Artan
Azalan
Ýþlem
BIST 30
BIST 50
BIST 100
NASDAQ 100
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
2.676.300,00 10% 2,68 Mn 2.676.300,00 / 2.676.300,00
3,30 10% 391,64 Mn 3,05 / 3,30
2,86 10% 33,28 Mn 2,66 / 2,86
232,10 10% 377,46 Mn 211,40 / 232,10
60,50 10% 48,59 Mn 59,10 / 60,50
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
14,21 -24.41% 6,58 Mn 11,10 / 18,00
12,33 -10% 3,38 Mr 12,33 / 14,07
42,84 -10% 166,40 Mn 42,84 / 49,14
153,90 -10% 27,70 Mn 153,90 / 153,90
45,10 -9.98% 8,20 Mn 45,10 / 48,38
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
317,00 8.56% 34,85 Mr 307,50 / 321,00
251,00 -3.46% 23,21 Mr 240,20 / 253,75
362,25 5.92% 19,08 Mr 338,00 / 366,50
14,09 7.56% 13,24 Mr 13,89 / 14,39
75,75 9.39% 12,04 Mr 73,75 / 76,15
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
17,45 5.06% 1,30 Mr 17,23 / 17,69
75,75 9.39% 12,04 Mr 73,75 / 76,15
362,25 5.92% 19,08 Mr 338,00 / 366,50
207,30 1.27% 5,74 Mr 207,30 / 215,70
726,50 5.98% 5,72 Mr 710,00 / 739,50
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
17,45 5.06% 1,30 Mr 17,23 / 17,69
75,75 9.39% 12,04 Mr 73,75 / 76,15
90,95 4.24% 1,14 Mr 89,75 / 92,10
111,90 4.68% 298,61 Mn 110,50 / 113,70
362,25 5.92% 19,08 Mr 338,00 / 366,50
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düþük / Yüksek
17,45 5.06% 1,30 Mr 17,23 / 17,69
29,28 6.32% 256,04 Mn 28,50 / 29,50
75,75 9.39% 12,04 Mr 73,75 / 76,15
10,28 1.38% 257,76 Mn 10,27 / 10,52
81,70 2.9% 665,54 Mn 81,05 / 83,45

Masrafsýz Bankacýlýk + 1.000 TL Nakit! Enpara’dan Çifte Avantaj

Masrafsýz Bankacýlýk + 1.000 TL Nakit! Enpara’dan Çifte Avantaj
Sayfa 1/2 12 SonSon
Arama sonucu : 45 madde; 1 - 8 arasý.

Konu: Serdar Yýldýrým Hikayeleri

Hybrid View

Previous Post Previous Post   Next Post Next Post
  1. KELOÐLAN DENÝZDEN BABAM ÇIKTI
    Geçmiþ zamanlarda bir Keloðlan yaþarmýþ. Bu Keloðlan'ýn bir de anasý varmýþ. Baþka kimi, kimsesi yokmuþ. Keloðlan daðda, bayýrda gezen, dereden, gölden su içen, iþsiz, güçsüz bir gençmiþ. Anasý yat deyince yatar, kalk deyince kalkarmýþ. Sabahlarý tarhana çorbasý içer, akþama kadar bahçede fare kovalarmýþ.

    Günlerden bir gün anasý Keloðlan'a fena kýzmýþ: " A benim tembel oðlum, býrak fare peþinde koþmayý, çýðlýk atýp onlarý korkutmayý. Bak öðlene yemek yok. Evden oltayý al da git denizden balýk tut. Hem öðlene hem akþama yemeðimiz olur. "
    Bunun üzerine Keloðlan: " Ama ana, ben balýk tutmayý bilmem ki. " deyince anasý:
    " Balýk tutmayý bilmiyorsun ama yemeyi biliyorsun. Þimdi sahilde balýk tutanlar vardýr. Sor, sana öðretirler. Haydi, rastgele. "

    Keloðlan oltayý almýþ, denizin yolunu tutmuþ. Sahilde balýkçýlara sormuþ, balýk nasýl tutulur, öðrenmiþ. Oltanýn ucuna yem takmýþ, denize atmýþ. Bir saat beklemiþ, sonunda oltanýn ipi gerilmiþ. Oltaya kocaman bir balýk yakalandýðý belliymiþ. Balýkçýlardan yardým istemiþ. Balýkçýlar, yardýma koþmuþ, oltayý çekmiþler ve hayretten donakalmýþlar. Oltanýn ucunda bir adam varmýþ, adam ayaða kalkmýþ.
    Keloðlan: " Denizden babam çýktý. " diye baðýrmýþ. Gitmiþ babasýna sarýlmýþ.
    Babasý: " Yoksa sen benim oðlum Keloðlan mýsýn? " diye sormuþ.
    Keloðlan: " Evet baba, ben Keloðlaným. Sekiz yaþýmdan beri seni görmedim. Anam, baban bir gün dönecek, derdi. Ýþte döndün. "
    Balýkçýlar: " Aman Keloðlan, denizden babam çýksa yerim derdin. Sakýn babaný yeme. Onun yerine bu balýklarý kýzart, ye. " diyerek Keloðlan'a bir sepet balýk vermiþler.

    Keloðlan'ýn, babasýyla döndüðünü gören anasýnýn sevincine diyecek yokmuþ. Keloðlan tef çalmýþ, anasýyla babasý oynamýþ. Öðle ve akþam yemeðinde balýk yiyen Keloðlan, anasý ve babasý sonradan uyumak için odalarýna çekilmiþler. Sabahleyin uyanan Keloðlan babasýný evde bulamamýþ. Ana, babam nerede, diye sormuþ.
    Anasý: " Bilmem oðul, uyandýðýmda yatakta yoktu. Gelip bizim durumumuzu görüp gitti. " Keloðlan, nereye gitmiþtir, deyince, anasý: " Nereye gidecek oðul, denizden geldi, denize gitmiþtir. "
    " Ana, ben þimdi oltayý denize atsam yine denizden babam çýkar mý? "
    " Hayýr çýkmaz. Uyumadan önce baban bana bazý þeyler anlattý. Geldiði yerde rahatý yerindeymiþ. Derdi, kederi yokmuþ. Oðlum, dedi aðladý, beni de aðlattý. Sonradan ben uyumuþum, uyandýðýmda gitmiþti. "
    " Sence babamý bir daha görebilecek miyiz? "
    " Görürüz de ne zaman görürüz bilmem. Oðlum denize ara sýra olta atsýn, beni yakalamaya baksýn dediydi ya kaç zaman sonra oltaya takýlýr bilinmez. Sen þimdi onu bunu boþver de babaný gördüðünün keyfini sür. Herkese denizden babasý çýkmýyor bilmiþ ol. "

    SON

  2. KELOÐLAN'IN KUZU SEVGÝSÝ
    Keloðlan kasabaya giderken yolda bir kýlýç bulmuþ. Kasabaya varýnca kýlýcýn sahibini aramaya baþlamýþ. Kime sorduysa ne kýlýcý daha önce gören ne de sahibini tanýyan çýkmamýþ. Hayvan pazarýndan geçerken küçük bir kalabalýk Keloðlan'ýn etrafýna toplanmýþ. Birkaç kendini bilmez Keloðlan'la alay etmeye baþlamýþ.
    Adamlardan biri orta yere bir kuzu getirmiþ: " Þu kuzuyu kýlýçla keselim. Þiþe takýp döndürelim. Nar gibi kýzartalým. Afiyetle yiyelim. " demiþ.
    Bunun üzerine Keloðlan: " Aman aðalar, etmeyin, eylemeyin. Ne istersiniz bir garip kuzudan? Daha doðalý kaç gün olmuþ? Býrakýn yaþ yaþasýn, ömür sürsün. Kuzu kesenin, kuzu eti yiyenin baþýna türlü belalar gelirmiþ. Bunu bilmez misiniz? "

