Artan
Azalan
İşlem
BIST 30
BIST 50
BIST 100
NASDAQ 100
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
103,40 10% 7,36 Mn 103,40 / 103,40
68,75 10% 821,10 Mn 68,75 / 68,75
47,36 9.99% 153,74 Mn 42,42 / 47,36
10,06 9.95% 645,51 Mn 9,10 / 10,06
42,42 9.95% 454,87 Mn 40,86 / 42,42
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
12,42 -10% 756,15 Mn 12,42 / 13,30
41,08 -9.99% 34,58 Mn 41,08 / 41,08
11,63 -9.98% 255,31 Mn 11,63 / 13,02
8,23 -9.96% 28,80 Mn 8,23 / 8,23
20,30 -9.94% 12,38 Mn 20,30 / 20,30
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
238,10 -0.87% 17,14 Mr 234,00 / 241,50
291,75 -0.6% 5,70 Mr 291,00 / 295,50
204,90 0.84% 5,59 Mr 196,50 / 207,30
13,00 -1.37% 4,28 Mr 12,99 / 13,34
190,80 0.79% 3,94 Mr 189,00 / 191,40
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
16,63 -3.26% 420,79 Mn 16,60 / 17,34
66,50 -1.12% 3,48 Mr 66,35 / 68,30
330,75 -2.14% 3,64 Mr 329,25 / 341,00
204,90 0.84% 5,59 Mr 196,50 / 207,30
673,50 0.07% 1,70 Mr 672,00 / 685,00
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
16,63 -3.26% 420,79 Mn 16,60 / 17,34
66,50 -1.12% 3,48 Mr 66,35 / 68,30
86,50 -1.54% 255,03 Mn 86,25 / 88,45
110,20 -0.99% 98,01 Mn 109,70 / 112,30
330,75 -2.14% 3,64 Mr 329,25 / 341,00
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) Düşük / Yüksek
16,63 -3.26% 420,79 Mn 16,60 / 17,34
27,00 -1.53% 60,04 Mn 26,92 / 27,58
66,50 -1.12% 3,48 Mr 66,35 / 68,30
10,86 -3.47% 400,86 Mn 10,83 / 11,55
72,05 -3.55% 392,88 Mn 71,90 / 75,40

Masrafsız Bankacılık + 1.000 TL Nakit! Enpara’dan Çifte Avantaj

Masrafsız Bankacılık + 1.000 TL Nakit! Enpara’dan Çifte Avantaj
Sayfa 15/15 İlkİlk ... 5131415
Arama sonucu : 120 madde; 113 - 120 arası.

Konu: Yurtdışı Hisse Senedi Borsaları

  1.  Alıntı Originally Posted by deva-i dert Yazıyı Oku
    Doğru olup olmaması bir yana, dünya gündemini belirleyen bir devletin başkanının adının finansal piyasalarda manipülasyonla anılıyor olması ve kendi ülke kamuoyunun bile söylediklerine çoğunlukla itibar etmemesi makamına olan itibarın kaybı için yeterli bir neden. Yanar dönerliği, gün içinde bile defalarca birbiriyle çelişen demeçler vermesi zaten işin trajikomik tarafı. Normlara değil kabadayılığa dayalı bir uluslararası sistemin çalışmaya uzun süre devam edemeyeceğini zaten biliyoruz. Kaldı ki kabadayılığın bile ne kadar sürdürülebilir olduğu büyük tartışma götürür.
    ABD yüksek teknoloji ve uzay yarışındaki gücü haricinde kağıttan kaplana dönüşüyor ki iyi olduğu alanlar da son derece kırılgan. Durum böyle olunca başkan da kağıttan değerler üzerinde devamlı spekülatif hareketlerde bulunuyor öte yandan adam bu haliyle de kendini halkına kabul ettirerek onay aldı. Çin gibi organize bir güç ile ilk defa karşılaşan ve karşısında çaresiz kalan ABD'nin küçük çocuk tavırları sergilemesi de normal. Hatırlarsanız geçen yıl amerikayı yeniden harika yapmaya çalışıyordu ama sonuç alamadılar. Üretim, finansman, istihdam, stratejik hammaddeler, enerji gibi alanlarda Çin üstünlüğünü iyice pekiştirdi. ABD'de doğal olarak elindeki kullanılabilir assetlerinden en önemlisi olan silaha sarılarak politika yapmaya başladı. Kağıt piyasasına aşırı bağımlı olduğundan da sözlü olarak finans piyasalarını yönlendirmeye çalışıyor. Aptalca gözükse de tüm dünya Trump'la bu oyunu oynamaya hevesli. Burada sorun şu ki; ABD giriştiği askeri mücadelelerden maddi olarak kazanç sağlayamayacak, zararlı çıkacak. Petrol artık fark yaratan bir emtia değil bence ve petrol eksenli bu çatışmalar sadece 200 yıllık bir dönemin bitiş sancıları. ABD bu sancıları en şiddetli yaşayacak bölgenin ortasına konumlanarak Çin'e karşı politik manevralar yapmaktan öteye gidemeyecek ancak hiç kimse bu tür bir devrim döneminden kazançlı çıkabilecek öngörüye sahip değildir.

