Artan
Azalan
Ýþlem
BIST 30
BIST 50
BIST 100
NASDAQ 100
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
33,00 10% 1,33 Mr 29,80 / 33,00
1.210,00 10% 272,14 Mn 1.040,00 / 1.210,00
104,50 10% 141,50 Mn 93,00 / 104,50
9,13 10% 17,48 Mn 7,76 / 9,13
12,65 10% 504,89 Mn 11,44 / 12,65
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
15,80 -9.97% 1,28 Mr 15,80 / 16,50
132,90 -9.96% 49,37 Mn 132,90 / 132,90
5,43 -9.95% 701,85 Mn 5,43 / 6,40
12,99 -9.48% 816,02 Mn 12,92 / 13,99
109,70 -8.51% 354,73 Mn 108,00 / 118,90
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
63,60 2.25% 25,59 Mr 60,65 / 64,45
288,00 5.11% 17,74 Mr 271,50 / 290,25
32,86 2.3% 14,70 Mr 30,42 / 33,34
2,65 4.74% 11,40 Mr 2,44 / 2,67
410,00 8.54% 11,19 Mr 370,50 / 412,00
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
19,28 3.77% 1,00 Mr 17,98 / 19,53
63,60 2.25% 25,59 Mr 60,65 / 64,45
410,00 8.54% 11,19 Mr 370,50 / 412,00
345,00 9.96% 10,54 Mr 313,25 / 345,00
392,75 4.32% 4,79 Mr 372,00 / 395,50
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
19,28 3.77% 1,00 Mr 17,98 / 19,53
63,60 2.25% 25,59 Mr 60,65 / 64,45
96,30 6.17% 693,08 Mn 88,00 / 96,70
104,10 2.06% 466,50 Mn 100,40 / 105,40
410,00 8.54% 11,19 Mr 370,50 / 412,00
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
19,28 3.77% 1,00 Mr 17,98 / 19,53
34,14 5.96% 131,65 Mn 31,92 / 34,56
63,60 2.25% 25,59 Mr 60,65 / 64,45
10,56 3.53% 461,84 Mn 9,99 / 10,63
77,70 5.71% 651,96 Mn 70,05 / 78,05

Masrafsýz Bankacýlýk + 1.000 TL Nakit! Enpara’dan Çifte Avantaj

Masrafsýz Bankacýlýk + 1.000 TL Nakit! Enpara’dan Çifte Avantaj
Sayfa 1/2 12 SonSon
Arama sonucu : 45 madde; 1 - 8 arasý.

Konu: Serdar Yýldýrým Hikayeleri

Hybrid View

Previous Post Previous Post   Next Post Next Post
  1. KELOÐLAN ÝLE PAMUK PRENSES
    Ýki yürür, bir koþarým.
    Gezer, daðlar aþarým.
    Yatýp dinlenmek varken,
    Tarlada çalýþana þaþarým.

    Böyle deyip duran Keloðlan yýllardan bir yýl tarlalarda, bahçelerde çalýþmýþ, toprak kazmýþ, tohum atmýþ, sulamýþ, ürün almýþ, hasat etmiþ, satmýþ. Keloðlan'ýn kesesi altýn dolmuþ. Keseyi belindeki kuþaða baðlamýþ. Anasýna, yabancý diyarlara gidip tüccarlýk yapacaðýný söyleyip yola çýkmýþ. Gitmiþ de gitmiþ. Yürümüþ, durmuþ. Dört çarýk eskitmiþ. Sonunda, diyarlarýn en yabancýsýna varmýþ. Bir han odasý tutmuþ, bir dükkan kiralamýþ. Dükkanýn önünde oturup saða sola bakýnmaya baþlamýþ. Gelip geçen çokmuþ da selam veren yokmuþ, çünkü burada Keloðlan' ý kimse tanýmýyormuþ. Aniden genç kýzýn biri durmuþ ve Keloðlan'a adres sormuþ. Kýz pek güzelmiþ. Keloðlan kýza aþýk olmuþ. Adresi dilinin döndüðünce tarif etmiþ. Kýz, teþekkür edip gitmiþ. Keloðlan kýzýn ardýndan bakakalmýþ.

    Ertesi gün kýzý aramýþ ve bulmuþ. Aþkýný anlatmýþ. Karþýlýk beklemiþ. Kýz: " Tabii ki bana aþýk olabilirsin. " demiþ. " Geldiðin ülkede tanýnmýþ, sevilen biri olabilirsin ama ben Pamuk Prenses'im ve beyaz atlý prensimi bekliyorum, onunla evleneceðim. "
    Pamuk Prenses gittikten sonra Keloðlan kývranmaya baþlamýþ. Bir yol, bir yöntem, bir çýkýþ yolu aramýþ. Bu masalý yazmakta olan Serdar Yýldýrým bir defa daha zamanda yolculuk yapmýþ ve Keloðlan'ýn yardýmýna koþmuþ. Keloðlan, ben geldim, demiþ. Keloðlan Serdar'ýn gelmesine çok sevinmiþ. Serdar sözü fazla uzatmamýþ: " Altýnlar ne güne duruyor? Karþýda terzi var. Kendine bir prens elbisesi diktir. Bir de beyaz at satýn al. Bin ata iþte sana beyaz atlý prens. Git Pamuk Prenses'in yanýna benimle evlenir misin? diye sor. Evlenmesin seninle de göreyim. " demiþ ve gitmiþ.
    Keloðlan: " Bir göründü, bir yok oldu. Bana faydasý çok oldu. " demiþ ve soluðu terzi dükkanýnda almýþ.

    Ýki gün iki gece sonra Keloðlan yani beyaz atlý prens þehrin sokaklarýnda gezer olmuþ. Bunun üzerine þehir halký prensin geldi deyip Pamuk Prenses'i karþýsýna çýkarmýþlar. Pamuk Prenses, sevdiðim geldi, demiþ ve büyük bir törenle evlenmiþler. Uzun yýllar birlikte mutlu yaþamýþlar.