    Keloðlan'ýn haykýrýþý ses getirmiþ. Kalabalýktan birkaç kiþi Keloðlan'dan yana çýkmýþ. Kuzunun sahibi, kuzuyu götürmüþ. Az önce keselim, döndürelim, kýzartalým, yiyelim diyen adamlar, Keloðlan'dan özür dilemiþler. Keloðlan'ý üzmemek için, kuzu kesmekten, kuzu eti yemekten ömür boyu vazgeçmiþler.
    Son sözü Keloðlan söylemiþ: " Kuzu eti yiyen olmasa kuzular kesilmez. Kuzularýn kesilmemesi için, sizler de kuzu eti yemekten vazgeçmek istemez misiniz? "

    SON

    -----------------------------------------------------------------

    KELOÐLAN'IN HOROZU
    Bir varmýþ bir yokmuþ. Yumurtadan civciv çýkmýþ. Civciv büyümüþ piliç olmuþ. Piliç büyümüþ tavuk olmuþ. Tavuk yumurtlamýþ. Yumurtadan civciv çýkmýþ. Bu civciv büyümüþ horoz olmuþ. Bu horoz bir gün sol- sað, bir- iki uygun adým giderken Keloðlan'la karþýlaþmýþ ve Keloðlan'ýn yanýndan sýyýrtýp geçmiþ. Keloðlan aðzý açýk horozun arkasýndan baka kalmýþ. Çabucak toparlanýp bir koþu horozun önüne çýkmýþ. Karþýsýnda Keloðlan'ý gören horoz durmuþ.
    Keloðlan: " Ne o Toros? Yürüyüp gidiyorsun. Beni tanýmadýn mý? "
    Bunun üzerine horoz durmuþ: " Tanýdým da, seni tanýdým diye durmam gerekmez. "
    " Bana kýzgýnsýn, yenilgiyi benden biliyorsun. "
    " Daha herþey bitmedi. Þu yeni nesil. Bak civcivlere, bunlarýn çoðu horoz olacak. Yakýnda yeni bir ordu kuracaðým. Zafer bizim olacak. "

    Altý ay kadar önceydi. Uzun bir zamandýr tilkiler kümeslere giriyor ve tavuklarý götürüp ormanda yiyorlardý. Kümes hayvanlarý tilki korkusu altýnda yaþamaktan býkmýþtý. Daha sonra Toros çýktý ve kümes hayvanlarýný bir bayrak altýnda toplamayý baþardý. Horozlardan ordu kurdu, bu orduyla haksýzlýða baþ kaldýrdý ama tilki ordusuyla yapýlan meydan savaþýnda bozguna uðradý. Savaþtý, sonuna kadar savaþtý, tek kaldý ve kuþatmayý yarýp yaralý olarak kurtuldu. Yarasý iyileþince tekrar ortaya çýktý ama bu defa çok daha fazla hýrslýydý.

    Keloðlan'ý tanýmamasýnýn sebebi ise, biraz daha sabret, hemen savaþa girme, kazanma þansýn çok az demesinden kaynaklanýyordu. Zamanla civcivler piliç, piliçlerin çoðu horoz oldu. Çevreden binlerce horoz gelerek Toros'un özgürlük bayraðý altýnda toplandý. Keloðlan'ýn, çok kalabalýksýnýz, siz bu savaþý kazanýrsýnýz demesi üzerine yapýlan savaþý horozlar kazandý. Keloðlan'ýn horozu, zafer kazandý ve kalan az sayýda tilki ormanýn derinliklerine çekildi.

    SON

  3. KELOÐLAN KARGA VE SUCUKÇU ARÝF
    Baþlarýnda baba yok ya, senenin birinde Keloðlan ile anasý epey yokluk çekmiþler. Kýþ yaklaþýyormuþ ama kiler bomboþmuþ. Sabah, akþam tarhana çorbasý içe içe Keloðlan’ýn aðzýnda yara çýkmýþ. Bir de acýyormuþ o yara ki, sormayýn gitsin. Kýsacasý yoksulluk bataðýna boðazlarýna kadar batmýþlar. Tarla yok, tapan yok, koyun yok, keçi yok. Ellerinde bir tek karakaçan kalmýþ. Taþýyacak yük olmayýnca karakaçan ne iþe yarar? Çayýr, çimen otluyormuþ, yiyip, içip yatýyormuþ.

    Bir gün anasý Keloðlan’a þöyle demiþ: “ Þu karakaçaný götür, sat. Otuz dersin, yirmi beþten aþaðý verme. Pazarlýk payý býrak. Kazanacaðýn parayla nohut, mercimek al. Vur sýrtýna getir. Eðer karakaçaný satmazsak kýþýn aç kalýrýz, bilmiþ ol. “
    Keloðlan bu duruma çok üzülmüþ ama elden ne gelir. Karakaçaný yularýndan tutup çekmiþ: “ Gel bakalým, karakaçan. Anamýn dediklerini duydun. Seni satmamýz lazým. Benim de içim acýyor ama þu yoksulluk baþa bela. “
    Keloðlan pazarda karakaçana otuzdan kapý açmýþ, yirmi beþ demiþ, yirmi demiþ, alan yok:
    “ Uy, ben ne yaparým þimdi. Anama ne derim Karakaçaný satamadan eve dönersem, anam beni sopayla öyle bir döver ki, sorma. Þimdiden her yanlarým sýzlamaya baþladý. “
    Sonunda adamýn biri kafes içinde bir karga ile karakaçaný deðiþ, tokuþ yapalým, demiþ. “ Haydi Keloðlan, ver karakaçaný al kargayý. “
    Bunun üzerine Keloðlan: “ Hiç olur mu, hemþerim, hiç onunla bu deðiþilir mi? Nerede görülmüþ karakaçan ile karganýn trampa edildiði. Sen ne iþ yaparsýn önce onu söyle. “
    Adam sakin bir þekilde: “ Ben sucukçu Arif’im. Hayvan alýr, keser, sucuk yapar, satarým. “
    Keloðlan karakaçanýn kulaðýna eðilmiþ: “ Vay duydun mu karakaçan, adam sucukçuymuþ. Seni buna satarsam hiç acýmaz, keser, sucuk yapar. “
    Keloðlan’ýn bu sözleri üzerine karakaçanýn gözünden yaþ gelmiþ: “ Ne olur beni satma, Keloðlan. Söz, bundan sonra sýrtýma en aðýr yükleri vursan gýk demem. Eskisi gibi karþý çýkmam. Sýrtýma da binersin, yirmi okkadan çok yük de taþýrým.”