  2.  Alıntı Originally Posted by yelpaze Yazıyı Oku
    ABD yüksek teknoloji ve uzay yarışındaki gücü haricinde kağıttan kaplana dönüşüyor ki iyi olduğu alanlar da son derece kırılgan. Durum böyle olunca başkan da kağıttan değerler üzerinde devamlı spekülatif hareketlerde bulunuyor öte yandan adam bu haliyle de kendini halkına kabul ettirerek onay aldı. Çin gibi organize bir güç ile ilk defa karşılaşan ve karşısında çaresiz kalan ABD'nin küçük çocuk tavırları sergilemesi de normal. Hatırlarsanız geçen yıl amerikayı yeniden harika yapmaya çalışıyordu ama sonuç alamadılar. Üretim, finansman, istihdam, stratejik hammaddeler, enerji gibi alanlarda Çin üstünlüğünü iyice pekiştirdi. ABD'de doğal olarak elindeki kullanılabilir assetlerinden en önemlisi olan silaha sarılarak politika yapmaya başladı. Kağıt piyasasına aşırı bağımlı olduğundan da sözlü olarak finans piyasalarını yönlendirmeye çalışıyor. Aptalca gözükse de tüm dünya Trump'la bu oyunu oynamaya hevesli. Burada sorun şu ki; ABD giriştiği askeri mücadelelerden maddi olarak kazanç sağlayamayacak, zararlı çıkacak. Petrol artık fark yaratan bir emtia değil bence ve petrol eksenli bu çatışmalar sadece 200 yıllık bir dönemin bitiş sancıları. ABD bu sancıları en şiddetli yaşayacak bölgenin ortasına konumlanarak Çin'e karşı politik manevralar yapmaktan öteye gidemeyecek ancak hiç kimse bu tür bir devrim döneminden kazançlı çıkabilecek öngörüye sahip değildir.
    Sovyetler Birliği'nin yıkıldığı tarihlerde insanların bir gün ABD için 'kağıttan kaplan' yorumları yapacağını söylesek gülüp geçerlerdi muhtemelen. Süreç 'Batı Kapitalizmin'in mutlak zaferi olarak yorumlanmış ve sanki sonsuza kadar sürecekmiş gibi bir genel kabul içerisine girmişti insanlar. Hatta Francis Fukuyama'nın 'Tarihin Sonu' tezi akademik çevrelerde baştacı edilir hale gelmişti. 30-35 yılda ne kadar çok şey değişti. O zamanın 'Köylü Çin'i başta kendi coğrafyası olmak üzere dünyanın her tarafına nerdeyse her şeyi üretebilir hâle gelirken, 'Soğuk Savaş'ın mutlak galibi olarak sunulan ABD şimdilerde orta düzey bir güç olan İran'ı, hem de ikili girdiği savaşta bile, dize getiremez hale gelmiş durumda ve karşı tarafı müzakereye zorluyor. Tarih artık 'petrol biterse dünyanın sonu gelir' zaman diliminden 'petrolün artık yeni dünyada yeri kısıtlı' zaman dilimine geçiş aşamasında. Savaş nedeniyle petrol fiyatlarının artmış olması ve beraberinde getirdiği panik havası petrolün önemini tekrar artırmaktan ziyade belki de petrolden kaçışı hızlandıracak. Sürecin mimarlarından olan Trump'ın 'drill baby, drill' mottosu da belki trajikomik bir hatıra olarak yer alacak tarih sahnesinde. Kim bilir?
    Son düzenleme : deva-i dert; 25-03-2026 saat: 17:37.
    "İyi bir planın en büyük düşmanı, mükemmel bir planın hayalini kurmaktır."
    Clausewitz