    SON


    ---------------------------------------------------------------


    KELOÐLAN DÖRT HARAMÝLER
    Bir varmýþ bir yokmuþ. Bir Keloðlan varmýþ. Anasýyla birlikte karýnca kararýnca geçinip giderlermiþ. Bir yýl hiç yaðmur yaðmamýþ, kýtlýk olmuþ. Ekinler tarlada, meyveler dalda, üzümler baðda susuzluktan kavrulmuþ. Dereler, ýrmaklar kurumuþ. Bunun üzerine anasý Keloðlan'ý iþ bulup çalýþarak para kazanmasý ve kýþlýk yiyecek almasý için kasabaya gitmeye ikna etmiþ.

    Anasýnýn hazýrladýðý yiyecekleri torbasýna koyan Keloðlan kasabaya gitmek üzere yola çýkmýþ. Hava sýcak, kasaba uzak, Keloðlan ormanda dinlenmek için, çimenlere uzanmýþ ama oracýkta uyuyakalmýþ. Neden sonra uyanmýþ, bakmýþ yiyecek torbasý yok. Üzülmüþ, dövünmüþ, söylenmiþ, etrafý aramýþ, torbayý bulamamýþ. Çaresiz durumu kabullenip kasabaya doðru yürüyüþüne devam etmiþ. Sonunda ormandan çýkýp kasaba yoluna girmiþ.

    Keloðlan giderken yol kenarýnda oturmuþ yemek yiyen dört adama rastlamýþ. Bu adamlar, o bölgede hüküm süren, soygunlar yapan dört haramiymiþ. Keloðlan adamlara selam verip yanlarýna sokulmuþ ki, bir de ne görsün! Torba kendi torbasý, yedikleri yiyecekler de anasýnýn hazýrladýðý yiyeceklermiþ. Keloðlan torbasýný bu adamlarýn çaldýðýný anlamýþ ama bir þey yapamamýþ. Yanýnda çaký bile yokken, adamlarýn bellerine astýklarý kýlýçlara bakakalmýþ. Konuþmalarýndan onlarýn harami olduklarýný anlamýþ ama açlýk korkuyu yenmiþ: " Aðalar, karným çok açtýr. Sabahtan beri bir þey yemedim. Yanýnýza sokulsam ve iki lokma da ben yesem, he olur mu, ne dersiniz? "

    Haramiler, Keloðlan'a ters ters bakmýþlar. Haramilerden biri sormuþ: " Adýn ne senin? "
    " Adým Ýbrahim ama herkes bana Keloðlan der. "
    " Keloðlan mý? Kel kafandan belli zaten. Biz insanlarýn cebinden parasýný, aðzýndan lokmasýný alan haramileriz. Yiyecek torbaný aldýk, canýný almayalým. Var git uzaklaþ, gözüm görmesin seni. " Bunun üzerine Keloðlan oradan bir uzaklaþmýþ ki sormayýn.

    Aradan bir ay geçmiþ. Keloðlan kasabada odun kýrmýþ, yük taþýmýþ, getir-götür iþlerinde çalýþmýþ ve biraz para biriktirmiþ. Bu arada haramilerin kasabalýlara eziyet yaptýðýna þahit olmuþ. Karþý çýkan olmayýnca kasaba meydanýnda haraç vermedi diye adam dövdüklerini görmüþ.
    Keloðlan ayrýlmadan önce kasabalýlarý haramilerden kurtarmaya karar vermiþ. Padiþaha posta güverciniyle haber uçurmuþ. Padiþah haramilerin üstüne asker göndermiþ. Askerler, haramileri yakalamýþ ve zindana atmýþlar. Böylelikle Keloðlan biriktirdiði paralarla bir eþek satýn almýþ ve kýþlýk yiyecekleri bu eþeðe yükleyip, harami korkusu olmadan köyünün yolunu tutmuþ.

    SON

    Yazan: Serdar Yýldýrým

  2. KELOÐLAN ÝLE BULUT
    Bir zamanlar Anadolu'da bir garip Keloðlan yaþarmýþ. Çalýþmayý sevmezmiþ ama bizim tarladan ürün toplanacak, gel bir el atýver Keloðlan, diyen konu komþunun yardýmýna koþarmýþ. Domates, biber, patlýcan toplarmýþ. Ýþ bitince para veren olmaz, sadece öðle yemeði tarhana çorbasý. Eh, öðlenleri evde anam zaten tarhana çorbasý piþiriyor, neden çalýþýp yorulayým der ve yan gelip yatarmýþ.

    Bir sabah vakti gökyüzünde bulutlar toplanmýþ, ortalýk kararmýþ ve þiddetli bir yaðmur baþlamýþ. Yaðdýkça yaðmýþ ve sonunda yaðmur damlalarý birleþip sel olmuþ. Çevrede ne ev býrakmýþ, ne ahýr, ne tarla, ne bahçe. Hepsini silip süpürmüþ, alýp götürmüþ. Keloðlan ile anasý bir aðaca çýkýp selden kurtulmuþ.

    Yaðmur yarým saatte dinmiþ. Keloðlan ile anasý aðaçtan inmiþ. Keloðlan yaðmura çok kýzgýnmýþ. Yaðmuru yaðdýran buluta seslenmiþ:
    " Ey bulut, koca bulut, artýk sen iyiyi unut.
    Nedir derdin çabuk söyle, bakma yüzüme öyle.
    Bir evi olanýn evini yýktýn, neden onlarý evsiz býraktýn?
    Anamla ben de evsiz olduk, dipsiz kuyularda dertlendik kaldýk. "

    Keloðlan'ýn sitem dolu sözleri üzerine bulut dile gelmiþ:
    " Keloðlan, Keloðlan, utanýyorum, senin yüzüne bakamýyorum.
    Ben nedensiz sinirlenirim, bolca yaðar geçer giderim.
    Düþünmem insanlar sað mý kalýr, hayvanlar ne olur?
    Tarlalarý, bahçeleri talan eder geçerim. "
    Keloðlan'ýn isteði üzerine bulut zamaný yirmi dört saat önceye almýþ. Ertesi gün yine o bölgeye yaðmur yaðmýþ ama azar azar, beþ saatte yaðmýþ ve hiçbir yeri su basmamýþ, sel gelmemiþ. Böylece bulut meselelerin akýlcý çözümlerle baþarýlý olabileceðini öðrenmiþ olmuþ.