    Keloðlan, hayýr satmýyorum, demiþ ve pazarýn baþka tarafýna doðru yürümüþ. Ama adam peþini býrakmamýþ: “ Bak Keloðlan, bu karga baþka karga. Bazý karga türlerinin dört yüz sene yaþadýðý biliniyor. Bu daha üç yüz yaþýna girdi. Sana uzun seneler hizmet eder. Dedemin dedesinden kalmýþ. Ona da dedelerinden kalmýþ. Bilmem kaç nesil öncesinden dedem korsanmýþ. Bu kargayý beslermiþ. Arkadaþlarýndan habersiz, onlar uyurken, korsan gemisinden bir sandýk hazineyi alarak bir maðaraya götürüp gömmüþ. Korsan dedem bir soygunda vurularak ölünce hazinenin yerini bilen sadece bu karga kalmýþ. Babam çok uðraþtý, ben çok uðraþtým, yalvardým, ayaklarýna kapandým ama karga hazinenin yerini söylemiyor. Geçen gün aðzýmdan kötü bir söz kaçýrdým ve karga, sana, çocuðuna, soyuna, sopuna, hazinenin yerini söylemem, dedi. Ben de umudu kestim. Pazarda dolaþýrken seni görmüþ, beni bu kel çocuða satarsan ona hazinenin yerini söylerim, dedi. Benim bütün çabam, uðraþým bundan. Hazineyi bulursan, onda birini versen razýyým. “

    Keloðlan kargadan yana dönmüþ: “ Ne dersin, karga, bunlar doðru mu? Hazinenin yerini bana söyleyecek misin? “ diye sormuþ.
    Karga: “ Seni sevdim, Keloðlan. Halinden garip ve yoksul olduðun belli ama seni zengin edeceðim. Arif’in dedikleri doðrudur. Hazinenin yerini bir sana söylerim.”
    Keloðlan: “ Sað ol karga. Dört yüz sene yaþarmýþsýn, ömrüne yüz sene de ben ekledim. Þu halde beþ yüz yaþýný geçersin. “
    Keloðlan sucukçu Arif’ten karakaçaný geri almaya geleceðini ve onu kesinlikle kesmeyeceði sözünü aldýktan sonra kargayý alarak evinin yolunu tutmuþ. Evde Keloðlan’ýn karakaçaný bir kargaya deðiþtiðini duyan anasý beyninden vurulmuþa dönmüþ: “ Hani nohut, mercimek? Biz kýþýn bu kargayý mý yiyeceðiz? “ Diye baðýrarak sopasýný kaptýðý gibi Keloðlan’a vurmaya baþlamýþ. Keloðlan kendini dýþarý zor atmýþ. Yandým anam, yandým anam, diye baðýrarak koþarak uzaklaþmýþ.

    Akþamüstü hava kararmaya baþlayýnca Keloðlan evin yakýnýna gelip oturmuþ. Biraz sonra anasý dýþarý çýkmýþ ve Keloðlan’ý görmüþ: “ Keloðlan, haydi gel, oðlum! Gel de içeride otur. Karga bana her þeyi anlattý. Ona inandým. Yarýn kargayla gider, hazineyi bulur, getirirsin. Hazine bize her þeyi aldýrýr, gerekirse saray yaptýrýr. “
    Keloðlan, anasýnýn sözleri üzerine eve girmiþ.

    Ertesi sabah Keloðlan kafesteki karga ile birlikte yola çýkmýþ. Tez zamanda maðaraya varmýþlar. Karga hazinenin yerini göstermiþ. Koca taþý kaldýrýp, topraðý kazýnca, hazine sandýðýný bulmuþlar. Sandýk, altýnlar, gümüþler ve inci kolyelerle doluymuþ. Keloðlan yanýnda getirdiði bez torbaya göz kararýyla hazinenin onda birini doldurmuþ. Sucukçu Arif’e giderek, torbayý verip, karakaçaný geri almýþ. Daha sonra hazine sandýðýný büyükçe bir çuvala koyup karakaçana yüklemiþ ve evinin yolunu tutmuþ.

    Anasý, Keloðlan’ý sevinçle karþýlamýþ. Sandýktaki mücevherleri görünce sevinci iki katýna çýkmýþ. Sandýðý evin altýndaki kilere saklamýþlar. Kafesten çýkarýlan karga kilerde nöbetçi kalmýþ. Keloðlan ertesi gün sandýktan bir avuç altýn alarak karakaçanla birlikte pazara gitmiþ. Pazardan, nohut, mercimek, kuru fasulye, un, tuz, bulgur, meyve, sebze, kurutulmuþ et alýp eve dönmüþ. Kiler yiyecek dolmuþ. Artýk Keloðlan, anasý, karga ve karakaçan kýþý rahatça geçirebilirmiþ.

    Keloðlan anasýnýn istediði sarayýn yapýmýný yazýn baþlatmýþ. Sarayýn yapýmý bir yýl sürmüþ. Daha sonra Keloðlan ile anasý bu saraya taþýnmýþ. Keloðlan padiþahýn dünya güzeli kýzýyla evlenmiþ. Hep birlikte uzun yýllar mutlu ve bahtiyar olarak yaþamýþlar.

    SON

  4. AVCI KELOÐLAN
    Bir varmýþ, pir varmýþ, pir nereye varmýþ? Pir nereye varmýþsa pire de oraya varmýþ. Daha sonra pir pireyi topraða dikmiþ. Pire toprakla birleþmiþ. Pir kaçmýþ, pireyle toprak kovalamýþ. Toprak yapraða dönüþünce pire yalnýz kalmýþ. Bu sefer pireyle yaprak kaçmýþ, pir kovalamýþ. Tekerleme böyle uzar gider, bir deðil bin sayfa yazsam da sonu gelmez. Biz yolu uzatmayalým, kestirmeden dönelim, þu yazdýðým Keloðlan masalýný övdükçe övelim.

    Kadim zamanlarda bir Keloðlan yaþarmýþ. Hey benim boyuna posuna kurban olduðum, güler yüzlü, temiz sözlü, can bülbülüm, huma kuþum. Sen olmasan ben derdimi, kederimi kimle, nasýl paylaþýrým? Sen hep var ol, korkma, ben adýný sonsuza dek yaþatýrým. Benim adým da varsýn Keloðlan adýyla kaynaþýversin, kim bunu fark eder ki?

    Keloðlan anasýnýn zorlamasýyla eline ok ve yay alýp ava çýkmýþ. Keklik, tavþan, ceylan ne bulursa vurup getirecek ve evde anasýyla birlikte piþirip yiyecekmiþ. Ok yaya takýlmýþ, yay gerilmiþ, Keloðlan'ýn sað kaþý kalkmýþ, niþanýný almýþ ama av nerede? Av yokmuþ. Aðaç tepelerindeki maymunlar, Keloðlan ormana girdiði andan itibaren seranat vermeye baþlamýþ. Ormanda Keloðlan'ýn avlanmaya geldiðini duymayan kalmamýþ. Orman sakinleri inlerine, kovuklarýna saklanmýþ. Keloðlan okla yayý býraksa onlar saklandýklarý yerden çýkar mýymýþ? Tabi ki çýkarmýþ. Keloðlan okla yayý býrakýnca keklik, tavþan, ceylan ortaya çýkmýþ ve Keloðlan hoþ geldin deyip yanýna gitmiþ. Keloðlan bu duruma çok þaþýrmýþ, aklýný daðlardan, tepelerden aþýrmýþ. Nereden aklýma esti de okla yayý býraktým diyerek söylenmiþ. Bu ekþi duruma dayanamayýp tatlý olmak isteyen kalem dillenmiþ: " Ya býrak çaktýrma Keloðlan, ne güzel yazýyordum. Sen bir fýrtýnasýn esip geçersin, fýrtýnanýn esmekten korktuðunu ilk kez görüyorum. "

    " Hadi oradan kalem çaktýrdým, bu olaya fal baktýrdým. Girit'e gitmek için, sal yaptýrdým. "

