Artan
Azalan
İşlem
BIST 30
BIST 50
BIST 100
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
35,42 10% 87,20 Mn 35,42 / 35,42
110,00 10% 695.200,00? 110,00 / 110,00
43,20 9.98% 2,56 Mr 39,48 / 43,20
281,00 9.98% 22,88 Mn 256,25 / 281,00
789,00 9.97% 70,86 Mn 725,00 / 789,00
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
226,20 -9.97% 2,42 Mr 226,20 / 250,75
297,75 -9.91% 281,95 Mn 297,75 / 329,75
4,09 -6.41% 327,87 Mn 3,95 / 4,58
102,00 -5.12% 4,11 Mn 100,60 / 102,00
21,20 -5.02% 299,34 Mn 21,20 / 24,54
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
335,50 4.11% 11,41 Mr 321,75 / 339,25
289,25 0.78% 9,34 Mr 282,00 / 292,00
232,70 -0.98% 7,00 Mr 228,30 / 236,60
78,65 -0.32% 6,66 Mr 77,70 / 80,25
14,86 0.2% 6,34 Mr 14,67 / 15,20
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
18,63 0.43% 501,32 Mn 18,35 / 19,04
78,65 -0.32% 6,66 Mr 77,70 / 80,25
335,50 4.11% 11,41 Mr 321,75 / 339,25
173,90 -0.91% 3,41 Mr 173,10 / 180,40
653,50 0.08% 2,81 Mr 638,50 / 661,50
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
18,63 0.43% 501,32 Mn 18,35 / 19,04
78,65 -0.32% 6,66 Mr 77,70 / 80,25
98,30 0.36% 355,36 Mn 98,10 / 100,30
109,80 0.64% 162,37 Mn 107,90 / 112,00
335,50 4.11% 11,41 Mr 321,75 / 339,25
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
18,63 0.43% 501,32 Mn 18,35 / 19,04
31,02 -0.96% 151,75 Mn 30,68 / 31,96
78,65 -0.32% 6,66 Mr 77,70 / 80,25
9,75 -1.22% 113,89 Mn 9,70 / 9,97
66,95 1.9% 372,63 Mn 65,50 / 68,35
Sayfa 511/516 İlkİlk ... 11411461501509510511512513 ... SonSon
Arama sonucu : 4121 madde; 4,081 - 4,088 arası.

Konu: Dolarda yükseliş kaçınılmaz xxvı

  1. Telaviv yine yıldızlı bir gece geçirecek inşallah. Bu arada abd büyükelçiliğinde vuruldu. Vur molla vur.

  2.  Alıntı Originally Posted by Ayasofya 2005 Yazıyı Oku
    Bir YouTuber şu an orada geçenlerde seyrettim benzin bizim paramizla İran da 1,5 TL.
    Vay kazıkçı adi herifler, Venezuela'da 0.01 dolar 44 kuruş benzinin litresi.
    DOLAR 5 GAYME OLACAK!
    Bu imza, Subat 2017 tarihine aittir!

  3. #4083


    Kendime masallar.!!!
    Masallar dünyası.!!!
    Kötümser yalnız tüneli görür, iyimser tünelin sonundaki ışığı görür, gerçekçi tünelle birlikte hem ışığı hem de gelecek treni görür.!!!

  4. Direct Hit Reported in Tel Aviv Possible Impact Near Ben Gurion Airport
    O tarafa giden bir ışıltı görülmüş.

  5. Ab ve ABD Kürt gönüllüleri silahlandırıp İran'a sokacakmış. Irak'ta ki kardeşlerinizi kim koruyacak.

  6.  Alıntı Originally Posted by MKELES Yazıyı Oku
    Kuzey kore açıklama yapmış yazıyor teyit edemedim. Bir tweet Birde yeniçağ gazetesinde bir haber var. Bu savaşta İrana katılmayı düşünüyoruz. WW3 yükleme başladı.
    Ben de bir yerde okudum da şimdi bulamam.

    İran eğer İsrail'in kafasına atacaksa, nükleer bomba veririm diyor.