    SON

  3. KELOÐLAN CENGÝZ HAN'IN HAZÝNESÝ
    Bir varmýþ, bir yokmuþ. Bir Keloðlan varmýþ. Ýþ bulup çalýþmaz, gezer dururmuþ. Yolda gördüðü kedileri, köpekleri kovalarmýþ. Sincaplara taþ atar, ördeklerin peþinden baðýrýr, onlarýn kaçýþlarýna bakarak eðlenirmiþ. Keloðlan bir gün methini çok duyduðu Cengiz Han'ýn Hazinesi'ni bulmak üzere yola çýkmýþ. Eþek sýrtýnda Konya'ya gelmiþ. Oradan bir kervana katýlarak, Ýran üzerinden Moðolistan'a gitmiþ. Cengiz Han hazinesini bir nehrin altýna gömdürmüþ. Önce nehrin yataðý deðiþtirilmiþ. Hazine gömülmüþ. Sonra nehir eski yataðýna döndürülmüþ.

    Keloðlan sormuþ, soruþturmuþ, hazine hakkýnda bilgi toplamaya çalýþmýþ ama boþunaymýþ. Tek bilinen þey, hazinenin bu nehrin altýnda olduðuymuþ. Nehir dediðin de uzunluðuna çok uzun, geniþliðine çok geniþmiþ. Moðollar, yerini bilsek hazineyi biz çýkarýrdýk, demiþler.

    O yaz hiç olmadýk bir olay olmuþ. Havalar kurak gittiði için, nehir kurumuþ. Bu durum Keloðlan için büyük þans olmuþ ama hazinenin yerini bulmak imkansýz gibi bir þeymiþ. Keloðlan talihine güveniyormuþ. Daðlara, tepelere çýkmýþ, kuru nehir yataðýný seyretmiþ. Nehir yataðýnda gezmiþ, günlerce yürümüþ. Kafasýný þu düþünce kurcalýyormuþ: Ben Cengiz Han'ýn yerinde olsaydým, hazineyi nereye gömerdim?

    Sonunda dere yataðýndaki bir kayanýn dibindeki oyuktan çýkan maymunun elinde altýn olduðunu görmüþ. Oyuðu geniþleten Keloðlan önüne çýkan merdivenlerden aþaðý inmiþ ve demir kapýyý açýnca hazine odasýna girmiþ. Cengiz Han'ýn Hazinesi iþte buradaymýþ. Altýnlar, elmaslar, zümrütler, yakutlar pek çokmuþ. Altýndan kral taçlarý bile varmýþ. Bunlardan birazýný yanýndaki çuvala doldurmuþ, yakýndaki þehirden yiyecek, içecek ve yük taþýmak için deve satýn almýþ. Birkaç gün sonra Keloðlan giriþi kaya parçasýyla kapatmýþ ve tam 54 deve yükü hazineyle yola çýkmýþ. Keloðlan hazinenin kalanýný orada býrakmýþ. Þehirdeki develer o kadarmýþ ve daha deve bulabilse hazinenin hepsini alýrmýþ.

    Keloðlan aylar sonra köyüne varmýþ. 54 deve yükü hazineyle gelmesine anasý çok sevinmiþ. Keloðlan anasýna 2 deve yükü hazine hediye etmiþ.

    Keloðlan ertesi gün çevrede ne kadar tarla, bað, bahçe varsa satýn almýþ ama eski sahiplerinin buralarý ekip biçmesine ve ürünleri kullanmasýna izin vermiþ. Birkaç hafta içinde Anadolu'yu, birkaç sene içinde devletleri, krallýklarý, imparatorluklarý satýn alarak dünyanýn sahibi olmuþ. Dünya kurulalý beri savaþarak hiçbir hakanýn baþaramadýðý iþi, Keloðlan savaþmadan, kan dökmeden baþarmýþ. Geçtiði yerlerde taþ üstünde taþ, gövde üstünde baþ býrakmayan bir dünya imparatorluðu sevdalýsý Cengiz Han'ýn Hazinesi'yle bunu gerçekleþtirmiþ.

    SON

    Yazan: Serdar Yýldýrým

  4. KELOÐLAN'IN ÝKÝZÝ
    Bir varmýþ bir yokmuþ. Evvel zamanda bir Keloðlan varmýþ. Bu Keloðlan kasabaya gitmiþ. Keloðlan'ý han odasýndan gören Ýsmail adýndaki genç adam gözlerine inanamamýþ. Gördüðü týpkýsýnýn aynýsý kendisiymiþ. Elbiseler farklýymýþ. Onun elbiselerini ben giysem herkes beni o zanneder. Ben de onlara pek güzel hayat dersi veririm, diye düþünmüþ. Yüzünü, kafasýný araplar gibi sarmýþ. Araplarýn öyle dolaþmasýnýn sebebi, aþýrý güneþ ve çölde oluþan kum fýrtýnalarýymýþ. Kadýnlarýn saçlarýnýn arasýna kum dolunca yýkamakla çýkmazmýþ. Aþýrý sýcaklarýn ve çöl fýrtýnasýnýn olmadýðý yerlerde arap kadýnlar, açýlýr, saçýlýrmýþ.
    Ýsmail, Keloðlan'la arkadaþ olmuþ, kasabada gezmiþler, dolaþmýþlar. Ýki gün sonra Ýsmail, kadýya giderek, Keloðlan altýn dolu kesemi çaldý diye iftira atmýþ ve onu zindana attýrmýþ.

    Ertesi gün Ýsmail terziye diktirdiði elbiseleri giymiþ ve Keloðlan gibi saða sola selam verip yürüyerek, sesini taklit ederek Keloðlan olup çýkmýþ. Sonraki on gün Keloðlan'ýn ününden yararlanan Ýsmail pek çok kasabalýyý dolandýrmýþ, borç alýp ödememiþ, kavga çýkararak adam dövmüþ ve sonunda kadýya giderek þikayetinden vazgeçtiðini söylemiþ, Keloðlan'ý býrakmasýný istemiþ ve ortadan kaybolmuþ.
    Zindandan çýkan Keloðlan kasabada gezerken þaþýrmýþ kalmýþ. Keloðlan'ý görenler, aman, Keloðlan geliyor bizi dolandýracak, aman Keloðlan geliyor bizi dövecek, diye aþaðý yukarý kaçýþmýþlar. Dükkan sahipleri kapýlarýný kilitleyip evlerine çekilmiþler. Pazar yerine gittiðinde ortalýk boþalývermiþ. Pazar yerinde kimse kalmamýþ.