    Bu masalý yazmakta olan Serdar Yýldýrým devreye girmiþ. Anýnda sigorta atmýþ, ortalýk aydýnlanmýþ. Serdar Yýldýrým dost elini Keloðlan'a uzatmýþ. Keloðlan dost eli sýkmakla kalmamýþ, Serdar'a sarýlmýþ: " Kusura bakma Serdar, elime ok ve yay alýp ava çýktým. Çýktým da ava çýktýðýma iki bin piþman oldum. Ya medet, beni bu çýkmazdan kurtarýrsan sana bir gül demet. Ava çýktým, avcý olamadým ama avlarla arkadaþ oldum. Bir koluma geyik diðer koluma ceylan girmiþ, tepemde keklik, nereden geldi bilmem, bende kalýcý oldu bu ürkeklik. "

    Serdar: " Aman Keloðlan, yaman Keloðlan, daðlar baþý, duman Keloðlan. Senin ürkeklik sandýðýn aslýnda cesaret, sen can alýcý olmayý bilerek terk et. Avcý can alýrsa deðildir cesur, onda vardýr mutlaka bir kusur. Tavþan, ceylan, keklik senden korkmuyor, onlar iyiyi, kötüyü birbirinden ayýrýyor. Sen avcý onlar av ama korkmuyorsa av avcýdan, bu senin büyüklüðündendir, erdemindendir. "

    Keloðlan: " Ýyi, güzel diyorsun da anam elime ok ve yay verdi, git bir av vur, getir, piþirip yiyelim, dedi. Þimdi eli boþ dönersem, anam beni eve koymaz.

    Bunun üzerine Serdar: " Sýkma canýný Keloðlan. Annenle ben konuþurum. Bu iþ için, sana kýzmaz. "
    Ýkisi birlikte eve gitmiþler. Serdar'ýn sözleri üzerine anasý Keloðlan'ý affetmiþ. Onlarý tarhana çorbasý içmek için, eve davet etmiþ. Çorbalar içildikten sonra sohbet etmiþler. Sonra yatýp uyumuþlar. Sabah olunca Serdar bana müsaade deyip aralarýndan ayrýlmýþ. Masalýmýz da burada bitmiþ.

    SON

  5. KELOÐLAN ÇATALTEPE TEKFURU'NA KARÞI
    Günler geçer, aylar geçer, aylar geçer, taylar geçer. Aradan yüzyýllar geçse de bu masalý okuyan baylar, bayanlar geçer.
    Bu masalý okuyanýn
    Yaþý kaç olursa olsun,
    Ýyilik sýrdaþý olsun,
    Yüreði sevgiyle dolsun.

    Masal Keloðlan masalý ama önce Keloðlan'ý deðil de, Çataltepe Tekfuru'nu tanýtmakla iþe baþlayalým. Bu tekfur ovaya sur yaptýrýr da kalesini kurdurur mu? Kurdurmaz. Neden? Çünkü zalim. Dað tepelerinde, çataltepelerde fýrýldaðýný maharetle çevirecek. Düzden, ovadan geçen kervanlarý soyduracak. Elma soymak baþka, kervan soymak baþka.

    Köy ve kasabalara saldýr, insanlarý yarala, öldür.
    Bre geri zekalý tekfur, dur bakalým, geri dur.

    O yörede yaþayan insanlar, tekfur belasýna dudak bükmüþler, son çare olarak Keloðlan'a gitmiþler. Olmazý olduran, nice kötülere dersini veren Keloðlan kýrk, elli deðil, yüz kiþiye olur, demiþ. Yardým ederim, demiþ. Yüz kiþi gidince Keloðlan yüz elli gün düþünmüþ ama çare bulamamýþ:
    " Bir kuru canýmla ortaya çýksam
    Zalim tekfura yeter artýk desem
    Tekfur bin askerini üstüme salsa
    Bir türlü çýkmadýk þu canýmý alsa
    O zaman ne olur, ne deðiþir?
    Ben yolcu, tekfur hancý
    Daha çok halkýn üstüne çöreklenir.

    Canýmý tehlikeye atmadan, tekfurun hakkýndan gelmeliyim. Gücüm yetmiyorsa yardýmcý veya yardýmcýlar bulmalýyým. Ama nasýl, kimi ya da kimleri? "
    Keloðlan yüz elli gündür düþünüyor ya bir yüz elli gün de benden oldu mu sana üç yüz gün. Bir yýl bile deðil. Tekfurun soyu babadan oðula bin yýldýr hüküm sürüyor. Keloðlan bin yýllýk saltanatý yýkmak için, varsýn biraz daha düþünsün.

    Günlerden bir gün Keloðlan bir düzlükte kendi etrafýnda dönerek bir daire çizmiþ ve bu dairenin içine kendini hapsetmiþken, bir ses duymuþ: " Hemþerim, dönüp durma sonra baþýn döner, yere düþersin. "

    Keloðlan sesi duymuþ, durmuþ, baþý dönmüþ ve yere düþmüþ. Keloðlan'ýn yere düþmesine sebep olan zincir koparanmýþ. Zincir koparan Keloðlan'ý yerden kaldýrmýþ. Bunlar konuþmuþlar, konuþtukça birbirlerine alýþmýþlar. Dertlerini anlatmýþlar ve bir ortak paydada birleþmiþler: Tekfur zaliminin zulmüne dur demek gerekliymiþ.

    Keloðlan ile zincir koparan Çataltepe'ye týrmanýp naralar atarak tekfurun kalesine saldýrmýþlar ama tekfurun askerleri onlarý yakalayýp zindana atmýþ. Askerler gittikten sonra Keloðlan'ýn üzgün halini gören zincir koparan sormuþ: " Ne o Keloðlan, çok üzgünsün? Þimdi dert çekecek zaman mýdýr? Bir an önce buradan kurtulmaya bakalým. "

    Bunun üzerine Keloðlan: " Nasýl üzülmem! Þuna baksana seni zincirle baðladýlar, üstüne kýrk kilit astýlar. Beni ise, adam yerine koymadýklarý için, sadece iple baðladýlar, ne kilit, ne bir þey. "

    " Daha iyi ya Keloðlan, sen bir çabuk kurtulmaya bak. Benim iþim uzun sürecek. Hem bana yardým edersin. Zinciri koparýrým da þu kilitler baþa bela. Kalede ne kadar kilit varsa üstüme taktýlar. Beni tanýdýklarý için, zinciri bolca sardýlar. "

    " Senin düþünceni seveyim zincir koparan. Sevinmem gerekirken üzülüyormuþum. Önemli olan, tekfurun kötülüklerine son vermek. Ýnsanlarý bu beladan kurtarmak. Önder ha sen olmuþsun ha ben. Varsýn ben senin izinden gideyim. Sen yeter ki tekfurun saltanatýný yýkacak çareyi bul. "

    " Acele et Keloðlan, tekfurun kilitleri anahtarla açýlmaz. Bu kilitleri kýrmak gerekir. Buradan kurtulduktan sonra dað devirene gideceðiz. Dað deviren tekfurun sarayýný da, üstünde bulunduðu Çataltepe'yi de devirir. "

    " Dað deviren mi? O da kim? "

    " Görürsün Keloðlan, görürsün. Çataltepe'yle birlikte tekfurun sarayý yerle bir olunca onu görürsün. Dað devirenin farkýna varýrsýn. "

    Keloðlan ile zincir koparan tekfurun sarayýndan kurtulduktan sonra dað devirenin yanýna gitmiþler. Zincir koparan olanlarý dað devirene anlatmýþ ve yardým etmesini istemiþ. Yýllardýr zalim tekfur hakkýnda anlatýlanlarla bilenmiþ olan dað deviren zincir koparanýn dürtmesiyle harekete geçmiþ. Çataltepe'yi kaldýrdýðý gibi yere vurmuþ. Ortalýðý bir toz bulutu kaplamýþ. Yarým saat sonra toz bulutu kalkýnca ortada ne Çataltepe ne tekfur kalmýþ. Adýný kimse bilmeyeceði için, tekfur tarihin karanlýklarýnda kaybolmuþ.