  7. İran

    yeni nesil ne kadar biliyor bilmiyorum ama iran 20. yy. başlarında batılılaşma ve modernleşme hareketi başlatmıştı. biraz bizimkine benzese de temel olarak pehleviler aşırı otoriter ve baskıcı bir hanedanlık rejimi kurmuştu. yine aşağı yukarı bizimkine benzer bir demokratikleşme süreci başlatmayı deneyip 1950'lerde seçimle gelen bir başbakana sahip olmuşlardı ama ondan sonra arkasını getiremediler.

    İran'da petrol sahaları ingilizlerin kontrolündeyken bunları millileştirmek isteyen başbakan, abd'nin ingiltere yardımıyla düzenlediği bir darbeyle düşürüldü. bundan sonra pehlevilerin baskıcılığı, sağdan ve soldan grupların memnuniyetsizliği artarak büyürken, dinci takımının lideri humeyni, şahı islam'ı yok etmeye çalışmakla suçlayarak 1960'larda muhalefete başlamıştı. biri böyle yola çıkıyorsa arkada maddi ve siyasi bir şeyler olmaması imkansız. şah bunların yemini kestiği için ve kadınlara eşit haklar tanıdığı için ve şiiliği bir siyasi araç olarak kullandırtmadığı için, zayıflamaya başladığı anda üstüne çullandılar.

    şahın yönetiminde halkın milli gelirden aldığı payın sürekli azalması, yolsuzluk, parayı sağa sola saçtıkları için petrolü olan ülke fakirliği, muhalefeti güç kullanarak bastırma, hapsetme ve öldürme falan filan meseleleri arttıkça 1970'lerin sonuna doğru ortam fokurdamaya başladı. liberaller, solcular ve dinciler şeklinde ayrılan muhalefet, şaha karşı birleşti. 70'lerin sonunda opec petrol krizinde şah abd'nin karşısında konumlanınca muhtemelen en büyük hatayı yapmış oldu. o güne kadar özellikle ingiltere tarafından güzelce sağılan şah, abd ve ingiltere'nin çıkarları aleyhine politikalara girişince tabureyi altından alıverdiler.

    humeyni bu arada saddam'ın yönettiği ırak'ta takılırken, oradan kovulunca soluğu paris'te alıp dünya medyasına açılıyordu. Allah'ın yobazına mağdur muamelesi yapıp adamı rock yıldızına çevirmişler. paris'ten devrim ve yeni yönetim planları yapıyordu, diğer muhalif gruplara kalp gönderiyordu. bu dincilerden bir yol olmaz nasılsa, biz de humeyni'yi kullanıp devrimden sonra ülkenin başına kendimiz geçeriz diye planlar yapan (allah allah başka bir ülkedeki tipleri hatırlattı bu bana) liberal ve solcu safları güzelce kullanan humeyni, tüm iran'a kendini devrimin lideri diye kabul ettiriyordu.

    iran'da kum'da sertliği artan gösteriler, ölümlere ve şiddet sarmalına rağmen dalga dalga diğer şehirlere yayılıyordu. 1978 böyle geçtikten sonra yeni yılın başında pehlevi topukluyor ve 1979'da şehirler birer birer göstericilerin kontrolüne geçmeye başlıyordu. sonunda humeyni iran'a döndü. birkaç ay içinde devrim muhafızlarını oluşturup solculara ve liberallere, yani siyasal islam dışındaki muhalefete bodoslama girişmeye başladı ve yeni anayasanın hazırlanması sürecinde bu grupları islam dışı olarak yaftalayıp dışladı. daha sonra da taraftarları solculara ve liberallere saldırmaya başladı ve nihayet siyasi liderler tutuklandı falan filan. pehlevi abd'ye gidince abd büyük şeytan oluverdi, iran'da abd elçilik baskını yaşanınca da iran-abd gerginliği de resmen başlamış oldu.

    hikayenin gerisi malum. önceki yönetimde eleştirilen ne varsa aynısı halka yaşatılır. ufaktan beraber yol yürünen dava arkadaşları birer ikişer öldürülür. kimsenin sesini çıkarmadığı, mutlak itaat prensibiyle yeni bir kadro oluşturulur. halka çok daha ağır bir baskı uygulanır. en ufak bir itaatsizlik ibret-i alem için en sert ve aleni şekilde cezalandırılır. ülke kapalı kutuya çevrilir. kallavi bir dış düşman ve kutuplaşma yaratılır. kötü giden her şey bu çatışmanın karşı tarafındaki unsurlara bağlanır. ülkenin kaynakları belli başlı gruplar tarafından iç edilirken halka masallar anlatılır. işler görece yolunda giderken halk kendine atılan kırıntılarla idare eder, sesini çıkarmaz. işler sarpa sarınca başlayan protestoları da şiddetle, idamla, işkenceyle bastırıp yollarına devam ederler.