  3. 'Barış geliyor, geldi, gelecek' söylemlerine rağmen ABD'deki ana endeksler 5 iş günüdür 200 günlük hareketli ortalamalarının altında seyrediyor ve üzerine atma çabaları da satışlarla sonuçlanıyor. Bunu genel bir düşüş trendinin teyidi olarak yorumlamak için belki erken, ama bir mesaj verdiği gerçeğini de inkâr edemeyiz.

    ABD/İsrail-İran savaşında ABD Başkanı Trump tarafından piyasaya sürülen müzakere haberlerinin yoğunluğuna rağmen sahadaki gelişmeler henüz bu minvaldeki karşılıklı yumuşamayı doğrulayacak aşamada değil. Finans piyasaları iyimser haberleri satın almayı tercih etse de, güçlü bir geri dönüş hikayesi yazmak için yeterli momentuma henüz sahip değil.

    Bu tip zamanlarda bireysel yatırımcı için en zor şey 'bekle-gör' stratejisini sabırla sürdürebilmek. 'Daha dibi mi gelecek?' sorusu ile 'Fırsat mı kaçırıyorum?' sorusu arasındaki ikilemde sıkışabiliyor insan.

    Bu süreç eğer bir düşüş trendi ise, dipte olduğumuzu söylemek için oldukça erken. Endekslerin kritik ortalamalarının altında seyrediyor olması 'temkinli bekleyiş'in daha mantıklı olduğunu söylüyor aslında. Ama gerçek anlamda dip avcılığı peşinde olanlar için fiyatların temel ortalamaların üstüne gelmesini beklemek 'geç kalmak' ve 'çıkışın önemli bir kısmını kaçırmak' anlamına da geliyor. Bu da yaşanacak ikilemin bir parçası.
    Son düzenleme : deva-i dert; 25-03-2026 saat: 18:28.
    "İyi bir planın en büyük düşmanı, mükemmel bir planın hayalini kurmaktır."
    Clausewitz

  4. - It's not what you buy, it's what you pay!
    Önemli olan ne aldığın değil, ne ödediğindir!

    - Success in investing doesn't come from buying good things, but buying things well.
    Yatırımda başarı iyi şeyler almaktan değil, (aldığın) şeyleri iyi (doğru fiyatla/doğru zamanda/doğru şartlarda) almaktan gelir.

    Howard Marks
    "İyi bir planın en büyük düşmanı, mükemmel bir planın hayalini kurmaktır."
    Clausewitz

  5. Değerleme yapabilmenin önemini anlatan güzel sözler.

    İran savaşıyla ilgili geçen hafta bir TV kanalında Doç. bir abimiz güzel bir değerlendirme yapmıştı. Bu mesele ABD-İsrail den ziyade ortadoğu coğrafyasında bir devrim dönemi olarak kabul edilmeli diyordu. Bence bu görüşü destekleyen çok sağlam veriler ve gerçekler var. Olaya bu açıdan bakıldığında yüzeysel bir barış beklentisinin pek inandırıcı olamayacağı aşikar. Söz konusu coğrafya bizim ticari ilişkilerimizin güçlü olduğu hatta bize para versinler diye umut bağladığımız yerler. Daha düne kadar merkez bankasının şu kadar parası var diyenler birden sus pus oldu.