    Keloðlan adamlarýn arkasýndan baðýrmýþ: " Aðalar, etmeyin, eylemeyin, neden benden kaçarsýnýz? Suçum neyse bileyim. "
    Bunun üzerine adamýn biri aralýktan çýkmýþ: "Benden borç aldýn ödemedin. " demiþ. Bir diðeri evin arkasýndan çýkmýþ:
    " Beni geçen gün borç vermedim diye dövdün, bak kolum sarýlý. Bir baþka adam:
    " Zorla evimi elimden alýp baþkasýna sattýn. Bir haftadýr sokakta yatýp kalkýyorum. "
    Pek çok kasabalý yaptýklarýný anlatýp Keloðlan'ý Keloðlan'a þikayet etmiþler.
    Keloðlan: " Aðalar, ben on gündür zindandaydým. Bu olanlardan haberim yok. Aç kalýrým kimseyi dolandýrmam, aç yatarým kimsenin evini elinden almam. Þimdiye kadar kavgalara karýþtým ama dayak yiyen ben oldum. O koca adamý ben nasýl döveyim? Beni bilmez misiniz, beni tanýmaz mýsýnýz? Nasýl olur da kötü olduðuma inanýrsýnýz? "

    Keloðlan'ýn etrafýndaki adamlardan biri: " O zaman sen deðilsen beni kim dövdü? Bu kadar adamý kim dolandýrdý? Beni döven sendin veya senin ikizin gibiydi. Keloðlan hakikaten senin bir ikizin var mýydý? Yani mesela dedim. "
    Keloðlan: " Ýkizim mi? Olabilir mi? Hiç bilmiyorum. Bu iþi bilse bilse anam bilir. Buyrun anama gidelim. "
    Keloðlan önde, kasabalý arkada, Keloðlan'ýn anasýna gitmiþler. Olanlarý anlatmýþlar ve Keloðlan'ýn bir ikizinin olup olmadýðýný sormuþlar.
    Keloðlan'ýn anasý: " Doðrudur. Keloðlan'ýn bir ikizi vardý. Gece biz uyurken hýrsýzlar eve girmiþler ve onu kaçýrmýþlar. Çok aradým izini bulamadým. Acýsýný kalbime gömdüm. Yanýmda bir bu kel kafalý kaldý. Bütün sevgimi ona verdim. "
    Kasabalýnýn biri: " Öbürü de bunun gibi kel kafalý mýydý? "
    Keloðlan'ýn anasý: " Evet doðru. O da bunun gibi keldi. Kafasýnda bir tel saç yoktu. Kafasýna konan sinek, duramaz, kayar, yere düþerdi. Bunun adý Ýbrahim, onun adý Ýsmail'di. "
    Bu sefer kasabalý önde, Keloðlan arkada, kadýnýn huzuruna çýkmýþlar. Kadý, Keloðlan'ýn on gündür zindanda olduðunu ve bugün salýverildiðini söylemiþ. Kasabalý, Ýsmail'den þikayetçi olmuþ. Kadý, kendisinin de aldatýldýðýný, Ýsmail'in peþine kolcularý gönderdiðini, yakalanmasýnýn an meselesi olduðunu belirtmiþ.

    Haftasýna kolcular Ýsmail'i kasabaya getirmiþler ve kadýnýn karþýsýna çýkarmýþlar. Huzurda kasabalý toplanmýþ. Deliller onun aleyhineymiþ. Suçu sabitmiþ. Kadý, Ýsmail'i ömür boyu hapse mahkum etmiþ. Fakat Keloðlan ile anasý gelince iþler deðiþmiþ. Keloðlan ile anasý, kardeþim, oðlum deyip Ýsmail'e sarýlmýþlar. Aðlayýp, yalvarmýþlar, gözyaþý dökmüþler. Bunun üzerine Ýsmail piþman olduðunu söyleyip herkesten özür dilemiþ. Kime ne borcum varsa çalýþýp öderim deyince kasabalýdan kopmalar baþlamýþ. Kasabalý þikayetini geri alýnca dava düþmüþ ve kolcular Ýsmail'in baðlý ellerini çözmüþler.

    Keloðlan ve anasý, Ýsmail'i evlerine götürmüþler. Akþam yemeðinden sonra yatýp uyumuþlar. Sabah olunca Keloðlan ile anasý uyanmýþlar. Bir de bakmýþlar ki, Ýsmail'in yataðý bomboþ. Çünkü o gece yarýsý kaçýp gitmiþ. Biraz sonra mutfakta tarhana çorbasý piþiren Keloðlan'ýn anasýnýn aklýna bir tencere içine sakladýðý paralar gelmiþ. Paralar yerinde yokmuþ. Anasý sormuþ: " Keloðlan bu tencerenin içinde para vardý. Sen mi aldýn? "
    Keloðlan: " Hayýr ana, ben almadým. "
    Anasý: " O zaman kim aldý? "
    Keloðlan: " Paranýn kokusunu alan biri. Benzerim, ikizim. "
    Anasý: " Evde sadece orada para vardý. Ortalýk daðýnýk deðil, çekmeceleri karýþtýrmamýþ. Mutfaða yönelmiþ ve parayý bulmuþ. "
    Keloðlan: " Ana, bu para olayýný kadýya söylemezsin umarým. "
    Anasý: " Yok oðul, kimseye bundan söz etmek yok. Ýsmail nerede diye soranlara, acele iþi varmýþ, gece gitti deriz. Baþka ne diyeyim oðul. "

    Onlar paralarýný çaldýrmýþlar, biz çaldýrmayalým.
    Huylu huyundan vazgeçmezmiþ bunu unutmayalým.
    Cezasýný çekmeden suçluyu affetmeyelim.
    Bu öðüdü vermeden masalý bitirmeyelim.

    SON

    Yazan: Serdar Yýldýrým

  5. KELOÐLAN'IN ABLASI CANAN
    Bir varmýþ, bir yokmuþ. Bir Keloðlan varmýþ. Çalýþmaktan hoþlanmaz, evde yan gelip yatarmýþ. Ara sýra bahçeye çýkar, çekirgeleri kovalarmýþ. Bahçede gördüðü akreplerin kuyruklarýný keser, sonra da kuyruksuz akrebin kaçýþýný seyredermiþ. Günlerden bir gün Keloðlan kasabaya gitmiþ. Bu kasabada tellal davul çalýyor ve hazýr iþte çalýþacak gönüllü arandýðýný haykýrýyormuþ. Olay tanýtým amaçlýymýþ. Caný isteyen iþi yerinde gidip görebiliyormuþ. Gidip görmek bedavaymýþ. Bu iþe Keloðlan'ýn kafasý yatmýþ. Akþamüstü eve dönünce anasýna olanlarý anlatmýþ. Ýþyeri Yalova'nýn yakýnlarýnda bir yerdeymiþ.