    İran'daki hikayenin bugüne kadar devam etmesini sağlayan unsur petrol gelirleri. Devrim Muhafızları holdingleşmiş silahlı güç haline gelmiş. iran'daki ayetullah takımı rejimin meşruiyetini güçlendirmek için yöneticileri Allah'ın yeryüzündeki uzantısı gibi sunuyor. sanki Allah vekalet vermiş gibi tavır takınıyorlar. tabii burada mesaj açık. siyasal islama karşı gelmek Allah'a karşı gelmekle eş tutuluyor. aslında şirkin babası ama işte yeterince silahlı gücün varsa şirk bir sorun olmuyor. başkası yapsa vincin tepesinde sallandırırlar. millet de bir süre sonra bu tiplerin iç yüzünü görüyor elbette ama siyasal islama bayıldığından değil, petrolden gelen parayla semiren güçleri kıramadığı için bu düzende yaşıyor ve yaşamak zorunda bırakılıyor. son ekonomik darboğaz, yüksek enflasyon, yaygın yolsuzluk, kaynakların halk yararına olmayan yerlere akıtılması şu bu, şah döneminin sonunu getiren koşullarla aynı. üstüne üstlük bir de iran cihadist devrim ihraç etmeye çalıştığı için parayı oluk oluk ülke dışına da akıtıyordu ve bir fasıl da oradaki kodamanları semirtiyordu.

    hikayenin bu noktasında halkın durumunu düşünelim. başlarındaki molla rejimi özellikle gençlere nefes aldırmıyor. nefes aldırmadığı gibi ekonomik yönden de sürekli eziyor. ye, iç, sıç, uyu döngüsü bile kesintiye uğramaya başlıyor. değişim isteyen gençleri ibret-i alem için acımasızca öldürüyor, öldürtüyor. bu insanlar bir çıkış da bulamıyor çünkü mollaların anayasayı koruyucular konseyi kimi uygun görürse o aday oluyor. bu kadar kıskaç içinde, umutları tükenerek yaşamak zorunda bırakılan insanlar bir süre sonra kapana kısılmış hisseder haliyle.

    ne yapsın bu insanlar? iki seçenek var. başını eğ, sesini çıkarma, sana uygun görülen hayatı şikayet etmeden yaşa. diğer seçenek de gidişatı değiştirmek için bir şeyler yap, sesini çıkar, canını kurtarırsan sevin. bu tür rejimler abd gibi ülkeler için kolay avdır. halk baskı ve fakirlikten o kadar zor durumdadır ki artık ülkesiyle bağını yitirmiştir. ülkesine ve yöneticilere yabancılaşmıştır. ne olursa olsun yeter ki bir şeyler değişsin artık diye düşünmeye başlar. en kötüye bile (KILIÇDAROĞLU) razıdır. bir toplum buraya gelince "hainler" diye insanlara sövmeye kimsenin hakkı yok. tepedeki ayrıcalıklı grup petrol gibi muazzam güç sağlayan kaynakların tepesine çöküp insanların ömrünü çürütüp koca bir ömrü boşa yaşatmışken, yok sen yine bu eziyeti çekmeye devam et diyemez kimse. o insanın bir ömür çektiği acıdan şikayet etmemesini isteyemez.