  6. Bu savaşın sadece Ortadoğu değil tüm Batı coğrafyasında da büyük kırılımlara yol açacağını düşünüyorum. Savaş bugün yarın, öyle istendiği için değil de, savaşan 2 taraf için de mühimmat yetersizliğinden ötürü bitecek bir gün. Ancak savaşın kırılımsal etkileri hemen görülmeyeceği için dünya tarahinde geçici bir 'pause' etkisi oluşturduğu düşünülecek belki. Ama gerek ekonomilerde, gerek dünya sisteminde, gerek zihinlerde ve toplumsal yapılarda bıraktığı etkiler büyük bir değişimin başlangıcı olacak. Çanlar sadece Ortadoğu için değil, Batı coğrafyası için de çalıyor. Zaten bugünkü Ortadoğu, ekonomi-politik yapılanmasından toplumsal kırılımlalarına kadar her şeyiyle Batı coğrafyasına eklektik bir şekilde oluşmuş, hatta daha da ileri gideyim üretilmiş durumda ve birbirinden bağımsız ve izole yapılar değiller. Ortadoğu'yu belirleyen bizzat kendisi değil, aslında Batının da kendisi. Bütünün parçasında olan değişikliklerin kalan diğer kısımlarını etkilememesi düşünülemez.

    Dünya çok hızlı değiştiği için gelecek hakkında öngörülerde bulunmak belki zorlaşıyor, ancak Batı'nın 'var oluşsal' bir krize girmiş olduğunu gözlemlemek zaten zor değil. Üzerine dayandığı sanayi ve elektronik devriminin ve bunun dolaşımındaki kan olan petro-dolar sisteminin ellerinden kayıp gittiğinin ve 200 yılda ürettikleri dünya sisteminin yıkılmaya yüz tuttuğunun zaten farkındalar. Sıkıntı bunu göremiyor olmalarında değil, buna çözüm üretemiyor olmalarında. Ve bu savaş ve sonuçları mevcut dünya sisteminde olacak büyük değişimi sadece hızlandıracak.
    Son düzenleme : deva-i dert; Bugün saat: 12:30.
    "İyi bir planın en büyük düşmanı, mükemmel bir planın hayalini kurmaktır."
    Clausewitz

  7. Hocam bu konuda sizinle farklılaşıyoruz.
    Ben olayı musevilerin 1937-1945 arasındaki o kısa dönemde yaşadıkları korkunç ve 1000 yıl geciken devrime benzetiyorum hepsi bu. Ortadoğu haricinde önemli etkisi olmayacağından eminim. Konunun katalizörü petrol zira değişime direnen yaşam formlarının karbondan beslendiği gerçeğini görüyoruz. Hristiyanlar, Roma sayesinde farklı bir hikayeyle medeniyeti kurdular. İslam toplumlarının en önemli özelliği ve değişime kapalı oldukları halde ayakta kalmalarını sağlayan şey din etrafında birbirlerine çok sıkı kenetlenmeleri, finansal kaynak da genelde petrol veya afyon gibi ürünler. Pek çok kişi tersini düşünür ama Hristiyanların haçlı seferlerinde dahi birbirlerinin kuyusunu kazdığını, devamlı kendi aralarında savaştığını buna karşın Müslümanların birbirlerine destek konusunda çok daha başarılı olduğunu görüyoruz, tabi gücü yettiği ölçüde!

    Batıyı değerlendirmek zor, sıkıntıları var ve bunlar daha çok alıştıkları yüksek hayat standartlarından aşağı düşmekle ilgili. Bu konuda tespitlerinize katılıyorum. Global servetten daha fazla pay alan Asya'nın sinerjisine göre zayıf kalıyor olabilirler ama güçlü yanları da hala çok güçlü.

    Sanayi devrimi Çarlık Rusya'sı, Çin Hanedanlığı, Osmanlı, İran gibi belli medeniyetler üzerinde yıkıcı hatta yok edici etkilere neden oldu. Hindistan, Libya, Sudan, Mısır, Vietnam, Birmanya gibiler için sömürge dönemiydi. Teknoloji devriminin hızını ben x10 olarak öngörmüştüm ve başkaları da bunu düşünüyor.