    SON

  6. YUMURTACI KELOÐLAN
    Bir varmýþ, iki yokmuþ. Eski zamanlarda bir Keloðlan varmýþ. Tembellikte, sakarlýkta üstüne yokmuþ. Evlerinin bahçesindeki kümesin karþýsýnda bütün gün yan gelir yatar, tavuklarý seyredermiþ. Sadece seyretse iyi, tavuklara taþ atar, onlarý korkutur, baðýrmalarýný, kaçýþlarýný görünce keyiflenir, gülermiþ. Bazen hýzýný alamaz, kümese girer, tavuklarý kovalarmýþ. Bu arada sakarlýðýný gösterir, yumurtalarý kýrarmýþ. Gürültüyü duyan anasý elinde sopasýyla koþup gelir, Keloðlan'ý kovalarmýþ.

    Günlerden bir gün sabah vakti anasý bir sepet yumurtayý Keloðlan'ýn koluna takmýþ ve þöyle demiþ: " Bak oðlum, bu sepette yirmi yumurta var. Götür bunlarý kasabada sat. Tanesini on kuruþtan verirsin. Kazandýðýn parayla nohut, mercimek al. Vur sýrtýna getir. Haydi bakalým, pazar ola. "

    Bunun üzerine Keloðlan anasýna, olur ana, yumurtalarý satar, nohut, mercimekle geri dönerim, demiþ ve kasabaya doðru yola koyulmuþ. Keloðlan öðle vakti kasabaya varmýþ. Pazar yerine gitmiþ. Sepeti yere koymuþ, duvar dibine çömelmiþ ve müþteri beklemeye baþlamýþ. Zaman geçtikçe Keloðlan'ýn içi bayýlmaya baþlamýþ. Parasý olsa þu ilerideki pideciden pide alýr, yer, üstüne bir tas ayran içermiþ ama satýþ yok, para yok. Çaresiz sepetten iki yumurta alarak üstünden biraz kýrýp içmiþ de açlýðýný yatýþtýrmýþ.

    Aradan saatler geçmiþ, akþam olmuþ ama Keloðlan bir tane yumurta satamamýþ. Pazar yerinde kimse kalmayýnca yumurtalarý alarak köyüne doðru yolu koyulmuþ. Karanlýkta ormanda giderken, düþüp yumurtalarý kýrmýþ. Keloðlan'ýn eli boþ döndüðünü gören anasý demediðini býrakmamýþ. Keloðlan'ýn üstüne yürümüþ. Keloðlan kaçmýþ, anasý kovalamýþ. Keloðlan o geceyi ormanda geçirmiþ. Ertesi gün evin kapýsýný çalmýþ, kapýyý anasý açmýþ: " Ana, sana hoþçakal demeye geldim. Ben padiþahýn kýzýyla evlenmeye gidiyorum. "

    Anasý gözlerini sekiz açmýþ: " A oðlum, sende hiç akýl yok mudur? Tembelsin, sakarsýn, bir sepet yumurtayý satamadan kýrar gelirsin. Padiþah, kýzýný sana verir mi? Hem o kýz seninle evlenir mi? Çevresinde ne vezirler, paþalar, beyler vardýr, sana dönüp bakar mý? Haydi, içeri gir de yemeðini ye, yat, uyu. "
    " Bilmez misin ana, ben olmazý oldurur, dönmezi döndürürüm. O senin yumurta falan dediðin küçük iþler. Ben büyük iþlerin adamýyým. "
    " Ýyi git o zaman, ne halin varsa gör. Sen önce küçük iþleri hallet de sonra büyük iþlere bakarsýn. "
    Keloðlan anasýnýn hazýrladýðý yiyecek torbasýný aldýktan sonra baþkente doðru yola çýkmýþ. Keloðlan günler sonra baþkente varmýþ. Þehrin sokaklarýnda gezmiþ, dolaþmýþ. Pazar yerine gitmiþ. Saraya bahçývan arandýðýný öðrenmiþ.
    Tecrübe demiþler, tecrübe bende demiþ.
    Ustalýk demiþler, ustayým ben demiþ.
    Hýrs, azim, irade demiþler,
    Hepsi bende mevcuttur demiþ ve iþe girmiþ.

    Bir gün, iki gün derken, üçüncü gün saray balkonundan bahçedeki Keloðlan'ý gören padiþahýn kýzý Ayþe Sultan merdivenlerden hýzlý adýmlarla inerek Keloðlan'ýn yanýna gelmiþ:
    " Affedersiniz, siz Keloðlan deðil misiniz? " diye sormuþ. Keloðlan elindeki çapayý atmýþ. Ellerini beline dayamýþ: " Tabi caným, ben Keloðlan'ým. Siz de Ayþe Sultan olmalýsýnýz. Beni tanýmasaydýnýz þaþardým. "
    Ayþe Sultan Keloðlan'ýn yanýna gelmiþ:
    " Keloðlaným, güzel adamým.
    Adýný yýllardýr duyarým.
    Hep seni tanýmak isterdim.
    Bir yuva kurmak en büyük dileðim. "

    Bunun üzerine Keloðlan þöyle demiþ:
    " Ayþe Sultaným, güzel hanýmým.
    Hep sizi merak ederdim.
    Görür görmez aþýk oldum.
    Evlenip mutlu olmaktýr dileðim. "

    Daha sonra Ayþe Sultan Keloðlan 'ýn elinden tuttuðu gibi padiþahýn huzuruna çýkarmýþ.
    Ayþe Sultan: " Baba, Keloðlan geldi. " demiþ. Padiþah saða bakýnmýþ, sola bakýnmýþ, ak sakalýný kaþýmýþ ve kýzýna dönüp, Keloðlan bu mu? diye sormuþ.