    Bunun üzerine Keloðlan'ýn anasý: " Ah oðlum, kader çekiyor. Biliyorsun yýllar önce ablan Canan Yalova'ya gittiydi, týpkýsýnýn aynýsý bir iþte çalýþmak üzere. Kýzlar ve kadýnlar mutlaka çalýþmalý. Onlar çalýþmasýn, evde otursun diye bir düþünce olamaz. Bu durum erkeklerin uydurmasýdýr. Amaç, kýzlarý, kadýnlarý geri planda býrakmaktýr. Git oraya ablaný bul. Seni yanýna alsýn. Çalýþ, üret, bir iþe yara. "

    Keloðlan ertesi gün köyü Alaca'dan Bursa'ya gelmiþ. Bursa'dan o gün öðle vakitleri 16 at koþmaya baþlamýþ. 4 gün 3 gece at üstünden inmeden Kütahya, Ýzmir, Balýkesir üzerinden yeni atlýlarýn katýlýmýyla Yalova'ya gelinmiþ. Kurutulmuþ et, peksimet yiyerek ve kýrbadan su içerek bu mümkün olmuþ. Atlýlar, ihtiyaçlarýný at üstünde karþýlamýþlar.

    Yalova'da Keloðlan ablasýný deðil, ablasý Keloðlan'ý bulmuþ. Keloðlan gelenler arasýnda denince ortalýk karýþmýþ. Her bir tanýtýmcý, Keloðlan'la tanýþmak için, fýrsat kollamýþ. Keloðlan'ýn ablasý hepsini durdurmuþ: " Durun bakalým, gelen Keloðlan'dýr ama benim kardeþimdir. Sizin hepinizin toplamýndan daha fazla benim onunla görüþmeye hakkým vardýr. " deyince görevliler durmuþlar. Sonunda Canan Keloðlan'la buluþmuþ. Hayýr, hayýr, beklediðiniz gibi Keloðlan'la ablasý birbirlerine sýkýca sarýlmamýþlar. Sadece el sýkýþmýþlar ve masanýn iki yanýndaki taburelere karþýlýklý oturmuþlar.

    Canan söze þöyle bir giriþ yapmýþ: " Aman Keloðlan, yaman Keloðlan, daðlar baþý, duman Keloðlan. Be kardeþim bu kadar mý olur? Fakirsin, iþin yoktur, çalýþmazsýn, dað-taþ gezersin. 6 yýldýr buradayým. Burada çalýþanlar, gelen giden müþteriler senden bahsederler. Seni anlatýrlar. Bazen Karabey bizi salonda toplar ve iki kolunu yukarý kaldýrýp teslim iþareti çizdikten sonra, biliyor musunuz, geçen günlerden birinde Keloðlan ne yapmýþ, deyip baþýndan geçmiþ bir olayý anlatýr. Acýklý bir olay bile olsa mutlaka güldürüþlü yaný vardýr ve biz bu fýrsatý kaçýrmayýp güleriz. Ey kardeþim, sen ne yaptýn da bu kadar tanýndýn, meþhur oldun? "

    Bunun üzerine Keloðlan utana, sýkýla: " Ben bir þey yapmadým da insanlar benim iyi niyetimi sevdiler. Hayat yarýþýnda beni öne çýkardýlar. Önde olmak benim de iþime geldi. Macera peþinde koþup onlara malzeme hazýrlamak istedim. "
    Daha sonra Canan Keloðlan'a buraya niye getirildiðini anlatmýþ. Buradaki geniþ arazilerin sahibi Karabey'miþ. Karabey çok iyi niyetliymiþ. Hayatla yaptýðý mücadeleyi kaybetmiþ veya kaybetmek üzere olanlara yardýmcý olmayý kendine rehber edinmiþ. Geniþ tarlalar hazýrlamýþ: Domates, biber, patates, patlýcan tarlalarý. Tarlayý kazmýþ, tohumu atmýþ, can suyunu dökmüþ, tarla alýcý bekliyor. Geniþ çiftlikler hazýrlamýþ: Koyun, keçi, tavuk, güvercin çiftlikleri. Her çiftlikte 100'er tane koyun, keçi ve 500'er tane tavuk, güvercin.

    Altýný ver istediðin çiftliði ister satýn al, ister kirala.
    Tarlalar, 10 - 20 altýn arasý satýn alýnýyor.
    Çiftlikler, 40 - 50 altýn arasý satýn alýnýyor.
    Ýþte sana hazýr iþ. Seç seçebildiðini.

    Keloðlan: " Ablam, söylediklerin beni etkiledi. Ben de tarladýr, çiftliktir, birinden birisine sahip olmak isterdim ama þu kadar, bu kadar altýn diyorsun. Nerede bende o kadar altýn? 18 yaþýndayým ama hiç altýným olmadý. Birkaç yýl önce Celep Ali'nin elinde bir altýn gördüydüm ya aldýrma. Benim altýnla alýþveriþim iþte bundan ibaret. "

    Canan: " Bak kardeþim, biz buraya insanlarý kazandýrmak için getiriyoruz. Altýnýn yoksa al tarlayý, çiftliði kirala, kazandýktan sonra öde. Örneðin, domates tarlasý diyelim. Domatesler olgunlaþýnca topluyoruz, tartýyoruz ve parasýný ödüyoruz. Senin yapacaðýn tarlanýn bakýmýný yapmak. Eðer tarlayý kiralamýþsan yarý parasýný alýyorsun. Diðer yarýsýný kira karþýlýðý olarak alýyoruz. 5 yýl sonra tarla senin olacak. Örneðin, koyun çiftliði, her gün gelip süt saðýyoruz, parasýný ödüyoruz. Koyunlarý otlatmak senin görevin. Çiftliði kiralamýþsan yarý parasýný alýyorsun. 5 yýl sonra çiftlik senindir. Burada bu sistemden ekmek yiyen 1.000'den fazla çalýþan var. Hem kazanýyoruz hem kazandýrýyoruz. "

    Canan 4 saat dil dökmüþ, anlatmýþ. Arada yaþam ve hayat hakkýnda pek çok þey konuþmuþlar. Sonunda konu satýn alma ve kazanç iþine dönmüþ. Keloðlan'ýn direnci karþýsýnda Canan ipin ucunu býrakývermiþ. Kardeþini bir iþ sahibi etme düþüncesi yok olmuþ.
    Devran dönmüþ, gün dönmüþ, neredeyse akþam olacakmýþ. Keloðlan'la birlikte gelenlerden birkaçý orada kalmýþ. Tarladýr, çiftliktir satýn alanlar, kiralayanlar olmuþ. Keloðlan ablasýyla vedalaþýp atýna binmiþ. Hoþça kalýn, demiþ. Oradakiler, güle güle git Keloðlan, demiþler.