    şah zamanında nasıl ki sorumlu şah'tı ve ülke insanını son ana kadar dinlemek yerine tepelerine bindi, şimdi de sorumlu yönetimdeki mollalar ve bedelini halka ödettikleri sefahatlerinin sonu nasıl gelecekse gelecek. iran'da kimsenin özel olarak abd'ye bayıldığını sanmıyorum. ama köşeye sıkışmış halk, abd'ye şükredecek hale gelmişse o halka laf söylenmez. adamlar denize düşmüş, yılana sarılacak. diğer tarafta ölüm varken insanlara erdem satmak kolay. böyle tepeden tepeden sorunu kendi içlerinde halletmeliler demek kolay. nasıl halledecekler acaba? devrim muhafızları katliam yaparken nasıl halledecekler acaba? sıcak evinde oturup kış günü sokaklarda canını ortaya koyan insanlara parmak sallayanlar, hainler diye hakaret edenler kendi siyasi hülyaları bulanacak diye üzülüyorlar aslında. halka şu olmuş, bu olmuş umurlarında değil. çaresizliği tattıkları gün kendileri daha beter olacaklar da işte henüz o gün gelmediği için böyle gevşek gevşek sağa sola erdem satıyorlar.

    bir insan başka bir ülkeden medet umuyorsa bunun iki temel nedeni vardır. ya çıkarları öyle gerektirmiştir, gücü o şekilde elde edeceğini ya da koruyacağını düşünüyordur (mesela keşke yunan kazansaydı da biz yine parazit gibi halkın kanını emmeye devam etseydik diyen dinci takımı) ya da yaşamla ölüm arasında seçim yapacak duruma düşmüştür (yakın dönemde devrilen diktatörlüklerde yaşayan halkların yabancı askerlere sevgi gösterileri yapması) Maduro kaçırıldı diye göbek atanlar vatan haini oldukları için değil, belki artık insan gibi yaşarız diye seviniyorlardı. iran halkı da benzer şekilde vatan haini oldukları için değil, mevcut rejim nefes almalarına izin vermediği için çaresizlikten artık bir kurtarıcı gelsin de nereden gelirse gelsin demeye başlar. insanları bu hale getiren baskıcı siyasi iktidarlardır. onların suçunu sıradan insanlara yıkmaya kimsenin hakkı yok.

    çok uzaklara bakmayın. binlerce dolar ödeyip canını tehlikeye atıp ne idüğü belirsiz silahlı tiplere canını, malını emanet edip çölde köşe kapmaca oynayarak meksika üzerinden kaçak yollardan kapağı abd'ye atmaya çalışan türk insanı maceraperest olduğundan değil, türkiye'de gelecek görmediği için yapıyor bunu. binlerce aile vatan haini olduğu için değil, çocukları için türkiye'de bir gelecek göremediği için avrupa'ya, abd'ye gidip sıfırdan hayat kurmaya başladı. iranlılara cık cık yapanlar biraz sabrederlerse benzer koşulları tecrübe edip kendilerini test edebilirler. bu şekilde devam edersek o fırsat ayağımıza gelecek merak etmeyin.

  8. İran’la savaşın ikinci gününde değerlendirmem aşağıdaki gibidir:

    1. ABD için bu savaşta kritik mesele meşruiyet sorunudur. ABD bu savaşa Kongre onayı olmadan girdi. Kamuoyu desteği %25’i bile bulmuyor. Bu oran bir süper gücün uzun süreli harp yürütmesi için yeterli değildir. Yakında Amerikan toplumunda şu soru daha yüksek sesle sorulacaktır: Bu savaş gerçekten Amerikan ulusal güvenliği için mi başlatıldı, yoksa İsrail için mi? ABD iç kamuoyu bölünmüşken uzun savaş sürdürülemez. Vietnam’dan Irak’a tarih bunu gösterdi.

    2. Diplomasi artık güven üretmiyor. Müzakere süreçleri askeri harekâtın uzantısına dönüştü. Masada konuşulurken sahada plan yapılıyorsa, bundan sonra hiçbir devlet güvenlik garantilerine inanmaz. Bu küresel sistem için ciddi bir kırılmadır.