    Bunun üzerine Ayþe Sultan: " Evet, baba, Keloðlan bu. Benimle evlenmek istedi, ben de kabul ettim. " demiþ.
    Padiþah: " Durun bakalým, kendi kendinize gelin güvey olmayýn. Keloðlan'ýn nice zorluklarýn üstesinden geldiðini çok duydum. Onun maceralarýný duymayan, iþitmeyen yoktur. Ey Keloðlan, duymadýysan duy, iþitmediysen iþit. Yýllardýr bir hastalýðýn pençesinde kývranmaktayým. Uludað'ýn güneyindeki sarp ve yalçýn kayalýklarda yaþamakta olan altýn kartalýn yumurtasý beni iyileþtirirmiþ. Yumurtayý çið olarak içmeliymiþim. "
    Keloðlan: " Merak etmeyin padiþahým. Ýki günde gider, dört günde dönerim. Altýn kartal yumurtayý vermezse, tüylerini yolar alýrým."
    Padiþah: " Kulaðýna küpe olsun, altýn kartal kanatlarýný açtýðýnda on metre oluyormuþ. "
    Keloðlan: " Ne, on metre mi? O kadar büyük mü? "
    Padiþah: " Evet, büyük Keloðlan hem de çok büyük. "

    Keloðlan'ýn bir adým gerilediðini gören Ayþe Sultan Keloðlan'ýn yanýna gelmiþ: " Ne o Keloðlan, yoksa korktun mu? " diye sormuþ.
    Keloðlan: " Ne korkmasý? Korku da neymiþ? Sultaným, sen benim bugünkü düþkünlüðüme bakma. Yiðidin harman olduðu yerden geldim ben buraya. Korku bir zamanlar benden korkardý. Sonradan korkuyu çöp sepetine attým. Açýl altýn kartal, Keloðlan seni kucaklamaya geliyor. "

    Ertesi gün padiþahla ve Ayþe Sultan'la vedalaþan Keloðlan yola çýkmýþ. Ýki günde Uludað'ýn zirvesine ulaþýp, güneydeki altýn kartalýn yuvasýný bulmuþ. Ýþte, kocaman yumurta yuvada duruyormuþ. Keloðlan yumurtanýn yanýna gelmiþ: " Enayi altýn kartal, yumurtasýný korusa ya? Yumurta burada, altýn kartal nerede? " diye söylenmiþ. Söylenmiþ söylenmesine de anýnda sert bir ses Keloðlan'ýn kulaklarýnda yankýlanmýþ: " Enayi altýn kartal burada. Yumurtasýný koruyor. "

    Keloðlan hýzla geriye dönmüþ. Burnunun dibinde koca bir kafa varmýþ. Bu, altýn kartalýn kafasýymýþ. Gözleri çakmak çakmakmýþ. Ama Keloðlan nereye kaçacakmýþ? Önünde altýn kartal, arkasýnda uçurum varmýþ. Keloðlan üstten alsa olmaz, altýn kartalla vuruþamaz. O zaman alttan almaya karar vermiþ: " Sayýn altýn kartal, sizi saygýyla selamlarým. Bendeniz Keloðlan, kel kafalý bir oðlan. Ýsmim isminizin yanýnda sönük kalýr. Güneþin yanýnda mum ýþýðýnýn deðeri olmaz. Kartallar dünyasýnda altýn kartaldan deðerlisi bulunmaz. Büyük, görkemli altýn kartal. Dünyadaki kartallarý toplasan bir altýn kartal etmez. Yüz yýl, bin yýl, yüz bin yýl geçse bir altýn kartal daha dünyaya gelmez. "

    " Sen neler diyorsun Keloðlan? Beni çok övüyorsun Keloðlan. Bu kadar büyük olduðumun farkýnda deðildim. Sana yüz bin üstünden milyon verdim. " demiþ altýn kartal, kanatlarýný çýrpmýþ ve kendini uçurumdan aþaðý býrakmýþ. Önce düþmüþ, sonra yükselmiþ. Çeþitli akrobasi hareketleri yapmýþ, taklalar atmýþ. Ýnanýlmaz bir uçma yeteneðine sahip olduðunu ispatlamýþ.

    Altýn kartal daha sonra Keloðlan'ýn yanýna yumuþak iniþ yapmýþ. Keloðlan altýn kartalý çýlgýnca alkýþlamýþ. Bunun üzerine altýn kartalýn göðsü gururla kabarmýþ.
    Keloðlan: " Altýn kartal artýk bana müsaade, demiþ, izin ver gideyim. "
    Altýn kartal: " Ýzin senin Keloðlan. Git ve beni anlat, gördüklerini anlat. Ýnsanlar beni tanýsýn, altýn kartal kimdir, bunu bilsin. Yýllardýr insanlara görünmemeye çalýþtým. Yabancý gözlerden uzak kalmayý diledim. Artýk deðiþtim, bambaþka oldum. Buralarda sessizce yaþayýp yok olmak istemiyorum. Git ve beni dünyaya tanýt. "

    Keloðlan: " Seni herkese anlatýrým, dünyaya tanýtýrým ama þu yumurtayý bana vermelisin. Bir padiþah var, senin yumurtaný çið olarak içerse saðlýðýna kavuþacak ve kýzýný bana verecek, evleneceðim. Ýnsanlar, bravo altýn kartal diyecek, senin adýný yüzyýllarca saygýyla anacak. "
    Altýn kartal: " Yumurta senindir Keloðlan, al yumurtayý ve padiþah saðlýðýna kavuþsun. " demiþ. Keloðlan yumurtayý almýþ ve oradan ayrýlmýþ. Padiþah, altýn kartalýn yumurtasýný içmiþ. Kýsa zamanda iyileþmiþ ve kýzýný Keloðlan'a vermiþ.

    Düðün günü sarayýn bahçesinde davetliler eðlenirken, gökyüzünde altýn kartal belirmiþ. Kanatlarýyla Keloðlan'ý, Ayþe Sultan'ý, padiþahý ve davetlileri selamlayan altýn kartal gökyüzünde inanýlmaz motifler sergilemiþ, davetliler kendisini çýlgýnca alkýþlamýþ.

    Keloðlan ile Ayþe Sultan evlenmiþler, mutlu olmuþlar. Kýzý evlendi diye padiþah mutlu olmuþ. Meþhur oldum diye altýn kartal mutlu olmuþ. Serdar Yýldýrým bu masalý yazdý diye mutlu olmuþ. Sen sayýn okuyucu bu masalý okudum diye mutlu ol, istersen. Belki de asýl mutlu olmasý gereken sensin. Okuyucu olmasa yazar ne yazmýþ kýymeti olmaz. Yazýyý burada kesmesem bu masal bitmez. Keloðlan ermiþ muradýna bu masal da burada bitmiþ.

    SON

  7. KELOÐLAN UÇAN HALI
    Bir varmýþ, bir yokmuþ. Keloðlan adýnda bir genç varmýþ. Çalýþmayý sevmezmiþ ama kýzlar onun peþinden koþarmýþ. Kasaba yolunda önüne çýkarlar, beni al Keloðlan, beni al, derlermiþ. Bunun üzerine Keloðlan: " Yoo, durun bakalým kýzlar. Hepiniz çok güzelsiniz ama benim gözüm yükseklerde. Ben padiþahýn kýzýný almak isterim. " dermiþ. Böyle dermiþ ama, sen padiþahýn kýzýný gördün mü, onunla konuþtun mu, diyenlere, ne gördüm, ne konuþtum ama ben onu seviyorum, dermiþ. Ee Keloðlan bu, görerek de sever, görmeden de sever, ona sadece baþý kel diye Keloðlan dememiþler. Mert, yiðit, cesur olmasa yüzyýllardýr adý böyle saygýyla anýlýr mýymýþ? Keloðlan, Anadolu insanýnýn ezilmiþlikten kurtulmak isteyiþinin canlý bir haykýrýþýymýþ. Her yiðit gencin içinde mutlaka bir Keloðlan varmýþ. Yürü Keloðlan yürü, Anadolu sana yetmezmiþ, senin adýn dünyada duyulmalýymýþ.

    Yürü Keloðlan yürü demiþtik ya sonunda Keloðlan yürüye yürüye baþkente varmýþ. Hayal gibiymiþ ama baþkentte herkes padiþahýn kaçýrýldýðýndan bahsediyormuþ. Böyle bir olay dünya tarihinde olasý deðilmiþ. Kim kaçýrabilirmiþ ki koskoca padiþahý?
    Bir, iki derken duyduklarý, ee yeter artýk deyip, Keloðlan saraya gitmiþ. Keloðlan'ý padiþahýn kýzýnýn huzuruna çýkarmýþlar. Padiþahýn kýzý Ayla'nýn iki gözü dört çeþmeymiþ. O kadar çok aðlamýþ ki, sarayýn salonu diz boyu gözyaþý dolmuþ. Ayla biraz daha aðlasa sarayý gözyaþý basacakmýþ. Keloðlan Ayla'nýn yanýna gitmiþ: " Sevgili sultaným, nedir bunca gam keder, babanýzýn kaçýrýlmasý mý etti sizi heder? " demiþ. Ayla gözyaþlarýný silmiþ. Daha önceki gecelerde bu genç pek çok defa rüyalarýna girmiþ. Onun olmazý olduran, imkansýzý gerçekleþtiren biri olduðunu biliyormuþ:
    " Aman Keloðlan, yaman Keloðlan, daðlar baþý duman Keloðlan.
    Sen sen ol Keloðlan, odamdaki halý uçar Keloðlan.
    Sen halý uç de halý uçar, dünyayý dolaþýr gelir Keloðlan.
    Ben sana aþýðým Keloðlan, ne olur babamý kurtar Keloðlan. "

    Ayla'nýn haykýrýþý üzerine Keloðlan harekete geçmiþ. Odaya gidip halýnýn üstüne oturmuþ. Ayla ve baþ vezir de halýya binmiþ. Keloðlan, halý uç, demiþ, halý uçmuþ. Saray penceresinden çýkýp gökyüzüne yükselmiþ. Ayla'nýn söylediðine göre, babasýný kaçýran amcasýymýþ. Amcasý dedesinin bir cariyeden olma oðluymuþ. Yýllar önce saray dýþýna çýkarýlmýþ ama anasýnýn teþvikiyle þimdi padiþahlýkta hak iddia ediyormuþ.

    Uçan halý, Uludað'ýn sarp ve yalçýn kayalýklarýnda kurulmuþ olan kaleye varmýþ. Saray penceresinden içeri salona girmiþ. Keloðlan, Ayla ve baþ vezir uçan halýdan inmiþler. Padiþah salonun ortasýndaki bir kafes içindeymiþ. Ayla tahtýnda oturan amcasýna doðru yürümüþ: " Amca, amca, neden yaptýn bunu böyle, derdin nedir, çabuk söyle? " demiþ. Amcasý ayaða kalkmýþ. O da yeðeni Ayla'ya doðru yürümüþ: " Yeðen, yeðen, uçan halýya bindin geldin, neden beni payladýn? " demiþ.
    " Amca, amca, ben seni paylamadým. Sen neden babamý kaçýrdýn? " demiþ.
    " Yeðen, yeðen, babaný kaçýrdým ama o beni önemsemedi. Tahta bir oturdu, kalkmadý. O tahtta benim de hakkým var, dedim, bana dönüp bakmadý. Babanla ben kardeþiz. Baba bir ana ayrý, olur mu kardeþler arasýnda ayrý gayrý? Tahtýn yarýsý onunsa yarýsý benim, halkýmýn mutluluðu için, çýrpýnýr caným. "

    Ayla amcasýna karþýlýk vermemiþ ve Keloðlan'dan yana dönmüþ.
    Keloðlan: " Þimdi madem ki siz eski padiþahýn evlatlarýsýnýz. O zaman, þey caným, siz ikiniz de padiþahsýnýz. Taht geniþ, bir tahta iki padiþah oturmaz diye bir kanun yok ya. Siz ikiniz tahta oturursunuz olur biter, yani ben çözüm yolunu böyle buldum. "
    Keloðlan'ýn bu sözleri üzerine herkes birbirine bakýnmýþ. Amca gidip kardeþini kafesten çýkarmýþ. Üç yolcuyla kederli gelen uçan halý, beþ yolcuyla neþeli bir þekilde baþkente yumuþak iniþ yapmýþ. Daha sonra sarayda düzenlenen bir törenle tahta iki padiþah oturmuþ. Kiþisel hýrslara kapýlmadan, halkýn menfaatini düþünerek, sevgiyle, iyilikle ülkeyi yönetmiþler. Böylesi daha iyi deðil miymiþ, ne demek tahtý ele geçiren þehzade padiþah olurmuþ ve kardeþlerini halledermiþ? Keþke birlik olsaydýnýz ve güç birliði yapsaydýnýz. Biri padiþah diðeri ordu komutaný olabilirdi. Devlet meseleleri üzerinde ortak kararlar alýnabilirdi.

    Bu arada Keloðlan ile Ayla evlenmiþler. Ayla saraydan ayrýlmak istememiþ, Keloðlan da onunla birlikte sarayda yaþamak zorunda kalmýþ. Keloðlan hep çarþýda, pazardaymýþ. Halktan kopmamýþ ve halkýn sorunlarýný padiþahlara anlatmýþ. Kardeþ padiþahlar, hazinenin deðil, halkýn cebinin dolu olmasýna özen göstermiþler. Çarþýda, pazarda köylüler takýlýrmýþ Keloðlan'a, Keloðlan Sultan derlermiþ ama Keloðlan bunlarý önemsemezmiþ: " Benim sultanlýðýmdan ne olacak caným. Eskiden baþým keldi, kafamda saç yoktu. Þimdi sultan olduysak ne deðiþti? Kafamda yine saç yok ve baþým yine kel, deyince köylüler kahkahalarla gülermiþ.

    SON

  8. KELOÐLAN DON KÝÞOT'A KARÞI
    Bir varmýþ, iki varmýþ, üç varmýþ, beþ varmýþ. Bir Keloðlan varmýþ. Caný çalýþmak istemezmiþ, bütün gün evde yan gelip yatarmýþ. Bir de Don Kiþot varmýþ. Yel deðirmenlerine savaþ açmýþ. Nerede bir yel deðirmeni görse hücum deyip saldýrýrmýþ. Don Kiþot'un yolu bir gün Anadolu'ya düþmüþ. Anadolu'da çok aramýþ ama yel deðirmeni bulamamýþ. Köylülerle, kasabalýlarla konuþmuþ, hayallerini anlatmýþ. Herkes, ey Don Kiþot, senin ilacýn Keloðlan'dýr. Keloðlan'ý bul, onunla konuþ, bize anlattýklarýný ona da anlat, sana yol gösterir, demiþler. Don Kiþot, kim bu Keloðlan, diye sormuþ ama her kafadan bir ses çýkmýþ. Anlatmýþlar da anlatmýþlar, Keloðlan'ýn tanýmýný yapmýþlar. Bir zamanlar padiþahýn kýzýyla evlenmiþ, gün gelmiþ, padiþah olmuþ. Kaf Daðý'nýn ardýndan altýn kýlýcý bulup getirmiþ. Cengiz Han'ýn hazinesini bulmuþ ve daha neler neler... Keloðlan'ýn anasý evde un eler. Un bitince oðlunu deðirmene yollar.