    Keloðlan evine vardýðýnda olanlarý anasýna anlatmýþ. Ablamýn selamý var, demiþ. Yakýnda bir gün ablasýnýn kendilerini ziyarete geleceðini söylemiþ. Müjdeyi alan anasý evde temizliðe baþlamýþ. Canan bu, belli mi olur, yarýn çýkar gelirmiþ. Keloðlan ile anasý Canan'ý bekleye dursun gökten dört elma düþmüþ. Elmalarýn biri Keloðlan'ýn, biri anasýnýn, biri de Canan'ýnmýþ. Son kalan elma okuyucularýnmýþ

    SON

    Yazan: Serdar Yýldýrým

  6. KELOÐLAN DENÝZDEN BABAM ÇIKTI
    Geçmiþ zamanlarda bir Keloðlan yaþarmýþ. Bu Keloðlan'ýn bir de anasý varmýþ. Baþka kimi, kimsesi yokmuþ. Keloðlan daðda, bayýrda gezen, dereden, gölden su içen, iþsiz, güçsüz bir gençmiþ. Anasý yat deyince yatar, kalk deyince kalkarmýþ. Sabahlarý tarhana çorbasý içer, akþama kadar bahçede fare kovalarmýþ.

    Günlerden bir gün anasý Keloðlan'a fena kýzmýþ: " A benim tembel oðlum, býrak fare peþinde koþmayý, çýðlýk atýp onlarý korkutmayý. Bak öðlene yemek yok. Evden oltayý al da git denizden balýk tut. Hem öðlene hem akþama yemeðimiz olur. "
    Bunun üzerine Keloðlan: " Ama ana, ben balýk tutmayý bilmem ki. " deyince anasý:
    " Balýk tutmayý bilmiyorsun ama yemeyi biliyorsun. Þimdi sahilde balýk tutanlar vardýr. Sor, sana öðretirler. Haydi, rastgele. "

    Keloðlan oltayý almýþ, denizin yolunu tutmuþ. Sahilde balýkçýlara sormuþ, balýk nasýl tutulur, öðrenmiþ. Oltanýn ucuna yem takmýþ, denize atmýþ. Bir saat beklemiþ, sonunda oltanýn ipi gerilmiþ. Oltaya kocaman bir balýk yakalandýðý belliymiþ. Balýkçýlardan yardým istemiþ. Balýkçýlar, yardýma koþmuþ, oltayý çekmiþler ve hayretten donakalmýþlar. Oltanýn ucunda bir adam varmýþ, adam ayaða kalkmýþ.
    Keloðlan: " Denizden babam çýktý. " diye baðýrmýþ. Gitmiþ babasýna sarýlmýþ.
    Babasý: " Yoksa sen benim oðlum Keloðlan mýsýn? " diye sormuþ.
    Keloðlan: " Evet baba, ben Keloðlaným. Sekiz yaþýmdan beri seni görmedim. Anam, baban bir gün dönecek, derdi. Ýþte döndün. "
    Balýkçýlar: " Aman Keloðlan, denizden babam çýksa yerim derdin. Sakýn babaný yeme. Onun yerine bu balýklarý kýzart, ye. " diyerek Keloðlan'a bir sepet balýk vermiþler.

    Keloðlan'ýn, babasýyla döndüðünü gören anasýnýn sevincine diyecek yokmuþ. Keloðlan tef çalmýþ, anasýyla babasý oynamýþ. Öðle ve akþam yemeðinde balýk yiyen Keloðlan, anasý ve babasý sonradan uyumak için odalarýna çekilmiþler. Sabahleyin uyanan Keloðlan babasýný evde bulamamýþ. Ana, babam nerede, diye sormuþ.
    Anasý: " Bilmem oðul, uyandýðýmda yatakta yoktu. Gelip bizim durumumuzu görüp gitti. " Keloðlan, nereye gitmiþtir, deyince, anasý: " Nereye gidecek oðul, denizden geldi, denize gitmiþtir. "
    " Ana, ben þimdi oltayý denize atsam yine denizden babam çýkar mý? "
    " Hayýr çýkmaz. Uyumadan önce baban bana bazý þeyler anlattý. Geldiði yerde rahatý yerindeymiþ. Derdi, kederi yokmuþ. Oðlum, dedi aðladý, beni de aðlattý. Sonradan ben uyumuþum, uyandýðýmda gitmiþti. "
    " Sence babamý bir daha görebilecek miyiz? "
    " Görürüz de ne zaman görürüz bilmem. Oðlum denize ara sýra olta atsýn, beni yakalamaya baksýn dediydi ya kaç zaman sonra oltaya takýlýr bilinmez. Sen þimdi onu bunu boþver de babaný gördüðünün keyfini sür. Herkese denizden babasý çýkmýyor bilmiþ ol. "

    SON

  7. KELOÐLAN'IN KUZU SEVGÝSÝ
    Keloðlan kasabaya giderken yolda bir kýlýç bulmuþ. Kasabaya varýnca kýlýcýn sahibini aramaya baþlamýþ. Kime sorduysa ne kýlýcý daha önce gören ne de sahibini tanýyan çýkmamýþ. Hayvan pazarýndan geçerken küçük bir kalabalýk Keloðlan'ýn etrafýna toplanmýþ. Birkaç kendini bilmez Keloðlan'la alay etmeye baþlamýþ.
    Adamlardan biri orta yere bir kuzu getirmiþ: " Þu kuzuyu kýlýçla keselim. Þiþe takýp döndürelim. Nar gibi kýzartalým. Afiyetle yiyelim. " demiþ.
    Bunun üzerine Keloðlan: " Aman aðalar, etmeyin, eylemeyin. Ne istersiniz bir garip kuzudan? Daha doðalý kaç gün olmuþ? Býrakýn yaþ yaþasýn, ömür sürsün. Kuzu kesenin, kuzu eti yiyenin baþýna türlü belalar gelirmiþ. Bunu bilmez misiniz? "

