken bakamazsýn.
Adýn önde anýlsýn, þimþek çaksýn.
El yazmasý kitaplarda sen varsýn. "
* * * *
" Ben öksürsem halkýmýz sahiplenir.
Eðer daða çýkmazsanýz sevinir.
Daðcýyý durdurdu Keloðlan denir.
Herkes neþelenir, þekerler yenir.
* * * *
Aðalar etmeyin daða gitmeyin.
Dað çaðýrýr durur, önemsemeyin.
El ele tutuþun, fire vermeyin.
Hepiniz gençsiniz, erken göçmeyin. "
* * * *
Daðcýlar, Keloðlan'ý dinlememiþ.
Ýleri deyip, Uludað'a çýkmýþ.
Ama hiçbiri geri dönememiþ.
Çýð düþmüþ, onlarý hayattan silmiþ.
* * * *
Daða çýkanlar, korkusuz, yiðitmiþ.
Buz çok kayganmýþ, kar acýmasýzmýþ.
Kaygan ortamda yiðitlik sökmezmiþ.
Karlý daðlarda çýð bir felaketmiþ.
* * * *
Keloðlan bu sonuca çok üzülmüþ.
Yazýcýya gitmiþ, ona anlatmýþ.
Kýþýn kimse daða çýkmasýn, demiþ.
Çýkmak isteyen yanlýþ yapar, demiþ.
* * * *
Serdar Yýldýrým bu masalý yazmýþ.
Ne gerek varmýþ, kim daða çýkarmýþ.
Zaten ortalýk buz gibi soðukmuþ.
Nice daðcýlar daðlarda donmuþ.

SON