
Originally Posted by
yelpaze
Öncelikle iyi bayramlar dilerim size sn. deva-i dert ve tabi herkese.
Söz konusu şirketler VW, Stellantis, Renault, Ford, GM, Mercedes-Benz, Honda gibi toplumların en çok bildikleri ve sevdikleri markalar olunca ister istemez yatırım potansiyeli merak ediliyor. Bunlara JNHI, AGCO gibi iş makineleri üreticileri de eklenebilir.
Ortada karmaşık bir problem var; bir yanda önlenemez bir değişimin daha da hızlanması öte yanda yeni düzene, eski halini koruyarak ayak uydurmaya çalışan kemikleşmiş yönetim anlayışları!!! Bu şirketlerde biçimsel organizasyon o kadar güçlüdür ki; Çin öncülüğünde uzun yıllardır planlanan sürece dahil olmaya çalıştıklarında zararları daha da katlanıyor. Bunlara yapılacak her devlet yardımı çöpe gidecek para olacak zira meseleyi daha anlamayı bile başaramadılar. Bakın konu öyle ilginç bir noktada ki; ülkeler bu markalarını destekleyip elektrikli araç ihtiyacını bunlardan karşılamaya çalışsa bile bunlar gene üretimde kullandıkları her şeyi Çin'den getirecek ve verilen döviz açığı Çin'den bitmiş araç getirmekten daha fazla olacak. Üstelik otonom sürüşe giden yolda hep yarışı geriden takip etmekten kurtulamayacaklar. Çin, mobilite işini tam olarak tekeline almayı başardı, tek eksiği olan ileri teknoloji çipleri de üretmeye başlayacak. Son yaşanan petrol krizi ve bunun gelecekte de tekrar edeceği fikri akaryakıtlı araçlara olan güveni iyice yıkacak ve asya başta olmak üzere elektrikli araçların talebi ciddi artacaktır. Devletler akaryakıta bağımlılığın neden olduğu açıkları taşıyamayacak ve pes edecekler. Bakın benzin ve dizelin petrol kuyusundan arabanın deposuna olan yolculuğu tam bir kayıp döngüsüdür, aptalcadır ama aynı zamanda yıkıldığında büyük gürültü koparacak bir yapıdır. Petrole dayalı ekonomilerin hali ortada, yavaş yavaş haritadan siliniyorlar. Bu süreç yeşil enerji yatırımlarını da birinci dereceden etkiliyor, buna dikkat çekmek isterim zira ortaya hızlı karşılanması gereken bir enerji talebi çıkacak.
Kısa vadeli turn around tipi fırsatlara gelince, işlem hacimleri yüksek olduğundan bu tip al-sat kararları verilebilir ama geleneksel otomotiv üreticilerinde kısa vadeli pozisyon almak riskleri hiç bir şekilde azaltmak anlamına gelmiyor, sadece yatırımcı bu riski kaldıracak mental kıvama ulaşmış oluyor, bunu iyi idrak etmek lazım. Olumsuzluklar çok belirgin olunca pozisyon doğru olsa dahi taşımak da mümkün olamıyor. İlaç, inşaat malzemeleri, finans, hızlı tüketim alanlarında odaklanılabilecek daha iyi fırsatlar var. Zaten siz de bunları tespit ediyorsunuz.
Doğrudan geleneksel otomotiv üreticileri portföyümde ya da portföy hedeflerimde pek yer almıyor. Hisse seçerken kriter olarak kullandığım filtrelerden bazılarına (debt to assets, net debt to ebitda ya da interest coverage, vb) uymamaları temel sebep. Genelde o nedenlerle eleniyorlar. Karşıt yatırım ve deep value arayışında olsam da value trap'ten kaçmak için kullandığım bazı kriterler bunlar. Seçimlerim kısa vadeli seçimler, ancak kısa vadeli portföy kurarken bile orta/uzun vadeli portföylerde bulunması gerektiğini düşündüğüm filtrelerden taviz vermiyorum ve financial distrest altında olabilecek şirketlerden uzak duruyorum. Zira kısa vadeli seçim olması ve/veya fiyat olarak diplerde geziniyor olmaları onların bir kere daha sert değer yitirebilme potansiyellerini azaltmıyor. Hisse havuzu oldukça geniş olduğu için kriterlerime uyan hisse bulmak çok da zor olmuyor.
Elbette bunlar benim fikirlerim ve sektörde bulunan firmaların hisselerinin belli dönemlerde iyi sayılabilecek kısa ralliler yaşaması imkansız değil. En basitinden Volkswagen AG dibinden % 40 civarı ralli yaşamıştı. Diğer oto üreticilerinde de böyle hareketler olabiliyor. Risk almak isteyene tabi ki.
Bu yazdıklarım bu şirketlerin hisse senetlerinde pozisyon açılıp açılamayacağına dair kişisel yorumlarım sadece. İşin business tarafı için yazdıklarınız süreci oldukça güzel açıklıyor. Detaylı açıklamalarınız için teşekkür ederim.
Size de iyi bayramlar dilerim.
"İyi bir planın en büyük düşmanı, mükemmel bir planın hayalini kurmaktır."
Clausewitz
Yer İmleri