    Keloðlan'ýn haykýrýþý ses getirmiþ. Kalabalýktan birkaç kiþi Keloðlan'dan yana çýkmýþ. Kuzunun sahibi, kuzuyu götürmüþ. Az önce keselim, döndürelim, kýzartalým, yiyelim diyen adamlar, Keloðlan'dan özür dilemiþler. Keloðlan'ý üzmemek için, kuzu kesmekten, kuzu eti yemekten ömür boyu vazgeçmiþler.
    Son sözü Keloðlan söylemiþ: " Kuzu eti yiyen olmasa kuzular kesilmez. Kuzularýn kesilmemesi için, sizler de kuzu eti yemekten vazgeçmek istemez misiniz? "

    SON

    -----------------------------------------------------------------

    KELOÐLAN'IN HOROZU
    Bir varmýþ bir yokmuþ. Yumurtadan civciv çýkmýþ. Civciv büyümüþ piliç olmuþ. Piliç büyümüþ tavuk olmuþ. Tavuk yumurtlamýþ. Yumurtadan civciv çýkmýþ. Bu civciv büyümüþ horoz olmuþ. Bu horoz bir gün sol- sað, bir- iki uygun adým giderken Keloðlan'la karþýlaþmýþ ve Keloðlan'ýn yanýndan sýyýrtýp geçmiþ. Keloðlan aðzý açýk horozun arkasýndan baka kalmýþ. Çabucak toparlanýp bir koþu horozun önüne çýkmýþ. Karþýsýnda Keloðlan'ý gören horoz durmuþ.
    Keloðlan: " Ne o Toros? Yürüyüp gidiyorsun. Beni tanýmadýn mý? "
    Bunun üzerine horoz durmuþ: " Tanýdým da, seni tanýdým diye durmam gerekmez. "
    " Bana kýzgýnsýn, yenilgiyi benden biliyorsun. "
    " Daha herþey bitmedi. Þu yeni nesil. Bak civcivlere, bunlarýn çoðu horoz olacak. Yakýnda yeni bir ordu kuracaðým. Zafer bizim olacak. "

    Altý ay kadar önceydi. Uzun bir zamandýr tilkiler kümeslere giriyor ve tavuklarý götürüp ormanda yiyorlardý. Kümes hayvanlarý tilki korkusu altýnda yaþamaktan býkmýþtý. Daha sonra Toros çýktý ve kümes hayvanlarýný bir bayrak altýnda toplamayý baþardý. Horozlardan ordu kurdu, bu orduyla haksýzlýða baþ kaldýrdý ama tilki ordusuyla yapýlan meydan savaþýnda bozguna uðradý. Savaþtý, sonuna kadar savaþtý, tek kaldý ve kuþatmayý yarýp yaralý olarak kurtuldu. Yarasý iyileþince tekrar ortaya çýktý ama bu defa çok daha fazla hýrslýydý.

    Keloðlan'ý tanýmamasýnýn sebebi ise, biraz daha sabret, hemen savaþa girme, kazanma þansýn çok az demesinden kaynaklanýyordu. Zamanla civcivler piliç, piliçlerin çoðu horoz oldu. Çevreden binlerce horoz gelerek Toros'un özgürlük bayraðý altýnda toplandý. Keloðlan'ýn, çok kalabalýksýnýz, siz bu savaþý kazanýrsýnýz demesi üzerine yapýlan savaþý horozlar kazandý. Keloðlan'ýn horozu, zafer kazandý ve kalan az sayýda tilki ormanýn derinliklerine çekildi.

    SON

  8. KELOÐLAN KARGA VE SUCUKÇU ARÝF
    Baþlarýnda baba yok ya, senenin birinde Keloðlan ile anasý epey yokluk çekmiþler. Kýþ yaklaþýyormuþ ama kiler bomboþmuþ. Sabah, akþam tarhana çorbasý içe içe Keloðlan’ýn aðzýnda yara çýkmýþ. Bir de acýyormuþ o yara ki, sormayýn gitsin. Kýsacasý yoksulluk bataðýna boðazlarýna kadar batmýþlar. Tarla yok, tapan yok, koyun yok, keçi yok. Ellerinde bir tek karakaçan kalmýþ. Taþýyacak yük olmayýnca karakaçan ne iþe yarar? Çayýr, çimen otluyormuþ, yiyip, içip yatýyormuþ.

    Bir gün anasý Keloðlan’a þöyle demiþ: “ Þu karakaçaný götür, sat. Otuz dersin, yirmi beþten aþaðý verme. Pazarlýk payý býrak. Kazanacaðýn parayla nohut, mercimek al. Vur sýrtýna getir. Eðer karakaçaný satmazsak kýþýn aç kalýrýz, bilmiþ ol. “
    Keloðlan bu duruma çok üzülmüþ ama elden ne gelir. Karakaçaný yularýndan tutup çekmiþ: “ Gel bakalým, karakaçan. Anamýn dediklerini duydun. Seni satmamýz lazým. Benim de içim acýyor ama þu yoksulluk baþa bela. “
    Keloðlan pazarda karakaçana otuzdan kapý açmýþ, yirmi beþ demiþ, yirmi demiþ, alan yok:
    “ Uy, ben ne yaparým þimdi. Anama ne derim Karakaçaný satamadan eve dönersem, anam beni sopayla öyle bir döver ki, sorma. Þimdiden her yanlarým sýzlamaya baþladý. “
    Sonunda adamýn biri kafes içinde bir karga ile karakaçaný deðiþ, tokuþ yapalým, demiþ. “ Haydi Keloðlan, ver karakaçaný al kargayý. “
    Bunun üzerine Keloðlan: “ Hiç olur mu, hemþerim, hiç onunla bu deðiþilir mi? Nerede görülmüþ karakaçan ile karganýn trampa edildiði. Sen ne iþ yaparsýn önce onu söyle. “
    Adam sakin bir þekilde: “ Ben sucukçu Arif’im. Hayvan alýr, keser, sucuk yapar, satarým. “
    Keloðlan karakaçanýn kulaðýna eðilmiþ: “ Vay duydun mu karakaçan, adam sucukçuymuþ. Seni buna satarsam hiç acýmaz, keser, sucuk yapar. “
    Keloðlan’ýn bu sözleri üzerine karakaçanýn gözünden yaþ gelmiþ: “ Ne olur beni satma, Keloðlan. Söz, bundan sonra sýrtýma en aðýr yükleri vursan gýk demem. Eskisi gibi karþý çýkmam. Sýrtýma da binersin, yirmi okkadan çok yük de taþýrým.”

    Keloðlan, hayýr satmýyorum, demiþ ve pazarýn baþka tarafýna doðru yürümüþ. Ama adam peþini býrakmamýþ: “ Bak Keloðlan, bu karga baþka karga. Bazý karga türlerinin dört yüz sene yaþadýðý biliniyor. Bu daha üç yüz yaþýna girdi. Sana uzun seneler hizmet eder. Dedemin dedesinden kalmýþ. Ona da dedelerinden kalmýþ. Bilmem kaç nesil öncesinden dedem korsanmýþ. Bu kargayý beslermiþ. Arkadaþlarýndan habersiz, onlar uyurken, korsan gemisinden bir sandýk hazineyi alarak bir maðaraya götürüp gömmüþ. Korsan dedem bir soygunda vurularak ölünce hazinenin yerini bilen sadece bu karga kalmýþ. Babam çok uðraþtý, ben çok uðraþtým, yalvardým, ayaklarýna kapandým ama karga hazinenin yerini söylemiyor. Geçen gün aðzýmdan kötü bir söz kaçýrdým ve karga, sana, çocuðuna, soyuna, sopuna, hazinenin yerini söylemem, dedi. Ben de umudu kestim. Pazarda dolaþýrken seni görmüþ, beni bu kel çocuða satarsan ona hazinenin yerini söylerim, dedi. Benim bütün çabam, uðraþým bundan. Hazineyi bulursan, onda birini versen razýyým. “

    Keloðlan kargadan yana dönmüþ: “ Ne dersin, karga, bunlar doðru mu? Hazinenin yerini bana söyleyecek misin? “ diye sormuþ.
    Karga: “ Seni sevdim, Keloðlan. Halinden garip ve yoksul olduðun belli ama seni zengin edeceðim. Arif’in dedikleri doðrudur. Hazinenin yerini bir sana söylerim.”
    Keloðlan: “ Sað ol karga. Dört yüz sene yaþarmýþsýn, ömrüne yüz sene de ben ekledim. Þu halde beþ yüz yaþýný geçersin. “
    Keloðlan sucukçu Arif’ten karakaçaný geri almaya geleceðini ve onu kesinlikle kesmeyeceði sözünü aldýktan sonra kargayý alarak evinin yolunu tutmuþ. Evde Keloðlan’ýn karakaçaný bir kargaya deðiþtiðini duyan anasý beyninden vurulmuþa dönmüþ: “ Hani nohut, mercimek? Biz kýþýn bu kargayý mý yiyeceðiz? “ Diye baðýrarak sopasýný kaptýðý gibi Keloðlan’a vurmaya baþlamýþ. Keloðlan kendini dýþarý zor atmýþ. Yandým anam, yandým anam, diye baðýrarak koþarak uzaklaþmýþ.

    Akþamüstü hava kararmaya baþlayýnca Keloðlan evin yakýnýna gelip oturmuþ. Biraz sonra anasý dýþarý çýkmýþ ve Keloðlan’ý görmüþ: “ Keloðlan, haydi gel, oðlum! Gel de içeride otur. Karga bana her þeyi anlattý. Ona inandým. Yarýn kargayla gider, hazineyi bulur, getirirsin. Hazine bize her þeyi aldýrýr, gerekirse saray yaptýrýr. “
    Keloðlan, anasýnýn sözleri üzerine eve girmiþ.

    Ertesi sabah Keloðlan kafesteki karga ile birlikte yola çýkmýþ. Tez zamanda maðaraya varmýþlar. Karga hazinenin yerini göstermiþ. Koca taþý kaldýrýp, topraðý kazýnca, hazine sandýðýný bulmuþlar. Sandýk, altýnlar, gümüþler ve inci kolyelerle doluymuþ. Keloðlan yanýnda getirdiði bez torbaya göz kararýyla hazinenin onda birini doldurmuþ. Sucukçu Arif’e giderek, torbayý verip, karakaçaný geri almýþ. Daha sonra hazine sandýðýný büyükçe bir çuvala koyup karakaçana yüklemiþ ve evinin yolunu tutmuþ.

    Anasý, Keloðlan’ý sevinçle karþýlamýþ. Sandýktaki mücevherleri görünce sevinci iki katýna çýkmýþ. Sandýðý evin altýndaki kilere saklamýþlar. Kafesten çýkarýlan karga kilerde nöbetçi kalmýþ. Keloðlan ertesi gün sandýktan bir avuç altýn alarak karakaçanla birlikte pazara gitmiþ. Pazardan, nohut, mercimek, kuru fasulye, un, tuz, bulgur, meyve, sebze, kurutulmuþ et alýp eve dönmüþ. Kiler yiyecek dolmuþ. Artýk Keloðlan, anasý, karga ve karakaçan kýþý rahatça geçirebilirmiþ.

    Keloðlan anasýnýn istediði sarayýn yapýmýný yazýn baþlatmýþ. Sarayýn yapýmý bir yýl sürmüþ. Daha sonra Keloðlan ile anasý bu saraya taþýnmýþ. Keloðlan padiþahýn dünya güzeli kýzýyla evlenmiþ. Hep birlikte uzun yýllar mutlu ve bahtiyar olarak yaþamýþlar.

    SON

Sayfa 1/2 12 SonSon

Yer Ýmleri

Yer Ýmleri

Gönderi Kurallarý

  • Yeni konu açamazsýnýz
  • Konulara cevap yazamazsýnýz
  • Yazýlara ek gönderemezsiniz
  • Yazýlarýnýzý deðiþtiremezsiniz
  •