    3. ABD çok kıymetli mühimmatını harcıyor. Uzun menzilli önleme sistemleri ve hassas güdümlü mühimmat sınırlı üretim kapasitesine sahip. Yılda yaklaşık 800 kritik önleme sistemi üretiliyorsa ve her İran füzesine iki önleyici atılıyorsa, birkaç yüz angajman bir yıllık üretimi eritmeye yeter. Üstelik bu sistemlerde kullanılan nadir metaller Çin tedarik zincirine bağlı. Bu savaş Pasifik’e ayrılması gereken stokları da tüketebilir. Yarın Tayvan hattında bir kriz çıkarsa bugünkü kadar mühimmat olmayabilir. Ayrıca İran coğrafyası büyük. Uzun menzilli operasyon, yakıt ikmali ve uzak üs demektir. Bölgedeki hava ve deniz unsurlarının sürdürülebilirliği ciddi lojistik yük yaratmaktadır. Bahreyn’in kırılganlığı arttıkça Diego Garcia gibi uzak üsler devreye girer. Bu da özellikle AEGIS muhripleri için bir haftalık gidiş-dönüş lojistik döngüsü demektir.

    4.İran’ın direnç kültürü hafife alınıyor. Hamaney ‘in kaybı direnci asimetrik şekilde artıracaktır. 47 yıldır yaptırım altında yaşayan, İran-Irak Savaşı’nı görmüş bir toplumdan söz ediyoruz. Rejim içi çatlak beklentisi şu aşamada gerçekçi değil. Dış saldırı içeride çözülme değil, kenetlenme üretir. İran gibi onurlu bir halk bunu yapar.

    5.Körfez ülkeleri açısından alarm zilleri çalıyor. Şii nüfus yoğunluğu olan monarşiler için istikrar hayati önemdedir. İsrail’in hamleleri ve ABD’nin desteği bu istikrarı bozuyor. Burj Al Arab gibi sembolik hedeflere veya ABD üslerine düşen her füze Amerikan güvenlik şemsiyesine olan güveni aşındırır. Körfez başkentleri artık şunu görüyor: İsrail’in kararları kendi huzurlarını riske atıyor. Bu ya ABD ile mesafelenmeye ya da daha sert askeri pozisyona zorlanmaya yol açabilir. Her iki senaryo da istikrarsızlık üretir.

    6. Hürmüz Boğazı’nın kapanması küresel dengeyi altüst eder. Bab el-Mandeb’de Husilerin devreye girmesi sigorta maliyetlerini patlatır. Özellikle Çin’den AB’ye yönelik Konteyner taşımacılığı ve enerji sevkiyatı ağır darbe alır. Varil fiyatının 150 doların üzerine çıkması ABD ekonomisinin tolere edebileceği bir tablo değildir. 150 dolar petrol ABD ve Avrupa için sürdürülebilir değildir. Enerji şoku haftalar içinde siyasi baskı üretir.

    7. Pakistan faktörü de önemlidir. Nükleer bir güçten söz ediyoruz. Suudi Arabistan ile askeri iş birliği önemlidir. Ancak Hindistan-İsrail yakınlaşması göz önüne alındığında ve ayrıca Pakistan Taliban Savaşı’nın tam da İsrail Amerika’nın İran’a saldırısından önce başlaması tesadüf değildir. Pakistan’ın oyalanması amaçlanmaktadır. Trump’ın Pakistan liderliğine övgüleri bu yüzden tesadüf değildir.

    8.Türkiye açısından tablo nettir. Ortada açık bir İsrail saldırganlığı ve Amerikan askeri gücünün bu çerçevede kullanılması vardır. Ankara şunun farkındadır: İran düşerse baskı hattı Türkiye’ye dayanır. Bu nedenle İranın yanında olmak jeopolitik zorunluluktur. İran’daki Kürt gruplarının birleşmesi Türkiye için ciddi bir güvenlik endişesidir. Türkiye bu grupların birleşerek bağımsız bir kukla Kürt devletini kurmasına izin vermeyecek hamleleri desteklemelidir.

    9. ABD meşruiyetsiz, düşük kamuoyu desteğiyle, kıymetli mühimmatını harcayarak, direnç kültürünü hafife aldığı bir ülkeye karşı savaşmaktadır. İran kısa sürede çökmez. Rejim değişimi ihtimali zayıftır.

    https://x.com/cemgurdeniznet/status/2027987182091161937

Sayfa 511/516 İlkİlk ... 11411461501509510511512513 ... SonSon

Yer İmleri

Yer İmleri

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •