KELOÐLAN ÝLE PAMUK PRENSES
Ýki yürür, bir koþarým.
Gezer, daðlar aþarým.
Yatýp dinlenmek varken,
Tarlada çalýþana þaþarým.
Böyle deyip duran Keloðlan yýllardan bir yýl tarlalarda, bahçelerde çalýþmýþ, toprak kazmýþ, tohum atmýþ, sulamýþ, ürün almýþ, hasat etmiþ, satmýþ. Keloðlan'ýn kesesi altýn dolmuþ. Keseyi belindeki kuþaða baðlamýþ. Anasýna, yabancý diyarlara gidip tüccarlýk yapacaðýný söyleyip yola çýkmýþ. Gitmiþ de gitmiþ. Yürümüþ, durmuþ. Dört çarýk eskitmiþ. Sonunda, diyarlarýn en yabancýsýna varmýþ. Bir han odasý tutmuþ, bir dükkan kiralamýþ. Dükkanýn önünde oturup saða sola bakýnmaya baþlamýþ. Gelip geçen çokmuþ da selam veren yokmuþ, çünkü burada Keloðlan' ý kimse tanýmýyormuþ. Aniden genç kýzýn biri durmuþ ve Keloðlan'a adres sormuþ. Kýz pek güzelmiþ. Keloðlan kýza aþýk olmuþ. Adresi dilinin döndüðünce tarif etmiþ. Kýz, teþekkür edip gitmiþ. Keloðlan kýzýn ardýndan bakakalmýþ.
Ertesi gün kýzý aramýþ ve bulmuþ. Aþkýný anlatmýþ. Karþýlýk beklemiþ. Kýz: " Tabii ki bana aþýk olabilirsin. " demiþ. " Geldiðin ülkede tanýnmýþ, sevilen biri olabilirsin ama ben Pamuk Prenses'im ve beyaz atlý prensimi bekliyorum, onunla evleneceðim. "
Pamuk Prenses gittikten sonra Keloðlan kývranmaya baþlamýþ. Bir yol, bir yöntem, bir çýkýþ yolu aramýþ. Bu masalý yazmakta olan Serdar Yýldýrým bir defa daha zamanda yolculuk yapmýþ ve Keloðlan'ýn yardýmýna koþmuþ. Keloðlan, ben geldim, demiþ. Keloðlan Serdar'ýn gelmesine çok sevinmiþ. Serdar sözü fazla uzatmamýþ: " Altýnlar ne güne duruyor? Karþýda terzi var. Kendine bir prens elbisesi diktir. Bir de beyaz at satýn al. Bin ata iþte sana beyaz atlý prens. Git Pamuk Prenses'in yanýna benimle evlenir misin? diye sor. Evlenmesin seninle de göreyim. " demiþ ve gitmiþ.
Keloðlan: " Bir göründü, bir yok oldu. Bana faydasý çok oldu. " demiþ ve soluðu terzi dükkanýnda almýþ.
Ýki gün iki gece sonra Keloðlan yani beyaz atlý prens þehrin sokaklarýnda gezer olmuþ. Bunun üzerine þehir halký prensin geldi deyip Pamuk Prenses'i karþýsýna çýkarmýþlar. Pamuk Prenses, sevdiðim geldi, demiþ ve büyük bir törenle evlenmiþler. Uzun yýllar birlikte mutlu yaþamýþlar.
SON
---------------------------------------------------------------
KELOÐLAN DÖRT HARAMÝLER
Bir varmýþ bir yokmuþ. Bir Keloðlan varmýþ. Anasýyla birlikte karýnca kararýnca geçinip giderlermiþ. Bir yýl hiç yaðmur yaðmamýþ, kýtlýk olmuþ. Ekinler tarlada, meyveler dalda, üzümler baðda susuzluktan kavrulmuþ. Dereler, ýrmaklar kurumuþ. Bunun üzerine anasý Keloðlan'ý iþ bulup çalýþarak para kazanmasý ve kýþlýk yiyecek almasý için kasabaya gitmeye ikna etmiþ.
Anasýnýn hazýrladýðý yiyecekleri torbasýna koyan Keloðlan kasabaya gitmek üzere yola çýkmýþ. Hava sýcak, kasaba uzak, Keloðlan ormanda dinlenmek için, çimenlere uzanmýþ ama oracýkta uyuyakalmýþ. Neden sonra uyanmýþ, bakmýþ yiyecek torbasý yok. Üzülmüþ, dövünmüþ, söylenmiþ, etrafý aramýþ, torbayý bulamamýþ. Çaresiz durumu kabullenip kasabaya doðru yürüyüþüne devam etmiþ. Sonunda ormandan çýkýp kasaba yoluna girmiþ.
Keloðlan giderken yol kenarýnda oturmuþ yemek yiyen dört adama rastlamýþ. Bu adamlar, o bölgede hüküm süren, soygunlar yapan dört haramiymiþ. Keloðlan adamlara selam verip yanlarýna sokulmuþ ki, bir de ne görsün! Torba kendi torbasý, yedikleri yiyecekler de anasýnýn hazýrladýðý yiyeceklermiþ. Keloðlan torbasýný bu adamlarýn çaldýðýný anlamýþ ama bir þey yapamamýþ. Yanýnda çaký bile yokken, adamlarýn bellerine astýklarý kýlýçlara bakakalmýþ. Konuþmalarýndan onlarýn harami olduklarýný anlamýþ ama açlýk korkuyu yenmiþ: " Aðalar, karným çok açtýr. Sabahtan beri bir þey yemedim. Yanýnýza sokulsam ve iki lokma da ben yesem, he olur mu, ne dersiniz? "
Haramiler, Keloðlan'a ters ters bakmýþlar. Haramilerden biri sormuþ: " Adýn ne senin? "
" Adým Ýbrahim ama herkes bana Keloðlan der. "
" Keloðlan mý? Kel kafandan belli zaten. Biz insanlarýn cebinden parasýný, aðzýndan lokmasýný alan haramileriz. Yiyecek torbaný aldýk, canýný almayalým. Var git uzaklaþ, gözüm görmesin seni. " Bunun üzerine Keloðlan oradan bir uzaklaþmýþ ki sormayýn.
Aradan bir ay geçmiþ. Keloðlan kasabada odun kýrmýþ, yük taþýmýþ, getir-götür iþlerinde çalýþmýþ ve biraz para biriktirmiþ. Bu arada haramilerin kasabalýlara eziyet yaptýðýna þahit olmuþ. Karþý çýkan olmayýnca kasaba meydanýnda haraç vermedi diye adam dövdüklerini görmüþ.
Keloðlan ayrýlmadan önce kasabalýlarý haramilerden kurtarmaya karar vermiþ. Padiþaha posta güverciniyle haber uçurmuþ. Padiþah haramilerin üstüne asker göndermiþ. Askerler, haramileri yakalamýþ ve zindana atmýþlar. Böylelikle Keloðlan biriktirdiði paralarla bir eþek satýn almýþ ve kýþlýk yiyecekleri bu eþeðe yükleyip, harami korkusu olmadan köyünün yolunu tutmuþ.
SON
Yazan: Serdar Yýldýrým




Alýntý yaparak yanýtla
Yer Ýmleri