  8. Kastettiğim büyük değişim ve kırılım Batılı devletlerin kısa bir sürede çökmesi gibi bir olgu değil. Sanayi Devrimi'nden başlayarak bugüne kadar süren Batı merkezli dünyanın ilk yarısında belirleyici güç olan Büyük Britanya hegemonluğunu kaybetse de nasıl dünya tarihinden tamamen silinmedi ve belli standartlarda mevcut sistem içerisinde kısmi bir ağırlığı koruyorsa, aynı şey komple Batı bloğu için bahsettiğim büyük kırılımın sonuçları için de geçerli. Batı bloğunu oluşturan devletler ve arkalarındaki ekonomi-politik birden bire sıfırlanacak değil. Bu hayatın olağan akışına ters zaten. Bir süreçten ve tek kutuplu hegemonyanın yıkılıp, ağırlığını daha çok Asya'nın oluşturduğu çok kutuplu bir dünyanın hayatın her safhasında kendini doğrudan hissettireceği bir durumdan bahsediyorum. Dünya tarihini ve gelişimini maalesef genelde Batı gözüyle (Batı'da yazılan ve çizilenlerin bilinçaltımızda bıraktığı etkiyle) değerlendirdiğimiz için bazı şeyleri gerçekleştikten sonra ancak kabul edebiliyoruz. Batı bu zihinsel değişimi yavaşlatma ve gerçekleri perdeleme konusunda oldukça mahir ve gölgeleyici bir etkiye sahip. En basitinden Çin'deki büyük değişimi son 10 yıla kadar insanların zihninde gölgelemeyi başardı. Çin'i sadece kopyacı, basit teknolojilerle basit ürünler üreten, kendi içine kapalı, içinde ciddi toplumsal problemler barındıran bir ülke olarak niteleyip, oradaki büyük gelişimi ve değişimi görmeyip ya da görmezden gelip, kişi başına düşen milli gelir, vb. seçici ekonomik rasyoları kullanarak olayı basite indirgemeyi ve fakir, az gelişmiş bir toplum görüntüsü sunan basit sınıflandırma yöntemlerini tercih ederek kendi dominansının devam ettiğine kitleleri inandırmaya çalıştı. Ama belli bir noktadan sonra gerçeği gizleyebilmek o kadar zor ki, pes etmekten ve bunu kabul etmekten başka çare kalmıyor.

    Tabii bir de son 200 yıllık dünya sistemini ve ekonomi-politiğini oluşturan parçaların çok önemli bir kısmı da büyük sermaye yapısı ve bu yapının büyük değişimde alacağı tavrın ne olacağı konusu. Bence onlar zaten bu büyük değişime göre hareket etmekte idi, hatta 'madem böyle bir değişim var, bu değişimin edilgen parçası değil, en önemli aktörleri biz olalım' şeklinde bir tercihte bulundular. Bu değişimi tersine çevirmek isteyen ABD Başkanının MAGA hayali ile yapmaya çalıştığı dönüşümün önemli bir kısmı şimdilik duvara toslamış durumda. MAGA'nın önemli parçalarından biri olarak gösterdiği yüksek gümrük vergileri de ABD Yüksek Mahkemesi'nden geri döndü. Bu geri dönüş hikayesini ben hukuksal bir düzeltme olarak görmüyorum. Mevcut sistemin en büyük bileşenlerinden olan büyük sermayenin tepkisinin hukuksal olarak vücut bulması bana göre. Alınan kararların 'hukukun üstünlüğü' filan gibi alıcısı çok olan kavramlarla izah edilmesi ancak çocukların inanabileceği bir saflık gerektirir.
    "İyi bir planın en büyük düşmanı, mükemmel bir planın hayalini kurmaktır."
    Clausewitz

Sayfa 15/15 İlkİlk ... 5131415

Yer İmleri

Yer İmleri

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •