https://youtube.com/shorts/frmKIjS8K...orKL4Bn_LVS9K7
Şakkadanak Necmettin Batırel, 10 milyar dolarları şakkadanak satarak milleti çil yavrusu gibi dağıtan yerli ve milli kahramanımız.
https://youtube.com/shorts/frmKIjS8K...orKL4Bn_LVS9K7
Şakkadanak Necmettin Batırel, 10 milyar dolarları şakkadanak satarak milleti çil yavrusu gibi dağıtan yerli ve milli kahramanımız.
DOLAR 5 GAYME OLACAK!
Bu imza, Subat 2017 tarihine aittir!
Son post u sildim zira hatırlamak bile istemediğim şahısların adını zikretmiş bile olmak istemedim tekrardan, umarım bir daha bu akıl tutulması yaşanmaz..
Trump:
Savaşı biz kazandık.
11 günde ordumuz İran'ı neredeyse tamamen yok etti.
İran Savaşını 'kazandığını'ilan etmiş.
Binali'nin İstanbul seçimini kazandığını ilan etmesi aklıma geldi.
Cumhuriyete ve Atatürk'e karşı bazı cenahlardan bu kadar saldırı olmasının, ulusal bayramların, 10 kasım'ın değersizleştirilmeye çalışılmasının, insanı tiksindirecek kadar bayağı bir tavırla küçümsenmesinin en temel nedeni, cumhuriyetle birlikte gücün el değiştirmesidir. ağlaşıp duranlar da vaktiyle el değiştiren o gücü yitiren gruplardır. bugün güç mutlak bir şekilde kimsenin elinde olmadığı için ve seçimler denen şeytan icadından ötürü gücün her an kayıp gidecek durumda olması nedeniyle sürekli bir diken üstündelik durumu var ve geçmişe özlem biraz da bu nedenle dinmiyor. osmanlı dönemindeki bu gruplar elbette öncelikle dini tarikat, cemaat, ulema ki bunlar icabında tahta geçecek kişiyi bile belirliyordu; sonra da dersaadet takımı, özel olarak bab-ı ali, yani dönemin idari bürokrasisi ve feodal yapıyı korumak isteyen taşranın önde gelenleriydi ki bunların bir kısmını bugün de görmek mümkün. al gülüm ver gülüm yapanlar bunlar işte.
özellikle Osmanlı'nın son dönemlerinde çok kabaca bakarsak;
- hazine ve kritik kararlarda inisiyatif yabancıların elinde,
- ordu, alman genelkurmayı etkisinde ama büyük ölçüde güç kaybetmiş,
- tıbbiyecilerin kurduğu ittihat ve terakki cemiyeti'nin dağılıp daha ziyade harbiyelilerin etkin olduğu bir ittihat ve terakki cemiyeti'ne dönüşmesiyle siyaseten padişah ve diğerleri şeklinde iki başlı bir yapı oluşmuş,
- toplumsal yapı, balkanlarda ve güneyde kontrol kaybediliyorken, anadolu'da kültürel olarak müslümanlar ve gayri müslimler olarak ikiye ayrılmış durumdaydı.
bu yapı içinde dinci takımı müslüman kesim üzerinde ve idari bürokrasi içinde öne çıkan güç odaklarından biriydi.
işte cumhuriyet ve beraberinde gelen devrimlerle bu yapı değişti ve bugün anadolu diye bahsettiğimiz coğrafyada vaktiyle ve uzun süre müslümanlar üzerinde tahakküm sağlamış gruplar gücü kaybetti. tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması, lâkap ve unvanların kaldırılması ile ilgili kanunlar ve diyanet işleri başkanlığı'nın kurulması aslında bu dönüşümün altyapısı. bu konuyu din düşmanlığı başlığı altında topluma yedirmeye çalışsalar da olan biten şey, toplumun sırtından geçinen ve semire semire edindiği güçle kendi çıkarlarını korumak için ne gerekirse yapmaya hazır bir grubu ortadan kaldırmaya çalışmaktı. bu gruplar sadece istanbul'u sömürmüyordu, anadolu'da da milletin ektiğine biçtiğine ortak, hiçbir iş yapmadan yiyen asalaklar olarak yaşıyorlardı.
nasıl ki arabistan yarımadasında şerif hüseyin gibiler, ingilizlerin "bizim tarafa geçin, gücü size verelim" teklifine balıklama atlayıp savaşın ortasında taraf değiştirdilerse, osmanlı'nın son döneminde hasta adamı kemiren bu parazitler de işgalden kurtuluş mücadelesi döneminde ingilizler vs. kimden teklif geldiyse onlarla işbirliği yapmayı kabul etti. hani atıp tutulur ya bilmem kim şapka takmadığı için idam edilmişmiş. istiklâl mahkemelerinde bu tiplerin düşmanla işbirliği yaptıkları için idama mahkum edildiğini söylemek işlerine gelmediği için çarpıtırlar. (kaldı ki türkiye bir yönetim sisteminden diğerine geçerken en az kan dökülmüş yerdir. avrupa'da, rusya'da falan olsa on binlerin kellesi giderdi.)
benzer şekilde harf devrimiyle birlikte tevhid-i tedrisat da işlerine gelmez çünkü yine bu grupların hakimiyetindeki bir alana el atılmış oluyor. çocukları eşit şartlarda, ülke çapında ortak ve güncel ihtiyaçlara cevap verecek bir eğitimden geçirmek olacak iş mi? üstelik okuma-yazmayı kolayca öğrenebilecekler ve okuduklarını anlamak ve yorumlamak için başkasına ihtiyaç duymayacaklar. üstelik bu şekilde toplumsal bütünlük sağlanacak. kabus gibi. bu senaryoda dincilere yer yok. zaten bu grup için çocukları kendi mahalli okullarında canları nasıl istiyorsa öyle yetiştirip kendileri için devşirmek daha önemli. bugün de aynı şeyi kuran kursları, öğrenci yurtları, yatılı etüt bilmem neleri üzerinden yapmaya çalışıyorlar. gülen cemaati de yıllarca aynı mantıkla çalıştı. hiç şaşmaz.
emin olun atatürk bu gruplara istedikleri ayrıcalığı sağlasaydı cumhuriyetten güzel yönetim şekli olmazdı. en basitinden milli iradeye bakıştan bile durumu anlayabiliriz: bana yaradığı sürece iyi, bana yaramıyorsa kötü. malum gruplar seçildikleri sürece milli iradeyi çok sevmişlerdi. seçilemedikleri zaman ya da ufukta hüsran göründüğü anda milli irade o kadar da önemli olmayıverdi birden bire. artık pek anılan bir kavram değil. hiçbir şey olmasa bile bir şeylerin olması da bundan.
bu haliyle cumhuriyetten ve akabinde gelen demokratik toplum denemesinden hoşnut olmayan bir grup da abd'li cumhuriyetçiler (ki 1 mart tezkeresi olayından beri travma geçiriyorlar). mesela ırak'ta saddam, suriye'de esat, mısır'da mübarek bir sorundu ama suudi arabistan'da kral selman sorun olmadı. bunların ilk üçü abd'nin önünde engel olarak görülürken, sonuncu isim engel olarak görülmüyor ama hepsi aynı otoriterlikte, hepsi aynı demokrasi karşıtlığında buluşuyor. ilk üçü soğuk savaş döneminden kalma aktörlerken sonuncu yeni dönemin aktörü. tunus'ta zeynel abidin, libya'da kaddafi kötü ama mısır'da askeri darbeyle başa gelen sisi iyi. aynı mantık. bana çalışan lider iyidir, bana çalışmayan kötü.
ABD'nin derdi demokratik toplum, hukuk falan değil. eskiden de değildi ama demokrasi getiriyoruz diye bir kılıf uydururlardı, artık en azından daha dürüst davranıyorlar. adamların derdi, bölgede abd'nin dediğini yapacak maşalar. yani abd yönetimleri öyle toplumsal rıza, kamuoyu oluşturma, toplumsal tepki gibi önemsiz ayrıntılarla uğraşmak istemiyor. bunun için en ideal yol nedir? toplumu değil, bir kişiyi ikna etmek. sonra bu bir kişi de topluma dönüp böyle olacak diyecek, iş bitecek. bir şey demese de olur, kendi bilir. çatlak ses çıkarsa insanları cezaevine mi atar, kazığa mı oturtur, kellesini mi vurdurur, o onun sorunu.
böyleyken böyle. yani hükümet içinden, tom barrack isimli densize haddini bildirecek, bu herifi istenmeyen adam ilan edecek kimse çıkmamasının nedeni, adamın sözlerinde gizli. türkiye cumhuriyeti devleti'nin demokratik bir hukuk devleti olması işlerine gelmiyor. işlerine gelen durum, osmanlı'nın son döneminde olduğu gibi suyun başını tutan kişiyle ya da kişilerle anlaşıp gerisini o şahsa bırakmak, alacağını almak, yapmak istediğini hızla yapmak.
kurtuluş savaşı sürerken bilmem kaçıncı karısıyla evlenen son padişahın derdi neydi? işgal edeceğiniz yeri işgal edin ama hükümdarlığım devam etsin. aynı tavır, o dönemin dincilerinde de vardı. güçlerini korudukları sürece ingiliz gelmiş, fransız gitmiş, italyan varmış, ruslar inmiş umurlarında değildi.
şimdi bize layık görülen yönetim şekli yine böyle bir aşiret düzeninden hallice, orta doğu tipi otoriter bir yönetim. toplumu sürüler halinde kategorize edelim, her sürünün de bir başı olsun. derdi olan o sürünün başıyla anlaşsın. sürü de hayatta kalmaya çabalasın, kendine atılan üç beş bir şey ne varsa onla yetinsin.
ülkenin kuruluş aşamasında, Atatürk dönemindeki otoriter yönetim 100 yıl önce; mutlakiyetten sonra ülkeyi demokratikleştirecek, ekonomide sanayileşmeyle modern çağa yaklaştıracak, eğitimle cehaletten kurtulan insanların dünya çapında donanım sahibi olmasını sağlayacak, insanların sağlığa erişimini sağlayacak bir yönetim şekliyle, kimsenin kulu kölesi olmadan onurlu bir hayat sürmeyi vadederken, ABD'lilerin ve bazılarının önerdiği yönetim, ülkeyi 1800'lere götürmeyi vadediyor.
bunlar bizi buna layık görüyor, belki toplumun bir kesimi de kendini buna layık görüyordur ama çoğunluğun öyle bir isteği olduğunu sanmıyorum. ama benim ne sandığımın bir önemi yok. tom barrack kafalılara toplumun vereceği tepki önemli. cumhuriyetin değerini anlamak ve anlatmak için onu kaybetmeyi beklemeyelim. gidenin gelmediği bir coğrafya burası.
Savaş bitse bile petrol talebini karşılayacak tesis de taşıyacak tanker de baya azalacak anlaşılan. 2 tanker daha vurulmuş.
DOLAR 5 GAYME OLACAK!
Bu imza, Subat 2017 tarihine aittir!
ABD ve İsrail çok kötü yenildi.
Gelecek asker cenazelerini gizlemek için planlar yapıyor olmalı.
İsrail'de ölü sayısı beklenenin çok üstünde.
Çıkıp çok kötü yenildik diyecek hali yok.
Bizde ki asrın yalancısı gibi atıyor iş'te.
Yer İmleri