    Bunun üzerine Keloðlan evde kalan yarým torba buðdayý almýþ ve deðirmenin yolunu tutmuþ. Deðirmenin önünde köylüler, yanlarýnda buðday dolusu çuvallar, sýraya girmiþler. Üç, dört çuvalla gelenler bile varmýþ. Keloðlan elindekini koltuðunun altýna kýstýrýp usulca sokulmuþ ve en arkada durmuþ. Sonrada torbasýný sýraya sokmuþ. Keloðlan'ýn torbasýný görenler sormuþ: " Keloðlan o torbadaki buðday için, deðirmen taþýný döndürdüðüne deðer mi? Dörtte birini deðirmenci alýr, sana bir avuç buðday kalýr. Sen iyisi mi torbadaki buðdayý kuþlara at, selam ver bize git evde sýrtüstü yat. "

    Keloðlan bu, laf altýnda kalýr mý? Ne zeytinyaðýdýr o, karþýsýnda þah olsa, padiþah olsa üste çýkar: " Yok caným aðalar, bu torba akýncýdýr, ordu arkadan gelir. Yirmi arabada iki yüz çuval buðday. Gelen buðdaylar buradakilerden on misli fazla. Siz çuvalýnýza sahip çýkýn gerisi kolay. " deyince köylüler, yutkunup önlerine dönmüþler.

    Aradan zaman geçmiþ. Ön sýralardan Keloðlan'a bakýp konuþanlar, senin ordu neden gelmedi, diyenler çoðalmýþ. Ordu gelmemiþ ama zýrhlar giymiþ at üstünde, mýzrak el üstünde Don Kiþot çýkagelmiþ: " Ben Don Kiþot. Bir Keloðlan varmýþ. Bir zamanlar padiþahmýþ. Onu ararým. "
    Tanýyanlar Keloðlan'a bakmýþlar, ona bir bakýþ fýrlatmýþlar. Bakýþlarýn bir gence yöneldiðini gören Don Kiþot anýnda durumu kavramýþ. Günlerdir aradýðý, taradýðý ama asla saçlarýný tarayamayacaðý bir kel karþýsýndaymýþ. Ayrýca bu kel karþýsýnda eðilip bükülmüyor, dimdik duruyor ve baþýndaki takkesini çýkarýp selam veriyormuþ. Don Kiþot olayý beyninin kývrýmlarýnda deðerlendirmiþ. " Bir zamanlar padiþahmýþ, altýn kýlýcý varmýþ. Cengiz Han' ýn hazinesini bulmuþ. Benden korkacak deðil ya. Selam vermesi onun þanýndandýr, selamýna karþýlýk vermek benim asaletimdendir. Atýmýzdan inelim ve Keloðlan'ýn kervanýna binelim. Bakalým bu kervan beni ve Sanço'yu nereye götürecek? "
    Don Kiþot at üstünde, yardýmcýsý Sanço Panza eþek üstünde yolculuk yaparlarmýþ. Sanço Panza aþýrý gittiði zamanlarda efendisi Don Kiþot'un beynine frekans ayarý yaparmýþ ama yaptýðý ayar hiç bir zaman tutmazmýþ: " Efendim, bu Keloðlan dedikleri cin fikirli biri. Onun rüzgarýna kapýlmayýn, Anadolu'da yolunuzu þaþýrmayýn. Keloðlan sizi suya götürür, su içirmeden geri getirir. "

    Bunun üzerine Don Kiþot þöyle demiþ: " Keloðlan'ýn cin fikirli olmasý iyidir. Onun rüzgarýna kapýlayým da Anadolu'da yel deðirmeni bulayým. Yel deðirmenleriyle savaþayým, onlarý yeneyim. "
    " Aman efendim, yel deðirmenlerine karþý savaþtýnýz ama yenilen hep siz oldunuz. Ýnsanlar sizi dövdüler. Dayak yemekten býkmadýnýz mý? "
    " Kes Sanço, palavrayý kes. Ben hiç yenilmedim, galip gelen taraf ben oldum. Kim beni dövmüþ? Ýnsanlarýn beni dövmesi mümkün deðil. Benim savaþým yel deðirmenlerine karþý ve bir gün onlara boyun eðdireceðim."
    Keloðlan, Don Kiþot ile Sanço'nun arasýna yumuþak iniþ yapmýþ:
    " Beyzadem ve asilzadem Don Kiþot.
    Anadolu'da yel deðirmeni çoktur.
    Onlar size savaþ açmýþlardýr.
    Burada bir an durmanýz akla zarardýr. "

    Keloðlan böyle söyleyince Don Kiþot atýný mahmuzlamýþ. Mýzraðýný ileri doðru uzatmýþ, hücum diye baðýrmýþ ve ileri atýlmýþ. Artýk Don Kiþot'u durdurmak kimsenin harcý deðilmiþ. Peþinden Sanço Panza: " Efendim, durun, isterseniz bana vurun ama Keloðlan'a inanmayýn " diye baðýrmýþ ama nafile. Don Kiþot gitti, gider. Deðirmene saldýran Don Kiþot yere yuvarlanmýþ. Keloðlan ve Sanço Panza, Don Kiþot'un yardýmýna koþmuþlar. Ona su içirmiþler, biraz kendine getirmiþler.
    Keloðlan: "Beyzadem, ben size þaka yapmýþtým.
    Sözlerime önem vermeyin diye göz kýrpmýþtým.
    Önünüze çýkan ilk deðirmene saldýrdýnýz.
    Bunlar yel deðirmeni deðil su deðirmeni.
    Yel deðirmeni bulmak isterseniz
    Denizin karþý kýyýsýndaki Tekirdað'a gitmelisiniz. "

    Keloðlan'ýn dediklerini duyan Don Kiþot atýna atlamýþ. Mudanya'dan girmiþ, Tekirdað'dan çýkmýþ. Peþinden giden Sanço Panza, efendim, lütfen beni bekleyin, diye baðýrarak bata çýka Tekirdað'a ulaþmýþ. Tekirdað'da ve pek çok þehirde, kasabada yel deðirmeni arayan Don Kiþot sonunda ülkesi Ýspanya'ya ulaþmýþ. Sanço Panza ile birlikte yel deðirmenlerine karþý savaþýný sürdürmüþ. Keloðlan sonraki günlerde çevresindekilere: " Arkadaþlar, ben hayatýmda Don Kiþot kadar dolduruþa gelen birine rastlamadým. Adama, yürü, dedim, Marmara Denizi'ni at üstünde geçti. Aðzým açýk arkasýndan bakakaldým. Atla desem uçurumdan atlardý, günahý onun boynuna. Bu adamdan ne köy olur, ne kasaba, aklý baþýndan aþmýþ, gelmez artýk hesaba.

    Boþuna deðil, dünya çapýnda meþhur olmuþ.
    En ücra köþelerde nam salmýþ.
    Þimdi bile adýný bilmeyen yokmuþ.
    Bin yýl sonra adý saygýyla anýlýrmýþ.

    Ey siz okurlarým bana ne dersiniz?
    Don Kiþot dedin durdun, boþ ver þimdi Don Kiþot'u.
    Sen kendinden haber ver, bin yýl sonra neredesin?
    Don Kiþot'tan önde misin, yoksa geride misin?

    Ben Don Kiþot'tan önde hep ilerdeyim.
    Adým Keloðlan, ne Ahmet ne Feride'yim.
    Masal kahramanlarýnýn bulunduðu bir büyük serideyim.
    Adým önde yazýlýr, on bin yýl sonra bile birinciyim. "

    SON

    Yazan: Serdar Yýldýrým

Sayfa 1/2 12 SonSon

Yer Ýmleri

Yer Ýmleri

Gönderi Kurallarý

  • Yeni konu açamazsýnýz
  • Konulara cevap yazamazsýnýz
  • Yazýlara ek gönderemezsiniz
  • Yazýlarýnýzý deðiþtiremezsiniz
  •